Bizi Takip Edin

Asya

Japonya’da “Tek Güç LDP” stratejisi ve yeni başbakan arayışı

Yayınlanma

Japonya Başbakanı Fumio Kishida’nın görevini bırakma kararı ardından, Asya-Pasifik’te yeni bir sürece giren Japonya’nın politik liderliğini kimin üstleneceği merak konusu. Önümüzdeki ay yapılacak başkanlık seçimlerinde, aralarında kıdemli ve genç milletvekillerinin de bulunduğu Liberal Demokrat Parti (LDP) milletvekillerinin sıkı bir mücadeleye girmesi bekleniyor. Söz konusu seçimler aslında Shinzo Abe döneminden kalan bir taktik olarak öngörülemeyen bir yarışa yol açacak.

Öncelikle aday adaylarının her birinin önünde, seçimlere katılmak için gereken imza sayısını toplamak gibi bir zorluk var.

Aday listesinde Liberal Demokrat Parti’nin çekirdek kadrosunda uzun yıllar yer almış üst düzey politikacılar ve kabine pozisyonunda görev yapmış kıdemliler yer alıyor. Ekonomik ve jeopolitik istikrarsızlık döneminde alınan bu kararda kamuoyunu ve muhalif sıraları ikna edebilecek politika sunumlarına ihtiyaç duyulacak.

Pazartesi günü yapılan açıklamalara göre potansiyel aday adayı olarak adı geçen tecrübeli isimler ise şöyle:

Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa (71)

LDP Genel Sekreteri Toshimitsu Motegi (68)

Eski Sağlık Bakanı Katsunobu Kato (68)

Eski LDP Genel Sekreteri Shigeru Ishiba (67)

Ticaret Bakanı Ken Saito (65)

Eski İçişleri Bakanı Seiko Noda (63)

Ekonomik Güvenlik Bakanı Sanae Takaichi (63)

Baş Kabine Sekreteri Yoshimasa Hayashi (63)

Dijitalleşmeden Sorumlu Bakan Taro Kono (61)

Eski Ekonomik Güvenlik Bakanı Takayuki Kobayashi (49)

Eski Çevre Bakanı Shinjiro Koizumi (43)

Resmi aday olma yolundaki ilk engel, kayıt tarihinden önce LDP milletvekillerinden 20 imza toplamak olacak. Aday olmak istediğini belirten herkesin bu kadar imzayı toplayıp toplayamayacağı henüz belli değil.

Kampanya başladıktan sonra adaylar oy için iki grup LDP üyesine lobi yapmak zorunda kalacak. Birincisi parlamentodaki 367 üye, ikincisi ise yerel LDP koalisyon üyelerini içeren 367 parlamento dışı üye.

Seçim günü, bir aday basit çoğunluğu elde edemezse, en fazla oyu alan iki aday yarışacak. Burada, parlamentodaki 367 LDP üyesi bir kez daha oy kullanacak. Çoğunluğu elde eden isim başbakanlık koltuğuna oturacak.

Bazı olası aday profillerine bakacak olursak; 63 yaşındaki Baş Kabine Sekreteri Yoshimasa Hayashi, Başbakan Fumio Kishida’nın yerine LDP başkanlığına aday olma niyetini Kishida kanadından bazı milletvekillerine iletmişti. Bu adaylığın kabinede tartışıldığı kulis bilgileri arasında. Çünkü, Kishida fraksiyonundan bazı yöneticiler, Hayashi’yi açık destekliyor.

Politika uzmanlığıyla tanınan Hayashi, savunma, eğitim ve dışişleri bakanı olarak görev yaptı. Parlamentonun alt meclisi olan Temsilciler Meclisi’ne geçmeden önce, üst meclis olan Danışmanlar Meclisi’ne beş kez seçildi.

Yine Kishida kanadından olan 71 yaşındaki Dışişleri Bakanı Yoko Kamikawa, yarışa katılmak 20 LDP milletvekilinden imza toplamaya erken başlayan aday olarak biliniyor.  Özellikle kadınlara yönelik politikaları teşvik eden bir parlamento grubunun üyelerinden destek istediği biliniyor.

43 yaşındaki eski Çevre Bakanı Shinjiro Koizumi, yarışa katılıp katılmayacağını henüz açıklamadı. Ancak bazı popülist çevreler, isminin tanınması ve gençliği nedeniyle onun yarışmasını istiyor.

Diğer bir genç aday olan Eski Ekonomi Güvenlik Bakanı Takayuki Kobayashi (49) ise LDP’ye yakın saflarda “Yükselen Yıldız” olarak adlandırılıyor.

“Tek Güç Abe Stratejisi” devam mı ettirilecek?

LDP geleneklerinde Shinzo Abe’nin politika stratejisi Japon siyasetinde yeni bir sayfanın açılmasını da sağladı. Ancak, Abe’nin sahadaki dinamikleri çok iyi kontrol ederek partisine üst üste zaferler kazandırdığı da unutulmamalıdır. 2012’de ikinci kez başbakan olmasından bu yana her ulusal seçimde, Liberal Demokrat Parti zafer üstüne zafer kazandı ve dağınık bir muhalefete karşı ezici sayıda sandalye kazandı. Ardışık seçim döngüleriyle güçlendirilen böylesi bir hakimiyet, Japon siyasetinde Tek Güç Abe (安倍一強) veya Tek Güç LDP (自民一強) terimlerini düzenli olarak kullanmasına yol açtı. Bu terminoloji, o zamanki siyasi dinamikleri doğru bir şekilde tasvir ettiği için strateji olarak benimsenmiş görünüyor.

LDP’nin son yıllarda yapılan parlamento seçimlerindeki olağanüstü başarıları, Abe’nin en etkili iki seçim taktiğine dayanıyordu. Bunlardan biri, kendisinin ve partisinin siyasi çıkarlarını en iyi şekilde üstte tutacak zamanda seçimler düzenlemekti.

Japonya’da başbakan, İmparator’un görevlerinden birinin kabinenin onayı ve tavsiyesi doğrultusunda “Temsilciler Meclisi’nin Feshedilmesi” olduğunu belirten 7. Maddenin 3. Fıkrası yorumuna dayanarak kendi şartlarına göre Temsilciler Meclisi’nde ani seçim çağrısı yapma yetkisine sahiptir.

Abe, 2012’de iktidara geri döndükten sonra, 2012’de zaten bir çöküş yaşayan Demokrat Parti’nin kalan siyasi ivmesini daha da bozmak amacıyla 2014 ve 2017’de ani seçimler düzenledi. Tekrarlanan yenilgilerin ardından Demokrat Parti, siyasi hayatta kalabilmek adına parti ismini değiştirmek zorunda kaldı.

2017’deki ani seçimler sadece Abe’nin iktidar dönemindeki güç kollarını ustaca kullanmasının bir hatırlatıcısı değil aynı zamanda onun cesaretinin bir göstergesiydi. 2017, Abe için tehlikeli bir yıldı.

Abe için en büyük tehdit olarak görülen Tokyo Valisi Koike Yuriko’nun yükselişi de eklenmişti. Koike’nin kurduğu yerel parti, 2017 yazında yapılan büyükşehir seçimlerinde LDP’yi geride bıraktı ve bu ivmeyi kullanarak ulusal düzeyde başka bir partiyi , daha önce üyesi olduğu LDP’yi devirmeyi amaçlayan  Umut Partisi’ni (PoH) kurmaya hazırlamıştı.  Yaklaşan bir fırtına ve ortaya çıkan bir alternatifle Abe aşırı sessiz bir oyun oynadı ve yankı uyandıran bir zaferle ortaya çıktı. Söz konusu seçimlerde Temsilciler Meclisi’ni dağıtırken, hala en büyük muhalefet gücü olan Japonya Demokratik Partisi (DPJ), Koike’nin yeni partisiyle birleşerek ayakta kalmaya çalıştı . Ancak, PoH tarafından reddedilen DPJ üyelerinden oluşan başka bir partinin kurulması ve Koike’nin gafları nedeniyle parlamentoda saflar daha da bölündü ve LDP koalisyon ortağı Komeito ile birlikte süper çoğunluğa ulaşarak iktidarda ses sahibi oldu.

Yani Abe’nin ortaya çıkan muhalefeti daha doğmadan boğma stratejisi, savaş sonrası Japonya’da en büyük muhalefet partisinin en az sayıda sandalye kazanmasına yol açmıştı.

Bu taktikler arasında Abe’nin 2020 istifası ardından Suga’yı başa getirerek parti üzerinde gölge güç olarak siyasetine devam etmesi unutulmaması gereken bir nokta. Ardından tekrar seçim meydanlarına dönen Abe, yeni bir muhalefet kıyımı sürecindeyken silahlı suikasta kurban gitti. Halefi Kishida ise bombalı saldırıdan kıl payı kurtuldu.

Japonya’da artan finansal sorunlar ve yaşlanan nüfus ardından LDP hükümeti karşında son 8 aydır yoğun bir muhalefet gruplaşması söz konusu. Kishida’nın bu istifası Abe ile dizayn edilen stratejik sürecin bir parçası olacak mı? İşte bu sorunun cevabını yeni seçilecek Başbakan’ın iç politikadaki muhalefete yönelik yaklaşımları gösterecek.

Asya

Tayvan, komutanların kabiliyetlerinin sınanacağı geniş çaplı savaş tatbikatı başlattı

Yayınlanma

Tayvan, komuta esnekliğini sınamak için geniş çaplı savaş tatbikatı başlattığını duyurdu.

Tayvan, düşman hareketlerinin öngörülen senaryoların dışına çıkması durumunda komutanların sahada hızla karar alma ve savaşma kabiliyetini sınamak amacıyla çarşamba günü geniş çaplı askeri tatbikatlara başladığını duyurdu. Üst düzey Tayvanlı yetkililer, tatbikat kapsamında ilk kez internet erişiminin geçici olarak sınırlandırılacağını da söyledi.

Konu hakkında bilgilendirilen iki üst düzey Tayvanlı yetkilinin Reuters’a verdiği bilgiye göre, 10 gün sürecek yıllık Han Kuang tatbikatı, Taipei’deki yer altı komuta merkezinden tatbikat emrinin verilmesinin ardından sabah erken saatlerde başladı. Emirle birlikte savaş uçaklarının farklı noktalara dağıtılması ve donanmanın acil konuşlandırılması gibi muharebe hazırlığı adımları devreye sokuldu.

Yetkililer, konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmaması koşuluyla, Tayvan’ın ilk kez ABD askeri uygulamalarından esinlenen “backbrief” yöntemini de kullanacağını belirtti. Bu yöntemde emir alan alt rütbeli subaylar, görevin ayrıntılarını komutanlarına kendi ifadeleriyle tekrar aktararak talimatları doğru anladıklarını teyit ediyor.

Yetkililerden biri, bu uygulamanın amacının “komutanlar ile astların harekâtın amacı konusunda aynı anlayışa sahip olmasını sağlamak” olduğunu söyledi.

Tatbikat, Çin’in olası bir saldırının ilk aşamasında komuta merkezlerini, limanları, lojistik ağları ve savunma sanayisi tesislerini felce uğratmaya çalışması ihtimaline odaklanacak.

Tayvan sadece Pekin tarafından değil, Birleşmiş Millet ve bağlı ülkeler tarafından da Çin’in bir parçası olarak görülüyor. Tayvan’ın Çin’e bağlı olduğunu tasdik eden ‘Tek Çin’ ilkesi ABD tarafından da resmi olarak kabul ediliyor. Ancak buna rağmen Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanmaya ve silahlandırarak ayrılıkçı politikaları desteklemeye devam ediyor. Çin ise Tayvan’ın bağımsızlığına karşı çıkarak ada ile yeniden birleşme taahhüdünde bulundu.

Savaş döneminde tesislerin taşınması

1984’ten bu yana her yıl düzenlenen tatbikatlarda ilk kez, bant genişliğinin sınırlı hâle gelmesi durumunda sivillerin nasıl iletişim kuracağını test etmek amacıyla mobil internet hızları bilinçli olarak düşürülecek.

Tayvan ordusu büyük bir cephaneliğin savaş koşullarında başka bir yere taşınmasını canlandıracak, sivil fabrikaları seferber edecek ve Tayvan’ın Pasifik kıyısı açıklarında refakat tatbikatları düzenleyecek.

Operasyonun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan üçüncü bir üst düzey yetkili, “Bunların tamamı tatbikatları daha zorlayıcı hâle getiren bir dizi uygulamanın parçası. Artık boşlukta yürütülen laboratuvar benzeri bir tatbikattan söz etmiyoruz” dedi.

Savunma yetkilisi, “Gerçek bir saha ortamına giriyor, gerçek sınır koşullarıyla karşılaşıyorsunuz. Eğitimin son aşamasında bu seviyeye ulaşmayı umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu yaklaşım, geçmişte bazı tatbikatların fazlasıyla kurgulanmış olduğu yönündeki eleştirilerin ardından Tayvan’ın askeri tatbikatlarını daha gerçekçi hâle getirme çabalarının bir parçasını oluşturuyor.

Dayanıklılık tatbikatları

Bu çalışmalar kapsamında, depremden Çin müdahalesine kadar birbirini izleyen krizlerde yerel yetkililerin devlet işleyişini nasıl sürdüreceğini sınayan dayanıklılık tatbikatları da yapılıyor.

Savunma yetkilisi, 14 Ağustos’ta sona erecek tatbikatlarda saha komutanlarının “beklenmedik senaryolarla” sınanacağını belirterek, “Durum başlangıçta öngörülen düşman senaryosuna uymuyorsa ne yapmalı? Durumu nasıl yeniden değerlendirmeli, planlarını nasıl uyarlamalı ve hızla nasıl emir vermeli?” dedi.

Tatbikatlarda 20 binden fazla yedek asker de seferber edilecek.

Çarşamba günü Taipei’deki bir lisenin spor sahasında onlarca yedek asker, havan topu kullanma ve tüfekle mevzi alma eğitimi için bir araya geldi.

Yetkililer ayrıca ordunun, savaş döneminde cepheden yapılacak haber duyurularını ve düşman dezenformasyonuna karşı yürütülecek çalışmaları değerlendirmek amacıyla “iliştirilmiş muhabir” mekanizmasını da devreye sokacağını söyledi.

Savunma yetkilisi, esas vurgunun “Tayvan’ın savaşla nasıl yüzleşmesi gerektiği” üzerine olacağını belirtti.

Çin’in füze testi nükleer denizaltı kabiliyetlerini ortaya koydu

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan’dan Zuckerberg’e üç gün mühlet

Yayınlanma

Hindistan Parlamentosu İletişim ve Bilgi Teknolojileri Komisyonu, Başbakan Narendra Modi’nin bir paylaşımının geçici olarak silinmesi nedeniyle Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg’den üç gün içinde özür dilemesini istedi. İstenen özrün gelmemesi halinde şirketin hukuki koruma sağlayan “Safe Harbour” statüsünün kaldırılacağı ve yöneticiler hakkında cezai süreç başlatılabileceği bildirildi.

Hindistan Parlamentosu İletişim ve Bilgi Teknolojileri Komisyonu, sosyal medya platformlarının bağlı bulunduğu Meta şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg’e üç günlük bir süre vererek Başbakan Narendra Modi’nin paylaşımının geçici olarak silinmesi nedeniyle resmi özür talebinde bulundu.

India Today ve News18 kanallarının haber kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre, talep edilen özrün metne dökülmemesi durumunda Hindistan yönetimi, Meta şirketinin bünyesindeki platformlara yasal koruma sağlayan “Safe Harbour” (Güvenli Liman) statüsünü iptal etmeyi planlıyor.

Bu statünün kaldırılması, platform temsilcileri ile yöneticilerinin doğrudan cezai kovuşturmaya tabi tutulması riskini doğuruyor.

“Safe Harbour” düzenlemesi, Hindistan’daki vergilendirme ve hukuki mevzuat kapsamında uluslararası şirketler ile sınır ötesi ticari işlemler için vergi dairesince önceden belirlenmiş makul kar marjı sınırlarını ifade ediyor.

Söz konusu mekanizma, ilgili işletmeleri detaylı denetim süreçlerinden muaf tutarak mali hesaplamaları kolaylaştırıyor ve platformlara içerik sorumlulukları bazında yasal güvence sağlıyor.

Tartışmaya konu olan olay, Başbakan Narendra Modi’nin Facebook ve Instagram hesapları üzerinden yayımlanan video mesajının sistemden kaldırılmasıyla başladı. Modi ilgili video kaydında, ülkede tıp öğrencilerini ilgilendiren sınav evrakının dışarı sızdırılması üzerine patlak veren kitlesel protestolara değinerek, usulsüzlüklerden sorumlu olanlara karşı en sert tedbirlerin uygulanacağını taahhüt etmişti.

Meta yönetimi, kamuoyundan gelen tepkilerin ardından erişim engeli getirdiği videodaki kısıtlamayı kaldırarak paylaşımı yeniden erişime açtı.

Söz konusu geçici engelleme hamlesini inceleyen parlamento komisyonu üyesi yetkililer, Başbakan Modi’nin paylaşımına uygulanan kısıtlamayı “demokrasiye yönelik bir saldırı” olarak nitelendirdi.

Süreç, mayıs ayında ülke genelinde 2 milyondan fazla adayın katıldığı “NEET-UG” tıp fakültesi giriş sınavı sorularının dışarı sızdırıldığının anlaşılmasıyla başlayan skandala dayanıyor.

Sınav skandalının ardından hükümet kanadı testlerin tekrarlanacağını duyursa da Hindistan Yüksek Mahkemesi Başverici Hâkimi Surya Kant’ın işsiz gençlerin bir kesimini “hamamböceklerine” benzetmesi toplumsal tepkiyi artırdı.

Siyasi danışman Abhijit Dipke, yargıcın bu ifadelerine ve iktidar partisine gönderme yapma amacıyla “Hamamböceği Halk Partisi” (CJP) adıyla yeni bir siyasi hareket kurdu.

Haziran ayında başkent Yeni Delhi başta olmak üzere birden fazla şehir merkezinde “hamamböceği protestoları” adı altında kitlesel gösteriler düzenlendi.

Eylemcilerin gerçekleştirdiği açlık grevleri, polisle yaşanan arbedeler ve gözaltılar sonrasında hükümet yetkilileri protestocularla müzakere masasına oturmak zorunda kaldı.

Olayların ardından Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan görevinden istifa etti.

Temmuz ayı sonlarında ise sınav sorularının dışarı sızdırılmasına yönelik cezaları ağırlaştıran yasal düzenlemeler parlamentoda kabul edildi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, süper zenginleri hedef alarak küresel vergi takibi başlattı

Yayınlanma

Çin, gelir ve servet eşitsizliğini azaltmak ve derinleşen bütçe açığını kapatmak amacıyla süper zenginleri hedef alarak, onlarca yıl öncesine uzanan yüz milyarlarca dolarlık ödenmemiş vergiyi tahsil etmek için küresel bir takip başlattı.

Yetkililer, bazı durumlarda 2000 yılına kadar uzanan yurt dışı sermaye kazançları ve yatırımlar üzerindeki incelemelerini artırdı. Kampanya, Pekin’in ülke dışına çıkan sermaye akışları üzerindeki denetimini önemli ölçüde genişletmeye çalıştığı bir dönemde yürütülüyor.

Yabancı yetkililer ile Çinli bankacılar ve aile ofisi yöneticilerinin Financial Times’a verdiği bilgilere göre, Çinli bankalara ve diğer finans kuruluşlarına, varlıklı Çinlilerin yurt dışındaki yatırımlarını incelemeleri ve elde edilen gelirlerin Pekin’deki vergi makamlarına beyan edilip edilmediğini kontrol etmeleri talimatı verildi.

Ülkenin zenginlerini ve yurt dışı tröstlerini hedef alan kapsamlı vergi reformlarının parçası olan çalışmalar; gayrimenkul, hisse senedi, değerli metal ve kripto para gibi varlıkların alımından elde edilen kazançlara odaklanıyor.

İncelemelerin bazı durumlarda 25 yıldan daha geriye uzanmasıyla kampanyanın geriye dönük niteliği, çok sayıda yetkili, bankacı ve danışman tarafından doğrulandı.

Çin’in güneyindeki bir bankacı, son aylarda Çinli bankaların, yurt dışındaki varlıklar, hesaplar ve tröstlerden elde edilen sermaye kazançlarına ilişkin vergilerin ödendiği konusunda yetkililer ikna olana kadar varlıklı müşterilerin hesaplarını dondurmak için vergi makamlarıyla giderek daha fazla koordinasyon kurduğunu söyledi.

Bankacı, “Normal uygulamada bu varlıklı kişiler, hesaplarını yeniden kullanıma açtırmak için cezaları ve vergileri derhâl nakit olarak ödüyor” dedi.

Vergi takibinde esas alınan dönemlerin büyük ölçüde değişiklik gösterdiği anlaşılıyor. Örneğin Shenzhen merkezli bir aile ofisinin yöneticisi, müşterilerinden 2017-2022 yılları arasında yurt dışındaki varlıklardan elde ettikleri kazançlar için vergi ödemelerinin istendiğini söyledi. Neden özellikle bu döneme odaklanıldığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

California San Diego Üniversitesi Çin siyasal ekonomisi profesörü Victor Shih, yeni kampanyanın arkasındaki motivasyonun “açıkça mali nedenlere dayandığını” söyledi.

Vergilerin önemli bir boşluğu doldurduğu Çin’in bütçe gelirleri, pandemiden bu yana çoğunlukla yerinde saydı ve 2025’te yüzde 1,7 azalarak 21,6 trilyon yuana, yani 3,2 trilyon dolara geriledi. Bir zamanlar devletin temel gelir kaynaklarından biri olan arazi satışlarından elde edilen toplam kamu geliri ise emlak piyasasındaki gerilemenin ardından 2021’deki 8,7 trilyon yuanlık zirveden 4,15 trilyon yuana düştü.

Çin, geçen ay yurt dışındaki tröstlere aktarılan varlıklara ilişkin kapsamlı vergi kurallarını da yürürlüğe koydu. Çin Maliye Bakanlığı ile Devlet Vergi İdaresinin ortak açıklamasına göre bu düzenleme, varlıklı kişilerin varlıklarını yurt dışında korumak için uzun süredir kullandığı bir yasal boşluğu kapattı.

Yeni kurallar kapsamında yurt dışındaki tröstlerden elde edilen gelir, birden fazla aşamada yüzde 20 oranında vergiye tabi tutulacak.

Varlıklı Çinlilerin yurt dışındaki varlıklarını yöneten Singapur merkezli bir bankacı, yurt dışı tröst vergisinin müşterilerini “şoke ettiğini” söyledi.

Bankacı, “Halka açık şirketlerin hisseleri gibi kamuya açık varlıklar için tröst kuran kişiler var. Halka arzların çok yaygın olduğu dönemlerde doğru tröst yapısına sahip olmak gelir vergisi açısından koruma sağlıyordu. Bu yeni karar söz konusu avantajı ortadan kaldırdı” dedi.

Uzmanlara göre bazı karmaşık yurt dışı yapılar yeni kurallardan kaçınabilecek olsa da birçok tröst sahibinin bir defaya mahsus vergi yükümlülüğüyle karşılaşması bekleniyor. Bazılarının ödemeleri karşılayabilmek için varlıklarını satmak zorunda kalabileceği belirtiliyor.

Yeni politikalar, diğer vergi reformlarıyla birlikte Çin’in vergilendirme sistemini, Amerikalı vergi mükelleflerinin genel olarak dünya çapındaki gelirleri üzerinden vergilendirildiği ABD sistemine daha fazla yaklaştıracak.

Şanghay merkezli vergi avukatı ve Anli Partners ortağı Ye Yongqing, “Düzenleyici kurumlar sınır ötesi sermaye akışları, yurt dışı gelirlerin beyanı ve döviz işlemleri üzerindeki denetimleri istikrarlı biçimde güçlendirdi. Böylece varlıklı Çinlilerin varlıklarını yurt dışına aktarma veya vergi işlerini offshore araçlar üzerinden yapılandırma alanı daraltıldı” dedi.

Ye, Pekin’in yurt dışı tröstlerine karşı “ABD vergi mevzuatına benzer biçimde kısıtlayıcı bir yaklaşım benimsediğini ve vergi mükelleflerinin bu araçları vergiyi ertelemek veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla kullanmasını genel olarak reddettiğini” söyledi.

Çin’in varlıklı kesimlerinden daha sıkı vergi tahsil edilmesinin son yıllarda sonuç verdiğine dair işaretler de bulunuyor. Resmî verilere göre Hong Kong’daki hisse senedi işlemlerinin vergilendirilmesi dâhil önceki kampanyaların etkisiyle kişisel gelir vergisi gelirleri 2025’te yüzde 11,5 arttı. Bu oran, toplam vergi gelirlerindeki yüzde 0,8’lik büyümenin çok üzerinde gerçekleşti.

Çin ve New York’ta ofisleri bulunan bir göçmenlik şirketinin yöneticisi, yetkililerin ilk etapta ABD hisselerinde Hong Kong veya diğer yurt dışı kanalları üzerinden işlem yapan varlıklı Çinlileri hedef aldığını söyledi.

Yönetici, incelemelerin daha sonra özellikle Hong Kong’daki yurt dışı banka hesaplarında önemli miktarda finansal varlık bulunduran kişilere ve nihayetinde gayrimenkul dâhil diğer yurt dışı servet türlerine yönelmesini beklediğini belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English