Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçiler yeni hükümet kapanmalarından endişe ediyor

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) iki aydır süren kapalı kalma sürecini sonlandırmaya çalışırken, Demokratların ekim ayında daha büyük bir hükümet kapanmasını tetiklemesinden endişe duyuyor. Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın ikinci dönemindeki bu siyasi riskleri önlemek adına bütçe mutabakatı ve yeni yasal düzenlemeler üzerinde stratejiler geliştiriyor.

Amerika Birleşik Devletleri Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) iki aydır devam eden kapalı kalma sürecini sona erdirmek için çabalarken, Demokratların ekim ayında daha geniş kapsamlı bir hükümet kapanmasına yol açabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor.

Cumhuriyetçi kanat, siyasi açıdan ağır sonuçlar doğurabilecek bu senaryoyu engellemek için çeşitli stratejiler üzerinde çalışıyor.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, bu hafta Senato’dan bir bütçe tasarısı geçirmeyi planladığını bildirdi. Bu tasarı, Cumhuriyetçilerin bahar aylarında yasalaştırmayı hedeflediği bütçe mutabakat paketi için bir yol haritası niteliği taşıyacak.

Planlanan bu düzenleme ile Senato’daki Demokratların “filibuster” olarak bilinen engelleme taktikleri baypas edilerek, Göç ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi birimlerinin 2029 yılına kadar fonlanması amaçlanıyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi senatörler arasında, Kongre’nin söz konusu birimleri gelecek üç buçuk yıl için fonlamayı başarması durumunda dahi Demokratların eylül ayında yeni bir çatışma başlatarak hükümetin bir kez daha kapanmasına neden olacağına dair kaygılar artıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı’nın mevcut kapalı kalma süreci, Amerikan tarihindeki en uzun süreli kapanma olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Bu durum, geçtiğimiz yılın sonbaharında sağlık desteklerinin uzatılmasına yönelik talepler nedeniyle hükümetin 43 gün kapalı kaldığı önceki rekoru da geride bıraktı.

Cumhuriyetçiler, Başkan Trump’ın ikinci döneminde yaşanan bu iki ağır bütçe krizinin ardından, rutin hükümet fonlama sürecinin onarılamaz biçimde bozulmasından endişe ettiklerini belirtiyor.

Ödenek sürecine dair derin kaygıları olduğunu dile getiren John Thune, Trump görevde kaldığı sürece Demokratların ICE ve Sınır Devriyesi’nin fonlanmasına asla rıza göstermeyeceği öngörüsünde bulundu.

Diğer Cumhuriyetçi temsilciler de Demokratların bütçe üzerinden bir mücadeleye sıcak baktığından şüpheleniyor. Cumhuriyetçilere göre Demokratlar, yeni bir kapanmanın Kongre’de ve Washington’da kontrolü elinde tutan partiye daha fazla siyasi zarar vereceğinin bilinciyle hareket ediyor.

Kansas Senatörü Roger Marshall, Demokrat Senato Lideri Chuck Schumer’in planının her fırsatta hükümeti kapatmak olduğunu iddia ederek, sonbaharda yaşanabilecek benzer bir durumu engellemek için gereken her türlü yasayı geçirmekten yana olduğunu kaydetti.

Demokratlar ise bütçe fonlaması üzerinden siyasi bir oyun oynadıkları yönündeki suçlamaları defalarca reddetti. Demokrat temsilciler, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Washington’da ellerindeki kısıtlı nüfuzu, ObamaCare yardımlarının uzatılması veya göçmenlik yasası reformu gibi toplumda karşılığı olan öncelikleri hayata geçirmek için kullandıklarını ifade ediyor.

Teksas Senatörü Ted Cruz ise Salı günü CNBC’de katıldığı bir programda, Chuck Schumer’in eylül ayında bütçeyi engellemek için yeni bir gerekçe bulacağı tahmininde bulundu.

Cruz, Schumer’in 1 Ekim itibarıyla tüm federal hükümeti bir ay boyunca kapatmayı planladığını savunarak, seçim gününde havalimanlarındaki uzun kuyruklar üzerinden Cumhuriyetçilerin yönetme kabiliyetinin olmadığını iddia edeceğini öne sürdü.

Cruz ayrıca bu iddiası üzerine 100 dolarlık bir iddiaya girebileceğini de sözlerine ekledi.

Missouri Senatörü Josh Hawley de Demokratların seçim öncesinde “ne kadar çok kaos olursa o kadar iyi” mantığıyla yeni bir hükümet kapanmasını zorlayacaklarını düşündüğünü belirtti.

Cumhuriyetçiler kapanmayı engellemek için alternatif yasa tasarılarını tartışıyor

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Cumhuriyetçilerin bu süreçte senatörler Ron Johnson ve James Lankford tarafından sunulan iki farklı öneriyi değerlendirdiklerini açıkladı.

Bu öneriler, ya hükümet kapalıyken temel hizmetleri yürüten federal personelin maaşlarının ödenmesini ya da gelecekteki kapanmaları önlemek için otomatik geçici fonlama mekanizmalarının devreye alınmasını öngörüyor.

Cumhuriyetçi senatörler, bu önlemleri Salı günü gerçekleşen bir öğle yemeği toplantısında ele aldı. İç görüşmelere dair bilgi sahibi bir kaynak, hem Johnson hem de Lankford’un kendi önerileri hakkında sunum yaptıklarını aktardı.

Thune, hükümetin fonlanamaması durumunda ortaya çıkacak etkileri yumuşatacak yasal düzenlemeler için “Bu harika bir fikir, bunu destekliyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Demokratların hükümetin işleyişi üzerinden partizan siyasi oyunlar oynamasını engelleyecek her türlü adımın iyi bir sonuç doğuracağını vurgulayan Thune, hükümet çalışanlarının kapanma sürecinde maaşlarını almaya devam etmesini sağlamanın en iyi yolunu ciddi şekilde tartıştıklarını belirtti.

Tartışılan fikirler arasında, hükümetin kapanmasını engelleyecek veya etkilerini azaltacak bu yasal düzenlemelerin, gelecek birkaç hafta içinde geçirilmesi planlanan bütçe mutabakat paketine eklenmesi de yer alıyor.

Bu yöntemle yasalar, Demokratların engelleme taktiklerini aşarak basit çoğunlukla ve hızlı bir prosedürle ilerleyebilecek. Ancak bu noktada, Senato tüzük görevlisinin bu düzenlemelerin bütçe mutabakatı için geçerli olan katı “Byrd Kuralı” ile uyumlu olup olmadığına dair vereceği karar bir soru işareti oluşturuyor.

Thune, temel hizmetlerde çalışan federal personelin maaşlarının ödenmesine yönelik düzenleme için sendikalardan yoğun destek geldiğini ifade ederken, tüzük görevlisinin bu konudaki hukuki yorumunun ne olacağının belirsizliğini koruduğunu kaydetti.

Senato’da Salı günü yapılan oylamada, bütçe tasarısı üzerinde ilerleme kararı 46’ya karşı 52 oyla kabul edildi. Bu oylama, hafta sonuna doğru yapılması beklenen bir dizi değişiklik önergesinin de önünü açmış oldu.

Öte yandan Cumhuriyetçi senatörler, hükümetin kapanmasını önleyecek düzenlemelerin, DHS’nin ICE ve Sınır Devriyesi dışındaki birimlerini fonlamak için Paskalya öncesinde Senato’dan geçen tasarıya eklenmesini de gündeme getirdi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ise söz konusu Senato tasarısını oylamaya sunmayı reddetti. Johnson, Salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Senato’nun ICE ve Sınır Devriyesi’ni gelecek üç buçuk yıl boyunca fonlayacak olan bütçe mutabakat paketini geçirmesini beklemek istediğini ifade etti.

Wisconsin Senatörü Ron Johnson, hükümetin yeniden kapanmasını engelleyecek bir düzenlemenin eklenmesi durumunda Temsilciler Meclisi’ndeki muhafazakarların bütçe tasarısına daha sıcak bakabileceğini belirterek mevkidaşlarıyla iletişime geçtiğini bildirdi. J

ohnson, Temsilciler Meclisi’ne Senato’nun DHS fonlama tasarısını geçirmelerini ve buna “Hükümet Kapanmasında Adalet Yasası”nı (Shutdown Fairness Act) ekleyerek geri göndermelerini önerdiğini söyledi.

Kritik kamu çalışanlarının maaşlarının güvence altına alınması planlanıyor

Senatör Johnson tarafından sunulan Hükümet Kapanmasında Adalet Yasası, hükümet kapalıyken çalışmaya devam etmesi zorunlu olan kritik personelin maaşlarını zamanında almasını sağlamayı hedefliyor.

Bu öneri; hava trafik kontrolörleri ve Ulaştırma Güvenlik İdaresi (TSA) çalışanları gibi temel personelin bütçe krizlerinden etkilenmeden ödeme almalarını zorunlu kılıyor. Düzenlemenin, geçtiğimiz yılki 43 günlük kapanma ve mevcut İç Güvenlik Bakanlığı krizinde havalimanlarında yaşanan aksaklıkları gidermesi bekleniyor.

Johnson, bu önerinin federal işçi sendikalarından güçlü destek aldığını belirterek Demokrat meslektaşlarını da yasaya destek vermeye çağırdı.

Senatör James Lankford ise “Hükümet Kapanmalarını Önleme Yasası” adıyla farklı bir teklif sundu. Bu teklif, Kongre bütçe yasalarını zamanında geçiremezse otomatik olarak iki haftalık geçici fonlama mekanizmalarını devreye alıyor.

Lankford’un tasarısı, bütçe çıkana kadar milletvekillerinin Washington’da kalmasını zorunlu kılmak amacıyla, geçici fonlama süresince kamu kaynaklı seyahat harcamalarını yasaklıyor.

Lankford, Johnson’ın tasarısıyla aynı sorunu çözmeye çalıştıklarını ancak kendi önerisinin milletvekillerini işlerini bitirmeye zorladığını ifade etti.

Senato Ödenek Komisyonu üyelerinin kendi tasarısını tercih ettiğini belirten Lankford, bu düzenlemenin milletvekilleri üzerinde bütçe geçirme baskısı oluşturduğunu vurguladı.

Demokrat Senatör Maggie Hassan’ın da geçmişte destek verdiği Lankford tasarısına göre, ödenek çalışmaları bitene kadar milletvekillerinin haftada yedi gün oturumlara katılması ve ödenek dışında başka bir yasa tasarısını gündeme alamaması öngörülüyor.

Amerika

Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

Yayınlanma

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.

Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.

Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.

Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.

Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.

Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.

Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.

Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.

Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.

İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.

Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor

Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.

Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.

Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.

Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.

Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.

Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.

Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.

Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti

Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.

Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.

San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.

Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.

Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.

Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.

Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.

Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.

Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.

ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.

Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.

Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”

Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.

Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.

Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.

Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.

İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.

Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.

Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor

Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.

Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.

Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.

Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.

Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.

Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.

WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.

Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de enflasyon ara seçim öncesi yüzde 3,7’ye çıktı

Yayınlanma

ABD’de yıllık enflasyon eylül ayında yüzde 3,7’ye yükselirken enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artış devam ediyor. Benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,3 artış kaydederken gıda maliyetlerindeki yıllık yükseliş yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti.

ABD’de ara seçimler yaklaşırken eylül ayı enflasyonundaki artış, Kongre’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden geri almaya çalışan Demokratların hayat pahalılığı tartışmasını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

Çalışma İstatistikleri Bürosunun yayımladığı tüketici fiyat endeksine göre yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,7 oldu; enerji, benzin ve elektrik maliyetleri aylık bazda yükseldi.

Gıda fiyatları ağustostan eylüle değişmeyerek sabit kalırken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış kaydetti.

Demokratlar seçim kampanyalarını geçim sıkıntısını hafifletme vaadi üzerine kuruyor ve fiyat artışlarından Başkan Donald Trump’ın gümrük tarifeleriyle İran savaşını sorumlu tutuyor.

Trump ve Cumhuriyetçiler ise bu yıl çok sayıda sol adayın ön seçimleri kazanmasına işaret ederek muhalefetin parti içindeki “komünistlerin” esiri olduğunu savunuyor.

Şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 düzeyindeyken ABD ve İsrail’in ayın son gününde başlattığı İran savaşı boyunca fiyatlar yükselişini sürdürdü.

Son dönemdeki tırmanış, enflasyonun Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile gördüğü 40 yılın zirvesinden bu yana kaydettiği düşüşü tümüyle tersine çevirmiş değil; ancak oran beş yılı aşkın süredir Merkez Bankasının (Fed) yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyrediyor.

Fed yetkilileri inatçı enflasyonla mücadele gerekçesiyle geçen ay politika faizini çeyrek puan artırdı. Yetkililer gelecek hafta yeniden toplanarak faizi artırma veya yüzde 3,75 ile yüzde 4 aralığında sabit tutma kararını değerlendirecek.

Enerji ve akaryakıt kalemi savaşın ilk ayından bu yana en sert yükselişini kaydetti

Eylül ayında enerji fiyatları, İran savaşının ilk tam ayı olan marttan bu yana görülen en büyük aylık sıçramayı yaparak yıllık bazda yüzde 20,4 arttı. Enerji maliyetleri temmuzdan ağustosa yüzde 2,1 artmış, hazirandan temmuza yüzde 1,5, mayıstan hazirana ise yüzde 5,7 gerilemişti.

Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik İran saldırıları son dönemde artarken Ukrayna güçleri de Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı. Küresel ham petrol ve işlenmiş yakıt piyasalarını zorlayan bu iki gelişme, ABD’de benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekti.

Benzin fiyatları da savaşın ilk ayından bu yana en büyük aylık artışını yaşayarak ağustostan eylüle yüzde 9,1 yükseldi ve yıllık artış yüzde 35,3’e ulaştı.

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre ABD genelinde normal benzinin galon fiyatı ortalama 4,26 dolar düzeyinde; bu rakam bir ay önceki yaklaşık 4,48 dolarlık seviyenin altında kalsa da bir yıl öncesine göre 1,20 dolardan daha yüksek. Ortalama galon fiyatı California’da 6 doların, Washington eyaleti ile Nevada’da ise 5 doların üzerinde seyrediyor.

Elektrik fiyatları ağustostan eylüle yüzde 0,2 yükselerek temmuz ile ağustos arasındaki yüzde 0,2’lik düşüşü telafi etti ve yıllık bazda yüzde 4,4 arttı.

Yeni veri merkezlerinin yüksek enerji talebi yerel toplulukların elektrik faturalarına yansıyor. Trump, şirketlerin veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu elektriğin maliyetini bizzat karşılaması gerektiğini savundu.

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda büyük veri merkezlerine kendi elektriklerini üretme ve fazlasını yerel şebekeye devretme zorunluluğu getirdiğini belirterek elektrik fiyatlarında “önemli bir düşüş yaşanabileceğini” öne sürdü.

Gıda harcamaları dengelenirken ikinci el araç piyasasında aylık artış sürüyor

Eylülde evde tüketilen gıdanın maliyeti aylık bazda yüzde 0,1 azalırken dışarıda yenen yemeğin fiyatı yüzde 0,2 arttı.

Yumurta fiyatı bir düzine için 2,27 dolara gerileyerek Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 35 düştü; bu rakam Mart 2025’te görülen 6,23 dolarlık yirmi yılın zirvesinin oldukça altında kaldı.

Dana kıyma fiyatları Eylül 2025’e göre yaklaşık yüzde 2,4 artış gösterse de libresi 6,48 dolardan satılarak haziran ayında kaydedilen 6,98 dolarlık yirmi yıllık zirvenin gerisinde durdu.

Tavuğun libre fiyatı geçen ay bir yıl önceki seviyesini koruyarak 2,06 dolar oldu; tavuk fiyatları Kasım 2024’ten bu yana 2,01 ile 2,09 dolar bandında dalgalanıyor.

İkinci el otomobil ve kamyonet fiyatları Eylül 2025’e kıyasla yüzde 1,5 gerilese de temmuz ve ağustostaki yüzde 0,4’lük artışların ardından eylülde aylık bazda yüzde 0,7 yükseldi.

Navy Federal Credit Union Başekonomisti Heather Long, sektörün pahalı yedek parçalar ve nitelikli iş gücü açığı gibi etkenlerin birleştiği ağır bir baskıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.

The Hill gazetesine konuşan Long, piyasadaki bütün maliyet baskılarının yerel oto tamircilerinde somut olarak hissedildiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English