Bizi Takip Edin

Amerika

Micron, Intel ve AMD’nin piyasa değeri bir çeyrekte 2 trilyon dolar arttı

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerine yönelik küresel ilginin etkisiyle Micron, Intel ve AMD’nin piyasa değerinde ikinci çeyrekte yaklaşık 2 trilyon dolarlık artış kaydedildi. Yatırımcıların kaynaklarını büyük bulut sağlayıcılarından yapay zeka altyapısını destekleyen donanım üreticilerine kaydırmasıyla, şirket hisselerinde üç kata varan yükselişler görüldü.

Yarı iletken sektörünün önde gelen üreticilerinden Micron, Intel ve Advanced Micro Devices (AMD), yapay zeka teknolojilerindeki küresel genişlemenin etkisiyle 2026 yılının ikinci çeyreğinde toplam piyasa değerlerini yaklaşık 2 trilyon dolar artırdı.

CNBC tarafından ticaret verilerine dayandırılarak aktarılan analize göre bu artış, söz konusu üç şirketi ABD’nin en değerli teknoloji firmaları sıralamasında 10, 11 ve 12’nci basamaklara taşıdı. Micron ve Intel’in piyasa değeri son üç ayda üç katından fazla artış gösterirken, AMD hisselerindeki yükseliş de bu seviyeye yakın gerçekleşti.

Sektörün öncüsü konumundaki Nvidia, 1 Temmuz itibarıyla ulaştığı 4,8 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en değerli şirketi unvanını koruyor.

Şirketin gelirlerindeki güçlü büyüme eğilimi devam etse de Nvidia hisseleri ikinci çeyrekte yüzde 15 oranında sınırlı bir artış kaydetti.

Aynı dönemde Micron hisseleri yüzde 240’ın üzerinde, Intel hisseleri yüzde 216, AMD hisseleri ise yüzde 185 oranında değer kazandı.

Nvidia’nın en büyük müşterileri arasında yer alan Amazon, Alphabet, Microsoft ve Meta’nın hisse performanslarında ise farklı eğilimler görüldü.

Bu dönemde Meta hisseleri yaklaşık yüzde 2 oranında değer kaybederken, Alphabet hisseleri yüzde 24 oranında yükseliş kaydetti.

Yatırımların yönü altyapı sağlayıcılarına dönüyor

Yarı iletken üreticilerinin hisselerinde gözlenen bu yükseliş, yatırımcıların sermayelerini büyük ölçekli bulut ve internet hizmet sağlayıcılarından yapay zeka teknolojisinin gelişimini doğrudan destekleyen donanım üreticilerine kaydırmasıyla açıklanıyor.

İngiltere merkezli finans kuruluşu Barclays’in analistlerinden Anshul Gupta, konuya ilişkin değerlendirmesinde, yatırımcıların kaynaklarını doğrudan yapay zekanın fiziki altyapısını kuran şirketlere yönlendirdiğini belirtti.

Bu süreçte şirketlerin açıkladığı mali sonuçlar da piyasadaki büyümeyi destekliyor.

Geçtiğimiz hafta mali tablolarını açıklayan Micron, yapay zeka teknolojilerine yönelik talep artışının bellek fiyatlarını yukarı çekmesi sayesinde çeyrek dönemlik gelirini dört katından fazla artırdığını bildirdi. Şirketin brüt kar marjı ise bu dönemde yüzde 84,9 oranında yükseldi.

Intel, yapay zeka hesaplama işlemlerinin kullanıcı cihazları üzerinde gerçekleştirilmeye başlanmasıyla merkezi işlem birimlerine (CPU) yönelik talebin geri dönmesinden fayda sağlıyor.

Grafik işlemci (GPU) pazarında Nvidia ile rekabet halinde olan AMD ise bu alandaki pazar payını geliştirmeyi sürdürüyor.

Tedarik zincirinin diğer halkalarında da büyüme gözleniyor

Yapay zeka altyapısına yönelik talep artışı, yalnızca bellek ve işlemci üreticileriyle sınırlı kalmayıp tedarik zincirinin diğer alanlarında da etkisini hissettiriyor.

CNBC’nin analizine göre, ağ ekipmanları üreten Marvell Technology hisseleri geride kalan çeyrekte yaklaşık yüzde 200 oranında değer kazandı. İngiliz çip tasarımcısı Arm’ın hisselerinde ise yüzde 134 oranında yükseliş kaydedildi.

Sektördeki genel eğilimi takip eden ve yarı iletken hisselerinden oluşan VanEck Semiconductor ETF fonu, çeyrek dönemde yüzde 71 oranında değer kazandı.

Bu gelişme, fonun faaliyete başladığı 2000 yılından bu yana kaydettiği en güçlü çeyrek dönemlik performans olarak kayıtlara geçti.

Amerika

ICE, robot köpek satın almayı düşünüyor

Yayınlanma

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE), kurumun robot köpekler olarak bilinen “dört ayaklı insansız kara araçları”nın satın alınmasını değerlendirdiğini ve robotun teknik özelliklerine ilişkin bir taslak sunduğunu belirtti.

Bu duyuru, Başkan Donald Trump’ın agresif sınır dışı etme kampanyası kapsamında kurumun güç kullanımıyla ilgili sorulara maruz kalması nedeniyle, sivil özgürlük gruplarının ICE’ye ayrılan fonun artırılmasına yönelik planlara ilişkin endişelerinin ortasında geldi.

Kurum, ICE ajanları ve memurlarını, cilde doğrudan uygulandığında kişiye felç edici bir şok veren elektrik şok eldivenleriyle donatmak için 20 milyon dolara varan bir bütçe de dahil olmak üzere, uygulama teknolojisine yönelik harcamaları artırmayı planladığını belirtti.

Ajansın köpek benzeri dört ayaklı robotlara olan ilgisini ilk kez haber yapan NBC News’e göre, hükümet bu robotlar için en az 2 milyon dolarlık bir harcama yapmayı planlıyor.

ICE’ın pazar araştırması duyurusunda, hükümetin ileride bir sipariş vereceğine dair herhangi bir garanti bulunmadığı belirtiliyor.

Bir İçişleri Bakanlığı (DHS) yetkilisi, köpek benzeri robotların kimyasalları tespit edebilen kameralar ve sensörlerle donatıldığını ve bu robotların, görevliler için tehlikeli olabilecek durumlarda kullanılacağını belirtti.

ICE, ajanlarına elektrik şoku verebilen eldivenler dağıtmayı planlıyor

Bu dört ayaklı robotlar, zorlu arazilerde ilerlemek, merdiven çıkmak ve başlangıçta bir görevliyi oraya göndermek risk oluşturabilecek alanlara girmek üzere tasarlanmış.

Bu teknoloji, ilk aşamadaki keşif görevi olarak kullanılabilir: Operatör, incelenen ortamla ilgili görüntü ve verileri alırken robotu uzaktan kontrol edebilir.

Bu girişim, DHS’nin tedarik planlama sisteminde yer alıyor ve Boston Dynamics tarafından geliştirilen Spot birimlerinin yanı sıra aksesuarların da sisteme dahil edilmesini öngörüyor.

Bu ekipman alım çalışmaları kapsamında, robot köpeklerden farklı bir araç olan 6.000 çift elektrikli şok eldiveninin satın alınmasına yönelik 16,7 milyon dolarlık bir sözleşme de yer almaktadır.

GLOVE olarak bilinen bu cihazların avuç içlerinde, ciltle doğrudan temas ettiğinde elektrik darbeleri üreten iletken elektrotlar bulunur; bu elektrotlar giysi üzerinden çalışmaz.

DHS bu eldivenleri bir “gerginliği azaltma” aracı olarak sunuyor fakat bunların kullanıma dahil edilmesi, göçmen yetkililerinin müdahaleleri sırasında güç kullanımının sınırları konusunda soruları gündeme getiriyor.

Robot köpekler farklı bir işlev sunuyor: Beyan edilen amaçları, görevliler bölgeye girmeden önce bir makinenin belirli senaryoları incelemesine olanak tanıyarak insanların tehlikeye maruz kalma riskini azaltmak.

Ne var ki, yeni denetim teknolojilerinin fiziksel müdahalelere yönelik diğer araçlarla birleştirilmesi, ICE operasyonlarının nasıl değiştiği ve bu operasyonlara ilişkin denetimlerin nasıl olacağı konusundaki tartışmaları alevlendirebilir.

Şu an için Spot ile ilgili kayıt, bir bütçe tavanı olan planlı bir satın alma işlemine karşılık geliyor; bu nedenle sürecin nasıl ilerlediğini ve kurumun nihayetinde kaç adet ünite satın alacağını izlemek gerekecek.

Göçmen toplulukları için bu gelişme, ICE prosedürleri hakkında bilgi sahibi olmak ve göçmenlik görevlileriyle karşılaşma durumunda haklarını bilmek için bir neden daha anlamına geliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump’ın göçmen politikası ABD’de hazır yemek sektörünü vurdu

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın göçü kısıtlama ve sınır dışı işlemlerini artırma politikaları, ülke genelindeki hazır yemek zincirlerinin satışlarını olumsuz etkiledi. Financial Times gazetesinin aktardığı hükümet verilerine göre geçen yıl ABD’den yaklaşık 3 milyon kişi ayrılırken uzmanlar nüfus kaybının tüketici tabanını daralttığına dikkat çekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın göç politikası, ülkedeki hazır yemek sektörünü olumsuz etkiledi.

Financial Times’ın uzman değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre, göçün kısıtlanması ve sınır dışı uygulamalarının hız kazanması sektördeki satış grafiklerine doğrudan yansıdı.

Araştırma şirketi Technomic verilerine göre, 2024 ve 2025 yıllarında restoran zincirlerindeki satış artışı sert bir yavaşlama kaydetti.

McDonald’s bu ay yeni şube açma hızının düştüğünü duyururken, Wendy’s ve Subway ise son bir yıl içinde yüzlerce şubesini kapattı.

ABD’nin son 50 yıldır düşük doğum oranları nedeniyle nüfus artışında göçe bağımlı kaldığına işaret eden Financial Times, ekonomistlerin tahminlerine göre geçen yıl ülkeden ayrılanların sayısının ülkeye girenlerden fazla olduğunu bildirdi.

Bu tablonun Trump yönetiminin göçü sınırlama ve sınır dışı uygulamalarını hızlandırma kararlarından kaynaklandığı belirtildi. Hükümet verilerine göre geçen yıl yaklaşık 3 milyon kişi ABD’den ayrıldı.

Sınır dışı edilme kapsamındaki kişilerin büyük çoğunluğunu Latin Amerika kökenliler oluşturuyor. ABD Sağlık Bakanlığı’nın 2018 yılı verilerine göre Latin Amerikalılar, ülkedeki hazır yemek tüketicilerinin yüzde 35’ini meydana getiriyor.

Nüfus kaybı tüketici tabanını daraltıyor

Uzmanlar ve ekonomistler, hazır yemek sektörünün nüfustaki azalmaya karşı son derece hassas olduğunu vurguluyor.

Morgan Stanley restoran analisti Brian Harbour, “Düşük gelirliler dahil neredeyse herkes birer müşteri olduğu için, nüfus artışı bu sektörün tartışmasız en önemli itici gücüdür” değerlendirmesinde bulundu.

General Mills Mali İşler Direktörü de şubat ayında yaptığı açıklamada, ABD’de nüfus artışının yavaşlamasını ve zayıflama ilaçlarının yaygınlaşmasını gerekçe göstererek, bu durumun şirketin 2027 mali yılı büyümesinde 50 baz puanlık kayba yol açmasını beklediklerini ifade etti.

Brookings Enstitüsü ekonomistleri, 2025 yılında net göçün son on yıllarda ilk kez eksiye düştüğünü ve bu gerilemenin mevcut yılda da sürmesinin beklendiğini bildirdi.

Enstitü Direktörü Tara Watson, söz konusu seyrin sınırdaki hareketliliği önemli ölçüde kesen Trump yönetiminin göreve gelmesiyle bağlantılı olduğunu aktardı.

Vize iptalleri ve kısıtlamalar genişliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı, suçtan mahkum olan veya hakkında suçlama bulunan kişilerin yanı sıra ABD politikalarını kamuoyu önünde eleştirenlerin de aralarında yer aldığı yabancılara ait yaklaşık 175 bin vizeyi son 18 ayda iptal etti.

Bakanlık, vize iptali mekanizmasını göç kontrol aracı olarak kullanmayı ve tehdit oluşturabilecek yabancıları tespit etmeyi sürdüreceğini bildirdi.

Trump yönetimi ayrıca Rusya dahil 75 ülkenin vatandaşlarına göçmen vizesi verilmesini süresiz olarak durdurdu.

Seçim kampanyası döneminde Beyaz Saray’a döner dönmez ABD tarihinin en büyük düzensiz göçmen sınır dışı operasyonunu başlatma sözü veren Trump’ın, The Washington Post’un aktardığına göre yeni başkanlık döneminin ilk yılında 1 milyona kadar göçmeni sınır dışı etmeyi hedeflediği kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı boyunca, yaklaşık 8 bini öğrenci vizesi olmak üzere yabancılara ait 100 bini aşkın vizeyi iptal ettiği belirtildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Uzay şirketleri yörüngedeki çöp ve çarpışma riskine çözüm arıyor

Yayınlanma

SpaceX, alçak Dünya yörüngesindeki uydu ve enkaz yoğunluğunun artmasıyla birlikte kaza ve parçalanma risklerinin yükseldiğini bildirdi. Uzmanlar, kontrolden çıkabilecek olası zincirleme çarpışmaların yörüngeyi kullanılamaz hale getirebileceği uyarısında bulunuyor.

ABD merkezli uzay taşımacılığı şirketi SpaceX, alçak Dünya yörüngesinde bulunan uydu ve diğer cisimlerin sayısındaki hızlı artışın kaza riskini tırmandırdığı uyarısında bulundu.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin şirket belgelerine dayandırdığı haberine göre SpaceX, “Alçak Dünya yörüngesindeki uydu ve diğer nesnelerin sayısı artmaya devam ettikçe, kazara çarpışma, parçalanma veya yörüngede yaşanabilecek diğer olayların olasılığı da yükseliyor” değerlendirmesini yaptı.

Haberde, artan uydu trafiği ve uzay çöplerinin, uzay araçları ile uydulara zarar verebilecek ya da onları tamamen yok edebilecek çarpışma endişelerini artırdığı kaydedildi.

Olası en kötü senaryolardan birinin ise enkazların yol açacağı bir zincirleme çarpışma reaksiyonu olduğu ve bu durumun alçak Dünya yörüngesinin belirli bölümlerini tamamen kullanılamaz hale getirebileceği belirtildi.

Mevcut durumda alçak Dünya yörüngesinde, saatte 28 bin kilometre hızla hareket eden ve Dünya çevresindeki bir turu 90 ila 120 dakikada tamamlayan 34 binden fazla uydu ve enkaz parçası bulunuyor. Bu nesnelerin 10 binden fazlasının ise doğrudan SpaceX ile bağlantılı olduğu aktarıldı.

Çarpışma risklerini düzenli olarak değerlendiren şirket, bir çarpışma ihtimalinin 10 milyonda 3 seviyesini aşması durumunda uyduların manevra yaparak yoldan çekileceği güvencesini veriyor.

Bilim insanları, beyzbol topu büyüklüğündeki veya daha büyük enkaz parçalarını radarlar aracılığıyla takip edebiliyor ve SpaceX uyduları bu cisimlerin etrafından manevra yaparak geçebiliyor.

Ancak daha küçük parçalar ciddi bir tehlike unsuru olmaya devam ediyor.

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) bünyesinde görev yapan gezegen bilimci Mark Matney, her iki cismin de çok yüksek hızlarda hareket etmesi nedeniyle bir boya parçası büyüklüğündeki döküntünün dahi bir uyduya hasar verebilecek güçte olduğuna dikkat çekti.

Yörüngeye 41 bin yeni uydu daha fırlatılacak

Artan risklere rağmen, danışmanlık şirketi Analysys Mason bünyesindeki analist Dallas Kasaboski, 2034 yılına kadar alçak Dünya yörüngesine en az 41 bin yeni uydunun daha fırlatılacağını öngörüyor. Bu uyduların yaklaşık üçte ikisinin SpaceX, Amazon ve Çin merkezli şirketlere ait olacağı tahmin ediliyor.

Bununla birlikte uydu şirketi Muon Space’in CEO’su Jonny Dyer, en büyük tehdidin koordinasyon eksikliği ya da hasmane eylemlerden kaynaklandığını savundu.

Dyer konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Benim için risk nicelikte değil. Asıl risk, kötü niyetli işler peşinde koşan veya ihmalkar davranan aktörlerin bulunup bulunmadığıdır” ifadelerini kullandı.

Daha önce, 22 Ağustos tarihinde SpaceX kurucusu Elon Musk, Dünya yörüngesindeki Starlink uydularının sayısının 11 bine ulaştığını duyurmuştu.

Bu açıklamadan bir hafta önce ise Çin Küresel Televizyon Ağı (CGTN), Çin’in ülkenin güneyindeki Hainan eyaletinde bulunan ticari uzay üssünden yeni bir internet uydusu grubunu fırlattığını bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English