Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Adalet Bakanı adayı Blanche için zorlu sınav

Yayınlanma

ABD’de Başkan Trump’ın Adalet Bakanı adayı Todd Blanche, Senato onay oturumunda zorlu sorularla karşılaşacak. Blanche’ın geçmişte Trump’ın avukatlığını yapması, Epstein davasındaki hatalar ve 1,8 milyar dolarlık fon girişimi oturumun merkezinde yer alıyor. Komisyondaki bazı Cumhuriyetçilerin mesafeli duruşu nedeniyle adaylığın genel kurula taşınması için firesiz destek gerekiyor.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu ABD Senatosu Adalet Komisyonunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın Adalet Bakanı adayı Todd Blanche için normal şartlarda dostane bir yer olması beklense de Blanche adeta bir mayın tarlasına adım atıyor.

Demokratlar, Blanche’ın çarşamba günü yapılacak onay oturumunu, onun geçmişte Trump’ın kişisel avukatlığı dönemindeki siciliyle hesaplaşma zeminine dönüştürmeyi vadediyor.

Ayrıca son dönemde Jeffrey Epstein dosyalarının düzensiz şekilde kamuoyuna açıklanması ve muhaliflerin Trump’ın müttefiklerine yönelik bir rüşvet fonu olarak nitelendirdiği “yargısal savaş” kurbanlarına ödeme yapılması amaçlanan 1,8 milyar dolarlık fonun iptal edilen lansmanı da mercek altına alınacak.

Senato Adalet Komisyonunun en kıdemli Demokrat üyesi Illinois Senatörü Dick Durbin, Blanche’ı “tarihin en yozlaşmış yönetimini desteklemek ve buna yardım etmekle” suçladı.

Durbin; Epstein dosyalarının hatalı şekilde yayımlanması, “polisleri darp edenler için kurulan MAGA rüşvet fonu”, Trump ile ABD Vergi Dairesi (IRS) arasındaki ayrıcalıklı anlaşma ve kripto para yolsuzluğu konularında Blanche’ın üzerine gitmeyi planlıyor.

Cumhuriyetçi kanatta ise bu dönem sonunda görevden ayrılacak olan ve bu nedenle Trump’a karşı çıkmaktan çekinmeyen Texas Senatörü John Cornyn ve North Carolina Senatörü Thom Tillis yer alıyor.

Her iki senatör de Blanche’a verecekleri desteğin, “devlet mağdurları fonu” kurulmasına yol açan tartışmalı uzlaşma hakkındaki sorulara vereceği yanıtlara bağlı olduğunun işaretini verdi.

Senatörler özellikle bu fonun tamamen sonlandırıldığına dair kesin güvence istiyor.

Federal mahkemenin pazartesi günü açıkladığı ve Blanche’ın söz konusu uzlaşma sürecini yönetme biçimi nedeniyle disiplin cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirten kararı, Cornyn için riskleri daha da artırdı.

Cornyn, “Doğru olanı yapmak istiyorum ancak sadece başkanın avukatlığını yapacak birini değil, yasaları uygulayacak bir adalet bakanı görmek istiyorum. Henüz nihai kararımı vermedim” dedi.

Tillis ise şu anki eğiliminin “evet” oyu vermek yönünde olduğunu belirtmekle birlikte fonla ilgili çözülmesi gereken sorunlar olduğunu vurguladı.

Adalet Komisyonu üyelerinin Blanche’ın adaylığını parti sınırlarına göre oylayarak Senato Genel Kuruluna sevk edeceği varsayıldığında, Cumhuriyetçi kanattan gelecek tek bir fire bile süreci sekteye uğratabilir. Bu durum, Blanche üzerinde çarşamba günkü oturumda hata yapmadan performans göstermesi yönünde büyük bir baskı oluşturuyor.

Olası bir hata, Cumhuriyetçi liderlerin onay sürecini ağustos ayındaki bir aylık resesyon öncesinde tamamlamasını zorlaştırabilir.

Son günlerde Blanche’ın onay oturumu öncesinde işleri kolaylaştırmaya çalıştığına dair işaretler görülüyor. Salı günü Kongre binasında temaslarda bulunan Blanche, Durbin dahil birçok milletvekiliyle bir araya geldi.

Durbin, Blanche’ın artık feshedilen “mağdur fonu” konusundaki yönetim biçiminde “hata yaptığını” kendisine itiraf ettiğini aktardı.

Blanche ayrıca Adalet Komisyonu dışındaki Cumhuriyetçi senatörlerle de bağ kurmaya çalışıyor. Geçen hafta Alaska’ya çok günlük bir ziyaret gerçekleştiren Blanche, ılımlı Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski’nin eyaletinde, Adalet Bakanlığı ile Anchorage yönetimi arasında liman genişletme projesine dair yaklaşık 200 milyon dolarlık bir uzlaşma anlaşması sağlandığını duyurdu.

Murkowski salı günü yaptığı açıklamada, Blanche için hala bazı özel takip soruları olduğunu ifade etti.

Bu kasım ayında zorlu bir yeniden seçim kampanyasıyla karşı karşıya olan Maine Senatörü Susan Collins de Blanche hakkında henüz bir karar vermediğini, oturumun sonuçlarını beklediğini dile getirdi.

Oylamanın parti sınırlarına göre yapılması durumunda Senato Genel Kurulunda sadece iki Cumhuriyetçi üyenin oyunu kaybetme lüksü olan Blanche, çarşamba günü senatörlerin sorularını yanıtlayacak. Perşembe günü ise dışarıdan davet edilen tanıklar Blanche’ın karakteri hakkında ifade verecek.

Komisyonda dinlenecek tanıklar

Cumhuriyetçiler tanık olarak, George W. Bush döneminde Adalet Bakanlığı yapan John Ashcroft’u, Federal Kolluk Kuvvetleri Memurları Derneği Başkanı John Adler’ı ve kızı belgesiz bir göçmen tarafından öldürüldükten sonra sert göçmenlik politikalarını savunan Jennifer Bos’u davet etti.

Demokratlar ise Epstein dosyalarının yayımlanması sırasında adı yanlışlıkla ifşa edilen Epstein’ın cinsel istismar mağdurlarından Danielle Bensky ile eski Adalet Bakanlığı Af Avukatı Liz Oyer’ı tanık olarak çağırdı.

Demokratlar çarşamba günkü oturumda, Blanche’ın Adalet Bakanı Yardımcısı olduğu dönemde Epstein davası dosyalarının kamuoyu açıklanması sürecini yönetme biçimine yönelik eleştirileri yoğunlaştırmayı hedefliyor.

Halefi Pam Bondi’nin gerçekleştirdiği bir dizi hatanın ardından Blanche, sansür hatalarıyla gölgelenen ve bazı milletvekilleri ile Epstein mağdurları tarafından Trump ve dosyalarda adı geçen diğer güçlü erkekleri korumaya yönelik olduğu gerekçesiyle eleştirilen sürecin kamuoyundaki yüzü olmuştu.

Adalet Komisyonunda görev yapan bir Demokrat senatörün özel stratejileri paylaşmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yardımcısı, Demokratların Blanche’a geçen yaz Florida’ya giderek Epstein’ın mahkum edilmiş tek suç ortağı olan ve şu anda 20 yıllık hapis cezasını çeken Ghislaine Maxwell ile yaptığı görüşmeyi sormayı planladıklarını aktardı.

Maxwell, Blanche ile yaptığı görüşmelerin ardından daha düşük güvenlikli bir hapishaneye sevk edilmişti.

Blanche bu nakli güvenlik gerekçeleriyle savunsa da diğer kesimler bunun, Maxwell’in Trump ile Epstein arasındaki geçmiş dostluk süresince Trump’ın herhangi bir usulsüzlüğüne tanık olmadığını söylemesinin bir ödülü olduğunu öne sürüyor.

Senatör Richard Blumenthal, Blanche’a 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılan isyancıların affedilmesindeki rolünü ve bu aflarla ilgili yasa ihlallerini soruşturmadaki başarısızlığını sormayı planlıyor.

Blanche ayrıca Adalet Bakanlığının, Trump’ın muhalifi olarak görülen eski FBI Direktörü James Comey, eski Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell ve New York Başsavcısı Letitia James gibi isimlere yönelik siyasi nitelikli kovuşturma ve soruşturmaları nedeniyle de inceleme altında kalabilir.

Senato Adalet Komisyonundaki Demokratların stratejisi Temsilciler Meclisindeki meslektaşları tarafından da desteklenebilir.

Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun en kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin, salı günü Blanche’a gönderdiği mektupta, federal yargıçların Trump dönemi Adalet Bakanlığı avukatlarının mahkeme kararlarını ihlal ettiği, yanıltıcı veya yanlış bilgi verdiği ya da hassas davalarda kritik bilgileri gizlediği yönündeki iddialarına yanıt vermesini talep etti.

Adalet Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Chuck Grassley ise çarşamba günü yapacağı açılış konuşmasında Demokratların karalama taktiklerine karşı Blanche’ın adaylığına yönelik iki partili geniş desteği vurgulamaya hazırlanıyor.

Demokratların bu sorgulama hatları Blanche için zorlayıcı olsa da asıl dikkatler komisyondaki Cumhuriyetçi üyeler John Cornyn ve Thom Tillis üzerinde olacak.

Blanche, Senato Cumhuriyetçilerinin özel itirazları ve kamuoyu tepkisinin ardından “mağdur fonu” planlarından neden vazgeçtiği ve bu girişimle aslında neyi amaçladığı konusunda hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.

Blanche’ın bu fonu ilerleyen süreçte yeniden canlandırmayacağına dair yazılı bir beyanda bulunmayı reddetmesi, şüpheyle yaklaşan Cumhuriyetçiler için sorun teşkil edebilir.

Tillis salı günü yaptığı açıklamada, “Bu fonun tamamen sonlandırıldığını kesin olarak bilmek zorundayım. Bu kötü bir imaj ve kötü bir politika, ortadan kalkmalı” dedi.

Amerika

Rubio’nun kaybolan Signal mesajları davalık oldu

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun resmi yazışmalarda otomatik silinen Signal mesajlarını kullanması, federal kayıt tutma yasaları çerçevesinde yargıya taşındı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Rubio’nun bu özelliği kullanmadığı yönündeki mahkeme beyanını geri çekerken, bakanın telefonuna kurulan özel bir arşivleme yazılımının kayıtları güvenceye aldığını savundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çoğu federal yetkili gibi, görevi gereği oluşturduğu resmi kayıtları korumakla yasal olarak yükümlü.

Bu nedenle, Rubio’nun diğer üst düzey ulusal güvenlik yetkilileriyle Yemen’deki savaş planlarına ilişkin otomatik silinen bir Signal sohbet grubuna katıldığının The Atlantic tarafından ifşa edilmesinin ardından, ofisinin geçen yıl mahkemelik olması şaşırtıcı bulunmuyor.

Rubio’nun telefonundaki Signal kayıtlarına erişim talebiyle Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası kapsamında açılan davada, federal bir yargıç bu belgelerin korunduğuna dair güvence talep etti.

Rubio’nun ekibi mahkemeye verdiği beyanda, bakanın resmi telefonuna 21 Temmuz 2025 tarihinde LeapXpert adlı bir yazılım kurulduğunu bildirdi.

Bu yazılımın, gönderici mesajı otomatik silinecek şekilde ayarlasa dahi Signal üzerinden gönderilen veya alınan tüm mesajları otomatik olarak arşivlediği savunuldu.

Yedi hafta sonra, 9 Eylül tarihinde mahkemeye sunulan bir başka beyanda, Dışişleri Bakanlığı Bilgi Erişim Programları Direktörlüğü Kıdemli Danışmanı Susan Weetman, “Bakan Rubio, federal kayıt içerebilecek iletişimleri gönderirken üçüncü taraf mesajlaşma uygulamalarındaki otomatik silme işlevlerini kullanmamaktadır” ifadesini kullandı.

“Otomatik silme özelliği iki ay sonra devreye alındı”

Şimdiki zaman kipiyle yazılan bu yalanlama, görünenden daha sınırlı bir gerçeğe işaret ediyordu.

Konuya vakıf ancak resmi açıklama yapma yetkisi bulunmayan bir kaynak, The Atlantic dergisine yaptığı açıklamada, Rubio’nun bu beyandan yaklaşık iki ay sonra, diğer üst düzey yetkililerle hükümet işlerini görüştüğü bir Signal sohbetinde mesajların belirli bir süre sonra otomatik silinmesi ayarını aktif hale getirdiğini aktardı.

Görüşüne başvurulan bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Rubio’nun kaybolan mesajları sürekli kullanma gibi bir alışkanlığı olduğu iddiasına karşı çıksa da söz konusu somut olaya dair açıklama yapamadı.

Dışişleri Bakanlığı, Signal uygulamasının kurum içinde onaylı bir iletişim aracı olmaya devam ettiğini, LeapXpert yazılımının bazı yetkililerin resmi telefonlarında kurulu olduğunu ve bakanlığın kayıt tutma yasalarına tam uyum konusundaki kararlılığını koruduğunu bildirdi.

Bakanlık düzenlemeleri hakkında isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir yetkili, “Bu önlemler, kullanıcılar Signal uygulamasının ‘kaybolan mesajlar’ ayarı dahil olmak üzere uygulama ayarlarını değiştirdiğinde bile yasal uyumu desteklemektedir” dedi.

Ancak bakanlık, telefonunda mesajların tamamen silinmesini engelleyen bir yazılım varken Rubio’nun neden kaybolan mesajlar özelliğini etkinleştirmeyi seçtiği sorusuna yanıt vermedi.

Maryland Üniversitesi Profesörü ve Ulusal Arşiv ve Kayıtlar İdaresinin eski dava direktörü Jason R. Baron, bir kopyası arşivlendiği sürece yasanın, resmi bir telefonun içindeki mesajların silinmesini yasaklamadığını ifade etti.

Baron, telefonun kaybolması veya hacklenmesi durumunda bu yöntemin güvenlik avantajları sağlayabileceğini belirterek, “Birden fazla yerde bulunan yinelenen kayıtların ortadan kaldırılması iyi bir uygulama olarak görülebilir” değerlendirmesini yaptı.

Bakanlık personelinin davranış kurallarını belirleyen Dışişleri Hizmetleri El Kitabı ise “e-Mesajlaşma uygulamasında ‘geçici’ veya kendi kendini yok eden/kaybolan mesaj özelliklerinin kullanılması kesinlikle yasaktır” hükmünü içeriyor.

El kitabında, resmi kayıtların bütünlüğünü, erişilebilirliğini ve korunmasını sağlamak amacıyla bu tür seçeneklerin devre dışı bırakılması veya kapalı tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, kurumun LeapXpert kurulu telefonlara sahip yetkililere ek talimatlar verdiğini, çünkü bu teknolojinin mesajlar Signal üzerinde kaybolsa bile arşivlenmesini sağladığını belirtti.

Ancak bu yazılıma erişimi olan yetkili sayısı çok az olduğu için söz konusu istisna el kitabında yer almıyor.

Muhalefet ve izleme örgütleri süreci yakından takip ediyor

Demokrasiyi Koruma Derneği, Rubio ile o dönem kıdemli yardımcısı olan Mike Needham’ın telefonlarındaki 2025 yılının ilk yarısına ait Signal yazışmalarına erişmek amacıyla yasal süreç başlattı.

Dernek, Dışişleri Bakanlığının geçen ay sunduğu belgelerde Rubio veya Needham’ın daha önce bilinmeyen iş odaklı 13 farklı Signal sohbetine katıldığının ortaya çıkması üzerine davada yeni taleplerde bulunma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.

Büyük ölçüde karartılmış olan bu belgeler arasında, Rubio, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine arasındaki, mesajların sekiz saat sonra otomatik silinmesi ayarlı üçlü bir sohbet de yer alıyor.

Demokrasiyi Koruma Derneği Kıdemli Denetim Danışmanı Dan McGrath yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanlığının yargılama sürecinde Bakan Rubio’nun kaybolan mesajları kullanmadığı yönündeki beyanları ışığında, bu son gelişmeleri yakından inceliyor ve sonraki adımları değerlendiriyoruz” dedi.

Geçen yıl Demokrasiyi Koruma Derneği, ABD Kolombiya Bölgesi Bölge Mahkemesinde, Weetman’ın yalan yere yemin cezası kapsamında verdiği beyandaki “kullanmıyor” ifadesinin ne anlama geldiğini sorgulamıştı.

Grubun avukatları mahkemeye sundukları dilekçede, “Bu beyan en iyi ihtimalle Bakan’ın şu anda otomatik silme özelliğini kullanmadığını göstermektedir, ancak Bakan’ın bu olası uygulama değişikliğinden önce oluşturulan kayıtların korunup korunmadığına açıklık getirmemektedir” diye yazdı.

Bu yılın başlarında, hükümet izleme grubu American Oversight ile varılan uzlaşmanın bir parçası olarak, birden fazla devlet kurumu 30 Nisan tarihinde mahkemeye kayıt tutma uygulamalarını açıklayan beyanlar sundu.

Dışişleri Bakanlığının bu yılki beyanında, Rubio’nun kaybolan mesajları kullanmadığı yönündeki geçen yılki iddiasını tekrarlamaması dikkat çekti.

Bakanlık bunun yerine, Rubio’nun cihazındaki bir uygulamanın, “mesajların silme süresi ayarı etkin olsa dahi” verileri topladığını belirtmekle yetindi.

Aynı dosyada, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü daha geniş bir güvence vererek üst düzey personelin Signal sohbetlerinin “şu anda otomatik silinmeye ayarlı olmadığını” bildirdi.

Savaş Bakanlığı ise 26 Nisan 2025 itibarıyla Hegseth’in telefonunda “yakın zamanda silinme veya otomatik silinme riski altında olan federal kayıt içeren hiçbir Signal sohbetinin bulunmadığını” açıkladı.

CIA de mahkemeye, 12 Mart itibarıyla Signal üzerindeki tüm mesajların korunduğunu ve “silinme riski altında olan” herhangi bir federal kayıttan haberdar olmadıklarını bildirdi.

Ancak üst düzey yetkililerin Signal kullanmaya devam etmesi Kongre’de endişe yaratıyor. Cumhuriyetçi Nebraska Milletvekili Don Bacon, platformun güvenli olmadığına dair kişisel bir tecrübeye sahip olduğunu belirterek, bir yabancı devletin oltalama girişimi sonrasında “Ruslar benim Signal hesabımı hackledi” açıklamasını yaptı.

Bacon ve Demokrat Pensilvanya Milletvekili Chrissy Houlahan, Pentagon ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğüne ortak bir mektup göndererek, yönetim yetkililerinin Signal üzerinden hangi bilgileri aktardığı ve platformun zafiyetleri hakkında brifing talep etti.

Milletvekilleri, gizli olmayan bilgilerin bile devlet dışı bir mesajlaşma uygulamasında ele geçirilmesi halinde, bir araya getirilerek düşmanın karar alma süreçlerini besleyecek “önemli öngörüler” sunabileceğini savundu.

Bacon yaptığı açıklamada, kabine üyelerinin Signal’e bu kadar yoğun şekilde güvenmeyi bırakması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Ruslar ve Çinliler kesinlikle onları izliyor ve yetkililerin her gün buna göre hareket etmesi gerekiyor.”

Okumaya Devam Et

Amerika

Maine’deki ICE operasyonu Senatör Collins’i hedef yaptı

Yayınlanma

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosunun (ICE) Maine eyaletinde Kolombiyalı bir erkeği vurarak öldürmesi, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins üzerindeki siyasi baskıyı artırdı. Demokrat Partili senatör adayları, Collins’in Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına ve kurum bütçelerine verdiği onayları hedef alarak tepki gösterdi.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ajanının Maine eyaletinde Kolombiyalı bir erkeği vurarak öldürmesi, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.

Collins’e rakip olmak isteyen Demokrat adaylar, senatörün Donald Trump yönetiminin göçmenlik gündemine verdiği destekleri eleştirerek olayı gündeme taşıdı.

Senatör Collins, salı günü yaptığı açıklamada, olayın ardından İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin’e “acil olmayan tüm araç durdurma işlemlerini askıya alma” çağrısı yaptığını duyurdu.

Yetkililer, Trump yönetiminin daha sonra bu yönde adım attığını bildirdi.

Buna karşın, beş dönemdir görev yapan ve pozisyonu hassas görülen Cumhuriyetçi Collins’e meydan okumaya hazırlanan Demokrat adaylar, senatörün ICE ile ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimine bütçe sağlanması yönündeki oylarını hatırlattı.

Adaylar ayrıca Collins’in, Trump’ın ikinci döneminde atadığı İç Güvenlik Bakanı Mullin ile selefi Kristi Noem’in bakanlık onay süreçlerindeki olumlu oylarına dikkat çekti.

Demokrat Senato adaylarından Troy Jackson, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ICE’ın lağvedilmesi gerektiğini belirterek, “Susan Collins bu terörü finanse ettiği için hesap vermelidir” ifadesini kullandı.

Bir diğer aday Dr. Nirav Shah ise dün Biddeford kentindeki Collins’in ofisi önünde düzenlediği basın toplantısında, “Senatör Collins ile dün tanık olduğumuz trajedi arasında doğrudan bir bağ var. Collins, ICE’a defalarca açık çek verdi. Senatörün tavrında sistematik bir kolaylaştırıcılık görüyoruz” dedi.

Maine’deki Senato yarışı, eski Demokrat aday Graham Platner’ın tecavüz suçlamasıyla karşı karşıya kalıp adaylıktan çekilmesinin ardından yeni aday belirleme süreciyle meşguldü.

Ancak geniş çaplı protestolara yol açan bu son ölüm, göçmenlik konusunu eyaletteki seçim yarışının merkezine taşıdı.

Hükümet harcamalarını denetleyen Senato komisyonunun başkanı olan Collins, ICE fonlarını desteklerken suiistimalleri önleyecek koruyucu tedbirleri de savunduğunu belirtiyor.

Demokrat aday adaylarından Jordan Wood, New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, bu olayın seçimlerin önemini bir kez daha gösterdiğini belirterek, “Maine halkının, Collins’i mağlup etme mücadelesinin neden bu kadar kritik olduğunu hatırlamaya ihtiyacı vardıysa, bu hatırlatmayı almış olduk. Susan Collins, sorumluluk alma cesaretini hiçbir zaman gösteremedi” diye konuştu.

ABD’de ICE memurunun ateş açması sonucu ölüm

Pazartesi günü Biddeford’da bir aracın içinde gerçekleşen ve ölümle sonuçlanan olayla ilgili pek çok ayrıntı belirsizliğini koruyor.

Trump yönetiminin göçmenlik operasyonlarını sıkılaştırdığı bu süreçte, söz konusu olay araç durdurma işlemleri sırasında yaşanan ve bir hafta içinde ölümle sonuçlanan ikinci hadise oldu.

Collins’in rakipleri, senatörün İç Güvenlik bakanları Markwayne Mullin ve Kristi Noem için verdiği onay oylarını eleştirmeyi sürdürüyor.

Collins, ocak ayında Minnesota’da iki ABD vatandaşının ICE ajanlarınca öldürülmesinin ardından Noem’in istifasını istememiş, bu tutumuyla partidaşı merkez sağ senatörler Lisa Murkowski ve Thom Tillis’ten ayrışmıştı.

Collins ise salı günü Kongre binasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Demokratların bu trajediyi siyasi çıkarları için kullandığını savunarak suçlamaları “akıl dışı” olarak nitelendirdi.

Collins, pazartesi günü Bakan Mullin ile üç kez görüştüğünü ve ICE memurlarının araç durdurma işlemlerini durdurması yönünde talimat verilmesini istediğini kaydetti.

Salı günü itibarıyla federal hükümet, istisnai durumlar hariç bu durdurma işlemlerini yasakladı.

Collins ayrıca ICE personeline yönelik vücut kameraları, gerilimi azaltma eğitimleri ve görevi kötüye kullanma soruşturmaları için bütçe ayrılmasını bizzat kendisinin sağladığını belirterek, “Tüm bu koruyucu tedbirleri savunan kişi benim” dedi.

Collins’in sözcüsü Blake Kernen, yazılı açıklamasında, ICE’ın lağvedilmesinin ülkeyi daha güvensiz hale getireceğini, insan kaçakçılığı, çocuk istismarı, zorla çalıştırma ve uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi sekteye uğratacağını ifade etti.

University of Maine Siyaset Bilimi Profesörü Mark Brewer, Collins’in göçmenlik konusunda uzun süredir temkinli ve ortada duran bir çizgi izlediğini, bunun da her iki taraftan eleştiri almasına yol açtığını söyledi.

Brewer, “Bu durum onun için iyi değil. Platner krizinin ve Demokratların yeni planının kendi kendine netleşmesini beklemeyi tercih ederdi” değerlendirmesinde bulundu.

Collins geçmişte göçmenlik konusunda Trump ile fikir ayrılıkları yaşamıştı. Trump’ın ilk dönemindeki nüfusunun çoğunluğu Müslüman yedi ülkeye yönelik seyahat yasağını “aşırı geniş” ve “sorunlu” bulduğunu açıklamıştı.

Geçen kış ise Maine’deki ICE operasyonlarının genişletilmesine tepki göstererek, federal kurumlar ile eyalet halkı arasındaki tansiyonun yükselmesinden endişe duyduğunu belirtmiş, “Ülkede yasal olarak bulunan kişilerin hedef alınmaması gerektiğini” kaydetmişti.

Bu tepkilerin ve ofisleri önündeki protestoların ardından federal kurumlar operasyonları durdurmuş, Collins ise ICE’a yaklaşımını gözden geçirmesi yönünde baskı yaptığını ifade etmişti.

Demokrat eğilimli Maine eyaletinde siyasi gücünü uzun süredir koruyan Collins hakkında geçen ay yapılan New York Times/Portland Press Herald/Siena anketi, seçmenlerin çoğunluğunun Collins’in yeniden seçilmesi halinde Trump’a çok fazla destek vereceğine inandığını gösteriyor.

Ankete katılanların yüzde 56’sı Trump’ın göçmenlik politikasını onaylamazken, onaylayanların oranı yüzde 42’de kaldı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Cumhuriyetçiler 80 milyar dolarlık pakette uzlaşı arıyor

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi liderleri ve Beyaz Saray yetkilileri, parti çizgisindeki bütçe düzenleme yasasını geçirmek amacıyla yaklaşık 80 milyar dolarlık paket üzerinde ortak zemin arıyor. Taslak kapsamında Pentagon programlarına 67 milyar dolar, tarım desteğine ise 11 milyar dolar ayrılması planlanırken harcama kesintisi dengelenmesi öngörülmüyor.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler ve Beyaz Saray yetkilileri, yaz döneminin sonundaki yasama çalışmalarında parti çizgisindeki bütçe düzenleme mevzuatını yasalaştırmak amacıyla yaklaşık 80 milyar dolarlık bir politika paketi üzerinde ortaklaşıyor.

Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Mike Rogers, hazırlanan tasarı çerçevesinde Pentagon programlarına 67 milyar dolar, tarım yardımlarına ise 11 milyar dolar aktarılacağını açıkladı.

Rogers, bu harcamaları dengeleyecek herhangi bir bütçe kesintisinin ise taslakta yer almadığını kaydetti.

Görüşmelerin ana hatlarını doğrulayan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen konuya vakıf üç kaynak, Politico’ya yaptıkları açıklaamda, pakette ABD Başkanı Donald Trump’ın teşvik ettiği SAVE America Act yasa tasarısının belirli unsurlarını yansıtacak birkaç milyar dolarlık seçim hibelerinin de yer almasının muhtemel olduğunu bildirdi.

Bütçede dengeleyici kesintilerin yapılmaması, tarım yardımına ayrılan payın en azından bir kısmının karşılanmasını isteyen Cumhuriyetçi mali şahinlerin tepkisini çekme riski barındırıyor.

Ancak bu mali kaygılar dikkate alınarak, daha önceki müzakerelerde 20 milyar dolara kadar çıkması öngörülen tarımsal destek tutarı 11 milyar dolara indirildi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, tasarının detaylarına girmekten kaçınarak adım adım uzlaşı inşa etmeye odaklandığını ifade etti.

Salı günü boyunca önemli Cumhuriyetçi yetkililer arasında bir dizi toplantı gerçekleştirilirken Johnson, Rogers ve diğer önde gelen Cumhuriyetçiler Beyaz Saray’da düzenlenen toplantıya katıldı.

Savunma için ayrılması planlanan 67 milyar dolarlık bütçe, Beyaz Saray’ın yakın zamanda sunduğu acil ek finansman paketindeki talebe yakın bir seviyede yer alıyor.

Buna karşın bu miktar, Trump’ın ordu için çağrısını yaptığı 350 milyar dolarlık bütçe artışı hedefinin oldukça gerisinde kalıyor.

Temsilciler Meclisi Bütçe Komisyonu, bütçe düzenleme sürecini başlatacak taslağı görüşmek üzere perşembe sabahı bir oturum düzenleyeceğini duyurdu.

Komisyon kuralları uyarınca ilgili taslağın en geç çarşamba günü saat 10.00 itibarıyla kamuoyuna açıklanması gerekiyor.

Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Johnson, “Çok sayıda farklı fikir üzerinde çalışıyoruz ve detayları kamuoyuyla paylaşmaya hazır hale geldiğinde açıklayacağız. Şu anda milletvekilleri arasında görüşmeler sürüyor ve Beyaz Saray da sürece doğrudan katılım sağlıyor. Bu ortak bir çaba olduğu için memnunuz” dedi.

Temsilciler Meclisi Çoğunluk Lideri Steve Scalise ise gazetecilere yaptığı açıklamada, bütçe taslağının perşembe günü Bütçe Komisyonu’ndan geçmesi halinde gelecek hafta genel kurulun gündemine gelebileceğini bildirdi.

Scalise, parti içi muhalefet nedeniyle geçen ay ertelenen yıllık savunma politikası tasarısının da önümüzdeki hafta yeniden genel kurula getirilebileceğini sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English