Asya
Japonya’da “Tek Güç LDP” stratejisi ve yeni başbakan arayışı

Japonya Başbakanı Fumio Kishida’nın görevini bırakma kararı ardından, Asya-Pasifik’te yeni bir sürece giren Japonya’nın politik liderliğini kimin üstleneceği merak konusu. Önümüzdeki ay yapılacak başkanlık seçimlerinde, aralarında kıdemli ve genç milletvekillerinin de bulunduğu Liberal Demokrat Parti (LDP) milletvekillerinin sıkı bir mücadeleye girmesi bekleniyor. Söz konusu seçimler aslında Shinzo Abe döneminden kalan bir taktik olarak öngörülemeyen bir yarışa yol açacak.
Öncelikle aday adaylarının her birinin önünde, seçimlere katılmak için gereken imza sayısını toplamak gibi bir zorluk var.
Aday listesinde Liberal Demokrat Parti’nin çekirdek kadrosunda uzun yıllar yer almış üst düzey politikacılar ve kabine pozisyonunda görev yapmış kıdemliler yer alıyor. Ekonomik ve jeopolitik istikrarsızlık döneminde alınan bu kararda kamuoyunu ve muhalif sıraları ikna edebilecek politika sunumlarına ihtiyaç duyulacak.
Pazartesi günü yapılan açıklamalara göre potansiyel aday adayı olarak adı geçen tecrübeli isimler ise şöyle:
Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa (71)
LDP Genel Sekreteri Toshimitsu Motegi (68)
Eski Sağlık Bakanı Katsunobu Kato (68)
Eski LDP Genel Sekreteri Shigeru Ishiba (67)
Ticaret Bakanı Ken Saito (65)
Eski İçişleri Bakanı Seiko Noda (63)
Ekonomik Güvenlik Bakanı Sanae Takaichi (63)
Baş Kabine Sekreteri Yoshimasa Hayashi (63)
Dijitalleşmeden Sorumlu Bakan Taro Kono (61)
Eski Ekonomik Güvenlik Bakanı Takayuki Kobayashi (49)
Eski Çevre Bakanı Shinjiro Koizumi (43)
Resmi aday olma yolundaki ilk engel, kayıt tarihinden önce LDP milletvekillerinden 20 imza toplamak olacak. Aday olmak istediğini belirten herkesin bu kadar imzayı toplayıp toplayamayacağı henüz belli değil.
Kampanya başladıktan sonra adaylar oy için iki grup LDP üyesine lobi yapmak zorunda kalacak. Birincisi parlamentodaki 367 üye, ikincisi ise yerel LDP koalisyon üyelerini içeren 367 parlamento dışı üye.
Seçim günü, bir aday basit çoğunluğu elde edemezse, en fazla oyu alan iki aday yarışacak. Burada, parlamentodaki 367 LDP üyesi bir kez daha oy kullanacak. Çoğunluğu elde eden isim başbakanlık koltuğuna oturacak.
Bazı olası aday profillerine bakacak olursak; 63 yaşındaki Baş Kabine Sekreteri Yoshimasa Hayashi, Başbakan Fumio Kishida’nın yerine LDP başkanlığına aday olma niyetini Kishida kanadından bazı milletvekillerine iletmişti. Bu adaylığın kabinede tartışıldığı kulis bilgileri arasında. Çünkü, Kishida fraksiyonundan bazı yöneticiler, Hayashi’yi açık destekliyor.
Politika uzmanlığıyla tanınan Hayashi, savunma, eğitim ve dışişleri bakanı olarak görev yaptı. Parlamentonun alt meclisi olan Temsilciler Meclisi’ne geçmeden önce, üst meclis olan Danışmanlar Meclisi’ne beş kez seçildi.
Yine Kishida kanadından olan 71 yaşındaki Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa, yarışa katılmak 20 LDP milletvekilinden imza toplamaya erken başlayan aday olarak biliniyor. Özellikle kadınlara yönelik politikaları teşvik eden bir parlamento grubunun üyelerinden destek istediği biliniyor.
43 yaşındaki eski Çevre Bakanı Shinjiro Koizumi, yarışa katılıp katılmayacağını henüz açıklamadı. Ancak bazı popülist çevreler, isminin tanınması ve gençliği nedeniyle onun yarışmasını istiyor.
Diğer bir genç aday olan Eski Ekonomi Güvenlik Bakanı Takayuki Kobayashi (49) ise LDP’ye yakın saflarda “Yükselen Yıldız” olarak adlandırılıyor.
“Tek Güç Abe Stratejisi” devam mı ettirilecek?
LDP geleneklerinde Shinzo Abe’nin politika stratejisi Japon siyasetinde yeni bir sayfanın açılmasını da sağladı. Ancak, Abe’nin sahadaki dinamikleri çok iyi kontrol ederek partisine üst üste zaferler kazandırdığı da unutulmamalıdır. 2012’de ikinci kez başbakan olmasından bu yana her ulusal seçimde, Liberal Demokrat Parti zafer üstüne zafer kazandı ve dağınık bir muhalefete karşı ezici sayıda sandalye kazandı. Ardışık seçim döngüleriyle güçlendirilen böylesi bir hakimiyet, Japon siyasetinde Tek Güç Abe (安倍一強) veya Tek Güç LDP (自民一強) terimlerini düzenli olarak kullanmasına yol açtı. Bu terminoloji, o zamanki siyasi dinamikleri doğru bir şekilde tasvir ettiği için strateji olarak benimsenmiş görünüyor.
LDP’nin son yıllarda yapılan parlamento seçimlerindeki olağanüstü başarıları, Abe’nin en etkili iki seçim taktiğine dayanıyordu. Bunlardan biri, kendisinin ve partisinin siyasi çıkarlarını en iyi şekilde üstte tutacak zamanda seçimler düzenlemekti.
Japonya’da başbakan, İmparator’un görevlerinden birinin kabinenin onayı ve tavsiyesi doğrultusunda “Temsilciler Meclisi’nin Feshedilmesi” olduğunu belirten 7. Maddenin 3. Fıkrası yorumuna dayanarak kendi şartlarına göre Temsilciler Meclisi’nde ani seçim çağrısı yapma yetkisine sahiptir.
Abe, 2012’de iktidara geri döndükten sonra, 2012’de zaten bir çöküş yaşayan Demokrat Parti’nin kalan siyasi ivmesini daha da bozmak amacıyla 2014 ve 2017’de ani seçimler düzenledi. Tekrarlanan yenilgilerin ardından Demokrat Parti, siyasi hayatta kalabilmek adına parti ismini değiştirmek zorunda kaldı.
2017’deki ani seçimler sadece Abe’nin iktidar dönemindeki güç kollarını ustaca kullanmasının bir hatırlatıcısı değil aynı zamanda onun cesaretinin bir göstergesiydi. 2017, Abe için tehlikeli bir yıldı.
Abe için en büyük tehdit olarak görülen Tokyo Valisi Koike Yuriko’nun yükselişi de eklenmişti. Koike’nin kurduğu yerel parti, 2017 yazında yapılan büyükşehir seçimlerinde LDP’yi geride bıraktı ve bu ivmeyi kullanarak ulusal düzeyde başka bir partiyi , daha önce üyesi olduğu LDP’yi devirmeyi amaçlayan Umut Partisi’ni (PoH) kurmaya hazırlamıştı. Yaklaşan bir fırtına ve ortaya çıkan bir alternatifle Abe aşırı sessiz bir oyun oynadı ve yankı uyandıran bir zaferle ortaya çıktı. Söz konusu seçimlerde Temsilciler Meclisi’ni dağıtırken, hala en büyük muhalefet gücü olan Japonya Demokratik Partisi (DPJ), Koike’nin yeni partisiyle birleşerek ayakta kalmaya çalıştı . Ancak, PoH tarafından reddedilen DPJ üyelerinden oluşan başka bir partinin kurulması ve Koike’nin gafları nedeniyle parlamentoda saflar daha da bölündü ve LDP koalisyon ortağı Komeito ile birlikte süper çoğunluğa ulaşarak iktidarda ses sahibi oldu.
Yani Abe’nin ortaya çıkan muhalefeti daha doğmadan boğma stratejisi, savaş sonrası Japonya’da en büyük muhalefet partisinin en az sayıda sandalye kazanmasına yol açmıştı.
Bu taktikler arasında Abe’nin 2020 istifası ardından Suga’yı başa getirerek parti üzerinde gölge güç olarak siyasetine devam etmesi unutulmaması gereken bir nokta. Ardından tekrar seçim meydanlarına dönen Abe, yeni bir muhalefet kıyımı sürecindeyken silahlı suikasta kurban gitti. Halefi Kishida ise bombalı saldırıdan kıl payı kurtuldu.
Japonya’da artan finansal sorunlar ve yaşlanan nüfus ardından LDP hükümeti karşında son 8 aydır yoğun bir muhalefet gruplaşması söz konusu. Kishida’nın bu istifası Abe ile dizayn edilen stratejik sürecin bir parçası olacak mı? İşte bu sorunun cevabını yeni seçilecek Başbakan’ın iç politikadaki muhalefete yönelik yaklaşımları gösterecek.
Asya
6,3 milyar dolarlık Binance vurgunundan “Kuzey Koreli hackerlar” sorumlu iddiası

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance, sektör rekoru niteliğinde 6,3 milyar dolarlık bir siber saldırıya uğradı.
The Guardian’a göre uzmanlar, olası failin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) olduğunu belirtiyor.
Binance, etkilenen varlıkları dondurmak için aceleyle harekete geçti ve şu ana kadar yaklaşık 3 milyar dolarlık tutar tespit edildi.
Şirket, geri kalan 3,3 milyar dolar hakkında herhangi bir güncelleme yapmadı.
Binance’in kurucu ortağı Yi He, şirketin “tüm siber saldırı kayıplarını” karşılayacağını söyledi.
Analistler, saldırıyı KDHC devletinin desteklediği hackerlara atfetti. The Guardian’a göre KDHC’nin kripto hırsızlığı konusunda bir geçmişi var ve FBI’a göre, geçen yıl Tokyo’daki bir kripto para borsasından yaklaşık 1,5 milyar dolarlık sanal varlığın çalınmasının arkasında da bu ülke vardı.
Bu olay, o zamana kadar kaydedilen en büyük kripto hırsızlığı rekoruydu.
Kripto analiz şirketi TRM, saldırıyı “yüksek güven derecesiyle” Kuzey Kore’nin seçkin hacker birimi TraderTraitor’a atfetti.
Bir başka analiz kuruluşu olan Chainalysis de soygunu TraderTraitor’a bağladı.
Binance, fonların çalındığını açıkça doğrulamadı. Fakat TRM ve Chainalysis, 6 milyar dolardan fazla paranın çalındığını iddia etti. Şirket, ekiplerinin sorunu çözmek için “gece gündüz çalıştığını” belirtti.
Binance’in açıklamasına göre, ilk soruşturma sonuçları, güvenlik ihlalinin Binance mühendislerinden birine ait hacklenmiş bir dizüstü bilgisayarla başlamış olabileceğini ve bu sayede bir saldırganın şirketin sistemlerinden birine erişim sağlayarak yetkisiz para çekimleri gerçekleştirebildiğini ortaya koydu.
Kullanıcıların dijital varlıkları alıp satmasına ve ticaretini yapmasına olanak tanıyan Binance’in dünya çapında 335 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunuyor ve borsanın 2025 yılı yıllık raporuna göre, saklama altındaki varlıkların toplam değeri yaklaşık 162,8 milyar dolardı.
Binance’in eş genel müdürlerinden Richard Teng, “Sonuç olarak, paranız güvende ve her türlü zararı biz karşılıyoruz,” dedi.
Şirket yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Önlem olarak, güvenlik ekiplerimiz kolluk kuvvetleri ve sektördeki ortaklarımızın yakın desteğiyle kontroller yaparken, cüzdan altyapısını güvence altına alırken ve etkilenen varlıkları takip ederken, tüm para yatırma ve çekme işlemleri geçici olarak askıya alınmıştır.”
Piyasalar cuma günü Asya seansının başlarında hemen tepki gösterdi ve açık ara en popüler kripto varlık olan bitcoin, %3’ün üzerinde düşüş yaşayarak 76.368 dolar ile son altı haftanın en düşük seviyesine geriledi.
Kripto borsası Coinbase Global’in hisseleri %4,8 değer kaybederken, bitcoin alıcısı Strategy’nin hisseleri ABD piyasalarında uzatılmış işlem saatlerinde yaklaşık %6 düştü.
Binance, 2017 yılında Changpeng Zhao tarafından kuruldu. Zhao, 2023 yılında platformda kara para aklanmasını önleyememesiyle ilgili olarak ABD’de suçunu kabul etmişti. Donald Trump, 2025 yılında onu affetti.
Zhao, perşembe günü X’te paylaştığı mesajda, “Kullanıcı fonları güvende!” dedi ama olayın “Binance’e yönelik bir siber saldırıya benzediğini” de ekledi.
Artık Binance’i yönetmediğini belirten Zhao, “Hissedar olarak tüm kullanıcı fonlarının tam olarak karşılanmasını bekliyorum,” dedi.
Chainalysis ve diğer sektör uzmanlarına göre, olay doğrulanırsa bu, dünyanın en büyük kripto hırsızlığı olabilir.
Büyük kripto piyasa yapıcı GSR’nin sistematik OTC iş kolunun başkanı Aravind Srinivasan, “Bu, tarihin en büyük siber saldırısı,” dedi.
Analistler, varlıkların olası kaybının ötesinde, bu güvenlik ihlalinin kripto para piyasası üzerinde daha geniş kapsamlı etkileri olabileceğini belirtti.
Zira kripto para piyasası, son zamanlarda ABD’deki faiz oranlarındaki artış ve borsa yatırım fonu alıcılarından gelen talebin zayıflaması nedeniyle zaten baskı altındaydı.
Binance, kullanıcılar için güvenli bir varlık fonu işletiyor; şirketin web sitesinde belirtildiği üzere, bu fon tamamen bitcoin olarak tutulan bir rezerv olup, güvenlik ihlalleri durumunda kullanıcı varlıklarını korumayı amaçlıyor.
Stabil kripto para ihraççısı Tether, olayla bağlantılı yaklaşık 1,57 milyar dolarlık varlığı dondurduğunu açıklarken, Circle ise 800 milyon dolardan fazla tutarı dondurdu.
Trump ve ailesiyle bağlantılı bir kripto şirketi olan World Liberty Financial, perşembe günü yaptığı açıklamada, Binance saldırısı olarak nitelendirdiği olayda çalınan fonları dondurmak için kripto para saklama hizmeti sağlayıcısı BitGo ile işbirliği yaptığını belirtti.
Binance’ten Yi, 27 milyon dolarlık stabilcoin ve yaklaşık 2 milyon dolar değerinde World Liberty tokeninin dondurulduğunu söyledi.
Bu olay, kripto para hırsızlıklarının art arda yaşandığı bir dizi olaya bir yenisini ekliyor. TRM Labs’taki araştırmacılara göre, geçen yıl saldırganlar yaklaşık 150 saldırı sonucunda 2,9 milyar dolar değerinde kripto para çaldı.
Eylül ayında kripto para borsası Bitget, platformundan yaklaşık 350 milyon dolar değerinde kripto paranın çalındığını açıkladı; bu durum, sektörün bilgisayar korsanlarına karşı ne kadar savunmasız olduğunu ortaya koydu.
Asya
Mao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı

Kylian Mbappe, internette yayılan bir videoda Çin’in kurucu lideri Mao Zedong hakkındaki sözleri nedeniyle üç dilde özür diledi. Çinli dev markaların sponsorluk anlaşmalarını iptal etmesinin ardından devlet televizyonu La Liga maçlarının yayınına ara verdi.
Fransa Milli Takımı ve Real Madrid’in yıldız futbolcusu Kylian Mbappe, internette hızla yayılan bir videoda Çin’in kurucu lideri Mao Zedong hakkında şaka yapması üzerine patlak veren krizin ardından özür diledi.
Çinli dev markaların sponsorluk anlaşmalarını peş peşe feshetmesiyle başlayan tepki dalgası, İspanya 1. Futbol Ligi La Liga’nın Çin’deki televizyon yayınlarının askıya alınmasına kadar uzandı.
Tepki çeken videoda Mbappe, kendisiyle ilgili internette gördüğü en komik görselin, yüzünün fotomontajla “bir adamın, sanırım bir Çin diktatörünün” bedenine yerleştirildiği içerik olduğunu söylüyor.
Bu sözlerin, futbolcunun yüzünün Mao Zedong’un bilinen portresine yerleştirildiği bir internet mizahına gönderme olduğu görülüyor.
Tepkilerin büyümesi üzerine Fransız forvet Fransızca, Çince ve İngilizce olmak üzere üç dilde yayımladığı yazılı açıklamada, “Yaptığım yorum düşüncesizceydi. Şimdi Çin’de ve dünya genelindeki Çinli topluluklarda birçok insanı incittiğini anlıyorum. Sözlerimin üzdüğü herkesten özür dilerim” dedi.
Krizin büyümesi üzerine La Liga yönetimi de resmi bir özür açıklaması yayımlamak zorunda kaldı.
Açıklamada, “Kylian Mbappe’nin son yorumlarının Çinli taraftarlar arasında yarattığı kırgınlıktan derin üzüntü duyuyoruz. Bu yorumlar kişisel sıfatla yapılmıştır ve La Liga’yı temsil etmemektedir” ifadeleri yer aldı.
Çin’de, 1976 yılında hayatını kaybeden ve sert politikaları tarihçiler tarafından kitlesel kıtlık ile milyonlarca insanın ölümüyle ilişkilendirilen kurucu lider Mao hakkında espri yapmak en katı tabular arasında kalmayı sürdürüyor.
Sponsorlar anlaşmaları tek tek bozdu
Açıklamanın ardından Çin’in önde gelen ticari markaları yıldız futbolcuyla yollarını ayırdı.
Bu yılki Dünya Kupası sırasında Mbappe’nin yapay zekayla üretilmiş görüntülerini spor içeceği reklamlarında kullanan içecek devi Dongpeng, Fransız kaptanla tüm işbirliğini sonlandırdığını duyurdu.
Şirket açıklamasında, “Firmamız, ulusal duyguları inciten her türlü davranışa kesinlikle karşı çıkmakta ve sıfır tolerans politikası uygulamaktadır” dedi.
Çin’in en büyük süt ürünleri üreticisi Mengniu ve peynir markası Milkground da bugüne dek ülkede milyonlarca sosyal medya takipçisiyle büyük bir hayran kitlesine sahip olan Mbappe ile bağlarını kopardığını açıkladı.
Çin’in sosyal medya platformu Weibo’da “Dongpeng İçecek Mbappe ile işbirliğini sonlandırdı” başlığı, 430 milyon görüntülenmeyle en çok konuşulan konu haline geldi. Bir Weibo kullanıcısı söz konusu ifadelerin “kırmızı çizgiyi aşan son derece ciddi yanlış sözler” olduğunu yazarken, birçok kullanıcı Dongpeng’e Mbappe’nin resimlerini şişelerden kaldırması çağrısında bulundu.
Ülkenin en büyük çevrimiçi futbol platformlarından Dongqiudi de Mbappe’nin ifadelerinin “Çin’e ve Çin halkına yönelik bir hakaret” niteliği taşıdığını belirtti.
Geçtiğimiz pazartesi günü dünyanın en iyi futbolcusuna verilen Ballon d’Or ödülünde İngiliz forvet Harry Kane’in arkasında ikinci sırayı alan 27 yaşındaki futbolcu, eylül ayında Fransız spor gazetesi L’Equipe’e verdiği bir mülakatta kendisini askeri bir diktatör olarak gösteren eski bir internet mizahına değinmişti.
Mbappe o söyleşide, “Bunun komik bir yanı var… Ama bir diğer yanı da bu tür insanların tarih boyunca yol açtığı yıkım yüzünden o kadar komik değil” ifadelerini kullanmıştı.
Dışişleri devrede, devlet televizyonu maçları kesti
Gelişmeler Pekin yönetiminin de gündemine girdi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun olağan basın toplantısında, Mbappe ile ilgili haberlerden haberdar olduklarını belirterek, “Çin halkının duygularını inciten söz ve eylemler, Çin toplumunun tüm kesimlerinden doğal olarak ortak bir ret tavrıyla karşılaşacaktır” diye konuştu.
The Paper yayın organının devlet televizyonu kaynaklarına dayandırdığı habere göre, CCTV kanalı La Liga maçlarının tüm yayınlarını askıya aldı ve Mbappe’nin yer aldığı tüm reklamları yayından kaldırdı.
Bununla birlikte CCTV’nin internet sitesinde, bu hafta sonu oynanacak La Liga karşılaşmaları çevrimiçi yayın akışı çizelgesinde görünmeye devam ediyor.
Pekin merkezli spor danışmanlığı şirketi Key-Solution Sports Consulting’in kurucusu Adam Zhang, Mbappe özür dilemeden önce AFP’ye yaptığı açıklamada, krizin yatışması için hızlı hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “İçten bir açıklama yapmak şart. Ne kadar erken olursa o kadar iyi” uyarısını yapmıştı.
Çinli taraftarlar da tepkilerini doğrudan dile getirdi. Pekin’deki bir alışveriş merkezinde çalışan 30 yaşındaki Zhang Jingqi, “Mbappe’yi sahada izlemekten gerçekten keyif alırdım. Fakat dün bu haber çıktığından beri, üzülerek söylüyorum ki bu hayranlığımı tamamen kaybettim” dedi.
Tayvan, Tibet ve Hong Kong gibi Pekin açısından hassas konulara değinen küresel spor yıldızları daha önce de Çin’de benzer tepkilerle karşılaşmış ve sponsorlarını kaybetmişti.
Asya
Çin, ticari sırlarını ‘yabancı kuruluşlara’ karşı korumak için yeni kurallar hazırladı

Kamuoyunun görüşüne açılan düzenleme taslağı, Çin’in ticari sırlarını yabancı kuruluşlara karşı koruyarak ‘ulusal egemenliğini’ ve ‘kalkınma çıkarlarını’ güvence altına almayı hedefliyor.
Çin Ticaret Bakanlığı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin ticari sırlarını korumaya yönelik özel kurallar hazırladığını ve önerilen düzenlemeleri kamuoyunun görüşüne açtığını duyurdu.
South China Morning Post’un bakanlığın yayımladığı taslak metinden aktardığına göre düzenlemeler, “yabancı bir kuruluşun uluslararası ekonomi, ticaret ve bunlarla bağlantılı faaliyetler sırasında Çin’e ait ticari sırları ihlal eden eylemlerde bulunması” ve bu eylemlerin “Çin’in ulusal egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını tehlikeye atması veya bunlara yönelik gerçek bir tehdit oluşturması” durumlarında uygulanacak.
Taslağa göre Ticaret Bakanlığı, yasaklanmış faaliyetlerde bulunduğu tespit edilen yabancı kuruluşlara bir veya birden fazla yaptırım uygulayabilecek. Bu yaptırımlar arasında söz konusu kuruluşların Çin ile mal, teknoloji ve hizmet ticaretinin kısıtlanması veya yasaklanması ve Çin’de yeni yatırım yapmalarının sınırlandırılması da bulunuyor.
Öngörülen diğer tedbirler arasında, kuruluşların personelinin ve taşıtlarının Çin’e girişinin sınırlandırılması, ülkede bulunan personelin çalışma izinleri ve oturma haklarının iptal edilmesi veya kısıtlanması ve ihlalin ağırlığıyla orantılı para cezaları uygulanması yer alıyor.
Taslak düzenleme, Çin’in elektrikli araçlar, bataryalar ve nadir toprak elementlerinin işlenmesi gibi sektörlerde lider konuma yükseldiği bir dönemde hazırlandı. Bu sektörlerde teknolojik bilgi birikimi ve ticari sırlar, rekabet gücünün temel unsurları arasında yer alıyor.
Economist Intelligence Unit’in kıdemli ekonomistlerinden Xu Tianchen, “Çin’in ABD ve Avrupa Birliği ile rekabeti bağlamında ticari sırların korunması gerçekten daha önemli hale geldi” dedi.
South China Morning Post’a konuşan Xu, “Özellikle Çin’in uluslararası ziyaretçilere yönelik daha açık bir politika benimsemesiyle birlikte şirketler, olası ticari casusluk faaliyetlerine karşı dikkatlerini artırmak isteyeceklerdir” ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakanlığının hazırladığı düzenleme, bu ayın başında Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte yayımladığı ayrı bir taslak planın ardından geldi. Söz konusu planda, yapay zekâdan biyoteknolojiye ve fotovoltaik güneş enerjisine kadar uzanan sektörlerde 14 teknolojiyi kapsayan ihracat yasakları önerilmişti.
Xu, teknoloji ihracat kataloğunda yapılması planlanan değişikliklerin hangi teknolojilerin korunması gerektiğini tanımladığını, yeni düzenlemelerin ise hükümetlerin ve şirketlerin bu tür durumlarda nasıl hareket etmesi gerektiğini belirleyeceğini söyledi.
Yeni kurallar, Ticaret Bakanlığına yabancı kuruluşların faaliyetlerinin Çin’in egemenliği, güvenliği veya kalkınma çıkarları açısından tehdit oluşturup oluşturmadığını soruşturma yetkisi de verecek.
Düzenlemeler, soruşturma altındaki yabancı kuruluşların yetkililerle işbirliği yapmasını ve ilgili bilgileri sağlamasını zorunlu kılarken, söz konusu kuruluşlara kendilerini savunma hakkı da tanıyor. Bununla birlikte, bir kuruluşun işbirliği yapmaması veya “soruşturmayı başka şekillerde engellemesi” durumunda Bakanlık, mevcut bulgulara dayanarak karar verebilecek.
Taslak metne göre şirketler ve bireyler de yabancı kuruluşların ticari sırları ihlal ettiğine ilişkin iddialarını Ticaret Bakanlığına bildirebilecek.
Bakanlığın açıklamasına göre taslak düzenleme şu anda kamuoyunun görüşüne açık bulunuyor. Görüş ve önerilerin 24 Kasım’a kadar iletilmesi gerekiyor.
Geçen hafta ABD Dışişleri Bakanlığı, Amerikan şirketlerine ait ticari sırları çaldıklarından şüphelenilen beş Çinli kuruluşa, Amerikan Fikri Mülkiyetini Koruma Yasası kapsamında kapsamlı yaptırımlar uygulayacağını duyurmuştu.
Yaptırım uygulanan kuruluşlar arasında, eski Google yazılım mühendisi Ding Linwei tarafından kurulan Shanghai Zhisuan Technology, risk sermayesi şirketi MiraclePlus ve bunlarla bağlantılı üç kuruluş yer alıyor.
Çin Ticaret Bakanlığı ise buna karşılık yaptığı açıklamada, söz konusu adıma “kesinlikle karşı çıktığını” belirtti. Bakanlık, yaptırımların “Çinli şirketleri damgaladığını” ve bu şirketlerin hak ve çıkarlarına ciddi zarar verdiğini savundu.
Bakanlık ayrıca Çinli yapay zekâ şirketlerinin hızlı gelişiminin, temel araştırma alanında yıllardır sürdürülen çalışmaların ve inovasyona yapılan kesintisiz yatırımların sonucu olduğunu, ticari sırların çalınmasıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını vurguladı.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi5 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi7 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını1 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı












