Asya
Çin’den Kongre sonrası diplomasi atağı

Pekin, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) geçen hafta yapılan 20. Ulusal Kongresi’nin ardından dünya liderlerini ağırlamaya başladı. En dikkat çeken isim ise yarın Çin’e gidecek olan Almanya Başbakanı Olaf Scholz…
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamalarda, Vietnam Komünist Partisi Genel Sekreteri Nguyen Phu Trong, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Tanzanya Devlet Başkanı Samia Suluhu Hassan ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un, Pekin’e resmi ziyaretlerde bulunacakları bildirilmişti.
ÇKP 20. Ulusal Kongresi’nde dışa dönük vurguların çokça yapılması dikkat çekmişti. Kongreden hemen sonra gelen diplomasi atağı ise Çin’in yeni dönemde uluslararası arenada daha aktif rol alacağı yönünde yorumları beraberinde getirdi.
İlk ziyaret Vietnam’dan
ÇKP Kongresi sonrası Pekin’e ilk ziyaret, Vietnam Komünist Partisi Genel Sekreteri Nguyen Phu Trong’dan geldi.
Vietnamlı lider Nguyen, Devlet Başkanı ve ÇKP Genel Sekreteri Xi Jinping’in davetiyle 30 Ekim-2 Kasım günleri arasında Çin’e resmi ziyarette bulundu.

Foto: 31 Ekim, 2022, Xinhua
Bu ziyaret aynı zamanda Vietnam Komünist Partisi’nin 13. Ulusal Kongresi’nden sonra Nguyen Phu Trong’ın ilk yurtdışı ziyareti olma özelliğini taşıyor.
İki lider arasında başkent Pekin’deki Büyük Halk Toplantı Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede, yeni dönemde Çin-Vietnam kapsamlı stratejik işbirliği ve ortaklık ilişkilerinin üst seviyeye taşınması için ortak çaba sarf edileceği belirtildi.
İki tarafın ortak açıklamasında, dünyanın son derece karmaşık ve öngörülemeyen tarihi değişimler geçirdiği ve yeni bir çalkantılı değişim dönemine girdiği iade edilirken, Çin ve Vietnam ilişkilerinin stratejik ve uzun vadeli bir perspektiften değerlendirilip geliştirileceği vurgulandı.
Renkli devrimlere karşı işbirliği
İki taraf da, Çin-Vietnam İkili İşbirliği Yönlendirme Komitesi mekanizmasını aktif tutma, planlamayı koordine etme ve iki ülke arasında dışişleri, savunma, güvenlik ve yasa uygulama alanlarındaki değişimleri ve işbirliğini teşvik etme konusunda anlaştılar. İki tarafın ayrıca terörle mücadeleyi güçlendirmek ve “renkli devrimlere” direnmek için işbirliği içinde çalışacağı kaydedildi.
Diğer yandan iki ülke arasındaki denizcilik vb. alanlardaki sorunlara da değinilerek, bu sorunların uygun şekilde ele alınması yönünde irade gösterileceği bildirildi. Özellikle de Güney Çin Denizi’ndeki farklılıkları düzgün bir şekilde yönetmenin ve barış ve istikrarı korumanın önemli olduğu konusunda anlaşmaya varıldı.
Vietnam tarafı yaptığı açıklamada, tek Çin ilkesine bağlılıklarını yineleyerek, Tayvan’da her türlü ayrılıkçılığa kararlılıkla karşı çıktıklarını ifade etti.
Çin basınında, ziyaretin iki ülke ilişkilerinde partiler arası iletişimin giderek daha önemli hale geleceği yönünde bir gösterge olduğu yorumu yapıldı. Ayrıca, Çinli uzmanlar, bundan sonra ABD ve müttefiklerinin Çin ile Vietnam arasında anlaşmazlık çıkarma çabalarının sonuçsuz kalacağı yönünde beklentilerini dile getirdiler.
Pakistan komşuluk diplomasisinde ön sırada
ÇKP Kongresi sonrası ikinci ziyaret, Pakistan lideri Şahbaz Şerif’ten geldi.
Pakistan Başbakanı Şerif, Pekin’de Xi Jinping ile buluştu.

Foto: 2 Kasım 2022, Xinhua
Xi, görüşmede Çin’in öteden beri Çin-Pakistan ilişkilerini stratejik perspektifle uzun vadeli olarak ele aldığını ve Pakistan’la ilişkileri iyi komşuluk diplomasisinin ön sırasında tuttuğunu kaydetti.
Pakistan’a Çin’in temel çıkarlarını ilgilendiren konularda verdiği destekten dolayı teşekkür eden Xi, Pakistan’ın ulusal egemenliği, toprak bütünlüğü ve kalkınma çıkarlarını korumasına, istikrar, birlik, kalkınma ve refahı gerçekleştirmesine kararlılıkla destek verdiklerini vurguladı.
Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru örnek proje olacak
Dışa açılma politikası izleyen Çin’in kendi kalkınmasıyla başta Pakistan olmak üzere dünya ülkelerine yeni fırsatlar yaratmaya devam edeceğine işaret eden Xi, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) inşasını yüksek verimlilikle ilerleterek, bu projeyi Kuşak ve Yol’un nitelikli gelişmesi için örnek proje haline getireceklerini kaydetti.
Xi, iki tarafın Gwadar Limanı’nın altyapı tesislerinin inşasını hızlandırması, Karaçi dairesel demiryolu gibi projelere koşullar yaratılması için ortak çaba harcamasının önemini vurguladı.
Pakistan’dan kaliteli tarımsal ürünlerin Çin’e ihracatının artmasını beklediklerini ifade eden Xi, Pakistan’la dijital ekonomi, e-ticaret, fotovoltaik gibi yeni enerji alanlarındaki iş birliğini genişletmenin yanı sıra, sanayi, tarım, bilim, ve teknoloji alanlarındaki iş birliğini ilerletmeye, Pakistan’ın finansal istikrarı korumasına destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
Xi, Çin ve Pakistan’ın uluslararası çok taraflı mekanizmalarda yüksek seviyeli iş birliğini sürdürmesi, önemli uluslararası ve bölgesel sorunlarda koordinasyonu güçlendirmesi, gerçek anlamda çok taraflılığı, uluslararası adaleti ve gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarını koruması gerektiğinin altını çizdi.
‘Çin’in gelişmesi engellenemez’
Şahbaz Şerif de, Pakistan ile Çin arasında her koşulda stratejik iş birliği ve ortaklık ilişkilerinin derinleştirilmesinin Pakistan’ın diplomasisinin temel taşı olduğuna dikkat çekti.
Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun Pakistan’ın sosyal ve ekonomik gelişmesine önemli etkiler getirdiğine işaret eden Şerif, Çin’le birlikte Kuşak ve Yol’un nitelikli inşasını hızlandırmaya hazır olduklarını kaydetti.
Şerif toplantıda, “Dünya Çin olmadan işleyemez ve Çin’in gelişimi herhangi bir güç tarafından yalıtılamaz veya baskı altına alınamaz” ifadelerini kullandı.
Çin basınında, Şerif’in hemen ÇKP Kongresi sonrası yaptığı ziyaretin önemi vurgulanırken, Şerif’in bu yılın başlarında iktidara gelmesiyle iki ülke arasında CPEC’in ilerletilmesine ve diğer büyük altyapı projelerine daha fazla odaklanıldığı belirtildi.
Tanzanya ile yeni dönem
Pekin’i ziyaret eden bir diğer isim Tanzanya Devlet Başkanı Samia Suluhu Hassan, ÇKP’nin Kongresi sonrası Çin’i giden ilk Afrikalı lider oldu.
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, dün Büyük Halk Toplantı Sarayı’nda Hassan’la bir araya geldi. İki lider, Çin-Tanzanya ilişkilerinin kapsamlı stratejik iş birliği ve ortaklık ilişkilerine yükseltileceğini duyurdu.
Görüşmenin ardından iki devlet başkanı, ticaret ve yatırım gibi konularda iş birliği anlaşmaları imzaladı ve ikili ilişkilerin kapsamlı stratejik iş birliği ve ortaklık ilişkileri düzeyine çıkarılmasıyla ilgili ortak bildiri yayımladı.
Çinli uzmanlar, Hassan’ın üç günlük ziyaretinin ikili işbirliğini geliştirmesini ve Çin-Afrika ilişkilerinde yeni bir sayfa açmasını bekliyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, “Cumhurbaşkanı Hassan’ın ziyaretinin yeni dönemde ortak bir geleceğe sahip Çin-Afrika topluluğunun inşasını daha da güçlendireceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Rais wa Jamhuri ya Muungano wa Tanzania Mhe. Samia Suluhu Hassan akiwa kwenye picha ya pamoja na Mwenyeji wake Rais wa Jamhuri ya Watu wa China Mhe. Xi Jinping katika ukumbi wa The People Great Hall, Beijing nchini China tarehe 03, Novemba, 2022. @venusnyota pic.twitter.com/UleqkNtyUM
— ikulu_Tanzania (@ikulumawasliano) November 3, 2022
Olaf Scholz ve Alman devleri Pekin yolcusu
Pekin’e 4 Kasım’da gelmesi beklenen Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise, Kovid-19 salgınının başlamasından bu yana ülkeyi ziyaret eden ilk G7 lideri olacak.
Scholz Beijing temasları kapsamında Çin lideri Xi Jinping ve Başbakan Li Keqiang’la bir araya gelecek. Merkel’in son Çin ziyaretinden üç yıl sonra iki ülkenin liderlerinin yüz yüze görüşme fırsatı bulmuş olması önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Scholz’un ziyareti ayrıca, Çin’in Avrupa ülkeleri ile iş birliğini geliştirme fırsatı olarak yorumlanıyor. Zira, Olaf Scholz Pekin’e yanında kalabalık bir heyet götürüyor. Alman devlerinin CEO’ları gezi sırasında Scholz’a eşlik edecek: Mercedes, Audi, BMW, Bayer, Volkswagen, Siemens, BioNTech…
Son dönemde Çin-Avrupa Birliği (AB) ilişkileri gerilse de Çin, son altı yıldır Almanya’nın en büyük ticaret ortağı ve ikili ticaret hacmi geçen yıl 245 milyar Euro’yu (243,43 milyar doları) aştı. Çin-Alman ticareti ayrıca Almanya’da 1 milyondan fazla işi doğrudan destekliyor. Ayıca Çin-AB ticareti 2021’de ilk kez 800 milyar doları buldu ve iki yönlü biriken yatırım 270 milyar doları geçti.
‘Çin’den ayrışmak yanlış olur’
Alman Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Başkanı Martin Wansleben birkaç gün önce verdiği bir röportajda, Almanya’nın Çin’den ayrılamayacağını ve ‘Çin olmadan Almanya’nın daha da yoksullaşacağını’ vurguladı ve “Çin’den daha fazla ayrışmak bizim için refah kaybına yol açacaktır” ifadelerini kullandı.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz da, Çin’e yapacağı resmi ziyaret öncesi Frankfurter Allgemeine Zeitung’a ülkesinin Çin politikası hakkında yazdı.
Çin ile ekonomik bir ayrışmaya karşı olduğunu kaydeden Scholz, ancak tek taraflı bağımlılıkların azaltılması gerektiğinin altını çizdi.
Almanya’nın Çin politikasının ancak Avrupa’nın Çin politikasıyla bütünleşirse başarılı olabileceğine dikkati çeken Scholz, bu nedenle seyahati öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da dahil olmak üzere Avrupalı ortaklar ve transatlantik dostlarla yakın bir koordinasyon içinde olduklarını belirtti.
Diğer yandan, Scholz’un ziyareti koalisyon hükümetinde tartışmalara yol açtı. Bazı kişiler, Alman ekonomisinin Çin’e çok yaklaşması ve Çin’e “fazla bağımlı hale gelmesi” konusunda derin endişelerini dile getirdi. Hatta ziyaret öncesi koalisyon hükümeti içinde, Çin’le ticareti ‘çeşitlendirme’ ve “Çin’le ticarette saflık göstermeme” çağrıları yapıldı.
Çin basınında ise bu iddiaların aksine, Çin-Almanya ekonomilerinin tamamlayıcı nitelikte olduğu belirtiliyor ve ikili ilişkilerin asla tek taraflı bir bağ olmadığına dikkat çekiliyor.
Asya
Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.
Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.
Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.
Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.
Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi
Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.
Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.
Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.
Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.
Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı
Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.
Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.
Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.
Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.
İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı
İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.
Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.
İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.
İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.
Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.
Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.
Asya
SoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak

SoftBank, yatırımcılara satılan en büyük yüksek getirili tahvil işlemlerinden biri olacak şekilde 11 milyar dolardan fazla borçlanmayı hedefliyor.
Yatırımcılara sunulan şartlara göre, Japon şirketi, önümüzdeki ay tamamlanması beklenen OpenAI yatırımının üçüncü dilimini finanse edecek bir anlaşmanın parçası olarak, kredi yatırımcılarına 10 milyar dolarlık ve 1 milyar avroluk tahvil satışı gerçekleştiriyor.
Tahvillerin fiyatının perşembe günü belirleneceği tahmin ediliyor.
SoftBank’ın bu son işlemi, yapay zeka alanında dünyanın en büyük yatırımcılarından biri olan şirketin halihazırda biriktirdiği borç yığınına ekleniyor.
Şirket, OpenAI’a ve daha geniş kapsamlı yapay zeka patlamasına yönelik yatırımlarını desteklemek için milyarlarca dolar borçlanmıştı.
Bu işlem, bu yıl büyük teknoloji grupları tarafından gerçekleştirilen ve kurumsal kredi piyasalarının sınırlarını zorlayan tahvil ihraç seline bir yenisini ekliyor.
Fakat bu ihraçlar çoğunlukla daha güvenli yatırım notu seviyesindeki borçlanma araçlarıyla sınırlı kalmıştı.
Konuya yakın kaynaklar, yatırımcılarla yapılan ilk görüşmelerin, vade süreleri 3,5 ila 7,5 yıl arasında değişen dolar cinsinden tahvillerin yüzde 9 ile 10 arasında getiri sunacağını gösterdiğini belirtti.
Finans direktörü Yoshimitsu Goto da dahil olmak üzere SoftBank’ın üst düzey yöneticileri, geçen hafta New York’taki Citi genel merkezinde yatırımcılarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi.
Kaynaklardan biri, işlemin pazartesi günü resmi olarak başlamadan önce 8 milyar dolardan fazla ön sipariş topladığını belirtti.
SoftBank, bu yılın başlarında OpenAI’a yapılacak yatırımları finanse etmek üzere Japon Mizuho Bankası da dahil olmak üzere çeşitli kredi kuruluşlarından 40 milyar dolara kadar köprü kredisi almak üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Yatırımların Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında üç taksitte gerçekleştirilmesi planlanıyordu.
Anlaşma, SoftBank’ın sektörü desteklemek için kendi belirlediği borçlanma sınırlarını zorlamaya hazır olduğunun bir göstergesiydi.
Grup, normal koşullarda kredi-değer oranını yüzde 25’in altında tutmayı hedeflediğini belirtmişti; fakat FT’ye verdiği demeçte, bu sınırın gelecekte geçici olarak aşılabileceğini de ifade etmişti.
Bu ayın başlarında SoftBank, 15 Eylül’de köprü kredilerindeki 25,9 milyar dolarlık bakiyeyi geri ödeyeceğini ve anlaşmayı daha uzun vadeli borçlarla yeniden finanse edeceğini açıklamıştı.
Grup, yatırımcılara, Ekim ayında tamamlanması planlanan ve tahvil ihracıyla finanse edilecek olan OpenAI’a yönelik üçüncü yatırım diliminin, köprü kredi anlaşması kapsamında kalan 10 milyar dolarlık yedek kapasitenin iptal edilmesiyle birlikte gerçekleşeceğini bildirdi.
FT’nin haberine göre, OpenAI, bilgi işlem gücüne erişimini genişletmek için agresif yatırımlar yaptığı için 2030 sonuna kadar yaklaşık 280 milyar doları harcamayı bekliyor ve yatırımcılardan bu agresif harcama planlarını desteklemelerini istiyor.
Şirketin finansman sağlama kabiliyeti, çip üreticisi Nvidia ve Oracle dahil olmak üzere diğer teknoloji gruplarıyla imzaladığı anlaşmalar ağı için hayati önem taşıyor.
SoftBank’ın veri merkezi işinin gelecekteki gelirleri de OpenAI ile yapılan sözleşmelere bağlı.
Ocak ayında OpenAI ve SoftBank, yapay zeka girişiminin veri merkezleri kurulumunu desteklemek amacıyla yapılan bir başka anlaşma kapsamında, Japon holdingin kısmen sahibi olduğu altyapı şirketi SB Energy’ye 1 milyar dolar yatırım yapmayı kabul ettiklerini duyurdu.
SoftBank’ın tahvil ihraçının dolar cinsinden kısmı üç vadeye, avro cinsinden kısmı ise iki vadeye yayılacak.
Citi, Goldman Sachs, JPMorgan ve Morgan Stanley gibi kredi kuruluşları bu ihraçın pazarlanmasını üstleniyor.
Asya
Güney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, cuma günü yaptığı açıklamada ülkenin vatandaşlarını ve ulusal çıkarlarını Hürmüz Boğazı’nda koruma ihtiyacını vurguladı. Ancak ülkenin yurt dışındaki bir çatışmaya dahil olmasına yol açabilecek herhangi bir asker gönderiminin söz konusu olmayacağını söyledi.
Lee, televizyondan yayımlanan basın toplantısında, “Şunu açıkça belirtelim. Bir çatışmaya dahil olmamıza yol açacak hiçbir asker gönderimi olmayacak. Savaşa katılım veya müdahil olma söz konusu olmayacak” dedi.
Güney Kore lideri, “Herhangi bir savaşa dahil olmama ve müdahil olmama ilkesi bugüne kadar korundu ve bundan sonra da korunmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Devlet başkanının açıklamaları, Seul yönetiminin ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen artan baskı karşısında, kritik ticaret güzergâhında deniz ulaşımının serbestliğini güvence altına almak için “katkı” olarak adlandırdığı olası adımları değerlendirdiği bir dönemde geldi.
Güney Kore: Trump’ın itirazlarına rağmen ortak tatbikatlar devam ediyor
Güney Kore’nin bir saha inceleme ekibi, olası bir askeri görevlendirme hazırlıklarının işareti olarak değerlendirilen bir süreç kapsamında, Orta Doğu’daki genel güvenlik durumunu değerlendirmek üzere Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı ziyaretin ardından geçen hafta ülkeye döndü.
Lee, diğer ülkelerin yaptığı gibi Güney Kore’nin de bölgedeki vatandaşlarını, gemilerini ve ham petrol taşıma güzergâhını korumak için “en azından asgari düzeyde faaliyetler” yürütmesi gerektiğinin açık olduğunu söyledi.
Güney Kore’nin Çeonghae askeri birliğinin bölgedeki ilgili faaliyetleri yürütmek amacıyla görev kapsamını genişlettiğini belirten Lee, ancak “bu konuda önlemleri güçlendirme yollarını değerlendirdiğimiz ve düşündüğümüz de doğrudur” dedi.
Trump, Kim Jong Un ile yeni bir görüşme istiyor Kuzey Kore ise acele etmiyor
Kuzey Kore-ABD diyaloğu ihtimali
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yeniden diyalog kurulması ihtimali sorulan Lee, “Bu ihtimal göz ardı edilemez ancak bunun zor olacağı da açık” dedi. Lee, olasılığın ne kadar yüksek olduğunu belirleyemeyeceğini ifade etti.
Lee, “Bu ihtimali gerçeğe dönüştürmek için elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiği açık” dedi.
Yeniden başlayacak bir diyaloğun, Koreler arası ilişkilerin geliştirilmesi ve Kore Yarımadası’nda barış ve istikrarın sağlanması açısından önemli bir basamak olacağını belirten Lee, şunları söyledi:
“Kuzey Kore-ABD diyaloğunun yeniden başlaması, iki Kore arasındaki diyaloğun yeniden başlamasından çok daha kolay olacaktır ve iki Kore arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasına yardımcı olacaktır.”
Lee ayrıca, “Kuzey Kore-ABD diyaloğunu mümkün kılmak için ön arabulucu olarak üzerime düşen rolü oynamaya devam ediyorum” dedi.
İç politikada düşen destek ve yeniden seçilme tartışması
Lee’nin göreve gelmesinden bu yana yedinci basın toplantısı, kamuoyu desteğinin son haftalarda yüzde 30’ların ortalarına kadar gerilediği bir dönemde gerçekleşti. Özellikle genç seçmenler arasında desteğin azalmasının başlıca nedenleri arasında hızla yükselen konut fiyatları ve diğer siyasi tartışmalar gösteriliyor.
İç meselelerle ilgili konuşan Lee, anayasa değişikliği yoluyla yeniden seçilmeye çalışmayacağını bir kez daha vurguladı. Ayrıca mevcut anayasa kapsamında yeniden seçilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Televizyondan yayımlanan basın toplantısında Lee, “Yeniden seçilmeyi amaçlamadığımı bir kez daha açıkça ifade ediyorum” dedi.
Lee’nin açıklaması, muhalefet bloğunun, cumhurbaşkanının yeniden seçilmek istediği iddiasıyla niyetini açıklaması yönündeki çağrılarının ardından geldi. Ancak anayasanın ilgili maddesi, cumhurbaşkanlığı sisteminde yapılacak değişikliklerin, değişiklik sırasında görevde bulunan cumhurbaşkanına uygulanamayacağını öngörüyor.
Lee, “Anayasa değişikliği yoluyla yeniden seçilmem anayasal olarak mümkün değildir” dedi. Mevcut anayasanın eskidiğini belirten Lee, makul tartışmalar ve toplumsal uzlaşı yoluyla değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Güney Kore, Trump’la yaptığı 350 milyar dolarlık anlaşmanın gereğini yerine getirecek mi?
ABD ile yatırım görüşmeleri
Lee, Seul yönetiminin Trump yönetimiyle 2025 yılında varılan daha geniş kapsamlı gümrük vergisi azaltma anlaşması kapsamında ABD’deki ilk yatırım projesini sonuçlandırmak için yürüttüğü görüşmelere de değindi.
Lee, hükümetin Washington ile anlaşmayı her iki ülkeye de fayda sağlayacak şekilde sonuçlandırmak için “yoğun bir tartışma” yürüttüğünü söyledi.
Konut piyasası ve ETF tartışması
Lee ayrıca kontrolden çıkan konut piyasasını istikrara kavuşturma taahhüdünü yineledi ve konut arzını hızla artırmak da dahil olmak üzere gerekli tüm önlemleri alacağını belirtti.
Devlet başkanı, tek hisse senedine dayalı kaldıraçlı borsa yatırım fonlarının (ETF) uygulanmasında politika eksiklikleri bulunduğunu da kabul etti.
Hükümet, mayıs ayında piyasaya sürülen bu fonların borsa oynaklığını artırdığı yönündeki yoğun eleştirilerin hedefi olmuştu.
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Rusya1 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya2 hafta önceÇin ve Rusya arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı görüşmeleri fiyat anlaşmazlığı nedeniyle tıkandı
Asya1 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”











