Bizi Takip Edin

Diplomasi

Fransız ve Alman vekillerden gölge filoya karşı baskı talebi

Yayınlanma

Fransa ve Almanya parlamenterlerince hazırlanan ortak tasarıda, Rusya’nın gölge filosuna yönelik denetimlerin sıkılaştırılması ve kuralları ihlal eden gemilerin alıkonulması talep edildi.

Alman ve Fransız parlamenterler, uluslararası kuralları ihlal eden ve Rusya’nın “gölge filosu” olarak adlandırılan gemilere yönelik denetimlerin sıkılaştırılması ve bu gemilerin alıkonulması da dahil olmak üzere önlemlerin artırılması yönünde ortak bir girişim başlattı.

DPA ajansının ulaştığı belge taslağına göre, söz konusu girişim güvenlik ve çevre risklerini odağına alıyor.

Almanya’daki muhafazakar blok, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller partilerinden milletvekillerinin desteklediği tasarı, 22 Haziran Pazartesi günü yapılacak Fransa-Almanya Parlamenter Asamblesi toplantısında ele alınacak ve tasarının kabul edilmesi bekleniyor.

Ortak belgede, gölge filonun yalnızca jeopolitik bir sorun olmadığı, aynı zamanda ciddi bir güvenlik ve çevre tehdidi oluşturduğu savunuldu.

Filoda yer alan gemilerin çoğunun eski, bakımsız ve uluslararası standartlara aykırı olduğu belirtilirken, bazı gemilerin sabotaj veya casusluk amacıyla kullanıldığı da iddia edildi.

Almanya’da ana muhalefetteki muhafazakar ittifakın dış politika sözcüsü Jürgen Hardt, Rusya’nın gölge filosunun hem yaptırımların etkinliğini hem de kritik altyapı dahil olmak üzere Avrupa’nın güvenliğini tehdit ettiğini belirterek ortak bir yanıt verilmesi çağrısında bulundu.

Federal Meclis Avrupa İşleri Komisyonu Başkanı Anton Hofreiter de gölge filonun Moskova’nın gelir elde etmesine yardımcı olduğunu ve güvenlik riski teşkil ettiğini kaydetti.

Girişim, Avrupa Birliği (AB) liderlerinin Brüksel’deki zirvede Rusya’ya yönelik sektörel yaptırımların süresini altı ay yerine bir yıla çıkarma kararı almasının ardından geldi.

Euronews’in aktardığına göre, sektörel yaptırımların 12 aylık sürelerle uzatılması Ukrayna için daha fazla öngörülebilirlik sağlamayı amaçlıyor. Bireysel yaptırımların ise her altı ayda bir uzatılmasına devam edilecek.

Patruşev: NATO gemilerini beklemeden düşmanın burnunun dibinde olmalıyız

Avrupa Komisyonu haziran ayında Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketini açıklamıştı. Rus bankalarını ve savunma sanayisini hedef alan bu pakette, Rus askeri personelinin AB topraklarına girişinin yasaklanması öngörülüyor.

Paket kapsamında ayrıca AB’nin yaptırım listesindeki 632 gemiye, isimleri açıklanmayan 30 yeni geminin daha eklenmesi planlanıyor.

Moskova yönetimi ise Batı’nın yaptırımlarını gayrimeşru ve etkisiz olarak nitelendiriyor. Kremlin, bu kısıtlamaların küresel ekonomiye zarar verdiğini ve krizi tetiklediğini savunuyor.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, AB ülkelerinin deniz yollarında haydutluk yapmak amacıyla gölge filo kavramını uydurduğunu öne sürdü.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da benzer bir değerlendirmeyle, AB’nin bu terimin arkasına sığınarak deniz komünikasyon hatlarında gasp faaliyet yürüttüğünü ve uluslararası deniz hukukunda böyle bir kavramın bulunmadığını belirtti.

Diplomasi

Çin misilleme olarak Pentagon’la bağlantılı Amerikan şirketlerini hedef aldı

Yayınlanma

Çin, Washington’ın bu ay bazı Çinli şirketleri kısıtlama kapsamına almasına misilleme olarak, ABD ordusuyla bağlantılı olduğunu söylediği MP Materials ve USA Rare Earth’ün yanı sıra sekiz ABD’li kuruluşu daha ihracat kontrol listesine ekledi.

Kritik görev uygulamaları için motor üreten Aveox da listeye alınan şirketler arasında yer aldı. Listeye dahil edilmek, Çin’in bu şirketlere çift kullanımlı ürün ihracatını durduruyor.

Pentagon destekli MP Materials, ABD’de faaliyette olan tek nadir toprak elementi madenini işletiyor. USA Rare Earth ise MP Materials ile birlikte madenden mıknatısa uzanan tedarik zincirinde yer alıyor.

Üç ABD’li şirket, mesai saatleri dışında yorum talebine yanıt vermedi.

Çin Ticaret Bakanlığı pazartesi günü yaptığı açıklamada, söz konusu tedbirlerin “ABD hükümetinin kötü niyetli uygulamalarına” yanıt olarak alındığını; ulusal güvenlik ve çıkarları korumanın yanı sıra silahların yayılmasının önlenmesi gibi uluslararası yükümlülükleri yerine getirmeyi amaçladığını bildirdi.

Bakanlık, “Herhangi bir ülke veya bölgedeki kuruluş ve bireylerin, Çin menşeli çift kullanımlı ürünleri bu kuruluşlara devretmesi veya tedarik etmesi yasaktır” dedi ve ihracat faaliyetlerinin derhal durdurulması gerektiğini ekledi.

Bu adım, adı geçen şirketlere yönelik çift kullanımlı ürün ihracatına fiilen tam yasak anlamına geliyor. Daha önceki kurallar yalnızca ihracat lisansı alınmasını gerektiriyordu; yeni düzenleme ise şartları daha da sıkılaştırıyor.

Ancak analistler, Çin’in bu hamlesinin, Pentagon’un Çin ordusuna destek verdiğine inandığı Çinli teknoloji şirketlerini içeren 1260H listesine büyük ölçüde sembolik bir yanıt yani misilleme olduğunu söyledi. Liste bu ay güncellenerek e-ticaret devi Alibaba, internet arama sağlayıcısı Baidu ve otomobil üreticileri BYD ile NIO’yu da kapsayacak şekilde genişletildi.

Jeopolitik danışmanlık firması Asia Group’un Büyük Çin bölgesi ortağı George Chen, “Şirketlerin çoğu ABD savunma sanayii oyuncuları ya da ABD hükümetiyle yakın bağlantıları var… Bu şirketler zaten Çin’de iş yapmayacak, dolayısıyla etkisi oldukça sembolik olacak” dedi.

Chen, “Pekin’in bugünkü hamlesi, Savaş Bakanlığı’nın 1260H listesine orantılı bir yanıt niteliğinde” ifadelerini kullandı.

Ayrı bir bildirimde Çin Maliye Bakanlığı, 46 ABD şirketine karşı tedbir alma kararı verdiğini açıkladı. Çinli alıcıların artık bu şirketler tarafından üretilen herhangi bir ürünü tedarik etmesi yasaklandı. Ancak Çin’de faaliyet gösteren ABD sermayeli işletmeler bunu yapmaya devam edebilecek.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve İran görüşmeleri sonrası Avrupa’da doğalgaz fiyatları yükseldi

Yayınlanma

Avrupa’da doğalgaz fiyatları, ABD ile İran arasında İsviçre’de başlayan görüşmelerin ilk aşamasındaki belirsizliklerin etkisiyle yükseldi. Hollanda’daki TTF merkezinde işlem gören temmuz vadeli kontratın fiyatı gün içinde yüzde 3,94 artış kaydetti. Daha sonra arabulucuların görüşmelerde ilerleme sağlandığını açıklamasıyla yükselişin hızı yavaşladı.

Avrupa’da doğalgaz fiyatları, ABD ile İran arasında başlayan görüşmelerin ilk aşamasındaki gergin gelişmelerin ardından 22 Haziran Pazartesi günü yükseldi.

ICE verilerine göre Hollanda’daki TTF merkezinde işlem gören temmuz vadeli doğalgaz kontratının fiyatı gün içinde yüzde 3,94 artarak megavatsaat başına 43,75 avroya ulaştı. Bu seviye, mevcut kur üzerinden bin metreküp başına 526,6 dolara karşılık geldi.

Fiyatlardaki yükseliş, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin gergin başlamasının ardından yaşandı. Görüşmeler, İsrail’in Lübnan’a yönelik bir dizi saldırısı nedeniyle önce ertelendi.

Ardından Tahran, Hürmüz Boğazı’nı kapatma niyetinde olmadığını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik saldırıların yeniden başlayabileceği uyarısında bulundu. Bunun üzerine İran heyeti İsviçre’deki görüşme alanını terk etti.

El-Meyadin kanalının aktardığına göre İran, Trump’ın özür dilemesini talep etti. Trump’ın İranlı müzakerecilere, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması halinde “ülkeniz kalmayacak” dediği belirtildi.

22 Haziran’da Moskova saatiyle 11.40 itibarıyla fiyat artışı yüzde 1,6 seviyesine geriledi. Arabulucuların görüşmelerde “umut verici ilerleme” sağlandığını bildirmesi bu yavaşlamada etkili oldu.

Bloomberg’in haberine göre savaşın aylar boyunca Hürmüz Boğazı’ndaki taşımacılığı neredeyse durma noktasına getirmesi, küresel sıvılaştırılmış doğalgaz arzının yaklaşık beşte birini etkiledi ve depolarını doldurmaya çalışan Avrupa üzerindeki baskıyı artırdı. Bu durum Avrupa’nın diğer alıcılarla rekabetini de güçlendirdi.

ING Groep NV stratejistleri Warren Patterson ve Eva Manthey yayımladıkları değerlendirmede, “Gaz depolama sezonunda ilerledikçe ve 2026-2027 kışına yaklaştıkça Avrupa gaz piyasası Ortadoğu’daki gelişmelere karşı daha hassas hale gelecek” ifadelerini kullandı.

Analistler, bölgedeki son gerginliğin daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmanın zor olacağını gösterdiğini belirtti. Ayrıca 60 günlük ateşkes döneminde çatışmaların yeniden başlaması riskinin de yüksek olduğunu değerlendirdi.

Piyasalar, Katar’daki gelişmeleri de yakından izledi. Bu gelişmeler, ABD ile İran arasındaki ateşkesin ardından üretimin artırıldığı dönemde bölgenin enerji altyapısına yönelik risklere işaret etti.

Katar’ın Ras Laffan’daki tesislerinde faaliyet gösteren QatarEnergy, 21 Haziran’da Barzan gaz dağıtım noktasında üretimin devreye alınması sırasında “patlama ve yangına yol açan bir olay” meydana geldiğini açıkladı.

Olayın LNG üretimini etkileyip etkilemeyeceği ise henüz netlik kazanmadı.

Fiyatlara destek veren bir diğer unsur da Avrupa’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgası oldu. Birçok ülkede klima kullanımına bağlı olarak kısa vadeli enerji talebinin artması bekleniyor.

İran ile ABD, 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzaladı. İki ülke 22 Haziran’da İsviçre’de yeniden bir araya gelerek nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasını öngören yol haritasını onayladı.

Taraflar ayrıca Lübnan’daki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik bir mekanizma üzerinde uzlaştı ve ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişini sağlamak amacıyla doğrudan iletişim hattı kurulmasını kararlaştırdı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB Enstitüsü uyardı: Avrupa Rusya’ya karşı askeri yükü üstlenmeli

Yayınlanma

Avrupa Birliği Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda, Rusya’nın askeri gücünü hızla artırdığı belirtilerek Avrupa ülkelerine NATO içindeki sorumluluklarını artırma ve savunmada ABD’ye olan bağımlılığı azaltma çağrısı yapıldı. Raporda, Rusya’nın 2027 yılına kadar ittifak üyeleri için ciddi bir tehdit haline gelebileceğine dikkat çekildi.

Avrupa Birliği Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (EUISS) tarafından yayımlanan “Avrupa’yı Korumak, Rusya’yı Caydırmak” başlıklı raporda, Avrupa ülkelerinin askeri alanda daha yakın işbirliği yapması ve NATO içinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği belirtildi.

Raporda, Avrupa’nın ABD’den gelecek askeri desteğin azalma ihtimaline karşı hazırlıklı olması ve kendi güvenliği için daha fazla yükümlülük alması gerektiği vurgulandı.

Rusya’nın ordusunu, silah üretimini ve askeri altyapısını aktif bir şekilde güçlendirdiğine işaret edilen raporda, Moskova’nın 2027 yılına kadar NATO ülkeleri için ciddi bir tehdit oluşturabileceği kaydedildi.

Yazarlara göre, Avrupa artık ABD’nin önceki düzeydeki askeri desteğine güvenemez. Bu nedenle AB’nin daha bağımsız bir savunma sistemi kurması gerektiği ifade edilen raporda; savunma harcamalarının artırılması, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesi, ortak alımların etkinleştirilmesi, askeri sanayinin geliştirilmesi ve Avrupa ülkelerinin orduları arasındaki etkileşimin güçlendirilmesi önerildi.

Raporda, “NATO’nun Avrupalılaştırılması” kavramına özel bir önem atfedildi. Uzmanlar, Avrupa ülkelerinin şu anda büyük ölçüde ABD tarafından yürütülen görevlerin önemli bir kısmını kademeli olarak devralması gerektiğini savunuyor.

Bu kapsamda sadece silah tedariki değil; askeri komuta, planlama, istihbarat ve operasyon yönetimi gibi alanlarda da sorumluluk alınması gerektiği aktarılırken NATO’nun Avrupa’nın kolektif savunmasındaki kilit rolünü koruması gerektiği vurgulandı.

Ayrıca raporda, kritik altyapıların korunmasının güçlendirilmesi, siber saldırılara ve diğer hibrit tehditlere karşı dayanıklılığın artırılması ile AB ülkelerinin güvenlik alanındaki işbirliğinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı.

Son aylarda Avrupa Birliği genelinde, savunmanın güçlendirilmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığın azaltılması konuları daha sık tartışılıyor.

Nisan ayında Financial Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberde, Avrupa’nın yeniden silahlanma programı konusunda AB ile NATO arasında görüş ayrılıkları yaşandığı aktarılmıştı.

Brüksel’in Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini ve askeri malzemelerin Avrupalı üreticilerden alınmasını savunduğu, buna karşılık NATO’nun savunma politikasının transatlantik niteliğini koruması ve Amerikan askeri sanayisinin katılımını sınırlandırmaması gerektiğini düşündüğü belirtilmişti.

Eski Genel Sekreter Rasmussen’den sistemin yeniden düşünülmesi çağrısı

Eski NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen de daha sonra yaptığı açıklamada, Avrupa Birliğinin mevcut güvenlik sistemini kökten yeniden düşünmesi gerektiğini ifade etti.

Rasmussen, bu sistemin Rusya’nın Batı’nın ortağı olarak görüldüğü ve ABD’nin Avrupa’nın kesin müttefiki olduğu eski dünya düzeni koşullarında kurulduğunu belirtti. Rasmussen, mevcut koşullarda AB’nin güvenlik alanında daha hızlı kararlar alması ve kurumlarını yeni tehditlere uyarlaması gerektiğini kaydetti.

Haziran ayında ise NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa Birliği ülkelerinde Rusya ile diyaloğun yeniden başlatılması ihtimalinin tartışıldığını bildirmiş, ancak ittifak düzeyinde bu konunun henüz gündemde olmadığını vurgulamıştı.

Rusya ise AB ve NATO’nun askeri kapasitelerini artırma yönündeki adımlarını defalarca eleştirdi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko, Avrupa Birliği ve Kuzey Atlantik İttifakı’nın 2030 yılına doğru Rusya ile olası bir askeri çatışmaya hazırlandığını ve Moskova’ya karşı stratejik bir yenilgi yaşatmayı amaçladığını beyan etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de daha önce yaptığı açıklamalarda, Moskova’nın NATO ülkeleriyle bir savaş yürütmekte çıkarı olmadığını ve bu ülkelere karşı herhangi bir toprak talebi bulunmadığını dile getirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English