Ortadoğu
ABD, İran petrolüne yönelik yaptırımları geçici askıya almaya hazır

Tesnim ajansının haberine göre ABD, barış müzakereleri süresince İran petrolüne yönelik yaptırımları askıya almaya hazır olduğunu bildirdi ancak Washington, yaptırımların tamamen kaldırılmasını nihai anlaşmanın imzalanmasına bağlıyor. El Arabiya ise Tahran’ın müzakere tekliflerini yeniden düzenlediğini, tazminat talebini ekonomik teşviklerle değiştirdiğini ve zenginleştirilmiş uranyumun ABD yerine Rusya’ya devredilmesini istediğini aktardı.
İran’ın Tesnim ajansı, müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD’nin barış görüşmeleri süresince İran petrolüne yönelik yaptırımları askıya almaya hazır olduğunu bildirdi.
Haberde, İran’ın Washington’dan tüm yaptırımların kaldırılmasına ilişkin bağlayıcı taahhüt istediği, buna karşılık ABD tarafının yaptırımların ancak nihai anlaşmanın imzalanmasının ardından kaldırılmasını önerdiği aktarıldı.
Üst düzey İranlı bir kaynak Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD’nin, İran’ın UAEA denetimi altında sınırlı barışçıl nükleer faaliyet yürütmesine izin verilmesi konusunda esneklik gösterdiğini söyledi.
The Times of Israel’in aktardığına göre aynı kaynak, Tahran’ın yeni teklifinde savaşın sona erdirilmesine, Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının yeniden başlamasına ve denizcilik yaptırımlarının kaldırılmasına odaklandığını belirtti.
Kaynak ayrıca, nükleer program ve uranyum zenginleştirme konularındaki en tartışmalı başlıkların sonraki müzakere turlarına bırakıldığını ifade etti.
El Arabiya televizyonu da sızdırılan bilgilere göre Tahran’ın ABD ile yürütülen müzakerelerdeki tekliflerini yeniden gözden geçirdiğini bildirdi.
Habere göre İran, revize edilen teklifinde askeri faaliyetlerden doğan zararların tazmin edilmesi talebinden vazgeçerek bunun yerine “ekonomik teşvikler” istedi ve çok sayıda uluslararası güvence talebinde bulundu.
İran’ın ayrıca deniz güzergahı meselesini nükleer dosyadan ayırmak istediği, zenginleştirilmiş uranyumun ABD yerine Rusya’ya devredilmesinde ısrar ettiği aktarıldı.
Kremlin daha önce, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Washington ile Tahran arasında askeri çatışma başlamadan önce İran’daki uranyumun Rusya’ya devredilmesini önerdiğini açıklamıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, bunun “oldukça iyi bir çözüm” olabileceğini söylemişti.
Peskov, İran’ın Rusya’nın teklifini kabul ettiğini ancak ABD’nin bu öneriyi reddettiğini bildirdi. Kremlin Sözcüsü, Putin’in “ülke için gerekirse” bu girişime yeniden dönebileceğini de ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de 15 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Tahran’ın bu seçeneği Moskova ile görüşmeye hazır olduğunu ancak bunun daha sonraki bir aşamada ele alınacağını söylemişti.
Bununla birlikte Tesnim’in müzakere heyetine yakın kaynağı, İran ile ABD’nin barış teklifleri arasındaki temel anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.
Kaynak, “Yeni Amerikan metninde bazı değişiklikler yapılmış olsa da Amerikalıların açgözlülüğü ve gerçekçilikten uzak yaklaşımından kaynaklanan temel anlaşmazlıklar sürüyor” dedi.
Aynı kaynak, İran’ın savaşın sona erdirilmesi ve dondurulmuş varlıkların iadesi konularındaki temel pozisyonlarından geri adım atmayacağını söyledi. Kaynak, söz konusu varlıkların “kağıt üzerinde değil, şeffaf ve nihai biçimde” iade edilmesi gerektiğini ifade etti.
Washington’un nükleer taleplerini “siyasi bahaneler” olarak nitelendiren kaynak, savaşın sona erdirilmesinin nükleer meseleyle ilişkilendirilmesini de “mantıksız” diye tanımladı ve İran’ın bunu kabul etmeyeceğini söyledi.
Reuters daha önce konuya aşina bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran’ın son teklifini Pakistanlı bir arabulucu üzerinden ABD’ye ilettiğini bildirmişti.
Pakistanlı kaynak teklifin ayrıntılarını paylaşmadı. Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesinin zaman alıp almayacağı sorusuna ise, tarafların “hedeflerini sürekli değiştirdiğini” söyleyerek yanıt verdi ve “Çok fazla zamanımız yok” dedi.
İran’ın Fars ajansı da 17 Mayıs’ta yayımladığı haberde, ABD’nin İran’la müzakerelere başlamadan önce yerine getirilmesini istediği beş şart sunduğunu yazdı.
Haberde sıralanan şartlar şöyleydi:
ABD tarafından herhangi bir tazminat veya zarar ödemesi yapılmaması;
400 kilogram İran uranyumunun ABD’ye taşınması ve devredilmesi;
İran’ın nükleer tesislerinden yalnızca birinin faaliyetini sürdürmesi;
İran varlıklarının yüzde 25’inin dahi çözülmemesi;
Tüm cephelerde çatışmaların sona erdirilmesinin müzakerelerin yürütülmesi ve seyrine bağlanması.
Tahran da daha önce kendi taleplerini açıklamıştı. İran’ın talepleri arasında şu maddeler yer aldı:
Tüm cephelerde, özellikle Lübnan’da savaşın sona erdirilmesi;
İran karşıtı yaptırımların kaldırılması;
İran’a ait varlıkların üzerindeki blokajın kaldırılması;
Askeri faaliyetlerden kaynaklanan zararların tazmin edilmesi;
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik hakkının tanınması.
ABD Başkanı Donald Trump ise 17 Mayıs’ta Truth Social hesabında yaptığı paylaşımda, “İran için saat işliyor ve acele etmeleri iyi olur, aksi halde geriye hiçbir şey kalmayacak. ZAMAN ÇOK ÖNEMLİ!” ifadelerini kullandı.
Trump daha önce de, Tahran’ın Washington ile barış anlaşmasını kabul etmemesi halinde İran’ı “zor zamanların” beklediğini söylemişti.
Ortadoğu
Galibaf, ABD ile müzakerelerin şartını açıkladı

İran Meclis Başkanı ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD ile yürütülen görüşmelerin Tahran’ın kırmızı çizgilerine bağlı olduğunu açıkladı. Cenevre’de başlaması planlanan 60 günlük müzakereler öncesinde konuşan Galibaf, karşı tarafın taahhütlerine uymaması halinde askeri seçeneğin masada olduğunu belirtti.
İran Meclis Başkanı ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, bugün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yapılacak görüşmelerin Tahran tarafından belirlenen “kırmızı çizgilerle” şartlandırılmaya devam edeceğini belirtti.
İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığı açıklamasında Galibaf, “Daha önceki müzakere sürecinde de gösterdiğimiz gibi, belirlenen şartlara ve kırmızı çizgilere bağlı kalma ve İran halkının çıkarlarını güvence altına alma konusunda kararlıyız” ifadesini kullandı.
Düşman unsurların herhangi bir hata yapmaması yönünde uyarıda bulunan başmüzakereci Galibaf, “Eğer düşman sınırları aşmaya çalışırsa, parmaklarımızın tetikte olduğunu kanıtladık ve ona öldürücü darbeyi vurmakta tereddüt etmeyiz” dedi.
“İlk saldıran karanlığa gömülür”
Bu açıklamalar, Galibaf’ın iki gün önce yaptığı ve ABD’lilerin ateşkes arayışında olduğunu belirttiği ifadelerin devamı niteliğini taşıyor.
Önceki açıklamalarında İran’ın gücünün Avrupa ülkelerini yaptırımların kaldırılması konusunda Tahran ile müzakereye zorladığına işaret eden Galibaf, anlaşma maddelerine uyulmaması ihtimaline karşı şu uyarıda bulunmuştu:
“Düşmanın taahhütlerine uymadığı her durumda bizim politikamız ‘ilk saldıran karanlığa gömülür’ şeklinde olacaktır; fakat eğer taahhütlerine bağlı kalırlarsa biz de bağlı kalırız.”
İran’ın sahadaki hazırlık durumuna da değinen Galibaf, “Düşman ihanet etmek isterse biz meydanın adamıyız. Benim gözümde diplomatik mücadele ile askeri mücadele arasındaki mesafe uzak değildir; ellerimiz tetiktedir ve mantıktan anlamayana mantığı güç kullanarak anlatırız” değerlendirmesinde bulundu.
Tahran ve Washington heyetlerinin, nükleer meseleyi ele alacak ve nihai bir anlaşmaya varmayı hedefleyecek 60 günlük müzakere sürecini başlatmak üzere bugün İsviçre’nin Cenevre kentinde, Pakistan’ın ara buluculuğunda bir araya gelmesi planlanıyordu.
İki ülke devlet başkanları tarafından perşembe günü sabaha karşı imzalanan mutabakat zaptının ilk maddesi, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak durdurulmasını, ayrıca Lübnan’ın toprak bütünlüğü ile egemenliğinin güvence altına alınmasını öngörüyor.
Ortadoğu
ABD-İran anlaşması, İsrail’e ve Hürmüz belirsizliklerine rağmen ayakta kalabilir mi?

ABD-İran anlaşması ile ilgili verileri değerlendiren analistler, Washington’ın daha fazla taviz vermiş göründüğünü söylüyor; ancak kırılgan anlaşmanın kalıcı barışı garanti etmesini pek olası görmüyor.
ABD ile İran arasındaki anlaşma, küresel ekonomiyi sarsan savaşı ve enerji tedarikindeki aksaklıkları durdurmayı amaçlıyor. Ancak gözlemciler, anlaşmanın kalıcı bir barışı garanti edemeyecek kadar sallantılı bir zemine oturduğu uyarısında bulunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump ve İranlı mevkidaşı Mesud Pezeşkiyan, çarşamba günü ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmek için uzun süredir beklenen mutabakat zaptını elektronik ortamda imzaladı.
Trump anlaşmayı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Fransa First Lady’si Brigitte Macron’un da katıldığı Versailles Sarayı’ndaki bir akşam yemeğinde imzaladı.
Önemli arabuluculardan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, sosyal medyada yaptığı paylaşımda “İslamabad Mutabakat Zaptı”nın derhal yürürlüğe gireceğini ve ilk adım olarak İran’ın Hürmüz Boğazı’nı anında yeniden açacağını, ABD’nin ise “deniz ablukasını derhal kaldıracağını” belirtti.
Ningxia Üniversitesi Çin-Arap Araştırma Enstitüsü Direktörü Niu Xinchun’a göre, 14 maddelik anlaşma yüzeyde Washington’ın Tahran’dan çok daha büyük tavizler verdiği anlamına geliyor.
South China Morning Post’a konuşan Niu, “Şu anda görünen o ki ABD daha fazla taviz verdi; bunun başlıca nedeni Washington’ın kendisini savaştan kurtarmak konusunda daha çaresiz olması,” dedi.
ABD’nin çarşamba günü yayımladığı anlaşma taslağına göre mutabakat, İran açısından en kritik meselelerden bazılarını kapsıyor.
Mutabakata göre nihai bir anlaşma, ABD’nin üzerinde uzlaşılan bir takvim çerçevesinde İran’a yönelik tüm Birleşmiş Milletler yaptırımlarını ve tek taraflı yaptırımları kaldırmasını gerektirecek. Washington, en azından geçici olarak İran’ın petrol ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldıracak, İran’ın dondurulan varlıklarını tamamen serbest bırakacak ve 30 gün içinde İran çevresindeki güçlerini çekecek. İran ise Hürmüz Boğazı’nda 60 gün boyunca güvenli ticari geçişi sağlayacak.
ABD, nihai anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonraki 60 gün içinde devreye girecek İran için 300 milyar dolarlık bir yeniden inşa fonu konusunda bölgesel ortaklarla çalışacak. Müzakereler ise karşılıklı rıza ile uzatılabilecek şekilde 60 güne kadar devam edecek.
Buna karşılık Tahran’ın çok az şeyden vazgeçmiş göründüğü belirtiliyor.
Trump, şubat sonunda savaşı başlattığında, bu adımın ana gerekçesi olarak İran’ın nükleer programını göstermişti.
Çarşamba günü yayımlanan ABD metninde, Tahran’ın nükleer silah üretmeyeceğini veya edinmeyeceğini yeniden teyit edeceği belirtildi. Ancak İran’ın nükleer materyallerinden vazgeçmesine veya bunları ülke dışına göndermesine yönelik bir şart yer almadı.
Tahran, 1979 Devrimi’nden bu yana bu tutumunu tutarlı biçimde sürdürdü ve nükleer silah geliştirme niyetini hiçbir zaman açıkça beyan etmedi.
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin olarak mutabakat, İran’ın ticari gemiler için en az 60 gün boyunca geçiş ücretinden muaf güvenli geçiş sağlamasını öngörüyor. Ancak kalıcı bir muafiyetten söz edilmiyor.
Petrol akışlarında olası bir artışın işareti olarak, altı milyon varil ham petrol taşıyan üç Suudi süpertankeri perşembe günü Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bunlar savaşın başlamasından bu yana boğazdan geçen ilk Suudi mülkiyetindeki ham petrol tankerleri oldu. Bloomberg’e göre ayrıca bir Çin yakıt tankeri, Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir petrol tankeri ve Katar sıvılaştırılmış doğal gazı taşıyan bir geminin de boğazdan geçtiği tespit edildi.
Pekin’de konuşan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, hem İran’a hem de ABD’ye, gelecekteki müzakerelerde “olumlu sonuçlar” elde etmek için “rasyonellik ve pragmatizmi” koruma çağrısı yaptı.
Fudan Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Direktör Yardımcısı Zhang Chuchu, anlaşmayı önünde “devasa belirsizlikler” bulunan “kaba bir geçici çerçeve” olarak nitelendirdi.
South China Morning Post’a konuşan Zhang, “Orta Doğu’da barış görüşmeleri ve çatışmalar aynı anda yaşanabilir. Bunun sahada nasıl işleyeceğini izlememiz gerekiyor,” diye ekledi.
Çatışmanın sona ermesinin ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının bölgeye, özellikle de Körfez ülkelerine bir ölçüde istikrar kazandıracağı yönünde yaygın bir umut var. Son aylarda bu ülkelerin enerji gelirleri darbe aldı, ekonomik güvenleri sarsıldı ve altyapıları İran füze saldırılarıyla zarar gördü.
Ancak Çinli gözlemcilere göre asıl sınav, Washington ile Tahran’ın nükleer denetim ve kapsamlı ateşkesin uygulanması gibi kritik ayrıntıları netleştirmek zorunda kalacağı 60 günlük müzakere döneminde verilecek.
Boğazın mart ayından bu yana kapalı olması, petrol, gaz ve gübre gibi hayati malların sevkiyatını aksattı; dünya genelinde fiyatları ve enflasyonu yükseltti.
Hürmüz Boğazı’na ilişkin ifadeler, ABD ve İran tarafından yayımlanan metinlerde de farklılık gösteriyor. İran versiyonunda, güvenli geçiş için “yalnızca 60 gün süreyle ücretsiz” düzenlemeler yapılacağı belirtilirken, ABD metninde “yalnızca” kelimesi yer almadı.
Kritik olarak, Tahran’ın boğaz üzerindeki kontrolünü sürdürüp sürdürmeyeceği meselesi yanıtsız kalıyor.
Zhang, “ABD’nin askeri eylemlerinden önce İran zaten Hürmüz Boğazı’nı kapatmıyordu. Ancak bir çatışma turunun ardından Washington hiçbir şey kazanamadı; üstelik İran’a yönelik bazı ekonomik yaptırımları kaldırma sözü vermek zorunda kaldı,” dedi.
Washington’ın bir tavizi olarak görülebilecek şekilde, vaat edilen yaptırım hafifletmesi 2015 nükleer anlaşmasından daha ileri gidiyor gibi görünüyor. Zira ABD metni, nihai anlaşmanın parçası olarak “üzerinde mutabık kalınan bir takvim” çerçevesinde İran’a karşı “her tür yaptırımın” sona erdirilmesini taahhüt ediyor. Buna BM Güvenlik Konseyi tedbirleri ve Amerika’nın tek taraflı yaptırımları da dahil.
Trump’ın 2018’de çekildiği Obama dönemi Kapsamlı Ortak Eylem Planı ise yalnızca İran’ın nükleer programıyla bağlantılı ikincil yaptırımları kaldırmıştı.
Çarşamba günü Paris’te düzenlenen G7 zirvesi marjında Trump, “ekonomik bir felaketi” önlemek istediğini belirterek mutabakatı savundu.
Trump, 1929 borsa çöküşüne ve Büyük Buhran’a başkanlık eden eski ABD Başkanı Herbert Hoover’a benzetilmek istemediğini söyledi.
“Her zaman benzemek istemediğim kişi oydu,” diyen Trump, “Ekonomik bir felaket görmek istemedim,” ifadelerini kullandı.
Gözlemciler, nihai barış anlaşmasına ulaşmak için iki tarafın önlerindeki belirsizlikleri aşması gerektiği konusunda hemfikir.
Mutabakat, “Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesi” çağrısı yapsa da İsrail’in saldırılarını durduracağına dair hiçbir işaret yok.
ABD ve İran’ın anlaşmayı imzalamasından saatler sonra, perşembe günü İsrail’e ait bir insansız hava aracı Lübnan’ın güneyinde bir aracı hedef aldı. Lübnan Ulusal Haber Ajansı’na göre saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi de ağır yaralandı.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, pazar günü Tahran ve Washington’ın bir anlaşma imzalamasının beklendiği yönündeki haberlerin ardından, İsrail’in Trump’ın ABD-İran ateşkes anlaşmasıyla bağlı olmadığını söyledi.
İran Dışişleri Bakanlığı çarşamba günü, mutabakat zaten imzalandığı için İsviçre’de resmi bir imza töreni yapılmayacağını açıkladı.
Bununla birlikte, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın liderlik edeceği iki müzakere heyeti arasında toplantı planları devam ediyor.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin ilk müzakerelerin cuma günü İsviçre’nin Bürgenstock dağ tatil beldesinde yapılmasının beklendiğini duyurdu. Bürgenstock, 2024’te Ukrayna barış zirvesine ev sahipliği yapmıştı.
Trump, Lübnan’daki saldırılar konusunda İsrail’e baskı yapmaya çalıştı ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ülkesinin kuzey komşusuyla ilişkilerde “daha sorumlu olması gerektiğini” söyledi.
Trump salı günü, Hizbullah’a atıfta bulunarak, “İsrail’e, Hizbullah’la Suriye’nin ilgilenmesine izin vermesini önerdim. Çünkü açıkçası, bence onlar bunu daha iyi yapar,” dedi.
Trump, yine salı günü, Netanyahu ile “harika bir ilişki” sürdürdüğünü ekleyerek, “Anlaşmayı imzalamamızdan iki saat önce Lübnan’da, Beyrut’ta bir saldırı olmasından hoşlanmadım,” ifadelerini kullandı.
Zhang’a göre İsrail en büyük bilinmez.
Zhang, “Bu anlaşma yalnızca ABD ve İran açısından somut bir anlam taşıyor gibi görünüyor. Ancak sorun şu ki, Lübnan’a saldıran taraf en başta ABD değildi,” dedi.
“Dolayısıyla bu bir ikilem yaratıyor: İsrail Lübnan’daki eylemlerini sürdürürse, bunun sonraki müzakereleri etkileyen temel değişkenlerden biri haline gelmesi muhtemel” diye ekledi.
Ortadoğu
ABD-İran arasındaki 14 maddelik mutabakat muhtırasının tam metni açıklandı

Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı amaçlayan 14 maddelik mutabakatın hükümlerini gazetecilere aktardı. Taraflar, askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesini, yaptırımların kaldırılmasına yönelik müzakereleri ve deniz trafiğinin yeniden başlamasını öngören bir çerçeve üzerinde uzlaştı.
Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı amaçlayan anlaşmanın şartlarını çarşamba günü gazetecilerle yaptıkları görüşmede aktardı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın, mutabakat zaptının (MOU) cuma günü İsviçre’de yapılacak resmi imza töreninde ABD’yi temsil etmesi planlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, bu hafta Avrupa’da G7 Zirvesi için bulunduğunu belirterek törene kendisinin de katılabileceğini söyledi.
Taraflar askeri operasyonları sonlandırmayı taahhüt etti
Mutabakatın ilk maddesine göre ABD ile İran ve mevcut savaştaki müttefikleri, tüm cephelerde, Lübnan dahil olmak üzere, askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan ediyor. Taraflar bundan sonra birbirlerine karşı savaş ya da askeri operasyon başlatmamayı, güç kullanımı veya güç kullanma tehdidinden kaçınmayı ve Lübnan’ın toprak bütünlüğü ile egemenliğini güvence altına almayı taahhüt ediyor. Nihai anlaşmanın bu hükümleri teyit edeceği belirtiliyor.
İkinci madde kapsamında ABD ve İran, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine müdahale etmemeyi üstleniyor.
Üçüncü maddeye göre taraflar, karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek en fazla 60 günlük süre içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı kabul ediyor.
Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği yeniden başlayacak
Dördüncü madde uyarınca ABD, mutabakatın imzalanmasının hemen ardından İran’a yönelik deniz ablukasını ve tüm engelleri kaldırmaya başlayacak, deniz ablukasını ise 30 gün içinde tamamen sona erdirecek. Bu süreçte gemi trafiği, İran’ın savaş öncesindeki seviyeleri yeniden tesis etmesiyle orantılı biçimde artırılacak. ABD ayrıca nihai anlaşmadan sonraki 30 gün içinde kuvvetlerini İran’ın yakın çevresinden çekmeyi taahhüt ediyor.
Beşinci maddeye göre İran, mutabakatın imzalanmasının ardından Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki ticari gemi geçişlerinin 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli şekilde yapılması için azami çaba gösterecek. Ticari gemi trafiği derhal başlayacak; teknik ve askeri engellerin kaldırılması ile mayın temizleme çalışmalarının gerekliliği dikkate alınarak 30 gün içinde tam olarak yeniden tesis edilecek.
İran ayrıca Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki yönetimi ve denizcilik hizmetlerinin belirlenmesi amacıyla Umman Sultanlığı ve diğer Körfez kıyıdaş devletleriyle, uluslararası hukuk ve kıyı devletlerinin egemen hakları çerçevesinde görüşmeler yürütmeyi kabul ediyor.
300 milyar dolarlık yeniden yapılanma planı
Altıncı madde kapsamında ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran’ın yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolarlık nihai bir plan geliştirmeyi taahhüt ediyor. Planın uygulanmasına ilişkin mekanizmanın, nihai anlaşmanın parçası olarak 60 gün içinde sonuçlandırılması öngörülüyor. ABD gerekli lisans, muafiyet ve izinlerin verileceğini belirtiyor.
Yedinci maddeye göre ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu kararları ile tüm birincil ve ikincil ABD yaptırımları dahil olmak üzere İran’a yönelik tüm yaptırımları, üzerinde uzlaşılacak bir takvim çerçevesinde kaldırmayı taahhüt ediyor. Taraflar, yaptırımların kaldırılmasının kritik önemde olduğunu belirterek bu konuyu müzakerelerde öncelikli olarak ele alma niyetlerini ifade ediyor.
Nükleer program mevcut durumda korunacak
Sekizinci madde kapsamında İran, nükleer silah edinmeyeceği veya geliştirmeyeceği yönündeki taahhüdünü yineliyor. Taraflar, zenginleştirilmiş nükleer materyal stoklarının akıbetinin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı gözetiminde sahada seyreltilmesini asgari yöntem olarak içeren ve karşılıklı olarak belirlenecek bir mekanizma çerçevesinde çözüleceğini kaydediyor.
Aynı maddeye göre taraflar, İran’ın nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili zenginleştirme faaliyetleri ve diğer konuları, nihai anlaşmada kararlaştırılacak yasal çerçeve temelinde görüşecek. Taraflar nükleer konuların önemini vurgulayarak bu başlıkları müzakerelerde öncelikli olarak ele alma niyetlerini ifade ediyor.
Dokuzuncu maddeye göre nihai anlaşmaya kadar mevcut durum korunacak. İran nükleer programında mevcut uygulamaları sürdürecek, ABD ise yeni yaptırımlar uygulamayacak ve bölgeye ilave kuvvet konuşlandırmayacak.
Petrol ihracatı ve dondurulmuş varlıklar için düzenleme getirilecek
Onuncu madde uyarınca ABD Hazine Bakanlığı, mutabakatın imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımlar kaldırılana kadar İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı için gerekli muafiyetleri sağlayacak. Bu kapsamda bankacılık işlemleri, sigorta ve taşımacılık hizmetleri de yer alıyor.
On birinci maddeye göre ABD, İran’a ait dondurulmuş veya kullanımı kısıtlanmış fon ve varlıkların mutabakatın uygulanmasıyla birlikte kullanılabilir hale getirilmesini taahhüt ediyor. Taraflar bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usulleri müzakerelerde belirleyecek. Fonların, İran Merkez Bankası’nın belirleyeceği nihai yararlanıcılara ödeme yapılabilmesi için tam olarak kullanılabilir olması öngörülüyor.
On ikinci madde kapsamında mutabakatın uygulanmasını ve nihai anlaşmaya uyumu denetlemek için bir yürütme mekanizması kurulacak.
On üçüncü maddeye göre taraflar, birinci, dördüncü, beşinci, onuncu ve on birinci maddelerin uygulanmaya başlamasının ardından, nihai anlaşmanın diğer hükümlerine ilişkin müzakereleri başlatacak.
On dördüncü ve son madde ise nihai anlaşmanın bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacağını öngörüyor.
Amerika2 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş2 hafta önceİran Krizi ve Bilinçli Anlamsal Kaosun Yükselişi
Görüş1 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya3 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını1 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi










