Avrupa
Fransa’daki anket Le Pen’in her senaryoda kazanacağını gösterdi

Fransa’da yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin meclis grubu lideri Marine Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerini her senaryoda kazanabileceğini ortaya koydu. Kamu fonlarını kötüye kullanmaktan ceza almasına rağmen önde giden Le Pen, ilk turda yüzde 34 ile yüzde 35,5 arasında oy oranına ulaşıyor.
Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin meclis grubu lideri Marine Le Pen’in, 2027 yılında düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimlerini her senaryoda kazanacağı öngörülüyor.
BFM ve La Tribune Dimanche için kamuoyu araştırma şirketi Elabe tarafından yapılan anketin sonuçları, Le Pen’in kamu fonlarını kötüye kullanmaktan hüküm giymesine rağmen seçmen desteğini koruduğunu gösterdi.
Sonuçlara göre Le Pen, farklı senaryolara bağlı olarak ilk turda seçmenlerin yüzde 34’ü ile yüzde 35,5’inin desteğini alıyor.
Elabe’nin 26-28 Ağustos tarihleri arasında internet üzerinden gerçekleştirdiği ankete 18 yaş ve üzeri 1501 kişi katıldı. Katılımcıların 1378’ini kayıtlı seçmenlerin oluşturduğu araştırmada hata payı yüzde 1,4 ile yüzde 3,1 aralığında açıklandı.
İkinci tur senaryolarında da üstünlüğünü koruyor
İlk tur yarışında Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) hareketinin kurucusu Jean-Luc Mélenchon yüzde 14 ila yüzde 14,5 oy oranıyla ikinci sırada yer alıyor.
Merkez sol çizgideki Place Publique (Kamu Meydanı) lideri Raphaël Glucksmann ise senaryoya göre yüzde 11,5 ile yüzde 14 arasında destek buluyor.
Le Pen’in ikinci turda da her olasılıkta üstünlüğünü koruduğu görülüyor. En büyük oy farkı Mélenchon ile karşı karşıya geldiği senaryoda ortaya çıkarken, bu eşleşmede Le Pen yüzde 69,5’e karşı yüzde 30,5 oy oranına ulaşıyor.
Aşırı sağcı lider; Glucksmann ve eski Başbakan Gabriel Attal karşısında da yüzde 57’ye karşı yüzde 43 ile net bir galibiyet elde ediyor.
En dar fark ise eski Başbakan Édouard Philippe ile yarışması durumunda görülüyor; bu senaryoda Le Pen yüzde 52,5, Philippe ise yüzde 47,5 oy alıyor.
Le Pen, Fransa Anayasası’nı referandumla değiştirmeyi planlıyor
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, üst üste ikinci dönemini yürütüyor ve bu görev süresi 14 Mayıs 2027’de sona eriyor. Ülke yasalarına göre bir kişi arka arkaya ikiden fazla dönem cumhurbaşkanlığı yapamıyor.
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun 18 Nisan 2027’de, ikinci turunun ise 2 Mayıs’ta yapılması planlanıyor.
Cumhurbaşkanlığı yarışına katılma niyetini Le Pen’in yanı sıra eski İçişleri Bakanı Bruno Retailleau, Jean-Luc Mélenchon, Gabriel Attal, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Édouard Philippe ve Raphaël Glucksmann da açıklamış bulunuyor.
Marine Le Pen, cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını temmuz ayında doğrulamıştı. Daha önce aynı gün Paris İstinaf Mahkemesi, Le Pen hakkındaki nihai kararını vererek kendisini kişisel zenginleşme unsuru bulunmaksızın Avrupa Parlamentosu fonlarını amacı dışında kullanmaktan suçlu bulmuştu.
Mahkeme Le Pen’e 100 bin euro para cezası, iki yılı tecilli olmak üzere üç yıl hapis ve 30 ayı tecilli olmak üzere 45 ay seçilme hakkından men cezası verdi. Hak yoksunluğu sürelerinin 31 Mart 2025’ten itibaren hesaplanması nedeniyle Le Pen, 2027 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde resmi olarak aday olabiliyor.
Avrupa
İsviçre’de 500 bin şirket için veri güvenliği uyarısı

İsviçre Varlık Yöneticileri Birliği, şirket sahiplerine ait merkezi veri tabanı projesinin Lihtenştayn’daki siber saldırı sonrası askıya alınmasını talep etti. Sektör temsilcileri, 500 binden fazla tüzel kişiliğe ait verilerin tek merkezde toplanmasının siber suçlular için hedef oluşturacağını savunuyor.
İsviçre Varlık Yöneticileri Birliği, hükümete çağrıda bulunarak şirket sahiplerini kapsayan merkezi sicil kaydı uygulamasının durdurulmasını talep etti.
Financial Times’ın (FT) aktardığına göre varlık yöneticileri, 500 binden fazla şirket ve diğer tüzel kişiliğin nihai sahiplerine ait bilgilerin tek bir merkezde toplanmasının siber suçlular açısından cazip bir hedef oluşturacağı gerekçesiyle tehdit altında olduğunu savunuyor.
Talep, Lihtenştayn’daki benzer bir veri tabanından binlerce kişiye ait bilgilerin bilgisayar korsanları tarafından çalınmasının ardından geldi.
Üç yıldır hazırlığı sürdürülen sicil kaydına ilişkin siber güvenlik ve veri koruma endişelerini İsviçre Bankacılar Birliği de ayrıca dile getirdi.
İsviçre’de oluşturulan veri tabanının, kara para aklamaya karşı korumayı güçlendirmesi ve Paris merkezli Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) 2027 yılında yapacağı denetim öncesinde uluslararası standartlara uyumu sağlaması hedefleniyor.
Ekim ayından itibaren şirketler ve tüzel kişilikler, kendilerini kontrol eden gerçek kişileri merkezi federal veri tabanına bildirmekle yükümlü olacak.
Veri tabanı; isimlerin yanı sıra doğum tarihleri, vatandaşlık bilgileri, posta kodları ve ikamet yerlerine dair verileri de içerecek.
İsviçre Varlık Yöneticileri Birliği İcra Kurulu Başkanı Vivien Jain, FT’ye yaptığı açıklamada, Lihtenştayn’daki siber saldırının resmi güvenlik değerlendirmesi tamamlanana kadar sicil oluşturma sürecinin durdurulması gerektiğini belirtti.
Jain, “Finans merkezimizin itibarı tehlikede” ifadesini kullandı.
FT, temmuz ayı sonunda kimliği belirsiz bilgisayar korsanlarının yaklaşık 31 bin şirket, vakıf ve tröstün intifa hakkı sahiplerine (lehtarlarına) ait verileri çaldığını aktardı. Faillerin kimliği veya saldırının gerekçesi henüz belirlenemedi.
Öte yandan haziran ayında BFM TV, Fransa Kurumlararası Dijital Teknolojiler Müdürlüğü (Dinum) ile FrenchBreaches platformuna dayandırdığı haberinde, kamu görevlilerine yönelik Fransız mesajlaşma uygulaması Tchap’ın saldırıya uğradığını bildirmişti.
Platformun hesaplamalarına göre 70 binden fazla devlet memurunun verileri ile bu personelin üç yıl içinde paylaştığı 643 bine varan mesaj çalınmış olabilir.
Daha sonra ZeroBytes adlı hacker grubu, Fransa vergi dairesinin verilerini ele geçirmiş ve en az 678 bin gerçek ve tüzel kişiye ait bilgiler satışa çıkarılmıştı.
Avrupa
Kuzey Akım davasında sanık avukatından meşru müdafaa tezi

Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotajla suçlanan Ukrayna vatandaşı Sergey Kuznetsov’un savunması, eylemin askeri meşru müdafaa olduğunu öne sürerek yargılamayı durdurmayı hedefliyor. Almanya Federal Adalet Mahkemesi ise boru hatlarını sivil nesne kabul ederek uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki savunma argümanını reddetmişti.
Kuzey Akım ve Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hatlarına yönelik sabotaja iştirak etmekle suçlanan Ukrayna vatandaşı Sergey Kuznetsov’un savunma heyeti, saldırıyı meşru müdafaa olarak nitelendirerek Hamburg’da sonbaharda yapılması planlanan yargı sürecini engellemeyi amaçlıyor.
Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung’un haberine göre, sanığın avukatı İlya Novikov davanın hiç açılmamasını talep ediyor.
Novikov, “Eğer bu saldırı Almanya Federal Başsavcılığının iddia ettiği şekilde gerçekleştirildiyse, bu bir ceza suçu değil, askeri meşru müdafaaya dayanan hukuki bir eylemdir” dedi.
Almanya Federal Adalet Mahkemesi ise Aralık ayında Kuznetsov’un tutukluluğuna yönelik itirazını reddetmişti. Mahkeme, boru hatlarının “sivil nesneler” olduğunu, bu nedenle sanığın “uluslararası insancıl hukuk uyarınca zarar verme hakkına” dayanamayacağını kaydetti.
Kararla birlikte eylemin uluslararası bir askeri çatışma kapsamında değil, ceza hukuku kapsamındaki bir suç kapsamında değerlendirildiği teyit edildi.
Eylül 2022’de düzenlenen sabotajda boru hatlarının dört kolundan üçü hasar görmüştü. O dönemde faaliyette bulunmayan Kuzey Akım-2’nin bir kolu ise zarar görmeden kaldı.
Soruşturmanın ayrıntıları
Ağustos 2025’te İtalya’da gözaltına alınan Kuznetsov’un Almanya’ya iadesine İtalya mahkemesi Ekim ayında onay verdi.
The Wall Street Journal daha önce Kuznetsov’un Ukrayna Silahlı Kuvvetleri ve Ukrayna Güvenlik Servisinde (SBU) görev yaptığını ve sabotaj grubunu yönettiğini aktarmıştı.
Olaydan bir yıl sonra Ukraynalı zanlıya sivil enerji altyapısına saldırı düzenleme suçlaması yöneltildi. Soruşturma makamlarına göre Kuznetsov, sabotaj grubunu yönetti ve saldırının düzenlendiği Andromeda yatına komuta etti.
Almanya Federal Mahkemesi, sabotajın kuvvetle muhtemel “yabancı bir devlet adına” yürütüldüğü sonucuna vardı.
İddianamede boru hatlarının patlatılmasında Ukrayna devlet kurumlarının olası dahline işaret eden unsurlar var. Bununla birlikte soruşturmanın elinde Kuznetsov aleyhine yalnızca dolaylı deliller yer alıyor.
Mahkemece henüz onaylanmayan iddianame, Almanya’da sabotaj dosyası kapsamında hazırlanan ilk resmi suçlama olma niteliği taşıyor.
Stern’in ulaştığı Almanya Federal Başsavcılığı iddianamesine dayandırılan N-tv haberine göre, Kuznetsov İtalya’da gözaltındayken eşine sabotaj sırasında Ukrayna ordusunda görev yaptığını ve SBU için çalıştığını bildirdi.
Haberde sanığın Ukrayna ve ülke devlet başkanı tarafından yalnız bırakıldığını düşündüğü ve komutanı olarak andığı Roman isimli şahısla irtibat kurmak istediği bilgisi paylaşıldı.
Soruşturma makamları, söz konusu kişinin eski Ukrayna istihbarat çalışanı Roman Çervinski olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Çervinski, Kuznetsov’un gözaltına alınmasının ardından sanığın kendi komutası altında olduğunu belirtmişti.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) saldırıyı uluslararası terör eylemi olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin patlamalardan “Anglosaksonları” sorumlu tutmuş ve Ukraynalı sabotajcıların dahline ilişkin haberleri asılsız olarak nitelendirmişti. Kiev yönetimi de olayla bağlantısı bulunduğu iddialarını reddetmişti.
Seymour Hersh yazdı: Kuzey Akım’ın hayalet gemisi ve CIA’in asılsız iddiaları
Avrupa
Alman iktidar partileri, AB’nin Çin’e karşı daha sert önlemler almasını istiyor

Almanya’da iktidardaki CDU-SPD koalisyonunun grupları, “haksız rekabete karşı” daha güçlü bir Avrupa koruması ve otomobil üreticilerini desteklemeye yönelik somut önlemler çağrısında bulundu.
Reuters’a göre parlamento kaynakları, bu önerilerin öncelikle Çin’in “kapasite fazlasını” hedeflediğini belirtti fakat Reuters’ın elde ettiği belgede Çin’den açıkça bahsedilmiyordu.
Belgede, AB düzeyinde anti-damping ve anti-sübvansiyon önlemlerinin daha hızlı ve daha geniş çapta kullanılması da dahil olmak üzere, “piyasayı bozan uygulamalara ve haksız rekabete” karşı “kararlı” bir tepki gösterilmesi çağrısında bulunuldu.
Bu durum, Alman sanayisinin Şansölye Friedrich Merz’e Pekin’e karşı daha sert bir tutum sergilemesi için baskılarını artırmasıyla ortaya çıktı.
Bu da, Çin’in misillemesinden korktuğu için uzun süredir ticaret engellerine direnen ülkede bir dönüşümü işaret ediyor.
Bir talebe göre Alman hükümeti, AB hukukuna uygun ve blok genelinde uyumlaştırılabilecek yerel içerik kriterlerini geliştirdikten sonra, bu kriterler Almanya’nın mevcut elektrikli araç sübvansiyon programına dahil edilmeli ve vergi mükelleflerinin finanse ettiği Alman teşviklerin ithal Çin menşeli elektrikli arabaları da desteklediği yönündeki endişeler giderilmeli.
Ülkenin otomotiv endüstrisini desteklemek amacıyla, parlamento grupları Avrupa Komisyonu’ndan 2035’ten sonra batarya ile çalışan elektrikli araçların yanı sıra şarj edilebilir hibritler, menzil uzatıcı elektrikli araçlar ve yüksek verimli içten yanmalı motorlu araçlara da izin vermesini talep etti.
Partiler ayrıca Brüksel’e, 2027’nin başından itibaren plug-in hibrit emisyonlarının hesaplanmasında kullanılan ve “kullanım faktörü” olarak adlandırılan kriterin sıkılaştırılmasına ilişkin planı askıya alması çağrısında bulundu.
Mevcut planlara göre, otomobil üreticilerinin zorunlu filo CO2 hedeflerini karşılamak için 2027’den itibaren önemli ölçüde daha fazla elektrikli araç satması gerekecek.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Dünya Basını5 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Ortadoğu2 hafta önceTelegraph: İran’a karşı silahlı Kürt isyanını Erdoğan engelledi
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı












