Bizi Takip Edin

Avrupa

Epstein belgelerinde Vatikan Bankası’ndaki mali boşluk ortaya çıktı

Yayınlanma

Kamuoyuna açıklanan yeni dosyalarda, Jeffrey Epstein’ın 2013 yılında Larry Summers ile yaptığı yazışmalar, Vatikan Bankası’nın egemen statüsünü kullanarak finansal denetimlerden nasıl kaçındığına dair iddiaları içeriyor. Belgelerde, bankanın o dönemde İtalya ve Avrupa Birliği düzenlemelerine tabi olmamasının sağladığı gizlilik imkanları ve 2013 sonrasında başlayan reform süreci ele alınıyor.

ABD’de pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’ın, ülkenin eski Hazine Bakanı Larry Summers ile yaptığı yazışmalar, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 3 milyon sayfalık ek belgeler arasında yer aldı.

Epstein, 2013 tarihli bir mektubunda, Vatikan Bankası olarak bilinen Din İşleri Enstitüsü’nün (IOR) egemen toprak statüsü sayesinde İtalya ve Avrupa Birliği (AB) finansal şeffaflık kurallarının dışında kaldığını vurguladı.

Epstein mektubunda, “Vatikan’daki en önemli değişim Papa 16. Benedict’in istifası değil, banka yönetimindeki değişiklik olabilir” ifadesini kullanarak, kurumun statüsünün seçkin müşterilere para transferlerinde denetimden kaçma imkanı sunduğunu kaydetti.

Resmi adı Din İşleri Enstitüsü (IOR) olan kurum, dini ve hayırseverlik amaçlı kurulan yapıların fonlarını yatırıma dönüştürmesine olanak tanıyor.

Halka açık olmayan banka; sadece Vatikan çalışanlarına, diplomatik kolorduya, dini tarikatlara ve Katolik kuruluşlara hizmet veriyor. Kurum; varlık yönetimi, mevduat ve uluslararası ödeme transferleri gibi finansal hizmetler sunarken, günümüzde ABD ile vergi bilgilerinin değişimi (FATCA) ve İtalya ile veri paylaşımı anlaşmalarına uyum sağlıyor.

Tom Barrack ve Jeffrey Epstein: Neler biliyoruz?

2013 yılı finansal şeffaflıkta dönüm noktası oldu

Epstein’ın mektubunun yazıldığı 2013 yılına kadar dünyanın en kapalı finans kuruluşlarından biri sayılan IOR, bu tarihten itibaren yapısal bir dönüşüm başlattı.

1 Ekim 2013’te kurum tarihinde ilk kez yıllık mali rapor yayımlandı. Aynı dönemde banka, yaklaşık 3 bin şüpheli veya aktif olmayan hesabı kapatarak kapsamlı bir tasfiye süreci yürüttü.

2015 yılında İtalya ile yapılan anlaşmaya kadar, bankanın diğer ülkelerin vergi makamlarına veri aktarmaması nedeniyle hesapların vergi kaçırma amacıyla kullanıldığı belirtiliyordu.

Diplomatik krizler ve yönetim değişiklikleri mektupta yer buldu

Epstein, yazışmalarında dönemin banka başkanı Ettore Gotti Tedeschi hakkındaki soruşturmaya ve görevden alınmasına da değindi.

Mektupta, Papa 16. Benedict’in görev süresinin son döneminde Alman hukukçu Ernst von Freyberg’in başkan olarak atanması ve ardından gelen papalık istifası arasındaki sürece dikkat çekildi.

Milyarderin bu verileri hangi amaçla Summers ile paylaştığına dair mektupta açık bir ifade yer almazken, Vatikan’ın o dönemki finansal özerkliğine odaklanıldığı görüldü.

2008 yılında fuhşa teşvik suçundan hüküm giyen ve 2019’da çocuk ticareti suçlamasıyla tutuklanmasının ardından hücresinde ölen Jeffrey Epstein davasına dair süreç devam ediyor.

ABD Adalet Bakanlığı’nın son yayımladığı belgeler; 3 milyon sayfa döküman, 2 bin video ve 180 bin fotoğrafı kapsıyor.

Epstein’ın suç ortağı Ghislaine Maxwell, cinsel istismar amaçlı insan ticareti suçlamasıyla 20 yıllık hapis cezasını çekmeye devam ediyor.

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English