Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’da askerlikten kaçmanın bedeli 50 bin dolara ulaşıyor

Yayınlanma

Ukrayna’da seferberlikten kaçmak amacıyla bölgesel askerlik şubelerinde yürütülen yasa dışı faaliyetlerin maliyetinin 300 dolar ile 50 bin dolar arasında değiştiği bildirildi. Ukrayinska Pravda gazetesi tarafından derlenen verilere göre, sahte yargı kararlarından kurgu hastalıklara kadar uzanan geniş bir yolsuzluk ağı işliyor.

Ukrayna’da bölgesel askerlik şubelerinde yürütülen seferberlik sürecinde, zorunlu askerlikten kaçmak amacıyla başvurulan yasa dışı hizmetlerin maliyetinin 300 dolar ile 50 bin dolar arasında değiştiği aktarıldı.

Ukrayinska Pravda (UP) gazetesi, yargı kayıtlarına ve saha verilerine dayandırdığı haberinde, bu usulsüzlüklerin kapsamını ve piyasa değerlerini paylaştı.

İncelenen adli sicil kayıtlarına göre, Sumi bölgesinde “arananlar listesinden” çıkarılmak için 2026 yılında 300 dolar ödeme yapıldığı belirtildi.

Volın bölgesinde aynı hizmetin bedeli 1500 dolar olarak kaydedilirken, sahte mahkeme kararlarıyla askerlik ertelemesi almanın maliyetinin yaklaşık 7 bin dolar seviyesine ulaştığı bildirildi.

Yasa dışı muafiyetlerin maliyet ölçeği yükseliyor

Gazete, çok daha yüksek meblağların söz konusu olduğu vaka örneklerine de yer verdi. Kiev’de bir avukatın, askerlik kaydının silinmesi için “anlaşma sağlamak” vaadiyle 25 bin dolar talep ettiği belirtildi. Geçen yıl şehir savcılığı tarafından kayda geçirilen bir başka dosyada ise; sahte engellilik raporu düzenlenmesi, kayıttan düşülme ve yurt dışına çıkışın sağlanması karşılığında 50 bin dolar istendiği aktarıldı.

Diğer yasa dışı hizmetler arasında sahte istihdam süreçlerinin de bulunduğu ifade edildi. 2026 yılında Odessa’da kritik altyapı tesislerinde “çalışma alanı” ayarlanması için 6 bin dolar, Moldova, Romanya, Polonya veya Macaristan üzerinden “yeşil koridor” organizasyonu için ise 12 bin dolar talep edildiği bildirildi.

Tıbbi kurullardaki yolsuzluk verileri

Haberde ayrıca, askeri sağlık komisyonu (VVK) çalışanlarının yolsuzluk istatistiklerinde sıkça yer aldığına dikkat çekildi. Geçen yıl Odessa’da bir aracının, hizmete uygun olunmadığına dair belgelerin düzenlenmesi için 25 bin dolar önerdiği kaydedildi.

Bu yıl içinde polisin, Kiev bölgesinde sahte bir teşhis konulması için kurulan 18 bin dolarlık bir şemayı tespit ettiği açıklandı. 2026 yılının dikkat çeken vakalarından biri ise Dnipropetrovsk bölgesinde yaşandı. VVK başkanının, toplam 300 bin dolar değerinde 20 ayrı “askerliğe elverişsizlik” raporu satışı organize ettiği bildirildi.

Şubat 2022’de çatışmaların başlamasının ardından Ukrayna’da genel seferberlik ilan edilmiş; bu süreçten yalnızca 27 yaş altı ve 60 yaş üstü erkekler muaf tutulmuştu.

2024 yılında yaş sınırı 25’e düşürülmesine karşın Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ndeki personel yetersizliği devam etti. Aynı yıl ülkede yaklaşık 200 bin kişinin silah altına alındığı kaydedildi.

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy, geçen yıl ocak ayında yaptığı açıklamada, seferberlik sürecinin ordunun ihtiyaçlarını tam olarak karşılamadığını belirtmişti.

Sırskiy’e göre mevcut durumda Ukrayna ordusunun en temel sorunu personel eksikliği olarak görülüyor.

Diplomasi

JD Vance nükleer anlaşmayı savunarak Tel Aviv’e çağrı yaptı

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington ile Tahran arasındaki nükleer mutabakata tepki gösteren İsrailli bakanları destek vermemekle suçladı. Donald Trump’ın dünyada İsrail’i destekleyen tek lider olduğunu belirten Vance, Tel Aviv yönetimine panik havasından çıkma ve gerçeklerle yüzleşme çağrısında bulundu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, perşembe günü İsrailli yetkilileri, ABD’nin İran ile yaptığı nükleer anlaşmayı desteklemedikleri gerekçesiyle eleştirdi.

Vance, kabine üyelerini Amerikan desteğinin değerini bilmemekle suçladı ve Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında yeni imzalanan mutabakat zaptını savundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için “Bibi” ifadesini kullanan Vance, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bibi’nin kabinesindeki bazı kişilerin anlaşmaya saldırdığını, bazı açılardan da ABD Başkanı’nı çok kişisel biçimde hedef aldığını gördünüz” dedi. Vance, Netanyahu’yu ise doğrudan hedef almaktan kaçındı.

Vance, “Birincisi, Trump şu anda tüm dünyada İsrail ulusuna sempati duyan tek devlet başkanıdır. Üstelik dünyanın süper gücünün devlet başkanıdır. İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, dünyada elimde kalan tek güçlü müttefike saldırmazdım” ifadelerini kullandı.

Son üç ayda İsrail’in savunmasında kullandığı mühimmatın üçte ikisinin Amerikan üretimi olduğunu ve Amerikan vergi mükellefleri tarafından finanse edildiğini hatırlatan Vance, İsrailli yetkililerin İsrail’in asıl sorununun ABD Başkanı olduğu yönündeki algılarını sorgulamaları ve gerçeklerle yüzleşmeleri gerektiğini belirtti.

Vance’in açıklamaları, Netanyahu’nun koalisyon ortakları olan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’e yönelikti. Her iki isim de anlaşmanın ülke güvenliği için tehlike oluşturduğunu belirterek İsrail’in anlaşma hükümlerini yok sayması çağrısında bulunmuştu.

Vance daha önce The New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, “İsrail’deki bu genel paniği biraz tuhaf bulduğunu” söylemiş, anlaşmaya ilişkin kaygıların ABD’ye yönelik güvensizlikten kaynaklandığını ifade etmişti. Vance, “İsrail siyasal sisteminin ve toplumunun geniş kesimlerinin bu anlaşma konusunda çok hassas olduğu açık. Fakat aynı zamanda anlaşmayla ilgili bazı yanlış bilgileri alıp büyüttüklerini ve bunun üzerinden bir tür paniğe kapıldıklarını düşünüyorum” dedi.

Bakanlara nasıl yanıt vereceği sorulan Vance, “Sanırım onlara yanıtım şu olurdu: Tam olarak öneriniz nedir? Dokuz milyon nüfuslu bir ülkesiniz. Sahip olduğunuz her bir ulusal güvenlik sorununu öldürerek çözemezsiniz” dedi.

Lübnan’daki duruma da değinen Vance, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların bir süre daha devam edebileceğini, ancak tarafların mutabakat yükümlülüklerine bağlı kalması gerektiğini bildirdi. Hizbullah’ın roket ve İHA saldırılarını durdurması beklentisini yineleyen Vance, İsrail’in de Lübnan’da kontrolsüz hareketlerden kaçınması gerektiğini vurguladı.

ABD yönetiminin, Lübnan, Hizbullah ve İsrail dahil tüm cephelerde tam bir ateşkes beklentisi olduğunu kaydeden Vance, İsrail’in kendini savunma hakkı olsa da Beyrut’ta sivillerin bulunduğu bölgelere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Vance, “Başkanın zaman zaman çok hayal kırıklığına uğradığı nokta şu: Anlaşmada büyük bir dönüm noktasının eşiğine gelmiş gibi görünüyoruz ve bir anda Beyrut’ta sivil nüfusun bulunduğu bir merkezde büyük bir patlama meydana geliyor; Hizbullah’la hiçbir ilgisi olmayan birçok insan ölüyor. Bu kabul edilemez” şeklinde konuştu.

Vance, mutabakatın en tartışmalı noktaları olan yaptırımların hafifletilmesi ve İran’a yönelik fonlar konusundaki eleştirilere de yanıt verdi. ABD’nin İran’a yönelik ablukayı tamamen kaldırmadığını, yalnızca anlaşmanın erken aşamasındaki yükümlülükler doğrultusunda bazı geçişlere izin verildiğini belirten Vance, İran ekonomisinin ciddi bir çöküş içerisinde olduğunu ifade etti.

İran’ın sanayi altyapısının son üç ayda büyük zarar gördüğünü dile getiren Vance, küçük miktarlardaki petrol satışlarının İran ekonomisini kurtarmaya yetmeyeceğini belirtti.

Ayrıca İran içerisindeki pragmatist kanadın tartışmayı kazandığını ifade eden Vance, İran’ın füze programının ve nükleer tesislerinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini kaydederek, mevcut durumun ABD’nin kabul edebileceği bir seviyede olduğunu söyledi.

İsrail ve bakanlardan gelen itirazlar

Diğer yandan, İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, ABD’nin İran’ın bazı balistik füzeleri elinde tutmasına izin verebileceği yönündeki tutumuna temkinli bir itirazda bulundu.

Leiter, İranlı yetkilileri “katil haydutlar” olarak nitelendirerek, ellerindeki füzeleri komşularına karşı kullanacaklarından endişe duyduklarını ifade etti.

Ayrıca, mutabakat metninde Lübnan’a yapılan atıfların Hizbullah’ı koruma amacı taşıdığını belirten Leiter, İsrail’in sınır güvenliği konusunda hiçbir taviz veremeyeceğini ve Hizbullah’ın varlığını sürdürmesine göz yummayacaklarını kaydetti.

Bu arada Vance’in eleştirilerine doğrudan yanıt veren Bakan Itamar Ben Gvir, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Vance’e ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerle mücadele ettiği gibi, bugün de İran ile aynı kararlılıkla savaşması çağrısında bulundu.

Vance, New York Times söyleşisinde “İsrail sisteminde Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi anlaşmaya saldıran kişileri gördünüz. Sanırım onlara yanıtım şu olurdu: Tam olarak öneriniz nedir?” diye sormuştu.

Ben Gvir, X platformunda İngilizce olarak Vance’e hitaben yaptığı paylaşımda, “Öneri şu: 21. yüzyılın Nazileriyle, ABD’nin 20. yüzyılın Nazileriyle mücadele ettiği gibi mücadele etmek” yazdı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İngiltere, Ukrayna’ya 150 bin insansız hava aracı gönderecek

Yayınlanma

İngiltere Savunma Bakanı Dan Jarvis, Ukrayna’ya yıl sonuna kadar en az 150 bin insansız hava aracı ile yüzlerce uçaksavar füzesi ve radar sistemi sevk edeceklerini duyurdu. Söz konusu askeri paketin finansmanı, dondurulan Rus varlıklarından elde edilen gelirlerle sağlanan kredi kapsamında karşılanacak.

İngiltere Savunma Bakanı Dan Jarvis, yıl sonuna kadar Ukrayna’ya en az 150 bin insansız hava aracı (İHA), 350 uçaksavar füzesi ve radar sistemleri tedarik edeceklerini açıkladı.

Jarvis, bu konuda Ukraynalı mevkidaşı Mihail Fedorov ile anlaşmaya vardıklarını bildirdi. Sosyal medya platformu X üzerinden açıklama yapan Jarvis, Ukrayna güçlerinin ihtiyaç duyduğu sürece yanlarında durmaya devam edeceklerini kaydetti.

The Telegraph gazetesinin haberine göre, sevk edilecek askeri ekipmanların toplam değeri 752 milyon sterlini buluyor.

Bu tutar, Ukrayna’ya dondurulmuş Rus varlıkları aracılığıyla finanse edilen 2,26 milyar sterlinlik (2,98 milyar dolar) kredinin bir parçasını oluşturuyor. Gönderilecek İHA’ların maliyetinin ise yaklaşık 500 milyon sterlin olduğu belirtiliyor.

İngiltere hükümeti, geçen yılın nisan ayında Ukrayna’ya 120 binden fazla İHA gönderileceğini duyurmuş ve ilk sevkiyatları aynı dönemde başlatmıştı.

İngiltere Bakanlar Kurulundan yapılan açıklamada, yeni paketin Ukrayna’daki cephe hattında muharebe kabiliyetini kanıtlamış binlerce uzun menzilli taarruz, keşif, lojistik ve deniz destek insansız araçlarını içereceği ifade edilmişti.

Ukrayna, Moskova’ya savaşın en büyük İHA saldırısını düzenledi

Kredinin kaynağı dondurulan Rus varlıkları

Londra ve Kiev, geçen yıl mart ayının başında Ukrayna’nın savunma ihtiyaçları için 2,26 milyar sterlinlik kredi anlaşması imzalamıştı.

Bu fon, G7 ülkelerinin Ukrayna için oluşturduğu 50 milyar dolarlık Olağanüstü Gelir Hızlandırma (ERA) mekanizmasının bir parçasını oluşturuyor.

Kredinin geri ödemesi ve finansal servisi, dondurulan Rus varlıklarından elde edilecek gelecekteki gelirlerle karşılanacak.

The Times gazetesinin aktardığına göre, Birleşik Krallık’ta yaptırım uygulanan kişilere ait yaklaşık 18 milyar sterlin değerinde varlık ve Rusya Merkez Bankasına ait yaklaşık 26 milyar sterlinlik kaynak dondurulmuş durumda bulunuyor.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi de 12 Aralık’ta Rus varlıklarının süresiz olarak dondurulması konusunda uzlaşmaya varmıştı. Bu karar, 210 milyar avroluk kaynağın her altı ayda bir onaylanma zorunluluğu olmadan bloke edilmesini öngörüyor.

Söz konusu tedbirin Ukrayna’ya Rus varlıkları üzerinden verilecek tazminat kredisi planının bir parçası olması bekleniyordu ancak AB ülkeleri bu mekanizma üzerinde tam bir uzlaşı sağlayamadı.

Rusya, dondurulan varlıkları üzerinde gerçekleştirilen her türlü tasarrufa karşı çıkıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kendi talimatıyla yetkililerin, Rus varlıklarının Kiev’i desteklemek üzere kullanılması durumunda uygulanacak karşı tedbir paketini hazırladıklarını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırdı

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump’ın talimatıyla İran’a uygulanan deniz ablukası tamamen kaldırıldı ve limanlara yönelik gemi trafiği kısıtlamalarına son verildi. Karar, iki ülke arasında varılan mutabakat çerçevesinde yürürlüğe girdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD savaş gemilerinin bölgedeki anlaşma şartlarını izlemek üzere konuşlu kalmaya devam edeceğini açıkladı.

ABD, Başkan Donald Trump’ın talimatıyla İran’a yönelik deniz ablukasını kaldırarak bu ülkenin limanlarına giren ve çıkan gemilere yönelik kısıtlamaları sonlandırdı.

Gelişmeyi duyuran ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD Silahlı Kuvvetlerinin artık İran limanlarına yönelik gemi geçişlerini engellemediğini ve deniz ablukasını sağlamaya yönelik tüm faaliyetlerin durdurulduğunu açıkladı.

Açıklamada ayrıca, ABD savaş gemilerinin varılan anlaşmanın şartlarına uyulmasını denetlemek amacıyla bölgede kalmaya devam edeceği belirtildi.

Ablukanın kaldırılması kararı, ABD ile İran arasında 18 Haziran günü imzalanan, savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma açmayı öngören mutabakat zaptının ardından geldi.

Trump, G7 Zirvesi için bulunduğu Fransa’da belgeyi imzaladıktan sonra anlaşmanın fotoğrafı onaylanmak üzere İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a iletildi.

İran Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, daha önce 19 Haziran günü Cenevre’de heyetler arasında yapılması planlanan resmi bir imza töreninin düzenlenmeyeceği bildirildi.

Müzakereler İsviçre’de devam edecek

Axios sitesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Hürmüz Boğazı’nın en kısa sürede ulaşıma açılması amacıyla mutabakat zaptının imzalanma süreci hızlandırıldı.

İsviçre’de ABD ve İran temsilcileri arasında yapılması planlanan görüşme ise iptal edilmedi. Toplantıda ABD Başkan Yardımcısı James David Vance ile İran Meclis Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf’ın, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin başlatılmasını ele alması bekleniyor.

CNN’in aktardığına göre, 14 maddeden oluşan mutabakat zaptı; tüm cephelerde derhal ateşkes ilan edilmesini, deniz ablukasının kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının yeniden başlatılmasını, İran’a yönelik petrol yaptırımlarının kaldırılmasını ve ABD askerlerinin İran çevresindeki bölgelerden çekilmesini öngörüyor.

Anlaşma ayrıca, İran’ın ekonomik restorasyonu için 300 milyar dolar tahsis edilmesini, dondurulan 24 milyar dolarlık İran varlığının serbest bırakılmasını ve nükleer programa ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması için 60 günlük bir müzakere sürecinin yürütülmesini içeriyor.

Bu süreç karşılığında Tahran yönetimi, nükleer silah üretmeme taahhüdünde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English