Diplomasi
Mısır “tampon bölge” seçeneğini değerlendiriyor

İsrail ordusu Gazze’nin güneyine doğru ilerlemeye devam ederken, halka yüz binlerce Gazzelinin daha önce kuzeydeki hava saldırılarından korunmak için sığındığı Han Yunus kent merkezini terk etmelerini emrediyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri, İsrail saldırısı ve tahliye emirlerinin 2,3 milyonluk nüfusun yüzde 85’ini güneye itmesi nedeniyle Refah’ın bunaldığı konusunda uyarıyor. Sınır kasabası Filistinlilerin kaçabilecekleri en uzak nokta, ancak Mısır sınırı kapalı ve gidecekleri başka bir yer yok.
Mısır, 2008’de İsrail yine Gazze’ye saldırdığında binlerce Filistinlinin Sina’ya kaçmasına göz yummuştu. Her ne kadar 7 Ekim’den beri kitlesel göçe müsaade etmeyeceğini duyursa da aynı senaryo karşısında Mısır’ın başka seçeneği kalmayabilir. Bu gerçek karşısında Mısır ordusunun tüm seçenekleri araştırdığı kaydediliyor.
Aşağıda çevirisini okuyacağınız makaleye göre o seçeneklerden biri, Gazze’nin güneyinde bölge sakinlerinin İsrail saldırılarına karşı korunacağı bir tampon bölge oluşturulması:
***
Gazze’de mülteci akını gerçek bir olasılık haline gelirken Mısır seçeneklerini değerlendiriyor
AMR EMAM
Yüz binlerce kişi şu anda Mısır sınırından sadece birkaç kilometre uzaklıktaki küçük bir alana sıkışmış durumda.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız bombardımanı sadece yerinden edilmiş Filistinliler için değil, güvenlik, gıda, su ve tıbbi bakım eksikliği nedeniyle Sina’ya kitlesel bir mülteci akınından korkan Mısır için de bir kâbus haline geldi.
İsrail saldırılarının başlangıcından bu yana Gazze’deki Filistinlilere güneye gitmeleri yönünde uyarılarda bulundu. Pek çok Filistinli bu çağrıya kulak verdi, ancak güneyde de bombalandılar. Ancak İsrail askerî harekâtını sürdürdükçe Filistinlileri daha da güneye itmeye devam ediyor.
Kuzey ve orta Gazze’yi moloz yığınına çeviren İsrail savaş uçakları şimdi de dikkatlerini güneye çevirerek Filistinlilerin savaşın ilk gününden bu yana söylediklerini doğruladı: “Gazze’de güvenli bir yer yok.”
Yüz binlerce kişi şu anda Mısır sınırından sadece birkaç kilometre uzaklıktaki küçük bir alana sıkışmış durumda. Gazze’deki vahim durum her geçen gün daha da kötüleşirken Mısır’ın en kötü kabusunun gerçekleşmesine günler olmasa da muhtemelen haftalar kaldı.
Mısır, yaklaşık iki ay önce İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonunun başlamasından bu yana bu senaryoya karşı uyarılarda bulunuyordu. Ancak şimdi bu yalın ve mevcut gerçekle doğrudan yüzleşiyor gibi.
Zor sınav
Gazze sakinlerinin Sina ve Gazze arasındaki ortak sınır üzerinden Mısır’a kitlesel göçü, Filistin topraklarıyla sınır paylaşan Mısır’ın kuzeydoğu topraklarında sınırlı bir varlığa sahip olan Mısır ordusu için zorlu bir sınav olacak.
Mısır ve İsrail arasında 1979’da imzalanan barış anlaşması Mısır’ın Sina’daki -özellikle de kuzey kesimindeki- asker varlığını asgari düzeyde tutuyor.
Gazze sakinlerinin Sina’ya akınını püskürtmek için gerekli askeri güce sahip olsa bile Mısır ordusu bunu yapmakta isteksiz davranacaktır.
İsrail’in Gazze’ye yönelik mevcut saldırısına son vermek için elindeki tüm imkânları kullanan Mısır, İsrail’in son iki aydır yaşattığı dehşetten kaçan yüz binlerce Filistinliye karşı güç kullanan bir Arap ülkesi olarak görülmek istemiyor.
İsrail’in 2008’de Gazze’ye açtığı savaş sırasında binlerce Filistinli Mısır ile Gazze arasındaki güvenlik duvarının bazı bölümlerini yıktıktan sonra Sina’ya girmeye çalıştığında Mısır güçleri onları durdurmadı. Bu kez de durdurmaları pek olası değil.
Yerel düşünce kuruluşu Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde araştırmacı olan Emad Gad Majalla’ya yaptığı açıklamada, “Gazze sakinlerinin fiili göçü gerçekleştiğinde Mısır bunu durduramaz” dedi: “Mısır korkunç bir durumdan kaçan Filistinlileri öldüren bir güç olarak görülmeyecektir.”
Gad, Mısır’ın bu göçün gerçekleşmesini önlemek için kararlı bir şekilde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Mısır şimdiye kadar iki yönlü bir politika izledi ve önemli ölçüde başarı elde etti.
Kahire, Filistin bölgesiyle ortak sınırdaki Refah geçiş noktasından Gazze’ye insani yardım girmesi için baskı yapıyor. Şimdiye kadar gıda, su ve tıbbi malzeme taşıyan yüzlerce kamyonu içeri sokmayı başardı.
Kasım ayı sonunda Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda sağlanan bir haftalık ateşkes sayesinde İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk kez kıyı bölgesine yakıt girişi oldu.
Mısır da Gazze sakinlerinin yerlerinden edilmesini reddettiğini Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi aracılığıyla net bir şekilde ortaya koydu ve Avrupalı liderlerle yaptığı basın toplantılarında Filistinlilerin topraklarından atılmasına yönelik herhangi bir planı reddettiğini ve bunun Filistin davasına yıkıcı bir darbe vuracağını birçok kez tekrarladı.
“Mısır bu tasfiyenin kendi zararına olmasına izin vermeyecektir” dedi.
İsrail’in Refah’a sürdüğü Filistinliler hayata tutunmaya çalışıyor
Güçlü dava
Mısır’ın Gazze’deki 2 milyon 300 bin Filistinli nüfusun yeniden yerleştirilmesini reddetmek için iyi bir nedeni var. Filistinlilerin devlet kurma haklarının sadık bir destekçisi olan Mısır, böyle bir hamlenin İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da da aynı stratejiyi izlemeye ve orada yaşayan Filistinlileri Ürdün’e sürmeye teşvik edecek bir emsal oluşturacağına ve böylece Filistin-İsrail çatışmasına nihai bir çözüm getireceğine inanıyor.
Es-Sisi 18 Ekim’de Kahire’de Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile düzenlediği basın toplantısında “Bu, bir halkın var olacağı ama kendi devletlerini kurabilecekleri bir toprağın olmayacağı anlamına gelecektir” dedi.
Mısır’ın Gazze sakinlerinin Sina’ya yerleştirilmesini reddetmek için meşru güvenlik gerekçeleri de var ve böyle bir hareketin İsrail ile olan barış anlaşmasını tehlikeye atacağı uyarısında bulunuyor.
Sisi aynı basın toplantısında Filistinlilerin Sina’ya yerleştikten sonra Sina’yı İsrail’e karşı saldırılar düzenlemek için kullanabileceklerini söyledi.
8 Kasım’da Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Şükri de Filistinlilerin topraklarından zorla çıkarılmasının intikam ve radikalizmi körükleyeceği, bunun da sadece İsrail’e karşı saldırılar düzenlemekle kalmayıp aynı zamanda Sina’ya yakın olan ve uluslararası ticaret için hayati bir deniz geçidi konumundaki Süveyş Kanalı’nın güvenliğini de tehdit edebilecek terörist grupların ortaya çıkmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Bu yıl Mısır, İslam Devleti’nin (IŞİD) bir kolunu yenilgiye uğrattığı 60 bin kilometrekarelik Sina’yı terörden arındırdığını ilan etti.
Çaresiz değil
Mısır şimdiye kadar siyasi ve diplomatik kartlarını kullanarak İsrail ve uluslararası destekçileri üzerinde baskı kuruyor ve Filistinlileri sürmesini engelliyor.
Şükri, etkili Amerikan kurumları ve düşünce kuruluşlarında bu olasılığa karşı lobi yapmak ve Amerikan medyasına bu senaryonun Mısır, bölge ve dünya için içerdiği tehlikeler hakkında konuşmak üzere Washington’u ziyaret etti. Sisi aynı zamanda ziyarete gelen her yabancı yetkiliyle aynı konuyu gündeme getirmeye devam ediyor.
Mısırlı lider, bu yer değiştirmenin Mısır ve bölge için yaratacağı olumsuz etkileri açıklığa kavuşturmayı başararak bu yetkililer arasında bir fikir birliği yaratmış gibi görünüyor.
Bu bağlamda gözlemciler Mısır’ın çabalarının sonuç verdiğini ve bazı etkili dünya liderlerini bu senaryonun tehlikeleri konusunda ikna ettiğini düşünüyor.
Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Akram Badr Eddine, Majalla’ya yaptığı açıklamada “İsrail’i destekleyen liderler Gazze’deki Filistinlilerin kendi topraklarının dışına taşınmasına karşı olduklarını ifade etmeye başladılar” dedi.
ABD Başkanı Joe Biden geçen haftalarda birkaç kez bu yer değiştirmeye karşı konuştu.
ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris de 2 Aralık’ta COP28’e katıldıkları Dubai’de Sisi’ye ABD’nin Filistinlilerin yerlerinden edilmesine izin vermeyeceğini söyledi.
Bununla birlikte, 4 Aralık’ta Mısır’ın Gazze’ye ilişkin söyleminde önemli bir değişiklik oldu. Mısır Savunma Bakanı Muhammed Zeki, Filistin topraklarında devam eden savaş hakkında ilk kez konuştu.
Filistin cephesinde ‘hesapsız bir tırmanış’ olarak tanımladığı bu durumun Filistin davasını ortadan kaldırma tehdidi oluşturduğunu söyledi.
Arap ülkelerinin en önemli savunma fuarı olan Mısır Savunma Fuarı’nın açılışında yaptığı konuşmada “Bugünün dünyasında zayıflara yer yok” dedi.
Bazı gözlemciler Zeki’nin yorumlarını askeri kurumun kendi seçeneklerini araştırdığının bir işareti olarak görüyor. Bu durum, Gazze’nin güneyinde bölge sakinlerinin İsrail saldırılarına karşı korunacağı bir tampon bölge oluşturulması için Mısır’ın Filistin topraklarında askerî harekâta girişmesi çağrılarının arttığı bir döneme denk geliyor.
Elbette bu durum, iki ülkenin 1979’da barış imzalamasından bu yana Mısır’ı ilk kez askeri olarak İsrail’le karşı karşıya getirebilir ve Mısır Cumhurbaşkanı’nın geçen haftalarda defalarca uyardığı gibi barışın çökmesine yol açabilir.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4












