Bizi Takip Edin

Asya

Kazakistan’da yeni dönem sinyali: Parlamento ve yürütme organları yeniden şekilleniyor

Yayınlanma

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülkenin yönetim yapısını kökten değiştirecek kapsamlı anayasa reform paketini açıkladı. Çift kanatlı parlamento yapısının tek meclise indirilmesini ve başkan yardımcılığı makamının kurulmasını öngören değişikliklerin, 2027 yılında referanduma sunulması hedefleniyor.

Kazakistan makamları, Anayasa’nın 40’tan fazla maddesinde köklü değişiklikler yapmaya hazırlanıyor.

Ülkenin güneyindeki Kızılorda kentinde düzenlenen 5. Ulusal Kurultay toplantısında konuşan Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, “Fiilen yeni bir anayasa kabul etmeye eşdeğer bir adım atma niyetindeyiz” dedi.

Bu kapsamlı reform sürecini, başkanlığını Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın yürüteceği ve 100 üyeden oluşan bir Anayasa Komisyonu yönetecek.

Cumhurbaşkanına bağlı bir istişare organı olan ve 2022 yılında kurulan Ulusal Kurultay (Halk Kongresi), toplumsal konsolidasyonun sağlanması amacıyla siyasetçiler, iş insanları ve akademisyenlerden oluşan 114 üyeyi bünyesinde barındırıyor.

Parlamenter yapıda radikal dönüşüm: Tek meclise geçiş

Yeni anayasa yolundaki sürecin başlangıç noktası, Tokayev’in Eylül 2025’te halka sesleniş konuşmasında duyurduğu parlamento reformu oldu.

Söz konusu reform, mevcut alt kanat (Meclis) ve üst kanadın (Senato) lağvedilerek ülkenin tek kamaralı bir parlamento yapısına, yani “Kurultay” sistemine geçmesini öngörüyor.

Hukukçular ve uzmanlardan oluşan çalışma grubuyla bir araya gelen Tokayev, yeni parlamentonun yapısına dair şu detayları paylaştı:

  • Yeni Kurultay, üç meclis başkan vekili ve toplam 145 milletvekilinden oluşacak; komite sayısı sekizi geçmeyecek.
  • Parlamento; Anayasa Mahkemesi, Yüksek Denetim Odası ve Merkez Seçim Komisyonu’nu oluşturma yetkisine sahip olacak. Mevcut sistemde bu yetkiler Meclis, Senato ve Cumhurbaşkanı arasında dağıtılmış durumda. Ayrıca milletvekilleri, Cumhurbaşkanının önerisiyle Yüksek Mahkeme yargıçlarını seçecek.
  • Milletvekili seçimlerinde, sandalyelerin parti listelerine göre dağıtıldığı nispi temsil sistemi benimsenecek. Mevcut sistemde ise karma bir model uygulanıyor. Milletvekillerinin görev süresi beş yıl olacak.
  • Yasama süreci üç aşamadan oluşacak: Yasa tasarısının kavramsal onayı, değişikliklerin onayı ve yasanın kabulü.

Tokayev, Eylül 2025’te açıkladığı bu reformun, “cumhurbaşkanlığı yetkilerine ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere önceki tüm dönüşümlerin mantıksal bir devamı olacağını” vurguladı.

“Acele etmeyeceğiz: Referandum 2027’de olabilir”

Parlamento reformunun ülkede yirmi yıldır tartışıldığını hatırlatan Tokayev, Senato’nun 1995 yılında karmaşık ve istikrarsız siyasi koşullarda kurulduğunu, kendisinin de toplam on yıl bu kuruma başkanlık ettiğini belirtti.

Tokayev, “Bu nedenle parlamento reformu hakkında konuşmak benim için kolay değil” ifadelerini kullandı.

Konunun ciddiyetine dikkat çeken Tokayev, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu çok ciddi bir mesele, çözümünde acele etmek tamamen yersiz olur. Bu reform sivil toplumda, uzman çevrelerinde ve elbette mevcut parlamentoda kapsamlı bir şekilde tartışılmalı.”

Tokayev’in öngörüsüne göre tartışma süreci en az bir yıl sürecek. 2027 yılında ise konuyla ilgili bir ulusal referandum düzenlenmesi ve ardından anayasal değişikliklerin yapılması planlanıyor.

Mevcut Meclis ve Senato’nun görev sürelerinin devam ettiğini hatırlatan Tokayev, mevcut milletvekillerinin görev süreleri dolana kadar yasama faaliyetlerini sürdüreceğini, Senato’nun ise referandum sonuçlanana ve yeni seçimler yapılana kadar işlevini koruyacağını belirtti.

Yönetim şemasında yeni bir aktör: Cumhurbaşkanı Yardımcılığı

Tokayev, reformların sadece parlamento ile sınırlı kalmayacağını, çalışma grubuna anayasal inşaya dair yaklaşık bin 500 öneri geldiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı, yasama organının ötesine geçen şu kritik değişiklikleri önerdi:

  • Yeni Üst Kurul: Kazakistan Halkı Asamblesi ve Ulusal Kurultay lağvedilerek, yerine “Kazakistan Halk Konseyi” kurulacak. Ülkenin en yüksek danışma organı olacak bu yapıda etnik gruplar ve bölgeler temsil edilecek. Cumhurbaşkanı tarafından atanacak 126 üyenin 42’si etnik ve kültürel birliklerden, 42’si büyük sivil toplum kuruluşlarından, 42’si ise yerel meclislerden (Maslihat) seçilecek.
  • Seçim Zorunluluğu: Cumhurbaşkanının görevini yapamaz hale gelmesi durumunda, yetkilerin Senato Başkanı’na devredilmesi uygulaması sona erecek. Böyle bir durumda, iki ay içinde erken cumhurbaşkanlığı seçimine gidilmesi zorunlu hale gelecek.
  • Anayasal Değerler: Anayasa’nın giriş bölümünde ulusal değerler ve devletin laik niteliği daha güçlü bir şekilde vurgulanacak.
  • Dijital Haklar: Vatandaşların dijital verilerinin korunması anayasal güvence altına alınacak.

Konuşmasının sonunda Tokayev, Anayasa’da yer alacak yeni bir “Başkan Yardımcılığı” makamının kurulmasını önerdi. Cumhurbaşkanının talimatıyla hareket edecek olan Başkan Yardımcısı’nın dört temel görevi olacak: Cumhuriyeti uluslararası forumlarda temsil etmek, Cumhurbaşkanını parlamentoda temsil etmek, sivil toplum ve akademi ile ilişkileri yürütmek ve Cumhurbaşkanının diğer talimatlarını yerine getirmek.

Bu değişiklikle bağlantılı olarak, 2022’de kurulan ve halen Yerlan Karin tarafından yürütülen “Devlet Danışmanı” makamı da dahil olmak üzere bazı idari pozisyonlar kaldırılacak.

Tokayev, “Bu anayasal yenilik, cumhurbaşkanlığı kurumunun zayıflaması anlamına gelmiyor. Aksine, cumhurbaşkanlığı makamı devlet sisteminin merkezi olmaya devam ediyor. Kazakistan’ın cumhurbaşkanlığı sisteminde başarıyla gelişeceğine inanıyorum” diye konuştu.

“Kanlı Ocak” sonrası reform süreci

Tokayev, Eylül 2022’de açıkladığı “Adil Kazakistan” vizyonunu, Haziran 2022 referandumuyla kabul edilen “Güçlü Cumhurbaşkanı, Etkili Parlamento, Hesap Verebilir Hükümet” formülü üzerine inşa ediyor. Yapılan değişikliklerle Cumhurbaşkanının yerel yöneticilerin (valiler) kararlarını iptal etme yetkisi kaldırılmış ve parlamentonun denetim yetkileri artırılmıştı.

Söz konusu reform süreci, Ocak 2022’de sıvılaştırılmış enerji fiyatlarına yapılan zamların ardından patlak veren ve “Kanlı Ocak” (Kandı Kantar) olarak bilinen kitlesel protestoların ardından hız kazandı.

Protestocuların ekonomik talepleri kısa sürede hükümetin istifası ve Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in siyasetten çekilmesi taleplerine dönüşmüştü.

Olayların ardından Nazarbayev Güvenlik Konseyi başkanlığından ayrılmış, yakın çevresi devlet kademelerinden uzaklaştırılmış ve dönemin İstihbarat Teşkilatı (KNB) Başkanı Kerim Mesimov vatana ihanet suçlamasıyla tutuklanarak 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Asya

Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Yayınlanma

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.

Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.

Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.

Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.

Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.

Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.

Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.

Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.

Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.

Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.

Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.

Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.

Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.

İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.

Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.

Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.

Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.

Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.

Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.

Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Yayınlanma

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.

Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.

Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.

İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.

Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.

Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.

Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.

Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.

Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.

CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.

Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.

Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.

The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.

Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Yayınlanma

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.

Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.

Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.

Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.

Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi

Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.

Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.

Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.

Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.

Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.

Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.

Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.

İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı

İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.

Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.

İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.

İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.

Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.

Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English