Asya
Çin’den Kongre sonrası diplomasi atağı

Pekin, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) geçen hafta yapılan 20. Ulusal Kongresi’nin ardından dünya liderlerini ağırlamaya başladı. En dikkat çeken isim ise yarın Çin’e gidecek olan Almanya Başbakanı Olaf Scholz…
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamalarda, Vietnam Komünist Partisi Genel Sekreteri Nguyen Phu Trong, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Tanzanya Devlet Başkanı Samia Suluhu Hassan ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un, Pekin’e resmi ziyaretlerde bulunacakları bildirilmişti.
ÇKP 20. Ulusal Kongresi’nde dışa dönük vurguların çokça yapılması dikkat çekmişti. Kongreden hemen sonra gelen diplomasi atağı ise Çin’in yeni dönemde uluslararası arenada daha aktif rol alacağı yönünde yorumları beraberinde getirdi.
İlk ziyaret Vietnam’dan
ÇKP Kongresi sonrası Pekin’e ilk ziyaret, Vietnam Komünist Partisi Genel Sekreteri Nguyen Phu Trong’dan geldi.
Vietnamlı lider Nguyen, Devlet Başkanı ve ÇKP Genel Sekreteri Xi Jinping’in davetiyle 30 Ekim-2 Kasım günleri arasında Çin’e resmi ziyarette bulundu.

Foto: 31 Ekim, 2022, Xinhua
Bu ziyaret aynı zamanda Vietnam Komünist Partisi’nin 13. Ulusal Kongresi’nden sonra Nguyen Phu Trong’ın ilk yurtdışı ziyareti olma özelliğini taşıyor.
İki lider arasında başkent Pekin’deki Büyük Halk Toplantı Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, yeni dönemde Çin-Vietnam kapsamlı stratejik işbirliği ve ortaklık ilişkilerinin üst seviyeye taşınması için ortak çaba sarf edileceği belirtildi.
İki tarafın ortak açıklamasında, dünyanın son derece karmaşık ve öngörülemeyen tarihi değişimler geçirdiği ve yeni bir çalkantılı değişim dönemine girdiği iade edilirken, Çin ve Vietnam ilişkilerinin stratejik ve uzun vadeli bir perspektiften değerlendirilip geliştirileceği vurgulandı.
Renkli devrimlere karşı işbirliği
İki taraf da, Çin-Vietnam İkili İşbirliği Yönlendirme Komitesi mekanizmasını aktif tutma, planlamayı koordine etme ve iki ülke arasında dışişleri, savunma, güvenlik ve yasa uygulama alanlarındaki değişimleri ve işbirliğini teşvik etme konusunda anlaştılar. İki tarafın ayrıca terörle mücadeleyi güçlendirmek ve “renkli devrimlere” direnmek için işbirliği içinde çalışacağı kaydedildi.
Diğer yandan iki ülke arasındaki denizcilik vb. alanlardaki sorunlara da değinilerek, bu sorunların uygun şekilde ele alınması yönünde irade gösterileceği bildirildi. Özellikle de Güney Çin Denizi’ndeki farklılıkları düzgün bir şekilde yönetmenin ve barış ve istikrarı korumanın önemli olduğu konusunda anlaşmaya varıldı.
Vietnam tarafı yaptığı açıklamada, tek Çin ilkesine bağlılıklarını yineleyerek, Tayvan’da her türlü ayrılıkçılığa kararlılıkla karşı çıktıklarını ifade etti.
Çin basınında, ziyaretin iki ülke ilişkilerinde partiler arası iletişimin giderek daha önemli hale geleceği yönünde bir gösterge olduğu yorumu yapıldı. Ayrıca, Çinli uzmanlar, bundan sonra ABD ve müttefiklerinin Çin ile Vietnam arasında anlaşmazlık çıkarma çabalarının sonuçsuz kalacağı yönünde beklentilerini dile getirdiler.
Pakistan komşuluk diplomasisinde ön sırada
ÇKP Kongresi sonrası ikinci ziyaret, Pakistan lideri Şahbaz Şerif’ten geldi.
Pakistan Başbakanı Şerif, Pekin’de Xi Jinping ile buluştu.

Foto: 2 Kasım 2022, Xinhua
Xi, görüşmede Çin’in öteden beri Çin-Pakistan ilişkilerini stratejik perspektifle uzun vadeli olarak ele aldığını ve Pakistan’la ilişkileri iyi komşuluk diplomasisinin ön sırasında tuttuğunu kaydetti.
Pakistan’a Çin’in temel çıkarlarını ilgilendiren konularda verdiği destekten dolayı teşekkür eden Xi, Pakistan’ın ulusal egemenliği, toprak bütünlüğü ve kalkınma çıkarlarını korumasına, istikrar, birlik, kalkınma ve refahı gerçekleştirmesine kararlılıkla destek verdiklerini vurguladı.
Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru örnek proje olacak
Dışa açılma politikası izleyen Çin’in kendi kalkınmasıyla başta Pakistan olmak üzere dünya ülkelerine yeni fırsatlar yaratmaya devam edeceğine işaret eden Xi, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) inşasını yüksek verimlilikle ilerleterek, bu projeyi Kuşak ve Yol’un nitelikli gelişmesi için örnek proje haline getireceklerini kaydetti.
Xi, iki tarafın Gwadar Limanı’nın altyapı tesislerinin inşasını hızlandırması, Karaçi dairesel demiryolu gibi projelere koşullar yaratılması için ortak çaba harcamasının önemini vurguladı.
Pakistan’dan kaliteli tarımsal ürünlerin Çin’e ihracatının artmasını beklediklerini ifade eden Xi, Pakistan’la dijital ekonomi, e-ticaret, fotovoltaik gibi yeni enerji alanlarındaki iş birliğini genişletmenin yanı sıra, sanayi, tarım, bilim, ve teknoloji alanlarındaki iş birliğini ilerletmeye, Pakistan’ın finansal istikrarı korumasına destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
Xi, Çin ve Pakistan’ın uluslararası çok taraflı mekanizmalarda yüksek seviyeli iş birliğini sürdürmesi, önemli uluslararası ve bölgesel sorunlarda koordinasyonu güçlendirmesi, gerçek anlamda çok taraflılığı, uluslararası adaleti ve gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarını koruması gerektiğinin altını çizdi.
‘Çin’in gelişmesi engellenemez’
Şahbaz Şerif de, Pakistan ile Çin arasında her koşulda stratejik iş birliği ve ortaklık ilişkilerinin derinleştirilmesinin Pakistan’ın diplomasisinin temel taşı olduğuna dikkat çekti.
Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun Pakistan’ın sosyal ve ekonomik gelişmesine önemli etkiler getirdiğine işaret eden Şerif, Çin’le birlikte Kuşak ve Yol’un nitelikli inşasını hızlandırmaya hazır olduklarını kaydetti.
Şerif toplantıda, “Dünya Çin olmadan işleyemez ve Çin’in gelişimi herhangi bir güç tarafından yalıtılamaz veya baskı altına alınamaz” ifadelerini kullandı.
Çin basınında, Şerif’in hemen ÇKP Kongresi sonrası yaptığı ziyaretin önemi vurgulanırken, Şerif’in bu yılın başlarında iktidara gelmesiyle iki ülke arasında CPEC’in ilerletilmesine ve diğer büyük altyapı projelerine daha fazla odaklanıldığı belirtildi.
Tanzanya ile yeni dönem
Pekin’i ziyaret eden bir diğer isim Tanzanya Devlet Başkanı Samia Suluhu Hassan, ÇKP’nin Kongresi sonrası Çin’i giden ilk Afrikalı lider oldu.
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, dün Büyük Halk Toplantı Sarayı’nda Hassan’la bir araya geldi. İki lider, Çin-Tanzanya ilişkilerinin kapsamlı stratejik iş birliği ve ortaklık ilişkilerine yükseltileceğini duyurdu.
Görüşmenin ardından iki devlet başkanı, ticaret ve yatırım gibi konularda iş birliği anlaşmaları imzaladı ve ikili ilişkilerin kapsamlı stratejik iş birliği ve ortaklık ilişkileri düzeyine çıkarılmasıyla ilgili ortak bildiri yayımladı.
Çinli uzmanlar, Hassan’ın üç günlük ziyaretinin ikili işbirliğini geliştirmesini ve Çin-Afrika ilişkilerinde yeni bir sayfa açmasını bekliyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, “Cumhurbaşkanı Hassan’ın ziyaretinin yeni dönemde ortak bir geleceğe sahip Çin-Afrika topluluğunun inşasını daha da güçlendireceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Rais wa Jamhuri ya Muungano wa Tanzania Mhe. Samia Suluhu Hassan akiwa kwenye picha ya pamoja na Mwenyeji wake Rais wa Jamhuri ya Watu wa China Mhe. Xi Jinping katika ukumbi wa The People Great Hall, Beijing nchini China tarehe 03, Novemba, 2022. @venusnyota pic.twitter.com/UleqkNtyUM
— ikulu_Tanzania (@ikulumawasliano) November 3, 2022
Olaf Scholz ve Alman devleri Pekin yolcusu
Pekin’e 4 Kasım’da gelmesi beklenen Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise, Kovid-19 salgınının başlamasından bu yana ülkeyi ziyaret eden ilk G7 lideri olacak.
Scholz Beijing temasları kapsamında Çin lideri Xi Jinping ve Başbakan Li Keqiang’la bir araya gelecek. Merkel’in son Çin ziyaretinden üç yıl sonra iki ülkenin liderlerinin yüz yüze görüşme fırsatı bulmuş olması önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Scholz’un ziyareti ayrıca, Çin’in Avrupa ülkeleri ile iş birliğini geliştirme fırsatı olarak yorumlanıyor. Zira, Olaf Scholz Pekin’e yanında kalabalık bir heyet götürüyor. Alman devlerinin CEO’ları gezi sırasında Scholz’a eşlik edecek: Mercedes, Audi, BMW, Bayer, Volkswagen, Siemens, BioNTech…
Son dönemde Çin-Avrupa Birliği (AB) ilişkileri gerilse de Çin, son altı yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı ve ikili ticaret hacmi geçen yıl 245 milyar Euro’yu (243,43 milyar doları) aştı. Çin-Alman ticareti ayrıca Almanya’da 1 milyondan fazla işi doğrudan destekliyor. Ayıca Çin-AB ticareti 2021’de ilk kez 800 milyar doları buldu ve iki yönlü biriken yatırım 270 milyar doları geçti.
‘Çin’den ayrışmak yanlış olur’
Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Başkanı Martin Wansleben birkaç gün önce verdiği bir röportajda, Almanya’nın Çin’den ayrılamayacağını ve ‘Çin olmadan Almanya’nın daha da yoksullaşacağını’ vurguladı ve “Çin’den daha fazla ayrışmak bizim için refah kaybına yol açacaktır” ifadelerini kullandı.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz da, Çin’e yapacağı resmi ziyaret öncesi Frankfurter Allgemeine Zeitung’a ülkesinin Çin politikası hakkında yazdı.
Çin ile ekonomik bir ayrışmaya karşı olduğunu kaydeden Scholz, ancak tek taraflı bağımlılıkların azaltılması gerektiğinin altını çizdi.
Almanya’nın Çin politikasının ancak Avrupa’nın Çin politikasıyla bütünleşirse başarılı olabileceğine dikkati çeken Scholz, bu nedenle seyahati öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da dahil olmak üzere Avrupalı ortaklar ve transatlantik dostlarla yakın bir koordinasyon içinde olduklarını belirtti.
Diğer yandan, Scholz’un ziyareti koalisyon hükümetinde tartışmalara yol açtı. Bazı kişiler, Alman ekonomisinin Çin’e çok yaklaşması ve Çin’e “fazla bağımlı hale gelmesi” konusunda derin endişelerini dile getirdi. Hatta ziyaret öncesi koalisyon hükümeti içinde, Çin’le ticareti ‘çeşitlendirme’ ve “Çin’le ticarette saflık göstermeme” çağrıları yapıldı.
Çin basınında ise bu iddiaların aksine, Çin-Almanya ekonomilerinin tamamlayıcı nitelikte olduğu belirtiliyor ve ikili ilişkilerin asla tek taraflı bir bağ olmadığına dikkat çekiliyor.
Asya
Hindistan’dan Zuckerberg’e üç gün mühlet

Hindistan Parlamentosu İletişim ve Bilgi Teknolojileri Komisyonu, Başbakan Narendra Modi’nin bir paylaşımının geçici olarak silinmesi nedeniyle Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg’den üç gün içinde özür dilemesini istedi. İstenen özrün gelmemesi halinde şirketin hukuki koruma sağlayan “Safe Harbour” statüsünün kaldırılacağı ve yöneticiler hakkında cezai süreç başlatılabileceği bildirildi.
Hindistan Parlamentosu İletişim ve Bilgi Teknolojileri Komisyonu, sosyal medya platformlarının bağlı bulunduğu Meta şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg’e üç günlük bir süre vererek Başbakan Narendra Modi’nin paylaşımının geçici olarak silinmesi nedeniyle resmi özür talebinde bulundu.
India Today ve News18 kanallarının haber kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre, talep edilen özrün metne dökülmemesi durumunda Hindistan yönetimi, Meta şirketinin bünyesindeki platformlara yasal koruma sağlayan “Safe Harbour” (Güvenli Liman) statüsünü iptal etmeyi planlıyor.
Bu statünün kaldırılması, platform temsilcileri ile yöneticilerinin doğrudan cezai kovuşturmaya tabi tutulması riskini doğuruyor.
“Safe Harbour” düzenlemesi, Hindistan’daki vergilendirme ve hukuki mevzuat kapsamında uluslararası şirketler ile sınır ötesi ticari işlemler için vergi dairesince önceden belirlenmiş makul kar marjı sınırlarını ifade ediyor.
Söz konusu mekanizma, ilgili işletmeleri detaylı denetim süreçlerinden muaf tutarak mali hesaplamaları kolaylaştırıyor ve platformlara içerik sorumlulukları bazında yasal güvence sağlıyor.
Tartışmaya konu olan olay, Başbakan Narendra Modi’nin Facebook ve Instagram hesapları üzerinden yayımlanan video mesajının sistemden kaldırılmasıyla başladı. Modi ilgili video kaydında, ülkede tıp öğrencilerini ilgilendiren sınav evrakının dışarı sızdırılması üzerine patlak veren kitlesel protestolara değinerek, usulsüzlüklerden sorumlu olanlara karşı en sert tedbirlerin uygulanacağını taahhüt etmişti.
Meta yönetimi, kamuoyundan gelen tepkilerin ardından erişim engeli getirdiği videodaki kısıtlamayı kaldırarak paylaşımı yeniden erişime açtı.
Söz konusu geçici engelleme hamlesini inceleyen parlamento komisyonu üyesi yetkililer, Başbakan Modi’nin paylaşımına uygulanan kısıtlamayı “demokrasiye yönelik bir saldırı” olarak nitelendirdi.
Süreç, mayıs ayında ülke genelinde 2 milyondan fazla adayın katıldığı “NEET-UG” tıp fakültesi giriş sınavı sorularının dışarı sızdırıldığının anlaşılmasıyla başlayan skandala dayanıyor.
Sınav skandalının ardından hükümet kanadı testlerin tekrarlanacağını duyursa da Hindistan Yüksek Mahkemesi Başverici Hâkimi Surya Kant’ın işsiz gençlerin bir kesimini “hamamböceklerine” benzetmesi toplumsal tepkiyi artırdı.
Siyasi danışman Abhijit Dipke, yargıcın bu ifadelerine ve iktidar partisine gönderme yapma amacıyla “Hamamböceği Halk Partisi” (CJP) adıyla yeni bir siyasi hareket kurdu.
Haziran ayında başkent Yeni Delhi başta olmak üzere birden fazla şehir merkezinde “hamamböceği protestoları” adı altında kitlesel gösteriler düzenlendi.
Eylemcilerin gerçekleştirdiği açlık grevleri, polisle yaşanan arbedeler ve gözaltılar sonrasında hükümet yetkilileri protestocularla müzakere masasına oturmak zorunda kaldı.
Olayların ardından Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan görevinden istifa etti.
Temmuz ayı sonlarında ise sınav sorularının dışarı sızdırılmasına yönelik cezaları ağırlaştıran yasal düzenlemeler parlamentoda kabul edildi.
Asya
Çin, süper zenginleri hedef alarak küresel vergi takibi başlattı

Çin, gelir ve servet eşitsizliğini azaltmak ve derinleşen bütçe açığını kapatmak amacıyla süper zenginleri hedef alarak, onlarca yıl öncesine uzanan yüz milyarlarca dolarlık ödenmemiş vergiyi tahsil etmek için küresel bir takip başlattı.
Yetkililer, bazı durumlarda 2000 yılına kadar uzanan yurt dışı sermaye kazançları ve yatırımlar üzerindeki incelemelerini artırdı. Kampanya, Pekin’in ülke dışına çıkan sermaye akışları üzerindeki denetimini önemli ölçüde genişletmeye çalıştığı bir dönemde yürütülüyor.
Yabancı yetkililer ile Çinli bankacılar ve aile ofisi yöneticilerinin Financial Times’a verdiği bilgilere göre, Çinli bankalara ve diğer finans kuruluşlarına, varlıklı Çinlilerin yurt dışındaki yatırımlarını incelemeleri ve elde edilen gelirlerin Pekin’deki vergi makamlarına beyan edilip edilmediğini kontrol etmeleri talimatı verildi.
Ülkenin zenginlerini ve yurt dışı tröstlerini hedef alan kapsamlı vergi reformlarının parçası olan çalışmalar; gayrimenkul, hisse senedi, değerli metal ve kripto para gibi varlıkların alımından elde edilen kazançlara odaklanıyor.
İncelemelerin bazı durumlarda 25 yıldan daha geriye uzanmasıyla kampanyanın geriye dönük niteliği, çok sayıda yetkili, bankacı ve danışman tarafından doğrulandı.
Çin’in güneyindeki bir bankacı, son aylarda Çinli bankaların, yurt dışındaki varlıklar, hesaplar ve tröstlerden elde edilen sermaye kazançlarına ilişkin vergilerin ödendiği konusunda yetkililer ikna olana kadar varlıklı müşterilerin hesaplarını dondurmak için vergi makamlarıyla giderek daha fazla koordinasyon kurduğunu söyledi.
Bankacı, “Normal uygulamada bu varlıklı kişiler, hesaplarını yeniden kullanıma açtırmak için cezaları ve vergileri derhâl nakit olarak ödüyor” dedi.
Vergi takibinde esas alınan dönemlerin büyük ölçüde değişiklik gösterdiği anlaşılıyor. Örneğin Shenzhen merkezli bir aile ofisinin yöneticisi, müşterilerinden 2017-2022 yılları arasında yurt dışındaki varlıklardan elde ettikleri kazançlar için vergi ödemelerinin istendiğini söyledi. Neden özellikle bu döneme odaklanıldığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.
California San Diego Üniversitesi Çin siyasal ekonomisi profesörü Victor Shih, yeni kampanyanın arkasındaki motivasyonun “açıkça mali nedenlere dayandığını” söyledi.
Vergilerin önemli bir boşluğu doldurduğu Çin’in bütçe gelirleri, pandemiden bu yana çoğunlukla yerinde saydı ve 2025’te yüzde 1,7 azalarak 21,6 trilyon yuana, yani 3,2 trilyon dolara geriledi. Bir zamanlar devletin temel gelir kaynaklarından biri olan arazi satışlarından elde edilen toplam kamu geliri ise emlak piyasasındaki gerilemenin ardından 2021’deki 8,7 trilyon yuanlık zirveden 4,15 trilyon yuana düştü.
Çin, geçen ay yurt dışındaki tröstlere aktarılan varlıklara ilişkin kapsamlı vergi kurallarını da yürürlüğe koydu. Çin Maliye Bakanlığı ile Devlet Vergi İdaresinin ortak açıklamasına göre bu düzenleme, varlıklı kişilerin varlıklarını yurt dışında korumak için uzun süredir kullandığı bir yasal boşluğu kapattı.
Yeni kurallar kapsamında yurt dışındaki tröstlerden elde edilen gelir, birden fazla aşamada yüzde 20 oranında vergiye tabi tutulacak.
Varlıklı Çinlilerin yurt dışındaki varlıklarını yöneten Singapur merkezli bir bankacı, yurt dışı tröst vergisinin müşterilerini “şoke ettiğini” söyledi.
Bankacı, “Halka açık şirketlerin hisseleri gibi kamuya açık varlıklar için tröst kuran kişiler var. Halka arzların çok yaygın olduğu dönemlerde doğru tröst yapısına sahip olmak gelir vergisi açısından koruma sağlıyordu. Bu yeni karar söz konusu avantajı ortadan kaldırdı” dedi.
Uzmanlara göre bazı karmaşık yurt dışı yapılar yeni kurallardan kaçınabilecek olsa da birçok tröst sahibinin bir defaya mahsus vergi yükümlülüğüyle karşılaşması bekleniyor. Bazılarının ödemeleri karşılayabilmek için varlıklarını satmak zorunda kalabileceği belirtiliyor.
Yeni politikalar, diğer vergi reformlarıyla birlikte Çin’in vergilendirme sistemini, Amerikalı vergi mükelleflerinin genel olarak dünya çapındaki gelirleri üzerinden vergilendirildiği ABD sistemine daha fazla yaklaştıracak.
Şanghay merkezli vergi avukatı ve Anli Partners ortağı Ye Yongqing, “Düzenleyici kurumlar sınır ötesi sermaye akışları, yurt dışı gelirlerin beyanı ve döviz işlemleri üzerindeki denetimleri istikrarlı biçimde güçlendirdi. Böylece varlıklı Çinlilerin varlıklarını yurt dışına aktarma veya vergi işlerini offshore araçlar üzerinden yapılandırma alanı daraltıldı” dedi.
Ye, Pekin’in yurt dışı tröstlerine karşı “ABD vergi mevzuatına benzer biçimde kısıtlayıcı bir yaklaşım benimsediğini ve vergi mükelleflerinin bu araçları vergiyi ertelemek veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla kullanmasını genel olarak reddettiğini” söyledi.
Çin’in varlıklı kesimlerinden daha sıkı vergi tahsil edilmesinin son yıllarda sonuç verdiğine dair işaretler de bulunuyor. Resmî verilere göre Hong Kong’daki hisse senedi işlemlerinin vergilendirilmesi dâhil önceki kampanyaların etkisiyle kişisel gelir vergisi gelirleri 2025’te yüzde 11,5 arttı. Bu oran, toplam vergi gelirlerindeki yüzde 0,8’lik büyümenin çok üzerinde gerçekleşti.
Çin ve New York’ta ofisleri bulunan bir göçmenlik şirketinin yöneticisi, yetkililerin ilk etapta ABD hisselerinde Hong Kong veya diğer yurt dışı kanalları üzerinden işlem yapan varlıklı Çinlileri hedef aldığını söyledi.
Yönetici, incelemelerin daha sonra özellikle Hong Kong’daki yurt dışı banka hesaplarında önemli miktarda finansal varlık bulunduran kişilere ve nihayetinde gayrimenkul dâhil diğer yurt dışı servet türlerine yönelmesini beklediğini belirtti.
Asya
Çin’den Japonya’nın savunma belgesine tepki

Çin, Japonya’nın yeni yayımladığı savunma belgesine sert tepki göstererek Tokyo yönetimini, kendi askeri kapasitesini genişletmek amacıyla sözde “Çin tehdidini” abartmakla suçladı.
Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Chen Xi, raporun gerçek dışı anlatılarla dolu olduğunu ve sözde “çevre bölgelerdeki güvenlik krizini” abarttığını söyledi.
Japonya’nın tutumunu “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” şeklinde nitelendiren Chen, savunma raporunun ülkenin askeri genişlemesine gerekçe oluşturduğunu belirtti.
Chen, “Bu adımdan büyük memnuniyetsizlik duyuyor ve buna kesinlikle karşı çıkıyoruz” dedi.
Yaklaşık 600 sayfalık “Japonya’nın Savunması 2026” başlıklı Beyaz Kitap salı günü yayımlandı. Raporda, bölgesel güvenlik ortamının “giderek daha ciddi hâle geldiği” yönündeki değerlendirme sürdürüldü.
Raporda, Çin’in askeri alandaki gelişmelerinin Japonya açısından “daha önce benzeri görülmemiş ve en büyük meydan okumayı” oluşturduğu öne sürüldü. Çin ana karasının Tayvan çevresindeki askeri faaliyetlerinin de giderek sıklaştığı iddia edildi.
Savunma raporunda, 2025 baskısındaki ifadeler korunarak uluslararası toplumun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük sınamayla karşı karşıya olduğu ve yeni bir kriz dönemine girildiği kaydedildi.
Chen ise Japonya’daki iktidar çevrelerinin “yalnızca savunmaya dayalı politika” söylemini sürdürürken üç temel güvenlik belgesinde değişiklik yapılmasını hızlandırdığını, savunma harcamalarını istikrarlı biçimde artırdığını ve uzun menzilli saldırı kapasitesi geliştirdiğini söyledi.
Tokyo’nun askeri genişlemeyi ve savaş hazırlıklarını ülkenin kurumlarına, ekonomisine, sanayisine ve kamuoyundaki tartışmalara yerleştirmeye çalıştığını belirten Chen, Japonya’daki “yeni militarizmin” giderek büyüyen bir kaygı hâline geldiği uyarısında bulundu.
Chen, bu eğilimin savaş sonrası uluslararası düzene ciddi bir meydan okuma oluşturduğunu ve bölgesel barış ile istikrar açısından gerçek bir tehdit yarattığını söyledi.
“Tayvan meselesi, Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğüyle ilgilidir ve Çin-Japonya ilişkilerinin siyasi temelini oluşturur. Bu, aşılamayacak bir kırmızı çizgidir” dedi.
Çinli sözcü, Japonya’ya saldırganlık tarihini derinlemesine sorgulama, Çin’in iç işlerine müdahaleyi durdurma, Japon kamuoyunu ve uluslararası toplumu yanıltmaktan vazgeçme ve “yeniden askerileşme” yönündeki yanlış yolda daha fazla ilerlememe çağrısında bulundu.
Japonya merkezli bazı uzmanlar da ülkenin sürdürdüğü askeri yığınağın bölgesel istikrarsızlığın kaynaklarından biri hâline geldiğini belirtti.
Japonya Anayasa Hukuku Enstitüsü Direktörü Makoto Ito, China Daily’ye yaptığı açıklamada, Japonya’nın komşularına güven veren diplomatik ve güvenlik politikalarına bağlı kalması hâlinde ülkenin güvenlik ortamının iyileşeceğini söyledi.
Ito, Japonya’nın son yıllardaki güvenlik ve savunma politikalarının ülkenin barışçıl anayasasından uzaklaştığını kaydetti.
Ito, “Buna rağmen bu politikalar ilerletilmeye devam ediyor ve savunma raporu gibi resmî belgeler aracılığıyla kamuoyuna aktarılıyor” dedi.
Tehlikeli yönelim
Tokyo’daki Josai Uluslararası Üniversitesi Onursal Profesörü Kumiko Haba da China Daily’ye yaptığı açıklamada, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi hükümetinin son derece tehlikeli bir yönde ilerlediğini söyledi. Haba, bu yönetimin savaş yürütmeye hazır bir hükümete dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Japonya’nın savunma harcamaları istikrarlı biçimde artarken ülke, bu harcamaları gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2’sine çıkarma hedefinde şimdiden planlanandan daha hızlı ilerliyor.
Japonya, mart ayında kara konuşlu Type 25 gemisavar füzesini Kumamoto vilayetine yerleştirdi. Menzili geliştirmelerle 1.000 kilometreye çıkarılan füze, Japonya’nın ülke savunması için gerekli mesafenin çok ötesine ulaşırken açık biçimde saldırı kapasitesine de sahip bulunuyor.
Japonya, nisan ayında ölümcül silahların ihracatına yönelik kısıtlamaları tamamen kaldırdı.
Haba, Japonya’nın barış odaklı ülke kimliğinden vazgeçerek ve ulusal kalkınmada yeni bir aşamaya geçme arayışıyla savaşlara katılma yönünde ilerleyerek ABD’nin gündemiyle uyum sağlamaya çalıştığını söyledi.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi6 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı












