Diplomasi
Soçi’de dört saatlik zirve: ‘Suriye’de eş güdüm’ vurgusu

Erdoğan, Soçi’de Putin ile bir araya geldi. 20 gün içindeki bu ikinci görüşme öncesi kısa açıklama yapan liderlerden Erdoğan, “Suriye’yi ele almamız bölgeye ayrıca rahatlama getirecek” dedi. Putin ise, “Avrupa, Türkiye’ye minnettar olmalı” ifadelerini kullandı. Dört saat süren görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada ise “Suriye’de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede, dayanışma ve eş güdüm” vurgusu yapıldı.
En son 19 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da yapılan Astana Zirvesi’nde görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki tatil beldesi Soçi’de bir araya geldi. İki liderin gündeminde Ukrayna’da devam eden Rus harekâtı ve tahıl koridoru anlaşması ile Türkiye’nin olası Suriye operasyonu ve gerilimin yeniden yükseldiği Karabağ var. Akkuyu’da devam eden nükleer santral projesi de dahil iki ülke arasındaki enerji işbirliği de liderlerin gündeminde.
Görüşmenin basına açık bölümünde konuşan Putin, Soçi ziyareti öncesi, bir Rus hükûmet delegasyonunun Türkiye’yi ziyaret ettiği ve ülkeler arasındaki büyük projelerin hepsinin üstünde çalıştığı bilgisini verdi. Tahıl anlaşmasına varılabilmesinde üstlendiği rol için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kişisel olarak teşekkür eden Putin, “Sizin doğrudan katılımınız ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin (Antionio Guterres) ara buluculuğu ile Ukrayna’daki tahılın Karadeniz limanlarından sevkiyatı konusu çözüldü. Sevkıyat başladı bile. Size hem bunun için hem de Rus tarım ürünleri ve gübresinin dünya pazarlarına kesintisiz tedariki hususunda ‘paket karar’ alındığı için teşekkür etmek istiyorum” dedi.
‘Avrupa müteşekkir olmalı’
Türkiye ile ticaret hacmi mayıs ayına kadarki dönemde iki katına çıktığını söyleyen Putin, “TürkAkım doğalgaz boru hattı, Rus gazının Avrupa’ya sevkıyatının ana arterlerinden biri. TürkAkım kesintisiz çalışıyor. Avrupalı partnerlerimiz bunun için Türkiye’ye müteşekkir olmalı” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aylar önce sinyalini vermesine rağmen hala yapılamayan yeni Suriye operasyonu konusunda Putin’in “Erdoğan’ı ilgilendiren tüm meseleleri muhakkak ele alacağız, göz ardı etmeyeceğiz” ifadeleri dikkat çekti.
‘İki ülkenin oynadığı rol…’
Putin’e teşekkür ederek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan da her iki ülke heyetinin Türkiye’de yaptığı görüşmelerin de verimli geçtiğini söyledi: “Siyasi, ekonomik ve ticari alanlarda birçok konuları ele aldılar ve şimdi de bizim bu konulardan sonra buna bir adeta nokta koymamız inanıyorum ki Türkiye-Rusya ilişkilerinde çok farklı bir sayfayı da açacaktır. Gerek enerjide gerek Karadeniz hattının tarımda, tahılda buradan atılan adımlar, turizmde yapılan görüşmeler, ulaşımla ilgili olarak atılan adımlar ki bütün bunlarla beraber bölgedeki bazı adımların atılması, bunlar gerek heyetlerimizin yaptığı ama bizim de bugün başa baş ikili bu görüşmeyi yapmak suretiyle Türkiye ve Rusya’nın bölgede oynadığı rolü ortaya koyması bakımından çok önemli.”
‘Bölgeye rahatlama getirecek’
Erdoğan, Suriye konusunda şunları kaydetti: “Suriye’deki gelişmeleri bu vesileyle özellikle ele almamız inanıyorum ki bölgeye ayrıca rahatlama getirecektir. Terörle mücadelede dayanışmamız büyük önem arz ediyor ve bu konuyla ilgili olarak da atacağımız adımlar, yapacağımız görüşmelerle inanıyorum ki bir güç kazanacaktır. Yine bugün tabii dünyanın gözü Soçi’de. ‘Acaba Soçi’de ne görüştüler, ne yaptılar?’ Burayı takip ediyorlar. Bizim de yapacağımız bu görüşmelerden sonra da bunlara verilecek olan cevaplar onları belli istikamette yönlendirecektir.”
Erdoğan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi ile ilgili de şöyle konuştu: “Enerji alanında Akkuyu konusunu bugün sizlerle bir noktaya getirmemiz onu belli bir yerde gerçekten değerlendirerek, karara bağlanmamız Akkuyu’daki süreci ertelemeye fırsat vermeyecektir. Çünkü belirlenen takvimin işlemesi ve Akkuyu’nun belirlenen zamanda bitirilmesi çok çok büyük önem arz ediyor. Zira Türkiye’nin enerji temininde yüzde 10 enerji potansiyelini Akkuyu Enerji Santrali halledecek ve bu konuyla ilgili olarak da etraflıca bir görüşme yapmamızın faydalı olacağına inanıyorum. Ben de bugün böyle bir fırsatı bulduğumuz için memnuniyetimi özellikle ifade etmek istiyorum.”
Ortak açıklama yapıldı
Açıklamaların ardından görüşmelere geçildi ve Rus Sanatoryumu’nda yapılan görüşme 4 saat sürdü. Görüşmenin sonunda iki lider, ortak basın açıklaması yayımladı.
İki liderin, Türkiye-Rusya ilişkilerinin, mevcut bölgesel ve küresel tüm sınamalara rağmen, karşılıklı saygı ve mütekabil çıkarların tanınması temelinde ve uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olarak ilerletilmesi yönündeki ortak iradelerini teyit ettiklerinin belirtildiği açıklamaya göre, bu anlayış çerçevesinde Türkiye-Rusya ikili ilişkilerinin gündeminde yer alan konular üzerinde kapsamlı istişarelerde bulunan liderler, iki ülke arasındaki ticaret hacminin tespit edilen hedefler doğrultusunda ve dengeli bir temelde artırılması, ekonomi ve enerji alanlarında iki ülkenin birbirlerinden beklentilerinin mütekabiliyet çerçevesinde karşılanması, ulaştırma, ticaret, tarım, sanayi, finans, turizm ve inşaat gibi sektörlerde uzun süredir iki ülke gündeminde bulunan konularda iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde somut adımlar atılması üzerinde mutabık kaldı.
İstanbul Mutabakatı vurgusu
Bölgesel konular bağlamında, liderler, Türkiye ile Rusya arasında var olan samimi, açık sözlü ve güvene dayalı ilişkilerin bölgesel ve uluslararası istikrarın tesisi açısından taşıdığı kilit öneme işaret etti. İki lider bu çerçevede, Ukrayna limanlarından tahıl ve gıda ürünlerinin emniyetli taşınmasına yönelik İstanbul Mutabakatına varılmasında iki ülke arasındaki yapıcı ilişkilerin rol oynadığını teyit etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin, Rusya’nın tahıl, gübre ve gübre üretimi için gerekli ham maddenin kesintisiz ihracı dahil, İstanbul Mutabakatının lafzı ve ruhuna uygun şekilde tam olarak uygulanması lazım geldiğinin önemini vurguladı.
Suriye’nin birliği ve terörle mücadele
Suriye’deki son gelişmeler üzerinde durulan görüşmede Erdoğan ve Putin, ülkede kalıcı çözüme ulaşılması için siyasi sürecin ilerletilmesine atfettikleri önemin altını çizdi. Liderler, Suriye’nin siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasına atfettikleri öneme işaretle, Suriye’de tüm terör örgütlerine karşı mücadelede, dayanışma ve eş güdüm içinde hareket etme kararlılıklarını teyit etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin, Libya’nın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine olan güçlü bağlılıklarını vurguladı. Libyalılar arasında mümkün olan en geniş mutabakat temelinde serbest, adil ve muteber seçimlerin düzenlenmesinin önemini vurgulayan iki lider, BM himayesinde yürütülen Libya liderliğindeki ve Libya sahipliğindeki siyasi sürece desteklerini yineledi.
Erdoğan ve Putin, Türkiye-Rusya Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin müteakip toplantısının Türkiye’de gerçekleştirilmesi üzerinde mutabık kaldı.
Erdoğan’a kalabalık heyet eşlik etti
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de Soçi ziyaretinde Erdoğan’a eşlik etti.
Diplomasi
Afrika’da AB-Çin rekabeti yoğunlaşıyor

Güney Afrika’da, stratejik hammaddelere erişim konusunda Çin, ABD ve AB arasındaki rekabet giderek şiddetleniyor.
German Foreign Policy’deki analize göre Zambiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki bakır kuşağından Angola’nın Atlantik kıyısındaki Lobito limanına uzanan demiryolu bağlantısı olan “Lobito Koridoru”, bu bağlamda şu anda kilit bir rol oynuyor.
Bu altyapı projesi, Avrupa Küresel Geçit Stratejisi’nin (Global Gateway) en önemli girişimlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Brüksel’in yanı sıra bu bölgeye yatırım yapan Washington tarafından da Çin’e olan bağımlılığı azaltmak için bir araç olarak görülüyor.
Gelecekte bataryaların, elektrikli araçların, dijital teknolojilerin ve askeri teçhizatın üretimi için gerekli olan bakır, kobalt, lityum ve diğer hammaddeler bu güzergâh üzerinden batıya taşınacak.
Bu girişim, Afrika’daki hammaddelerin ihracata açılması amacıyla sömürge döneminde inşa edilen altyapıyı temel alıyor.
Eleştirmenler ise Lobito Koridoru’nun genişletilmesinin, mevcut hammadde çıkarma şekillerini yeni koşullar altında sürdürdüğünü savunuyor.
Kuaş ve Yol’a karşı Küresel Geçit
Avrupa Komisyonu, Eylül 2021’de “Global Gateway” programını onayladı.
Bu program kapsamında 2027 yılına kadar Afrika, Asya, Okyanusya, Güneydoğu Avrupa ile Güney ve Orta Amerika’daki ülkelerdeki altyapı projelerine yaklaşık 300 milyar avro yatırım yapılması planlanıyor.
Program, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne karşı bir girişim olarak görülüyor.
Bu bağlamda temel hedeflerden biri, Avrupa’ya yapılan kritik hammadde ithalatının çeşitlendirilmesi. Özellikle amaç, Çin’den gelen hammaddelere olan bağımlılığı azaltmak.
Mayıs 2026’nın sonlarında Çin’e yaptığı ziyaret sırasında Federal Ekonomi Bakanı Katherina Reiche (CDU), kritik hammaddelere ve nadir toprak elementlerine güvenilir erişimin önemini vurguladı. Almanya’nın Çin’e en fazla bağımlı olduğu alan tam da bu.
Sömürge dönemi altyapısı aynen korunuyor
Bunun en iyi örneği, Zambiya-Güney Kongo bakır kuşağının kenarından Angola’daki Lobito limanına uzanan 1.300 kilometre uzunluğundaki “Lobito Koridoru.”
Bu ticaret koridorunun temel altyapısı, Avrupa sömürgeciliğinin doruk noktasında, 1902 gibi erken bir tarihte, liman kenti Lobito’dan doğuya doğru, bugünkü Angola topraklarından geçen ve Güney Kongo ile Zambiya’nın bakır zengini bölgelerine ulaşımı sağlamak amacıyla inşa edilen Benguela Demiryolu ile kuruldu.
1931 yılında, ilk demiryolu hattının tamamlanmasının ardından, İngiliz madencilik ve demiryolu şirketi Tanganyika Concessions, 99 yıllık imtiyaz hakkını Portekiz’in Angola kolonisine devretti.
İmtiyaz süresi 2001 yılında sona erdi; bunun ardından o zamana kadar Portekizli yetkililer tarafından kontrol edilen altyapı, Angola hükümetine devredildi.
2030 yılına kadar bu güzergâh üzerinden yıllık bir milyon metrik ton bakırın taşınması bekleniyor.
Hem AB hem de ABD, Afrika hammadde sektöründe Çin’in güçlü konumuna karşı koymak için özellikle Lobito Koridoru’na güveniyor.
Tahminlere göre, küresel kobalt üretiminin yaklaşık üçte ikisi, Çinli şirketlerin madencilik alanında özellikle aktif olduğu Kongo’dan geliyor.
Çin ayrıca küresel kobalt işleme hacminin yaklaşık yüzde 75’ini oluşturuyor.
Lobito’ya uzanan sömürge döneminden kalma demiryolu hattı, şimdiye kadar esas olarak Tanzanya üzerinden doğuya ihraç edilen bakır, kobalt ve diğer hammaddelerin bunun yerine batıya taşınmasını ve Çin yerine Avrupa veya Kuzey Amerika’da işlenmesini sağlamayı amaçlıyor.
Çin’in Afrika hegemonyasını kırmak için Batı Bloku’ndan hamle: Lobito Koridoru
Avrupa elektrikli dönüşüm için Çin’den kurtulmak istiyor
Bölge, bakır ve kobaltın yanı sıra, sahip olduğu büyük lityum, koltan, nikel ve nadir toprak elementleri yatakları nedeniyle de önemli bir iktisadi öneme sahip.
Bunlar, elektrikli araç aküleri, sabit akü depolama sistemleri ve savaş uçakları için gerekli alaşımların üretiminde kullanılan hammaddeler.
AB, bugüne kadar bu hammaddelerin çoğunu Çin’den temin etmişti. Lobito Koridoru üzerinde yer alan Angola’nın Luau kentindeki yeni lojistik merkezine yapılan stratejik yatırım, bu bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor.
Lobito Koridoru’ndaki demiryolu hattı halihazırda bir Avrupa konsorsiyumu tarafından işletiliyor.
Konsorsiyumda İsviçreli emtia tüccarı Trafigura, Portekizli inşaat grubu Mota-Engil ve Belçikalı demiryolu şirketi Vecturis yer alıyor.
Fakat madenlerin çoğunluğu hâlâ Çin’in kontrolü altında: Kongo’da 33 kobalt ihracatçısı şirketten 24’ü Çin güdümünde.
“Lobito Koridoru” AB-ABD ortaklığında inşa ediliyor
AB’nin Lobito Koridoru üzerindeki kontrolü ele geçirme çabaları, ABD’nin benzer çabalarıyla paralel ilerliyor.
ABD, 2022 yılının başlarında AB ve diğer G7 üye devletleriyle, G7’nin Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı (PGII) girişiminin bir parçası olarak, önümüzdeki beş yıl içinde dünya çapındaki altyapı projeleri için 600 milyar dolardan fazla kaynak seferber etmek üzere bir mutabakat zaptı imzalamıştı.
Lobito Koridoru, ulaşım verimliliğini artırmak amacıyla tasarlanmış Güney Afrika’daki beş temel ticaret, transit ve kalkınma güzergâhından biri.
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi esnasında, G7’nin PGII projesi çatısı altında Lobito Koridoru’na yönelik finansman, Global Gateway ile işbirliği içinde bir amiral gemisi proje olarak başlatılmıştı.
AB de Lobito Koridoru’nun genişletilmesini kritik projelerden biri olarak görüyor. Brüksel, bu amaçla iki milyar avrodan fazla yatırım sağlıyor.
Bu finansman daha da artırılabilir: 2028’de başlayacak bir sonraki AB bütçesi, kalkınma ve dış yardım için mevcut bütçenin neredeyse iki katı büyüklüğünde bir bütçe öngörüyor; 108 milyar avro yerine 200 milyar avro ayrılması planlanıyor.
AB yetkilileri, hedeflerden biri, AB’nin altyapı finansmanını artırarak Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nden “daha bütüncül” bir yaklaşım sunmak olarak lanse ediyor.
Afrika’da “Önce Amerika”
ABD ise Lobito Koridoru’nun genişletilmesi için yüz milyonlarca ABD doları taahhüt etmişti.
Yalnızca 2025’in son çeyreğinde, koridorun genişletilmesi için 553 milyon ABD doları tutarında kredi sağlamıştı.
Güney Afrika Kalkınma Bankası’ndan da 200 milyon ABD doları ek destek geldi.
Hâlâ sık sık bu projeyi “kalkınma yardımı” olarak nitelendiren Biden yönetiminden farklı olarak, ikinci Trump yönetimi artık bu altyapı projesini, Çin’in etkisini zayıflatmayı, kritik hammaddeler üzerindeki ABD kontrolünü güçlendirmeyi ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi amaçlayan bir girişim olarak açıkça tanımlıyor.
Örneğin, mayıs ayı sonunda Afrika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Yardımcısı olarak atanan eski deniz subayı Frank Garcia, Afrika kıtasındaki devam eden faaliyetleri nedeniyle Trump yönetimini övdü.
Bu bağlamda özellikle Lobito Koridoru’na dikkat çeken Garcia, projenin kıtadaki temel ABD çıkarlarını “Önce Amerika” yaklaşımıyla uyumlu hale getirdiğini belirtti.
Almanya “enerji dönüşümü” için Afrika’da
Geçen sonbaharda, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Lobito Koridoru’ndaki yeni restore edilmiş demiryolu hattında birkaç kilometre yol kat etmiş ve “muazzam iktisadi öneme sahip stratejik bir altyapı projesi”nden bahsetmişti.
Alman siyasetçi, “Bu, elbette, bu altyapı bağlantısı boyunca Avrupalı ve Alman şirketler için de yatırım fırsatları yaratıyor,” demişti.
Portekizli inşaat şirketi MCA, halihazırda 1,29 milyar avronun biraz altında bir maliyetle Angola’nın 60 belediyesinde bir güneş enerjisi parkı inşa ediyor.
Projenin müşterisi Angola Enerji Bakanlığı ve Alman hükümeti, projeyi ihracat kredi garantileriyle destekliyor.
Angola ödeme yükümlülüklerini yerine getiremezse Almanya devreye girecek; toplam tutarın yüzde 95’i Federal Almanya Cumhuriyeti tarafından garanti altına alınmış durumda.
Karşılığında Angola, Alman şirketlerinin projeye katılmalarına izin vermeyi kabul etti. Örneğin, batarya depolama sistemi Kassel yakınlarındaki Niestetal’da bulunan SMA Solar Technology tarafından tedarik ediliyor.
AB ve İtalya, Afrika için 1,2 milyar avroluk yatırım açıkladı
Alman güneş enerjisi teknolojisi sağlayıcısı Gantner Instruments Environment Solutions ise dijital kontrol sistemini sağlıyor.
Lobito Koridoru’nun genişletilmesini eleştirenler, projenin öncelikle AB ve ABD’ye fayda sağlayacağı konusunda uyarıyorlar.
Onlara göre proje, Afrika içi ticareti güçlendirmek yerine, esas olarak Afrika hammaddelerinin ihracatını teşvik ediyor.
Özellikle AB bu önlemlerini Afrika’nın çıkarlarına uygun bir kalkınma projesi olarak sunsa da, eleştirmenler bunun nihayetinde Batı’nın Afrika kaynaklarını sömürmesinin bir devamı olduğunu savunuyorlar.
Diplomasi
ABD, İran petrolüne yönelik yaptırımları 60 gün askıya aldı

ABD, İsviçre’de İran ile yürütülen müzakerelerde kaydedilen ilerleme doğrultusunda, İran petrolüne yönelik yaptırımlarını 21 Ağustos 2026 tarihine kadar 60 gün süreyle askıya aldı. Geçen hafta Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptı uyarınca alınan karar, İran ham petrolü ve petrokimya ürünlerinin üretimi, satışı ile nakliyesine yönelik tüm işlemleri kapsıyor.
ABD, İsviçre’de Tahran yönetimiyle yürütülen müzakerelerde kaydedilen ilerleme kapsamında, İran petrolüne yönelik yaptırımlarını 21 Ağustos’a kadar askıya aldı.
Kararın, geçen hafta iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde alındığı bildirildi.
ABD Hazine Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan duyuruya göre, İran petrol ürünlerinin üretimi, satışı ve nakliyesine ilişkin daha önce yasaklanmış olan tüm işlemlere, Washington saatiyle 21 Ağustos saat 00.01’e kadar izin verildi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İsviçre’de yürütülen görüşmelerde kaydedilen ilerleme göz önünde bulundurularak İran petrolüne yönelik yaptırımlardan 60 günlük bir muafiyet sağlandığını açıkladı.
Bessent, 21 Ağustos 2026 tarihine kadar İran petrolünün üretimi, satışı, nakliyesi ve boşaltılmasıyla ilgili faaliyetlere izin veren genel bir lisans yayımlandığına dikkat çekti.
Hazine Bakanı Bessent ayrıca, söz konusu lisansın ham petrol ve petrokimya ürünlerinin yeniden üretimi, satışı, nakliyesi veya boşaltılması için gerekli tüm operasyonları kapsadığını, bunun yanı sıra ABD yaptırımlarına tabi olan gemilerle ilgili işlemleri de içerdiğini belirtti.
Karar, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin İsviçre’de gerçekleştirilen ilk turunun tamamlanmasının ardından geldi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlığındaki müzakere heyeti, 18 saat süren yoğun görüşmelerin ardından İsviçre’den ayrılarak Tahran’a döndü.
Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan İran heyeti sözcüsü İsmail Bekayi, gerçekleştirilen ayrıntılı görüşmelerin ardından İran petrolünün satışı, petrol ihracatına yönelik lisansların verilmesi ve dondurulan İran varlıklarına ilişkin önlemler üzerinde mutabakata varıldığını açıkladı.
Bekayi, temel ilkenin karşılıklılık olduğunu vurgulayarak, Tahran’ın atacağı her adıma karşılık karşı tarafın da taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.
Diplomasi
Güney Afrika liman reformlarını hızlandırıyor

Güney Afrika’da stagflasyon endişelerinin azalması ve ekonomik büyüme beklentilerinin iyileşmesiyle yerel varlıklara yönelik yatırımcı ilgisi yeniden canlandı. Hükümet, bu süreçle eş zamanlı olarak lojistik darboğazları aşmak amacıyla özel terminal işletmecileriyle yeni anlaşmalar imzalayarak liman reformlarına hız verdi.
Güney Afrika’daki yerel varlıklar, haziran ayında yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Stagflasyon endişelerinin gerilemesi, enflasyon beklentilerinin düşmesi ve ekonomik büyüme öngörülerinin iyileşmesi bu ilgiyi desteklerken, hükümet de liman ve lojistik sektöründe kapsamlı reformlar uygulamaya devam ediyor.
Bank of America Global Research tarafından önde gelen fon yöneticileri arasında yapılan bir anket, kurumsal yatırımcıların yüzde 93’ünün Güney Afrika pazarında şu anda alım fırsatlarının satım fırsatlarından daha fazla olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.
Bu oran, 2009 yılından bu yana kaydedilen en yüksek iyimserlik seviyesi olarak kayda geçti. Ayrıca madencilik şirketi hisselerine yapılan yatırımlar son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Yatırımcı eğilimindeki bu iyileşme, petrol fiyatlarının önceki zirvesine göre yaklaşık yüzde 29 oranında gerileyerek enflasyonist baskıları önemli ölçüde hafifletmesinin ardından geldi.
Ankete katılan yatırımcılar arasında enflasyonun yükseleceği yönündeki beklentiler yüzde 75’ten yüzde 7’ye gerilerken, keskin bir ekonomik yavaşlama yaşanacağına dair endişeler neredeyse tamamen ortadan kalktı.
Güney Afrika devlet tahvilleri de yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Fon yöneticilerinin yüzde 29’u 10 yıllık tahvillerin hâlâ gerçek değerinin altında olduğunu düşünüyor.
Siyasi istikrarın sağlanması ve dış ticaret dengesinin iyileşmesiyle birlikte önümüzdeki süreçte randın performansının güçleneceği yönündeki beklentiler de artış gösteriyor.
Hükümet liman altyapısı için yeni anlaşmalar imzaladı
Diğer yandan, Transnet bünyesindeki Ulusal Limanlar Otoritesi, liman altyapısının yönetimi ve geliştirilmesine özel sektör katılımını hızlandırmak amacıyla uzmanlaşmış terminal işletmecileriyle bir dizi anlaşma imzaladığını duyurdu.
Bu adım, geçtiğimiz yıllarda maden ve tarım ürünleri ihracatını olumsuz etkileyen, ülkenin ekonomik rekabet gücünü zayıf düşüren lojistik tıkanıklıkları gidermeyi amaçlayan kapsamlı bir reform programının parçası olarak hayata geçirildi.
Reformlar, çeşitli büyük limanlarda konteyner terminallerinin ve sıvılaştırılmış doğalgaz tesislerinin geliştirilmesini de kapsıyor.
Analistler, yatırımcı güvenindeki artış ile ulaştırma ve liman reformlarının hızlandırılmasının, yılın ikinci yarısında Güney Afrika ekonomisine ek bir ivme kazandırabileceğini belirtiyor. Bu durum, hükümetin daha fazla yabancı yatırım çekme ve ihracatı artırma hedefiyle de uyum gösteriyor.
Güney Afrika, kıtanın en büyük sanayi ekonomisi konumunda bulunmasına rağmen, son yıllarda lojistik altyapı yetersizlikleri, enerji krizleri ve yavaşlayan büyüme gibi yapısal sorunlarla mücadele ediyor.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe












