Amerika
Yeni Epstein belgelerinden Trump hakkında bilinmeyenler çıktı

Jeffrey Epstein hakkında yayınlanan yeni belgelerde, bir kadının ABD Başkanı Donald Trump tarafından tecavüze uğradığı ile ilgili ihbarı da yer alıyor.
Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarına ilişkin son açıklaması, FBI’ın 2019 yılında Epstein’e yardım etmiş veya onun fuhuş suçlarına karışmış olabilecek ek şüphelileri suçlamak için yaptığı araştırmaya ışık tutuyor.
Salı günü yayınlanan yeni belgelerde, New York savcılarının 2019 yılında sorgulamayı planladığı 10 potansiyel suç ortağı veya şüphelinin isimleri yer alıyor. Bu şüphelilerden üçü şunlar: Epstein’in eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, Fransız manken avcısı Jean-Luc Brunel ve bir zamanlar Epstein’in müşterisi olan Victoria’s Secret’ın milyarder eski sahibi Leslie Wexner.
Diğer isimler ise herhangi bir açıklama yapılmadan sansürlendi. Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası kapsamında yayınlanan dosyalar, yalnızca belirli isimlerin sansürlenebileceğini, özellikle de Epstein’in kurbanlarının isimlerinin sansürlenebileceğini belirtiyor.
Adalet Bakanlığının, sansürlemeyi haklı göstermek için kullandıkları istisnaları açıklamak için 15 gün süresi var.
Trump, 1993-96 arasında Epstein ile bilinenden daha fazla uçmuş
Yeni yayınlanan yaklaşık 10.000 dosya, Başkan Trump’a birçok atıfta bulunuyor. Bunlar arasında, Trump’ın 1993 ile 1996 yılları arasında Adalet Bakanlığının bildiğinden çok daha fazla uçuşta bulunduğu ortaya çıkan, bir ABD savcı yardımcısının Ocak 2020 tarihli notu da bulunuyor.
Uçuşlardan birinde üç yolcu vardı: Trump, Epstein ve 20 yaşındaki bir kadın; diğer iki uçuşta ise savcı, Trump’ın o sırada Maxwell aleyhine açtıkları ceza davasında potansiyel tanık olabilecek iki kadınla birlikte uçakta olduğunu belirtti.
Trump, Epstein’in suçlarına herhangi bir şekilde karıştığı iddialarını defalarca reddetti. 2024 yılında, sosyal medya platformu Truth Social’da “Epstein’in uçağında veya ‘aptal’ adasında asla bulunmadığını” söylemişti.
Adalet Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, başkanla ilgili bir dizi belgenin 2020 seçimleri öncesinde Trump aleyhine yapılan “gerçek dışı ve sansasyonel iddialar” olduğunu belirtti.
Adalet Bakanlığının “sansür” sistemine sert eleştiriler
Epstein’in 2007 yılında Güney Florida’da yaptığı anlaşma ile ilgili e-postalar ve yazışmalar da büyük ölçüde sansürlendi. Birkaç istisna dışında, tüm savcıların isimleri karartıldı, bu da onun kovuşturma yapılmaması anlaşmasının nasıl geliştiğini, neden gizli tutulduğunu ve Epstein’in federal dokunulmazlığı nasıl elde ettiğini anlamayı neredeyse imkansız hale getirdi.
O dönemde Epstein, Palm Beach’teki malikanesinde yaklaşık 40 reşit olmayan kıza cinsel saldırıda bulunmakla suçlanıyordu. Daha önce yayınlanan belgeler, Adalet Bakanlığının sadece kurbanların ifadeleri değil, telefon kayıtları, telefon mesajları, tanık ifadeleri ve kızlara yaptığı ödemeleri gösteren banka mevduat kayıtları gibi destekleyici kanıtlara da sahip olduğunu gösteriyor.
Geçmişte yayınlanan üç belge de, yaşlı erkeklerin bazı fotoğrafları da dahil olmak üzere, büyük ölçüde sansürlenmişti. Fakat Esptein’in kurbanlarının çoğunun isimleri sayfalarda, bazen onlarca kez geçiyor, ki bu da kurbanların bakanlığı yasayı ihlal etmekle ve onları sindirmeye çalışmakla suçlamasına neden olduve bazıları ABD Başsavcısı Pam Bondi ve FBI Direktörü Kash Patel’in istifa etmesini talep etti.
FBI ve bakanlığın bu davayla ilgili ihbar hattına bir dizi ihbar da geldi. Bakanlık salı günü, bu ihbarların tamamen sahte olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı: Epstein’in eski ABD Olimpik Jimnastik koçu ve tecavüz suçlusu Larry Nassar’a yazdığı gibi görünen bir mektup, internette hızla yayıldı. Adalet Bakanlığı sonunda bu mektubu incelemek zorunda kaldı ve yapılan el yazısı analizinin Epstein’in bu mektubu yazmadığını ortaya çıkardığını açıkladı.
Epstein’in küçük kardeşi: Ağabeyimi Trump’ın onayıyla öldürdüler
Kayıtlar ayrıca, Epstein’in küçük kardeşi Mark Epstein’in 2023 yılında FBI’ya, ağabeyinin “isimleri açıklayacağı” için hapishane hücresinde öldürüldüğünü iddia eden bir rapor sunduğunu da gösteriyor.
Salı günü telefonla ulaşılan Mark Epstein, FBI’ın bu konuyu hiç takip etmediğini söyledi. 71 yaşındaki Epstein, uzun süredir kardeşinin öldürüldüğüne inanıyor ve ihbarında Trump’ın da bu cinayeti “onayladığını” iddia ediyor.
Trump’ın bu olaya karıştığına neden inandığını sorulduğunda, “Soru şu: bunu organize edecek ve Adalet Bakanlığının örtbas etmesini sağlayacak konumda kim olabilir?” diye sordu.
Epstein, seks kaçakçılığı suçlamasıyla New York’ta tutuklandıktan bir ay sonra, 10 Ağustos 2019’da Manhattan’daki hapishane hücresinde asılı bulunmuştı. New York City adli tıp uzmanı, ölümünü intihar olarak değerlendirdi, fakat soruşturma, bulunduğu hapishane hücresinin potansiyel bir suç mahalli olarak hiçbir zaman uygun şekilde incelenmediğini ortaya çıkardı.
Epstein’in hücresindeki video kameraların biri hariç tümü, ölüm anında kayıt yapıyordu ve bu kayıtların bir kısmı kayboldu.
Epstein’in kurbanlarının çoğu onun intihar ettiğine inanmıyor. Birçoğu Miami Herald gazetesine, istismarcıları hakkında kamuoyuna konuşurlarsa hayatlarının tehlikeye girebileceğinden korktuklarını söyledi.
Belgelerde Bannon ve Victoria’s Secret’ın eski sahibi Wexner de var
Çocuklara Karşı Suçlar ve İnsan Ticareti Biriminde görevli bir FBI müfettişi, 9 Temmuz 2019’da Epstein davasındaki üç suç ortağının Florida’da, birinin Boston’da, birinin New York’ta ve birinin Connecticut’ta olduğunu belirtmiş.
Ayrıca, bunlardan birinin Ohio’da yaşayan zengin bir iş adamı olduğunu ve daha sonraki belgelerde Wexner olarak tanımlandığını da kaydetti. Epstein, uzun yıllar boyunca Ohio’dan milyarder Lex Wexner’ın mali işlerini yönetti. 88 yaşındaki Wexner, fuhuş çetesi liderinin suçlarına herhangi bir şekilde karıştığını her zaman reddetti.
Epstein, kurbanlarını bulmak için Victoria’s Secret ile olan ilişkisini kullandı ve çoğuna onları bir sonraki Victoria’s Secret modeli yapabileceğini vaat etti. Dosyalarda, “Jane Doe” (ABD’de kurbanların jenerik ismi) olarak tanımlanan bir kadının Epstein ile yaşadığı bir karşılaşmayı anlatan tarihsiz bir ifade yer alıyor:
“O anda tekrar kapıya koştum ve oradan nasıl çıkabileceğimi buldum. Dışarıdaki bir kız bana nereye gittiğimi sordu ve dikkatli olmamı söyledi. Bay Epstein’in Bill Clinton da dahil olmak üzere birçok güçlü insan tanıdığını ve istediğini yapmazsam bu sektörde hiçbir iş bulamayacağımı söyledi. O kadar korkmuştum ki, oradan çıkmak için sabırsızlanıyordum… Victoria’s Secret iç çamaşırları almak için tüm birikimlerimi harcamıştım, çünkü bunun bir seçme olduğunu sanıyordum, ama bunun yerine fahişelik için bir oyuncu seçimi gibi görünüyordu. Cehennemdeymişim gibi hissettim.”
Adalet Bakanlığının yayınladığı e-postalardan birinde, Cumhuriyetçi siyasi stratejist ve “MAGA” ideoloğu Steve Bannon’a ait bir cep telefonunda bulunan Trump ve Ghislaine Maxwell’in birlikte çekilmiş bir fotoğrafından bahsediliyor. Fotoğrafın kendisi karartılmış ve ne zaman çekildiği belli değil.
ABD elçisi Tom Barrack’ın Jeffrey Epstein ile yazışmaları ortaya çıktı
Tecavüz iddiasını dile getiren kadın polise konuşmuş
Gece boyunca yayınlanan belgeler arasında, isimlerin sansürlendiği garip bir FBI raporu da bulunuyor. Raporda, kurumun bir limuzin şoföründen aldığı ihbar anlatılıyor. Şoför, Trump’ın “Jeffrey” hakkında konuştuğunu duyduğunu ve Trump tarafından tecavüze uğradığını iddia eden bir kadınla da konuştuğunu öne sürüyor.
FBI’ın bu ihbarı soruşturup soruşturmadığı veya ihbarın sahte olduğu gerekçesiyle reddedilip reddedilmediği bilinmiyor, fakat FBI’a ihbarda bulunan kişi, kadını takip etmiş ve kadın ona tecavüzü “polise” bildirdiğini söylemiş.
Belgelerde şu ana kadar Trump’ın herhangi bir suç işlediğini gösteren hiçbir şey yok ve dosyalar onun soruşturma altında olduğunu göstermiyor.
Epstein, 2007 yılında Güney Florida’daki federal savcılarla, iki eyalet fuhuş suçlamasından (biri reşit olmayan birini ilgilendiren) suçunu kabul etmesine ve Palm Beach County Hapishanesinde 13 ay hapis yatmasına izin veren bir anlaşma yapmıştı.
Hapishaneden düzenli olarak çıkmasına izin verilen Epstein, yakınlardaki bir ofiste çalışmaya devam ederek kızları istismar etmeye devam etti.
Bakanlığın, sayısının yaklaşık 1.000 kadın olduğu tahmin ettiği Epstein’in kurbanları, uzun süredir onun güçlü arkadaşları ve suç ortaklarının daha fazla hesap vermesi ve 2007 yılında Epstein’in Güney Florida’da kızlara cinsel istismarda bulunduğu için ağır cezadan kurtulmasını sağlayan anlaşma hakkında onları karanlıkta bırakan departmandan daha fazla şeffaflık talep ediyorlardı.
Clinton, tüm belgelerin yayınlanmasını istedi
Bakanlığın cuma günü ilk olarak yayınladığı dosyalar kurbanları veya dosyaların yayınlanmasını emreden Kongre üyelerini tatmin etmedi, özellikle de yayınlandıktan sonra Adalet Bakanlığı, Trump’ın bir fotoğrafı da dahil olmak üzere bazı dosyaları kaldırdı. Bu fotoğraf ve birkaç diğer fotoğraf daha sonra tekrar çevrimiçi olarak yayınlandı.
Cuma günü yayınlanan dosyalar, eski başkan Bill Clinton’ın çok sayıda fotoğrafını içeriyordu. Bu fotoğrafların çoğu, Clinton ve Epstein’in 2002 yılında Epstein’in uçağıyla Afrika’ya yaptıkları seyahatten alınmıştı.
Pazartesi günü, Clinton’ın sözcüsü Adalet Bakanlığından Clinton’ın adının geçtiği tüm dosyaları yayınlamasını istedi ve şu ana kadar yayınlanan dosyaların “birinin veya bir şeyin korunduğunu” gösterdiğini söyledi.
ABD istediği halde Prens Andrew sorgulanmamış olabilir
Ayrıca Epstein dosyalarının son partisinde yer alan başka bir belgeye göre, Prens Andrew’un Epstein’in kurbanlarından biriyle “cinsel ilişkiye girdiğine” dair kanıtlarla donanmış federal savcılar, İngiliz kraliyet üyesini yemin altında soruşturmacılarla konuşmaya zorlamakla tehdit etti.
Adalet Bakanlığı yetkilileri, Prensin bakanlık soruşturması kapsamında gönüllü olarak soruları yanıtlamayı reddetmesi halinde, 2020 baharında İngiliz yetkililerden onunla “zorunlu bir görüşme” yapmalarını istedi.
Savcılar ayrıca, Andrew’un kurban, Epstein ve Maxwell arasındaki “belirli” etkileşimlerde “mevcut bulunduğu”na dair kanıtların varlığını ve prensin Maxwell’in “Epstein ve diğer erkeklerle cinsel ilişkiye girmek üzere kadınları işe aldığını bildiğine” dair kanıtların varlığını da açıkladı.
Savcılar ayrıca, “Prens Andrew’un Epstein’in kurbanlarından biriyle cinsel ilişkiye girdiğine dair kanıtları” olduğunu da yazdı.
‘Epstein belgeleri’ açıklandı: Prens Andrew, Bill Gates, Bill Clinton, Donald Trump gibi isimler var
Epstein’in İngiltere uçuşları da mercek altında
BBC, Jeffrey Epstein ile bağlantılı yaklaşık 90 uçuşun Birleşik Krallık havaalanlarına iniş ve kalkış yaptığını, bazı uçuşlarda milyarder tarafından istismara uğradıklarını iddia eden İngiliz kadınların da bulunduğunu ortaya çıkarmıştı.
Bunun üzerine BBC, ekim ayında Metropolitan Polisi ile iletişime geçerek Epstein ve suç ortaklarının Birleşik Krallık içinde, çevresinde ve dışında potansiyel insan kaçakçılığına ilişkin kapsamlı bir soruşturma başlatıp başlatmayacaklarını sordu.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan bir belgede, Londra’daki FBI ataşesine, Epstein’in Birleşik Krallık’a yaptığı uçuşlarla ilgili BBC’nin sorularına yönelik “hâlâ devam eden bir soruşturma” olup olmadığını soran bir üst düzey Metropolitan Polis memurunun e-postası yer alıyor.
Bu ayın başlarında yayınlanan bir açıklamada, Metropolitan Polis Teşkilatı, Epstein ve Maxwell’in Birleşik Krallık’taki insan ticareti faaliyetlerine ilişkin “soruşturmanın yeniden açılmasını destekleyecek herhangi bir ek kanıt almadığını” belirtmişti.
Metropolitan Polis Teşkilatı, “ABD’de yayınlanan materyallerden elde edilenler de dahil olmak üzere, yeni ve ilgili bilgiler dikkatimize sunulursa, bunları değerlendireceğiz,” dedi.
Epstein, 2018’deki Putin-Trump görüşmesi öncesi Moskova’ya ulaşmaya çalışmış
Amazon, soruşturmaya yardım etmede yavaş davranmış
2019 yılında Epstein’in hapishanede intihar etmesinden sadece birkaç gün önce, Adalet Bakanlığı, şirketin skandalla gündeme gelen finansçıya yönelik soruşturmayla ilgili belgeleri sunmaması üzerine, bir yargıca Amazon’u mahkemeye itaatsizlikten suçlamasını talep etmekle tehdit etmiş.
Kimliği gizli tutulan bir soruşturmacı, 1 Ağustos’ta şirkete gönderdiği e-postada “Amazon’un ekteki büyük jüri celbine verdiği yanıt birkaç hafta gecikti” diye yazmış:
“FBI, geçtiğimiz haftalarda hukuk departmanınıza birkaç kez e-posta gönderdi ve mesaj bıraktı, fakat yanıt alamadı. Amazon’un uyumsuzluğunu gidermek için lütfen derhal yanıt verin. Aksi takdirde, geçerli yasal sürece uymadığınız için mahkemeye itaatsizlik davası açacağız.”
Adalet Bakanlığının Amazon’dan tam olarak hangi kayıtları istediği belli değil; celpname, son belge grubunda erişilebilir değildi. Fakat Epstein soruşturmasıyla bağlantılı kişilerin e-posta yazışmalarıyla ilgili olduğu görülüyordu.
Bir gün sonra, Amazon’’n mahkeme celbine aceleyle bir yanıt hazırladığı ortaya çıktı, Fakat Adalet Bakanlığı bu yanıtı da son derece yetersiz buldu.
Summers’ı vasiyetine vasi olarak atamış
Bir başka belgeye göre, eski Hazine Bakanı Larry Summers bir noktada Jeffrey Epstein’in vasiyetinde yedek vasi olarak atanmış.
Epstein’in vasiyetinin 2014 versiyonunda, Summers, diğer üç atanmış vasiden herhangi biri “yeterli niteliklere sahip değilse veya görevini yerine getiremezse” ölümünden sonra hüküm giymiş cinsel suçlunun mirasını yönetmek üzere “halef vasi” olarak atanmıştı.
Belgeye göre, vasiyetnamenin tamamlanmasının ardından her vasi 250.000 dolar almaya hak kazanıyordu. Epstein 2019 yılında öldü ve vasiyetnamesinin son versiyonunda Summers vasi olarak belirtilmedi.
Suudi bağlantılı sahte pasaport
En son yayınlanan dosyalarda, Epstein’in “Marius Robert Fortelni” adıyla kayıtlı, Avusturya pasaportu olduğu görülüyor. New York Post, bu ismin bir zamanlar New York’ta yaşamış, daha sonra Florida’nın Palm Beach kentine taşınmış bir emlak geliştiricisine ait olduğunu bildirdi.
Pasaport/belgede kişinin doğum tarihi 30 Temmuz 1954 ve doğum yeri Viyana olarak belirtilmiş. Epstein 1953 yılında ABD’de doğmuştu.
21 Mayıs 1984’te düzenlenen pasaportta ikamet yeri Suudi Arabistan ve uyruğu Avusturya olarak belirtiliyor.
Suudi bağlantısı özellikle önemli, çünkü Afganistan cihadını örgütlemede ve İran-Kontra skandalında adı geçen Adnan Kaşıkçı ve Ghislaine Maxwell’in babası Robert Maxwell, uluslararası finansın karanlık bağlantılarında iş görüyordu.
Epstein’in avukatları, sahte pasaport konusunu yıllar önce ele almıştı. NBC’nin aktardığı 2019 tarihli bir mahkeme dosyasında suçlunun hukuk ekibi, belgenin rutin seyahatler için değil, bir “güvenlik önlemi” olarak tasarlandığını iddia etmişti.
Belgenin, tehlikeli bölgelerde seyahat ederken sadece aşırı durumlarda gösterilmek üzere tasarlandığını ileri süren Epstein’in avukatları, “Pasaport, tehlikeli bölgelere seyahat edilmesi durumunda kişisel korunma amaçlıydı,” diye yazarak, pasaportun yalnızca “şiddet olayları meydana gelmesi durumunda potansiyel kaçıranlara, korsanlara veya teröristlere” gösterileceğini eklemişti.
Bakanlığın yayınladığı fotoğraflarda, pasaportta 1982 ve 1983 yılları arasında Fransa, İspanya ve Birleşik Krallık gibi ülkelerden alınan seyahat damgalarının bulunduğu görülüyor. Belge ayrıca, Viyana’daki Suudi Arabistan konsolosluğunun iki aylık giriş izni veren damgasını da içeriyor.
Amerika
ABD’de enflasyon ara seçim öncesi yüzde 3,7’ye çıktı

ABD’de yıllık enflasyon eylül ayında yüzde 3,7’ye yükselirken enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artış devam ediyor. Benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,3 artış kaydederken gıda maliyetlerindeki yıllık yükseliş yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti.
ABD’de ara seçimler yaklaşırken eylül ayı enflasyonundaki artış, Kongre’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden geri almaya çalışan Demokratların hayat pahalılığı tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Çalışma İstatistikleri Bürosunun yayımladığı tüketici fiyat endeksine göre yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,7 oldu; enerji, benzin ve elektrik maliyetleri aylık bazda yükseldi.
Gıda fiyatları ağustostan eylüle değişmeyerek sabit kalırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış kaydetti.
Demokratlar seçim kampanyalarını geçim sıkıntısını hafifletme vaadi üzerine kuruyor ve fiyat artışlarından Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleriyle İran savaşını sorumlu tutuyor.
Trump ve Cumhuriyetçiler ise bu yıl çok sayıda sol adayın ön seçimleri kazanmasına işaret ederek muhalefetin parti içindeki “komünistlerin” esiri olduğunu savunuyor.
Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 düzeyindeyken ABD ve İsrail’in ayın son gününde başlattığı İran savaşı boyunca fiyatlar yükselişini sürdürdü.
Son dönemdeki tırmanış, enflasyonun Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile gördüğü 40 yılın zirvesinden bu yana kaydettiği düşüşü tümüyle tersine çevirmiş değil; ancak oran beş yılı aşkın süredir Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrediyor.
Fed yetkilileri inatçı enflasyonla mücadele gerekçesiyle geçen ay politika faizini çeyrek puan artırdı. Yetkililer gelecek hafta yeniden toplanarak faizi artırma veya yüzde 3,75 ile yüzde 4 aralığında sabit tutma kararını değerlendirecek.
Enerji ve akaryakıt kalemi savaşın ilk ayından bu yana en sert yükselişini kaydetti
Eylül ayında enerji fiyatları, İran savaşının ilk tam ayı olan marttan bu yana görülen en büyük aylık sıçramayı yaparak yıllık bazda yüzde 20,4 arttı. Enerji maliyetleri temmuzdan ağustosa yüzde 2,1 artmış, hazirandan temmuza yüzde 1,5, mayıstan hazirana ise yüzde 5,7 gerilemişti.
Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları son dönemde artarken Ukrayna güçleri de Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. Küresel ham petrol ve işlenmiş yakıt piyasalarını zorlayan bu iki gelişme, ABD’de benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekti.
Benzin fiyatları da savaşın ilk ayından bu yana en büyük aylık artışını yaşayarak ağustostan eylüle yüzde 9,1 yükseldi ve yıllık artış yüzde 35,3’e ulaştı.
Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD genelinde normal benzinin galon fiyatı ortalama 4,26 dolar düzeyinde; bu rakam bir ay önceki yaklaşık 4,48 dolarlık seviyenin altında kalsa da bir yıl öncesine göre 1,20 dolardan daha yüksek. Ortalama galon fiyatı California’da 6 doların, Washington eyaleti ile Nevada’da ise 5 doların üzerinde seyrediyor.
Elektrik fiyatları ağustostan eylüle yüzde 0,2 yükselerek temmuz ile ağustos arasındaki yüzde 0,2’lik düşüşü telafi etti ve yıllık bazda yüzde 4,4 arttı.
Yeni veri merkezlerinin yüksek enerji talebi yerel toplulukların elektrik faturalarına yansıyor. Trump, şirketlerin veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin maliyetini bizzat karşılaması gerektiğini savundu.
Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda büyük veri merkezlerine kendi elektriklerini üretme ve fazlasını yerel şebekeye devretme zorunluluğu getirdiğini belirterek elektrik fiyatlarında “önemli bir düşüş yaşanabileceğini” öne sürdü.
Gıda harcamaları dengelenirken ikinci el araç piyasasında aylık artış sürüyor
Eylülde evde tüketilen gıdanın maliyeti aylık bazda yüzde 0,1 azalırken dışarıda yenen yemeğin fiyatı yüzde 0,2 arttı.
Yumurta fiyatı bir düzine için 2,27 dolara gerileyerek Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 35 düştü; bu rakam Mart 2025’te görülen 6,23 dolarlık yirmi yılın zirvesinin oldukça altında kaldı.
Dana kıyma fiyatları Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 2,4 artış gösterse de libresi 6,48 dolardan satılarak haziran ayında kaydedilen 6,98 dolarlık yirmi yıllık zirvenin gerisinde durdu.
Tavuğun libre fiyatı geçen ay bir yıl önceki seviyesini koruyarak 2,06 dolar oldu; tavuk fiyatları Kasım 2024’ten bu yana 2,01 ile 2,09 dolar bandında dalgalanıyor.
İkinci el otomobil ve kamyonet fiyatları Eylül 2025’e kıyasla yüzde 1,5 gerilese de temmuz ve ağustostaki yüzde 0,4’lük artışların ardından eylülde aylık bazda yüzde 0,7 yükseldi.
Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long, sektörün pahalı yedek parçalar ve nitelikli iş gücü açığı gibi etkenlerin birleştiği ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
The Hill gazetesine konuşan Long, piyasadaki bütün maliyet baskılarının yerel oto tamircilerinde somut olarak hissedildiğini vurguladı.
Amerika
Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.
Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.
Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.
Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.
Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.
Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.
Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.
Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.
Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.
Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.
Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.
Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.
Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.
Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.
SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.
Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.
The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.
Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.
SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.
Amerika
ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.
ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.
Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.
Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.
Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.
İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.
Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.
İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.
Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.
İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.
Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.
Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.
Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.
Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.
Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.
Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor









