Bizi Takip Edin

Avrupa

İtalyan Lega’nın her yıl yaptığı etkinliğin özel konuğu Marine Le Pen

Yayınlanma

İtalya’daki sağ koalisyon hükümetinin bileşenlerinden Lega’nın her sene düzenlediği ‘Pontida mitingi’nin 35.’si 17 Eylül’de Lombardiya’da düzenlenecek.

Matteo Salvini’nin liderlik ettiği Lega, Avrupa Parlamentosu’nda (AP) Kimlik ve Demokrasi (ID) grubuna dahil. ID içerisinde Marine Le Pen’in liderlik ettiği Fransız Ulusal Birlik (RN) ile Almanya için Alternatif (AfD) de bulunuyor.

Lega’nın AP’deki grup lideri Marco Campomenosi EURACTIV’e verdiği demeçte, “Marine ile Matteo arasında özel bir ilişki var ve Matteo onu davet etmekle çok iyi bir fikir ortaya koymuş, zira günümüzde uluslararası düzeyde müttefiklerimizle olan ilişkilerimiz iç politika açısından da giderek önem kazanıyor,” dedi. Campomenosi, Pontida mitinginin parti için önemli bir etkinlik olduğunu belirtiyor.

Bu kez odak noktası, Başbakan Giorgia Meloni’nin mevcut hükümetinde Lega’nın deneyimlerinin değerlendirilmesinin yanı sıra gelecek yıl Haziran ayında yapılacak AP seçimlerinin rotasının çizilmesi olacak.

Salvini sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Bu diğerleri gibi bir Pontida olmayacak. Bizimle birlikte, bu kutlama gününü nihayet özgür bir Avrupa için halklar arasında bir birlik anı haline getirmek üzere Paris’ten doğrudan uçakla gelecek olan, Lega’nın büyük dostu ve tarihi müttefiki Marine Le Pen de olacak,” dedi.

Forza Italia, Le Pen ve AfD’ye kapıları kapattı

Le Pen ise yayınladığı videoda, “Sevgili İtalyan dostlarım, büyük dostum Matteo Salvini’nin davetiyle (…) yanınızda olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Doğal olarak geleceği, özgürlük için, halklarımızın, uluslarımızın demokrasisi için birlikte savaşmanın sevincini uyandıracağız,” dedi.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerine üç kez aday olan RN lideri, Başbakan Yardımcısı Salvini ve partinin önde gelen isimleriyle birlikte büyük etkinliğin onur konuğu ve sahnedeki tek uluslararası konuk olacak.

Sağ koalisyonun diğer partilerinden Forza Italia ise RN ve Le Pen’e mesafeli yaklaşıyor. Forza Italia’dan Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Antonio Tajani, Le Pen ve partisinin Avrupa’daki merkez sağ cepheye, yani Manfred Weber’in Avrupa Halk Partisine (EPP) katılmasının mümkün olmadığını söylemişti.

Campomenosi, “Tajani’nin Le Pen hakkında söyledikleri Weber’in sözlerine biraz cevap niteliğinde. Her ikisi de Fransa’daki durumu iyi biliyor ama Marine Le Pen’in son yıllarda ne kadar çok şey yaptığını anlamamış gibi davranarak, [O] muhaliflerinin bile artık olası bir hükümet sınavına hazır olduğuna inandığı bir figür haline geld,” iddiasında bulundu ve ekledi: “Bence Marine’e RN’nin Avrupa’nın temel meseleleriyle ilgili geleceğinin ne olacağını sormak daha gerekli çünkü partisi tıpkı Lega ve diğer hareketlerin yaptığı gibi bir evrim geçiriyor olabilir.”

Campomenosi, EPP içinde sağ partiler yerine sosyalistlerle diyaloğu tercih eden kişiler olduğunu söyledi. Lega’lı milletvekili, “Bu talihsiz bir durum. Bunun olmaması için çalışacağız ve bunun yerine Avrupa düzeyinde de merkez sağ bir alternatif yaratabiliriz ve Marine Le Pen ve orada olmak isteyen herkes elbette buna dahil olacaktır,” dedi.

Avrupa

Almanya’da silahlı saldırı: 5 ölü

Yayınlanma

Almanya’nın kuzeyindeki Hamburg yakınlarındaki Stade’de, bir sosyal yardım merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda beş kişi hayatını kaybetti.

Polis, şüpheli silahlı saldırgan da dahil olmak üzere olay yerinde iki kişinin gözaltına alındığını doğruladı.

Polis, halk için aktif bir tehlike bulunmadığını belirtti.

Saldırının nedeni ve olayla ilgili ayrıntılar şu aşamada hâlâ belirsizliğini koruyor.

Polis sözcüsü, Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, silahlı saldırıya maruz kalanlardan bazılarının “ciddi” şekilde yaralandığını söyledi.

Stade’deki yerel polis, WhatsApp gruplarında ve sosyal medyada yayılan “doğrulanmamış bilgiler” konusunda uyarıda bulundu; bu haberlerin “polis tarafından resmi olarak teyit edilen güncel bilgileri yansıtmadığını” belirtti.

Sözcü, “Lütfen doğrulanmamış haberleri, sesli mesajları veya söylentileri paylaşmayın. Bu durum kafa karışıklığına yol açabilir ve polis operasyonlarını engelleyebilir,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

British American Tobacco 9 bin kişiyi işten çıkarıyor

Yayınlanma

Sigara üreticisi British American Tobacco, operasyonlarını sadeleştirmek ve maliyetleri düşürmek amacıyla küresel işgücünün neredeyse beşte birini azaltıyor.

Dunhill sigaralarının üreticisi BAT, dünya çapında yaklaşık 47 bin kişiyi istihdam ediyor ve 2028 yılına kadar yılda 600 milyon sterlin tasarruf sağlamak amacıyla bir maliyet azaltma programı uyguluyor.

Kısıntılar yıl sonuna kadar gerçekleştirilecek ve 5 bin 500 işin ortadan kaldırılmasını, diğer 3 bin 500 pozisyonun ise dış kaynaklara devredilmesini içeriyor.

Bu önlemler, ABD dışındaki tüm grup çalışanlarını etkileyecek ve Londra Borsası’nda işlem gören şirketin daha önce duyurduğu yeniden yapılandırma programının bir parçası.

Bu adım, tütün endüstrisinin sigara talebindeki düşüşle mücadele ettiği ve BAT ile rakiplerini “sigara içermeyen” alternatiflere yönelmeye zorladığı bir dönemde atıldı.

Genel Müdür Tadeu Marroco şunları söyledi:

“Bu değişiklikler birçok çalışma arkadaşımızı etkiliyor ve şirketi geleceğe hazırlarken, bu geçiş sürecinde onlara özen ve saygıyla destek olmaya odaklanıyoruz.”

Marroco, BAT’ın “daha çevik, maliyet disiplinine sahip ve teknoloji destekli” bir şirket olmasını istediğini belirtti.

BAT, geçen yıl Accenture ile ortaklık kurmuş ve bu adım sonucunda Birleşik Krallık, Singapur, Kosta Rika, Meksika, Polonya, Romanya ve Malezya’daki bazı işler danışmanlık şirketine devredilmişti. Bazı görevler ayrıca Pakistanlı bir BT şirketine de aktarılmıştı.

BAT ayrıca, Hintli BT firması ITC Infotech ile ortaklığını genişleteceğini duyurdu.

Pazartesi günü Londra’da erken saatlerdeki işlemlerde BAT hisseleri yüzde 1,5 değer kaybetti. 

Hisse senedi geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 35 değer kazanmış ve grubun piyasa değerini 100 milyar sterlinin üzerine çıkararak onu Londra borsasının en değerli şirketlerinden biri haline getirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Estonya: “Serseri” Ukrayna drone’ları Rusya’nın vurulmasına değer

Yayınlanma

Estonya Dışişleri Bakanı, NATO topraklarına düşen kayıp Ukrayna insansız hava araçlarının, Rus rafinerileri ve askeri üslerinin imha edilmesi için ödenmesi gereken bir bedel olduğunu belirtti.

Son aylarda Kiev, Rusya içindeki hedeflere yönelik “derin vuruş” füze ve insansız hava aracı saldırılarının sayısını keskin bir şekilde artırdı.

Bu saldırılar bazen Ukrayna’daki cephe hatlarından yüzlerce kilometre uzaktaki yerleri vurdu.

Rusya ise elektronik sinyal bozma ve diğer karşı önlemleri yoğunlaştırarak yanıt verdi.

Bu da özellikle Baltık limanı St. Petersburg’u hedef alan bazı Ukrayna insansız hava araçlarının  rotasından sapmasına ve NATO topraklarında patlamasına neden oldu.

Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna, Financial Times’a verdiği demeçte şunları söyledi:

“Elbette [bu olaylardan] memnun değiliz. Ama Ukrayna’ya bunu durdurmasını söylemiyoruz. Bu, [Vladimir] Putin’in can damarına darbe vuruyor.”

Komşu ülke Letonya’da ise geçen ay, yetkililerin yolunu şaşırmış insansız hava araçlarına verdiği tepkiyle ilgili siyasi bir kargaşa, koalisyon hükümetinin düşmesine neden oldu.

Baltık devletleri arasında en kuzeyde yer alan ve St Petersburg’a en yakın ülke olan Estonya’nın topraklarına da birkaç Ukrayna insansız hava aracı düştü.

Geçen hafta Estonya’da bir tarlada, 5 kg’lık bir savaş başlığı taşıyan patlamamış bir Ukrayna insansız hava aracı bulundu.

Bu yıl Litvanya ve Finlandiya’ya da Ukrayna insansız hava araçları düştü.

Rusya’nın, Baltık ülkelerinin saldırılara doğrudan dahil olduğu ve hava sahalarının Ukrayna tarafından bu amaçla kullanılmasına izin verdiği yönündeki suçlamaları “saçma” olan Tsahkna, bunların “Kremlin’in çaresizliğinin bir ürünü” olduğunu savundu:

“Putin’in çevresindeki havanın son iki buçuk ayda değiştiğini biliyoruz . . . Artık o kadar da iyimser değil. Bunun ana nedeni iktisadi; bu derin saldırılar yüzünden.”

Kiev’in yürüttüğü kampanya, Ukrayna sosyal medyasında sıklıkla “derin yaptırımlar” olarak anılıyor ve Tsahkna bu kampanyaya hayranlığını dile getirdi.

Bakan, Kremlin’in bu saldırılar konusunda “derin endişe” duyduğunu ve iktisadi önemi nedeniyle özellikle Baltık Denizi üzerinden yapılan ihracattan kaygı duyduğunu belirtti.

İhraç edilen Rus petrolünün yüzde 60’ı kadar dar Finlandiya Körfezi’nden geçiyor.

Bu arada, Rusya genelinde yakıt kıtlığı sıradan bir durum haline geldi. Son dönemde St. Petersburg ve Moskova’daki petrol tesislerine düzenlenen insansız hava aracı saldırıları enerji altyapısını hedef almıştı.

Bununla birlikte Tsahkna, Putin’in artık müzakereye hazır olduğunu düşünmenin henüz erken olduğunu söyledi.

Bakan, Avrupa’nın son dönemde Rusya ile diyalog kurma yönündeki çabalarının yanlış yönlendirilmiş olduğunu da sözlerine ekledi:

“Putin, geçtiğimiz ay boyunca Avrupa’yı müzakerelere çekmeye çalıştı. Bunun amacı zaman kazanmak. Avrupa’yı zaman kazanmak için bir fırsat olarak kullanmak. Bizi bölmek. 

Tsahkna, Kremlin’in Avrupa güçlerini Ukrayna’nın destekçisi olarak değil, müzakerelerde “arabulucu” rolüne çekmeyi umduğunu söyledi.

“Muhtemelen Avrupa Birliği’nde, [bu gibi koşullarda] Rusya’ya daha fazla baskı uygulanmasına karşı çıkacak birçok ülke var; çünkü şöyle diyecekler: ‘Müzakereler yapılacaksa ve biz arabulucuyuz, tarafsız olmalıyız.’ ‘Barış yakında gelecek,’ diyecekler, ‘bir anlaşma yapılacak.’ Bu bir bahane. Çok tehlikeli bir yol.”

Tsahkna, blok içindeki ülkeler arasında Ruslarla yapılacak müzakerelerde potansiyel AB temsilcisinin kim olabileceği konusundaki tartışmaların da yararsız olduğunu belirtti.

Bakan, “Avrupa bizi kimin temsil edeceğine karar vermeden önce, öncelikle mesaj üzerinde anlaşmalıyız ve ancak o zaman elçi meselesini tartışmalıyız,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English