Avrupa
Savaşın faturasını Avrupa sanayisi ödüyor

İran’a yönelik savaş, Ukrayna kriziyle zaten sarsılmış Avrupa’nın kimya sanayisine ikinci ve belki de daha ağır darbeyi vurdu. Enerji maliyetleri tavan yaparken Doğu Almanya’daki köklü üretim tesisleri birer birer iflasın eşiğine geliyor; Avrupa kimya sektörü, yalnızca doğalgaz için yıllık 3 milyar euroluk ek yük taşımak zorunda kalabilir.
Bloomberg, İran’a yönelik savaşın zaten yıpranmış Avrupa’nın sanayi omurgasına ağır bir darbe vurduğunu öne çıkardı. Ajans, Almanya’daki Soğuk Savaş döneminden kalma bir kimya kompleksinin, enerji güvensizliği çağında kıtanın ne denli kırılgan olduğunu gözler önüne serdiğini aktardı.
Doğu Almanya’nın Leuna kentinde Christoph Günter, ailesiyle sessiz bir yılbaşı geçirmeye hazırlanıyordu. Ancak yönettiği kimya kompleksinde patlak veren olası bir kriz, tüm o sakinliği bir çırpıda yok etti.
Yakıt tankları, mayo ve gıda ambalajı gibi ürünlerin hammaddelerini üreten Belçika merkezli Domo Chemicals, benzeni naylona dönüştüren tesisleri çalıştıracak likiditesini tüketince ani bir iflasla piyasaları sarstı.
Kış soğuğu devam ederken kontrolsüz bir üretim durması, zehirli madde sızıntısı riskini beraberinde getirdi; tehdit yalnızca tesiste çalışanları değil, kırmızı kiremitli evleriyle Leuna’nın 14 bin sakinini de kuşattı.
Bölgedeki onlarca kimya tesisi gibi Domo da Ukrayna savaşından kaynaklanan yüksek enerji maliyetleri ile AB’nin karbondioksit fiyatlandırma politikasının ağır yükü altında ezildi. Buna bir de Çin’den gelen yeni üretim kapasitesi ve küresel talepteki gerileme eklenince kar marjları adeta buharlaştı.
Enerji faturası 6 milyondan 17 milyona fırlıyor
İran’a yönelik savaşın yarattığı yeni dalganın bu tabloyu daha da ağırlaştırması bekleniyor.
Bernberg Bankası Kimya Araştırmaları Direktörü Sebastian Bray’in hesaplamalarına göre, savaş sonrasında fiyatlardaki sert yükseliş sürdüğü takdirde Avrupalı kimya üreticileri yalnızca doğalgaz için yıllık yaklaşık 3 milyar euro, yani 3,5 milyar dolar ek maliyet karşılamak zorunda kalacak.
Pazartesi günü Avrupa doğalgaz fiyatları yüzde 30’a varan bir artışla dört yıl önceki enerji krizinden bu yana en sert haftalık yükselişini kaydetti.
Doğu Almanya’nın tarihsel ve yapısal özellikleri nedeniyle özellikle kırılgan bir noktada konumlanan Leuna kompleksi, enerji ve hammadde ithalatına dayalı bir ekonominin sınır testine tabi tutulduğu örnek bir vaka haline geldi.
Kompleksin işletmecisi Infraleuna’nın aylık doğalgaz faturası, Ukrayna savaşı öncesindeki 6 milyon eurodan yaklaşık 10 milyon euroya fırladı. Tesis Müdürü Günter’in aktardığına göre, mevcut fiyatlar sürdüğünde bu rakamın 17 milyon euroya dayanması bekleniyor.
Günter, “Gerçek şu ki kimya tesisleri kapanacak. Almanya’daki kimya sanayi ve enerji yoğun üretim sektörleri şu an ciddi bir olağanüstü hal içinde” dedi.
Saksonya-Anhalt’tan son dakika müdahalesi
Günter, Domo’nun sorunlarından haberdardı; ancak iflasın ilan edilme biçimi hem onu hem de piyasaları hazırlıksız yakaladı ve felaketi önlemeye yönelik yoğun müzakere süreçleri başladı. Günter, genel merkezdeki ofisinden, “Başvurulabilecek hazır bir model yoktu” ifadesini kullandı.
Belçikalı Domo, 2024’ten bu yana yeniden yapılandırma çabası içindeydi; son finansman turu için maliyeti yüksek borç fonu kredilerine bile başvurdu. Şirket, Aralık 2025’te önemli finansman taahhütleri içeren bir yeniden sermayelendirme planı sundu. Ancak Bloomberg’e açıklamalar yapan CEO Yves Bonte, hissedarların bu plana onay vermediğini belirtti.
Kapanma riskini bertaraf etmek amacıyla Günter ve geçici iflas sorumlusu, nihayetinde Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinden acil finansman sağlamayı başardı.
Devlet müdahalesi, kompleksin doğduğu komünist sistemin anılarını canlandırsa da varılan uzlaşı, yaklaşık 500 kişiyi istihdam eden Domo fabrikasının minimum güvenli kapasitede çalışmaya devam etmesini mümkün kıldı.
Yetkili, şu an Leuna ve Premnitz’deki ikinci Domo tesisinin satın alınması seçeneklerini çeşitli yatırımcılarla müzakere ediyor.
Eyaletin onayladığı finansman ise yalnızca bu ayın sonuna kadar geçerli; bu da operasyonların geleceğini belirsiz kılıyor ve Ortadoğu krizinin yarattığı dalgalanmalarla bu belirsizliğin daha da derinleşeceğine işaret ediyor.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı








