Bizi Takip Edin

Asya

Singapur’un eski ulaştırma bakanı yolsuzluk suçlamalarını kabul etti

Yayınlanma

Singapur’un eski ulaştırma bakanı, şeffaflık ve temiz yönetişimle övünen şehir devletinde nadir görülen bir yolsuzluk davasında, kamu görevlisi olarak hediye alma ve adaleti engelleme suçlamalarını kabul etti.

Ulaştırma bakanı olarak Formula 1 Grand Prix’sinin Singapur’a getirilmesinde etkili olan S. Iswaran, bu yıl 35 suçlamayla karşı karşıya kaldıktan sonra başlangıçta herhangi bir yanlış yaptığını reddetmiş ve adını temize çıkarmaya yemin etmişti.

Ancak salı günü beklenmedik bir hamleyle, savcılar duruşmanın başında suçlamaları sadece beşe indirdi ve Iswaran bunların hepsini kabul etti.

Değiştirilen suçlamalar arasında dört adet değerli eşya elde etme ve bir adet adaleti engelleme yer alıyor. Savcılar, geri kalan 30 suçlamanın hüküm verilirken dikkate alınacağını söyledi.

62 yaşındaki Iswaran, bakanlık görevi sırasında iki yerel işadamından toplam değeri 403.297,92 S$ (312.494,20 ABD Doları) olan hediyeler almakla suçlanıyor.

Savcılar altı ila yedi ay arasında hapis cezası talep etti. Singapur medyası Channel News Asia ve Straits Times’a göre Iswaran’ın avukatları en fazla sekiz hafta hapis cezası talep ediyor.

Iswaran’a karşı açılan yolsuzluk davası 1986’dan bu yana Singapurlu bir bakanın adının karıştığı ilk dava. Singapur dünyanın en az yolsuzluk yapılan ülkelerinden biri olmakla övünüyor ve bakanları da kısmen yolsuzluktan caydırmak amacıyla yılda yaklaşık 1 milyon S$ kazanarak en yüksek maaş alan bakanlar arasında yer alıyor.

Dava, 1965’teki bağımsızlıktan bu yana Singapur’u yöneten iktidardaki Halk Hareketi Partisi için hassas bir zamanda geldi.

Lawrence Wong mayıs ayında Singapur’un dördüncü başbakanı olarak yemin etti ve şehir devletinin kurucu Lee ailesi dışından gelen ikinci lideri oldu.

Asya’nın finans merkezi 2025 yılında seçimlere gidecek ve PAP’ın yeniden kazanması beklenirken, Iswaran’a yönelik yolsuzluk iddiaları da dahil olmak üzere son dönemde yaşanan bir dizi skandal nedeniyle itibarı sarsıldı.

Iswaran, yetkililer tarafından suçlanmasının ardından bu yıl istifa etti. Geçen yıl temmuz ayında soruşturmanın başlamasından bu yana aldığı maaş ve ödenekleri iade edeceğini söyledi.

Financial Times’ın ocak ayında yayınladığı suçlama belgesine göre, rüşvetler arasında İngiltere Premier Ligi futbol maçları, Formula 1 yarışları ve Harry Potter ve Lanetli Çocuk, Hamilton ve Kinky Boots gibi oyunların yanı sıra 2022 yılında Doha’dan Singapur’a business class uçuş biletleri de yer alıyor.

Singapur Yolsuzluk Uygulamaları Soruşturma Bürosu, Iswaran’ın iddia edilen rüşvetlerin bir kısmını şehir devletinin en yüksek profilli emlak krallarından biri olan Ong Beng Seng’den “ticari çıkarlarını (ilerletmek)” için aldığını söyledi.

Ong henüz suçlanmadı. Kendisi, mülk portföyünde Four Seasons ve InterContinental gibi markalar bulunan Hotel Properties’in kurucusu.

Şirket daha önce yaptığı açıklamada Ong’un Iswaran ile olan ilişkilerinin detaylarını gözlemciye verdiğini belirtmişti.

Asya

Çinli Sinopec Rusya’dan ucuz petrol alımını artırma yoluna gitti

Yayınlanma

Dünyanın en büyük petrol işleme şirketi olan Çin devleti kontrolündeki Sinopec, Ortadoğu’dan yapılan sevkiyatlardaki düşüşü karşılamak amacıyla Rusya’dan petrol alımlarını artırdı. Şirket, Çin’de mart ayından bu yana yurtdışına petrol ürünü satışlarına sınırlama getirilmesine rağmen indirimli Rus petrolü sayesinde tedarik hacmini korumayı başardı.

Reuters’ın konuya vakıf kaynaklara ve gemi takip verilerine dayandırdığı haberine göre dünyanın en büyük petrol işleme şirketi olan Çin devlet kuruluşu Sinopec, Ortadoğu’dan gelen sevkiyatlardaki azalmayı dengelemek amacıyla Rusya’dan petrol alımlarını artırma kararı aldı.

Daha ucuz olan Rus petrolünün satın alınması, Çin’de mart ayından bu yana petrol ürünlerinin yurtdışına satışına kısıtlamalar uygulanmasına rağmen Sinopec’in görece istikrarlı bir tedarik hacmini korumasına ve fazla yakıtı yüksek karlılıkla sevk etmesine yardımcı oldu.

Ajansa konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Çinli şirketin Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu (ESPO) türünden günde yaklaşık 241 bin ila 320 bin varile denk gelecek şekilde toplam 30 ila 40 parti Rus petrolü tedarik ettiğini belirtti.

Reuters, bu miktarın şirketin günlük 5,2 milyon varil olan toplam işleme kapasitesinin yüzde 5’i ile yüzde 6’sına karşılık geldiğini kaydetti.

ESPO petrolü, Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu boru hattı üzerinden ve Primorskiy Krayı’ndaki Kozmino Limanı aracılığıyla sevk edilen, Rusya menşeili düşük kükürtlü hafif ihracat petrolü türü olarak biliniyor.

Reuters, Çin’in İran’daki savaşın başlamasından bu yana toplam ham petrol ithalatını keskin bir şekilde düşürdüğünü aktardı. Ülkede haziran ayındaki alımlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 oranında geriledi.

Bununla birlikte Çin yönetimi, temmuz ve ağustos ayları için yakıt ihracatına yönelik kısıtlamaları esnetti.

Gemi hareketlerini takip eden Vortexa şirketinin Çin baş analisti Emma Li’nin sunduğu verilere göre Sinopec, temmuz ayında yaklaşık 7,4 milyon varil ESPO petrolü satın aldı. Şirket ayrıca ağustos ayı için en az 10 parti, eylül ayı için de 10 parti petrol tedariki gerçekleştirdi.

Süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Li, “İthalatta genel bir artış yaşanması yerine talep, teslimat garantisi daha yüksek ve nakliye maliyetleri daha düşük olan varillere kayıyor. Bu noktada öncelikle karayoluyla yapılan teslimatlar ile Rusya’nın Uzak Doğu bölgesinden gelen kısa mesafeli kargolar öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Ukrayna’daki savaşın başlangıcından bu yana Çin ve Hindistan Rus petrolünün en büyük alıcıları konumunda yer alıyordu.

Ancak haberde, Washington’ın Rosneft ve Lukoil şirketlerine yaptırım uygulamasının ardından alımların durakladığı kaydedildi. Buna karşın Reuters, Pekin’in tek taraflı yaptırımları tanımadığını ve bağımsız petrol rafinerilerinin Rus petrolünü almaya devam ettiğini aktardı.

Moskova yönetimi ise Rusya karşıtı yaptırımları yasa dışı ve etkisiz olarak nitelendiriyor.

Çinli rafinerilerin temmuz ayında Rus petrolü tedarik ettiğini Bloomberg de haberleştirmişti.

Analist Emma Li o dönemde yaptığı açıklamada, “Unipec liderliğindeki Çinli petrol şirketleri temmuz ayından itibaren aktif olarak Rus ESPO petrolü satın alıyor. Ortadoğu’da son dönemde yaşanan aksamalar ağustos ve eylül ayları için yapılan alımları hızlandırdı” demişti.

Söz konusu gelişmeden bir ay önce Bloomberg, talepteki düşüş ve ABD’nin artan baskısı gölgesinde İran’dan Çin’e yapılan petrol sevkiyatlarında sert bir azalma olduğunu bildirmişti.

Bloomberg verilerine göre şubat ayında günlük 1,8 milyon varil seviyesinde olan ihracat, mayıs ayında yaklaşık 160 bin varile kadar geriledi.

Ajans, bu sevkiyatların İran ekonomisine hayati bir destek sağladığına dikkat çekti.

Okumaya Devam Et

Asya

Tayvan, komutanların kabiliyetlerinin sınanacağı geniş çaplı savaş tatbikatı başlattı

Yayınlanma

Tayvan, komuta esnekliğini sınamak için geniş çaplı savaş tatbikatı başlattığını duyurdu.

Tayvan, düşman hareketlerinin öngörülen senaryoların dışına çıkması durumunda komutanların sahada hızla karar alma ve savaşma kabiliyetini sınamak amacıyla çarşamba günü geniş çaplı askeri tatbikatlara başladığını duyurdu. Üst düzey Tayvanlı yetkililer, tatbikat kapsamında ilk kez internet erişiminin geçici olarak sınırlandırılacağını da söyledi.

Konu hakkında bilgilendirilen iki üst düzey Tayvanlı yetkilinin Reuters’a verdiği bilgiye göre, 10 gün sürecek yıllık Han Kuang tatbikatı, Taipei’deki yer altı komuta merkezinden tatbikat emrinin verilmesinin ardından sabah erken saatlerde başladı. Emirle birlikte savaş uçaklarının farklı noktalara dağıtılması ve donanmanın acil konuşlandırılması gibi muharebe hazırlığı adımları devreye sokuldu.

Yetkililer, konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmaması koşuluyla, Tayvan’ın ilk kez ABD askeri uygulamalarından esinlenen “backbrief” yöntemini de kullanacağını belirtti. Bu yöntemde emir alan alt rütbeli subaylar, görevin ayrıntılarını komutanlarına kendi ifadeleriyle tekrar aktararak talimatları doğru anladıklarını teyit ediyor.

Yetkililerden biri, bu uygulamanın amacının “komutanlar ile astların harekâtın amacı konusunda aynı anlayışa sahip olmasını sağlamak” olduğunu söyledi.

Tatbikat, Çin’in olası bir saldırının ilk aşamasında komuta merkezlerini, limanları, lojistik ağları ve savunma sanayisi tesislerini felce uğratmaya çalışması ihtimaline odaklanacak.

Tayvan sadece Pekin tarafından değil, Birleşmiş Millet ve bağlı ülkeler tarafından da Çin’in bir parçası olarak görülüyor. Tayvan’ın Çin’e bağlı olduğunu tasdik eden ‘Tek Çin’ ilkesi ABD tarafından da resmi olarak kabul ediliyor. Ancak buna rağmen Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanmaya ve silahlandırarak ayrılıkçı politikaları desteklemeye devam ediyor. Çin ise Tayvan’ın bağımsızlığına karşı çıkarak ada ile yeniden birleşme taahhüdünde bulundu.

Savaş döneminde tesislerin taşınması

1984’ten bu yana her yıl düzenlenen tatbikatlarda ilk kez, bant genişliğinin sınırlı hâle gelmesi durumunda sivillerin nasıl iletişim kuracağını test etmek amacıyla mobil internet hızları bilinçli olarak düşürülecek.

Tayvan ordusu büyük bir cephaneliğin savaş koşullarında başka bir yere taşınmasını canlandıracak, sivil fabrikaları seferber edecek ve Tayvan’ın Pasifik kıyısı açıklarında refakat tatbikatları düzenleyecek.

Operasyonun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan üçüncü bir üst düzey yetkili, “Bunların tamamı tatbikatları daha zorlayıcı hâle getiren bir dizi uygulamanın parçası. Artık boşlukta yürütülen laboratuvar benzeri bir tatbikattan söz etmiyoruz” dedi.

Savunma yetkilisi, “Gerçek bir saha ortamına giriyor, gerçek sınır koşullarıyla karşılaşıyorsunuz. Eğitimin son aşamasında bu seviyeye ulaşmayı umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu yaklaşım, geçmişte bazı tatbikatların fazlasıyla kurgulanmış olduğu yönündeki eleştirilerin ardından Tayvan’ın askeri tatbikatlarını daha gerçekçi hâle getirme çabalarının bir parçasını oluşturuyor.

Dayanıklılık tatbikatları

Bu çalışmalar kapsamında, depremden Çin müdahalesine kadar birbirini izleyen krizlerde yerel yetkililerin devlet işleyişini nasıl sürdüreceğini sınayan dayanıklılık tatbikatları da yapılıyor.

Savunma yetkilisi, 14 Ağustos’ta sona erecek tatbikatlarda saha komutanlarının “beklenmedik senaryolarla” sınanacağını belirterek, “Durum başlangıçta öngörülen düşman senaryosuna uymuyorsa ne yapmalı? Durumu nasıl yeniden değerlendirmeli, planlarını nasıl uyarlamalı ve hızla nasıl emir vermeli?” dedi.

Tatbikatlarda 20 binden fazla yedek asker de seferber edilecek.

Çarşamba günü Taipei’deki bir lisenin spor sahasında onlarca yedek asker, havan topu kullanma ve tüfekle mevzi alma eğitimi için bir araya geldi.

Yetkililer ayrıca ordunun, savaş döneminde cepheden yapılacak haber duyurularını ve düşman dezenformasyonuna karşı yürütülecek çalışmaları değerlendirmek amacıyla “iliştirilmiş muhabir” mekanizmasını da devreye sokacağını söyledi.

Savunma yetkilisi, esas vurgunun “Tayvan’ın savaşla nasıl yüzleşmesi gerektiği” üzerine olacağını belirtti.

Çin’in füze testi nükleer denizaltı kabiliyetlerini ortaya koydu

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan’dan Zuckerberg’e üç gün mühlet

Yayınlanma

Hindistan Parlamentosu İletişim ve Bilgi Teknolojileri Komisyonu, Başbakan Narendra Modi’nin bir paylaşımının geçici olarak silinmesi nedeniyle Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg’den üç gün içinde özür dilemesini istedi. İstenen özrün gelmemesi halinde şirketin hukuki koruma sağlayan “Safe Harbour” statüsünün kaldırılacağı ve yöneticiler hakkında cezai süreç başlatılabileceği bildirildi.

Hindistan Parlamentosu İletişim ve Bilgi Teknolojileri Komisyonu, sosyal medya platformlarının bağlı bulunduğu Meta şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Mark Zuckerberg’e üç günlük bir süre vererek Başbakan Narendra Modi’nin paylaşımının geçici olarak silinmesi nedeniyle resmi özür talebinde bulundu.

India Today ve News18 kanallarının haber kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre, talep edilen özrün metne dökülmemesi durumunda Hindistan yönetimi, Meta şirketinin bünyesindeki platformlara yasal koruma sağlayan “Safe Harbour” (Güvenli Liman) statüsünü iptal etmeyi planlıyor.

Bu statünün kaldırılması, platform temsilcileri ile yöneticilerinin doğrudan cezai kovuşturmaya tabi tutulması riskini doğuruyor.

“Safe Harbour” düzenlemesi, Hindistan’daki vergilendirme ve hukuki mevzuat kapsamında uluslararası şirketler ile sınır ötesi ticari işlemler için vergi dairesince önceden belirlenmiş makul kar marjı sınırlarını ifade ediyor.

Söz konusu mekanizma, ilgili işletmeleri detaylı denetim süreçlerinden muaf tutarak mali hesaplamaları kolaylaştırıyor ve platformlara içerik sorumlulukları bazında yasal güvence sağlıyor.

Tartışmaya konu olan olay, Başbakan Narendra Modi’nin Facebook ve Instagram hesapları üzerinden yayımlanan video mesajının sistemden kaldırılmasıyla başladı. Modi ilgili video kaydında, ülkede tıp öğrencilerini ilgilendiren sınav evrakının dışarı sızdırılması üzerine patlak veren kitlesel protestolara değinerek, usulsüzlüklerden sorumlu olanlara karşı en sert tedbirlerin uygulanacağını taahhüt etmişti.

Meta yönetimi, kamuoyundan gelen tepkilerin ardından erişim engeli getirdiği videodaki kısıtlamayı kaldırarak paylaşımı yeniden erişime açtı.

Söz konusu geçici engelleme hamlesini inceleyen parlamento komisyonu üyesi yetkililer, Başbakan Modi’nin paylaşımına uygulanan kısıtlamayı “demokrasiye yönelik bir saldırı” olarak nitelendirdi.

Süreç, mayıs ayında ülke genelinde 2 milyondan fazla adayın katıldığı “NEET-UG” tıp fakültesi giriş sınavı sorularının dışarı sızdırıldığının anlaşılmasıyla başlayan skandala dayanıyor.

Sınav skandalının ardından hükümet kanadı testlerin tekrarlanacağını duyursa da Hindistan Yüksek Mahkemesi Başverici Hâkimi Surya Kant’ın işsiz gençlerin bir kesimini “hamamböceklerine” benzetmesi toplumsal tepkiyi artırdı.

Siyasi danışman Abhijit Dipke, yargıcın bu ifadelerine ve iktidar partisine gönderme yapma amacıyla “Hamamböceği Halk Partisi” (CJP) adıyla yeni bir siyasi hareket kurdu.

Haziran ayında başkent Yeni Delhi başta olmak üzere birden fazla şehir merkezinde “hamamböceği protestoları” adı altında kitlesel gösteriler düzenlendi.

Eylemcilerin gerçekleştirdiği açlık grevleri, polisle yaşanan arbedeler ve gözaltılar sonrasında hükümet yetkilileri protestocularla müzakere masasına oturmak zorunda kaldı.

Olayların ardından Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan görevinden istifa etti.

Temmuz ayı sonlarında ise sınav sorularının dışarı sızdırılmasına yönelik cezaları ağırlaştıran yasal düzenlemeler parlamentoda kabul edildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English