Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Ürdün Kralı, Trump’ın Gazze planına karşı

Yayınlanma

urdun kralı-trump

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’nin kontrolünü ele geçirme ve iki milyon sakinini başka bir yere yerleştirme çağrısından sonra Beyaz Saray’a gelen ilk Arap lider olan Ürdün Kralı 2. Abdullah kamuoyu önünde Trump’la karşı karşıya gelmekten kaçınsa da Trump’ın planına destek vermedi.

Ürdün Kralı II. Abdullah, salı günü Oval Ofis’te Trump’ın yanında otururken, Trump tekrar Gazze’yi “alacağını” vaat etti. Bu sözler üzerine Abdullah rahatsız bir şekilde sandalyesinde kıpırdandı ve Ürdün, Mısır ve diğer Arap hükümetlerinin bu ayın sonlarında savaş sonrası Gazze için kendi planlarını açıklayacaklarını vurguladı.

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da ağırladığı Ürdün Kralı 2. Abdullah ile görüşmesinden önce Oval Ofis’te basın mensuplarına Gazze’yi değerlendirdi.

Gazze’deki Filistinlilerin Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkelere gönderilmesine yönelik planını hatırlatan Trump, Gazze’nin yaşanabilir bir alan olmadığını ve yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti.

ABD’nin Gazze’yi satın alıp almayacağına ilişkin değerlendirmeler yapan Trump, “Orada satın alınacak bir şey yok. Orayı devralacağız ve elimizde tutacağız. Eninde sonunda Orta Doğu’daki insanlar için pek çok iş imkânı yaratacak bu projeyi hayata geçireceğiz. Burası bence bir elmas olabilir” ifadelerini kullandı.

Trump, ABD’nin Gazze’yi ne şekilde elinde tutacağına yönelik soruya ise “ABD’nin yetkisi altında olacak” diye yanıt verdi.

ABD’nin Gazze’yi “kontrol etmesiyle” Orta Doğu’ya uzun zaman sonra ilk kez istikrarı getirebileceklerini savunan Trump, “Filistinliler ya da şu anda Gazze’de yaşayan insanlar, başka bir yerde güzel bir şekilde ve güven içinde yaşayacaklar” yorumunu yaptı.

Trump, Mısır ve Ürdün’den belli bir ölçekte toprak parçası alıp Filistinlilerin buralara yerleştirileceğini ifade ederek, “Filistinliler Gazze Şeridi’nde olmak istemiyorlar ama başka seçenekleri de yok” şeklinde görüşünü dile getirdi.

Oteller, ofis binaları ve konutlar inşa etme planı

Trump, Gazze planını Mısır’ın kabul edip etmeyeceğine dair, “Yüzde 100 olmasa da yüzde 99 bu sürecin Mısır’la yürütülebileceğini düşünüyorum” dedi.

Gazze’yi devraldıktan ve inşa ettikten sonra buranın nasıl değerlendirileceği konusunda ise Trump, “Burayı çok düzgün bir şekilde işleteceğiz. Çok büyük ölçekte, belki de bu alandaki en büyük ölçekte bir ekonomik kalkınmaya sahip olacak. Orada oteller, ofis binaları, konutlar ve diğer şeyler de dahil olmak üzere pek çok iyi şey inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.

İşgal altındaki Batı Şeria’ya ilişkin herhangi bir “planın” olup olmadığına ilişkin bir soruya yanıt veren Trump, gündemlerinin sadece Gazze olduğunu ve Batı Şeria ile ilgili bir durumun olmadığını belirtti.

Kral Abdullah temkinli konuştu

Öte yandan Ürdün Kralı Abdullah, Trump’ın Gazze açıklamaları karşısında temkinli ifadeler kullanırken net değerlendirmeler yapmaktan kaçındı.

Kral Abdullah, aralarında Suudi Arabistan ve Mısır’ın da olduğu Arap ülkelerinin Filistinliler konusunda herkesin yararına olan bir planın nasıl hayata geçirilebileceği konusunda görüşmeler yapacaklarını ve bu görüşmeleri beklemeleri gerektiğini belirtti.

Kral Abdullah, “Mısırlıların görüşlerini ortaya koymalarını bekleyelim” değerlendirmesini yaptı.

“Mısır ve Arap ülkelerinin bir planı olduğunu aklımızda tutmamız gerekiyor. (Suudi Arabistan Veliaht Prensi) Muhammed bin Selman tarafından Riyad’daki görüşmelere davet ediliyoruz. Bence asıl mesele, bunun herkes için iyi olacak şekilde nasıl yürütülebileceğidir” diye konuşan Kral Abdullah, bu süreci hem ABD hem Ürdün hem de diğer bölge ülkeleri lehine sonuçlandırmak istediklerini kaydetti.

Beyaz Saray’daki görüşmesinde, Trump’ın Gazze’deki Filistinlilerin yerlerinden edilmesine yönelik ifadeleri karşısında temkinli bir dil kullanan Kral Abdullah’ın, daha sonra yaptığı açıklamada bu konudaki net ifadeleri dikkati çekti.

Ürdün Kralı, X hesabından yaptığı açıklamada, Trump ile görüşmesinin yapıcı geçtiğini ve Gazze meselesini detaylı şekilde ele aldıklarını belirtti.

Kral Abdullah, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki Filistinlilerin yerlerinden edilmesine karşı olduklarını bir kez daha dile getirdi.

Ürdün Kralı, “Ürdün’ün, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin yerlerinden edilmesine karşı kararlı tutumunu yineledim. Bu, Arapların ortak tutumudur. Filistinlileri yerlerinden etmeden Gazze’nin yeniden inşası ve vahim insani durumun ele alınması herkesin önceliği olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Filistin Filistinlilerin, Ürdün de Ürdünlülerindir”

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi de Filistinlileri yerinden etmeden Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına yönelik Arap-Mısır-Filistin planı olduğunu söyledi.

Bakan Safedi, Ürdün devlet televizyon kanalı Al-Mamlaka TV’ye verdiği röportajda konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gazze Şeridi’ne yardım göndermeye devam edilmesi ve ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Safedi, Gazze Şeridi’nin Filistinlileri yerinden etmeden yeniden inşasına yönelik Arap-Mısır-Filistin planı olduğunu belirtti.

Ülkesinin çıkarlarının, “Ürdün’ün Ürdünlülere, Filistin’in de Filistinlilere ait” olduğu gerçeğine dayandığını dile getiren Safedi, Kral 2. Abdullah’ın, ABD Başkanı Donald Trump’a “pratik fikirler” sunduğunu söyledi.

Kral Abdullah’ın, Filistin devletinin Filistin topraklarında kurulmasının bölgede güvenlik ve istikrarın tek yolu olduğunu vurguladığını aktaran Safedi, ABD Başkanı Trump’ın da Ürdün’ün bölgedeki istikrarı desteklemede oynadığı önemli rolü vurguladığına işaret etti.

Bu anı bağımsız bir Filistin devletinin kurulması için kullanmak üzere yoğun Arap koordinasyonuyla çalıştıklarını dile getiren Safedi, Kral Abdullah’ın, Ürdün’ün Filistinlilerin kendi topraklarına göç etmesine izin vermeyeceğini açıkça teyit ettiğine dikkati çekti.

Bakan Safedi, Katar’ın Al Jazeera televizyonuna verdiği röportajda da “Önceliğimiz Ürdün’ü ve Ürdünlüleri korumaktır ve Trump ile diyaloğumuzu bu temelden başlattık” diye konuştu.

Arap koordinasyonunun Trump’ın planına alternatif sunabilecek ve Gazze’deki insani felaketi sona erdirebilecek kapasitede olduğunu vurgulayan Safedi, Arap koordinasyonunun yoğun bir şekilde devam ettiğini ve Trump’ın planına karşı Filistinlileri Gazze’de kendi topraklarında tutacak alternatif ve kabul edilebilir bir plan sunabileceklerini söyledi.

“Bizim vizyonumuz var, Trump’ın da vizyonu var ve Gazze’yi halkını yerinden etmeden yeniden inşa etmenin mümkün olduğuna inanıyoruz” diyen Safedi, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Trump’a ‘Filistin Filistinlilerin, Ürdün de Ürdünlülerindir’ dedik. Trump’a, adil ve kapsamlı bir barış için çalışma ve Filistinlileri yerinden etmeme yönündeki tutumumuzu sunduk.”

Ortadoğu

İsrail’in Lübnan saldırılarında can kayıpları artıyor

Yayınlanma

ABD’nin tek taraflı ateşkes ilan etmesinin üçüncü gününde, İsrail ordusu Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı. Ülkenin güneyindeki bombardımanlarda aralarında bir ilkyardım görevlisinin de bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybederken, Washington’da yürütülen diplomatik görüşmelerde askeri hareket özgürlüğü dayatması pürüz yaratmaya devam ediyor.

İsrail ordusu, Washington’ın tek taraflı ateşkes ilanının ardından Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı.

Son olarak başkent Beyrut’un hemen güneyindeki Halde otoyolunda seyir halindeki bir araç insansız hava aracı (İHA) tarafından vurulurken, ülkenin güneyindeki bombardımanlarda en az yedi kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı.

İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri tırmanışı, ABD’nin tek taraflı ateşkes açıklamasına rağmen 3 Haziran’da da hız kesmeden devam etti. Tel Aviv yönetimi, ülkenin güneyi başta olmak üzere birçok bölgede düzenlediği bombardımanları ve yoğun hava saldırılarını artırdı.

Çarşamba günü öğle saatlerinde, başkent Beyrut’un hemen güneyinde yer alan Halde otoyolundaki bir araç, İsrail İHA’sı tarafından hedef alındı. Saldırıda bir kişinin yaralandığı bildirildi.

Ülkenin güneyindeki el-Huş kasabasına düzenlenen İsrail saldırısında ise en az altı sivil hayatını kaybetti. Ayrıca, Arabsalim köyüne yönelik bir başka İHA saldırısında, er-Risale İzciler Derneği’ne bağlı ilkyardım görevlisi Ali Selman Nasr öldü.

Bu son kayıpla birlikte, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Lübnanlı ilkyardım ve arama kurtarma görevlisi sayısının en az 134’e yükseldiği belirtildi.

Güneydeki Kevseriyet el-Riz ve Zirariye kasabaları da gün içinde düzenlenen iki ayrı hava saldırısının hedefi oldu. Halde otoyolundaki saldırı öncesinde, güney bölgelerinde en az beş aracın daha İsrail İHA’ları tarafından vurulduğu aktarıldı. Sur, Nebatiye ve güneyin diğer bölgelerinde yıkıcı hava saldırıları ile yoğun topçu atışları gün boyu kesintisiz sürdü.

Tel Aviv yönetimi, çarşamba sabahından itibaren Lübnan’ın güneyindeki Arzi, Kevseriyet el-Riz, Zirariye, Cbaa, Humin el-Fevka, İrkay ve Harayeb’in bir kısmını kapsayan üç yeni zorunlu tahliye emri yayımladı.

Bölge sakinlerine, planlanan hava saldırıları öncesinde evlerini derhal terk etmeleri yönünde uyarılarda bulunuldu.

İsrail’in bu aralıksız saldırıları, Lübnan ile İsrail arasında Washington’da yürütülen doğrudan görüşmelerin ikinci gününde meydana geldi.

Söz konusu doğrudan müzakerelerin yürütülmesi, Lübnan yasalarına aykırı olması gerekçesiyle iç kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Diğer taraftan Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki İsrail askeri birliklerine karşı eylemlerini sürdürüyor.

Bununla birlikte direniş güçlerinin sınır ötesi operasyonlarını büyük ölçüde azalttığı, son iki günde ise yalnızca Kiryat Şimona bölgesine yönelik birkaç şüpheli İHA sızması gerçekleştirdiği bildiriliyor.

Diplomatik temaslar ve hareket özgürlüğü şartı

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi geç saatlerde Lübnan’da tek taraflı bir ateşkes ilan etmişti. Bu ilan, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerinin tamamı için tahliye emri çıkararak başkente yönelik büyük bir bombardıman dalgası tehdidinde bulunmasından birkaç saat sonra gelmişti.

Ancak Tel Aviv’in, İran’ın Washington ile görüşmeleri sonlandırma ve İsrail’i yeniden vurma tehditleri üzerine ABD’den gelen baskıyla bu planlanan büyük saldırıdan geri adım atmak durumunda kaldığı ifade ediliyor.

Washington yönetimi ve Lübnan’ın ABD Büyükelçiliği, Hizbullah’ın karşılıklı saldırıların durdurulmasını öngören ABD teklifini kabul ettiğini öne sürdü.

Bu teklife göre İsrail sadece başkent Beyrut’a saldırmaktan kaçınacak, buna karşılık Hizbullah da İsrail topraklarına yönelik eylemlerine son verecekti.

Ancak Hizbullah yönetimi ve Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri bu kısmi teklifi reddederek, tüm Lübnan topraklarını kapsayacak eksiksiz ve topyekûn bir ateşkes talebini yineledi.

İsrail ise Hizbullah’ın operasyonları tamamen durmadığı takdirde Beyrut’a yönelik askeri harekat planını devreye sokacağını belirtiyor.

Tel Aviv ayrıca, varılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasında Lübnan topraklarında askeri açıdan “hareket özgürlüğü” talep ediyor. Bu şart, egemenlik ihlali oluşturduğu gerekçesiyle Lübnan tarafınca tamamen reddediliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD, Hürmüz’de gizli taktiğe geçti

Yayınlanma

ABD ordusunun, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” askıya alınmasına rağmen bölgedeki ticari gemilere yardım etmeyi sürdürdüğü ancak bu faaliyetleri artık gizli tuttuğu bildirildi. Bloomberg’in askeri kaynaklara dayandırdığı habere göre, ABD güçleri doğrudan eşlik etmek yerine bölgede uzaktan koordinasyon, gözetleme ve anlık müdahale taktiklerini devreye soktu.

ABD Deniz Kuvvetleri, Washington’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere eşlik etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” adlı girişimi durdurma kararının ardından, bölgeden geçen gemilere yardım etmeye devam ediyor.

Bloomberg’ün kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Amerikan ordusu bu faaliyetlerini artık kamuoyuna duyurmaktan kaçınıyor.

Bloomberg’in verileri ve ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) açıklamalarından derlenen bilgilere göre, boğazdan geçen ticari gemiler İran mayınlarından kaçınmak için transponder cihazlarını kapatıyor ve güneye, Umman kıyılarına daha yakın rotalar izliyor. Amerikan askeri unsurları ise bu süreçte gemilere destek sağlıyor.

CENTCOM Halkla İlişkiler Direktörü Deniz Albay Tim Hawkins pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Amerikan kuvvetleri gemilere doğrudan refakat etmese de bölgesel ve küresel ekonomi için hayati bir uluslararası koridor olan Hürmüz Boğazı’ndan engelsiz ve güvenli bir şekilde geçmek isteyen ticari gemilerle iletişim kurmaya ve koordinasyon sağlamaya devam ediyoruz” dedi.

Bloomberg, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgedeki adımları sayesinde Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin eninde sonunda normale döneceğini belirttiğine dikkat çekti.

Hudson Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Bryan Clark, Amerikan kuvvetlerinin bölgedeki güncel taktiğini şu sözlerle açıkladı:

“Eğer ticari gemiler İran’ın karşı kıyısı boyunca ilerler ve transponderlarını kapatırlarsa, İran güçlerinin bu hareketliliği tespit etmek ve insansız hava araçları veya füzelerle saldırı düzenlemek için radarlar ya da gözlemciler kullanması gerekir. ABD Deniz Kuvvetleri ise bu faaliyetleri tespit edebilir ve İran ünitelerine misilleme saldırısı düzenleyebilir.”

Nitekim iki taşımacılık şirketi, boğazdan geçiş yaptıkları sırada gemilerinden birine İran’a ait hızlı hücum botlarının yaklaştığını, bu sırada helikopterlerin ortaya çıkarak botları bölgeden uzaklaştırdığını bildirdi.

Şirket yetkilileri, geçiş sürecinde ABD ordusuyla iletişim halinde olduklarını teyit etti.

CENTCOM’un salı akşamı yaptığı açıklama da ABD’nin bölgedeki aktif varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Komutanlık, bölge sularında yasal olarak seyreden sivil denizcileri hedef alan İran insansız hava araçlarının imha edildiğini duyurdu.

Denizcilik Ligi Deniz Stratejileri Merkezi uzmanı Steve Wills, ABD ordusunun hava ve füze savunmasını entegre eden modern AEGIS komuta kontrol sistemiyle donatılmış savaş gemilerini ve E-2D erken uyarı uçaklarını kullanarak gemi koruma faaliyetlerini koordine edebileceğini ekledi.

Wills, bu sistemlerin bölgede kapsamlı bir görüş sağladığını ve Hürmüz Boğazı üzerinde bir tür uzaktan fakat doğrudan gözetleme imkanı sunduğunu ifade etti.

Bloomberg, ABD Deniz Kuvvetlerinin mevcut aşamadaki adımlarının, Tahran’ın sert direnişiyle karşılaşan “Özgürlük Projesi”ne kıyasla taktiksel bir değişiklik gösterdiğini belirtiyor.

“Özgürlük Projesi” askıya alınmıştı

ABD Başkanı Donald Trump, 4 Mayıs gecesi yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Basra Körfezi’nde mahsur kalan ticari gemilerin geçiş özgürlüğünü güvence altına alacaklarını duyurmuştu.

Trump, Ortadoğu’daki çatışmalara doğrudan dahil olmayan birçok ülkenin ABD’den bu yönde talepte bulunduğunu belirtmişti. “Özgürlük Projesi” adı verilen operasyon, bu açıklamanın ertesi sabahı başlatılmıştı.

Ancak Trump, 6 Mayıs’ta operasyonu askıya aldı. Kararını Pakistan ve diğer ülkelerden gelen taleplere bağlayan Trump, İran’a karşı yürütülen kampanyadaki “büyük askeri başarıları” ve Tahran ile nihai bir anlaşmaya varılması konusundaki “önemli ilerlemeyi” gerekçe gösterdi.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ise 18 Mayıs’ta Hürmüz Boğazı’nı yönetmek üzere devlet düzeyinde yeni bir kurum kurulduğunu açıkladı.

Bu kurumun, boğazdaki operasyonlara ilişkin gerçek zamanlı güncel bilgiler paylaşacağı belirtildi. İran parlamentosundan yapılan açıklamada ise Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer trafiğini yönetmek için profesyonel bir mekanizma hazırlandığı ve bu rotanın “Özgürlük Projesi”ne katılan ülkelere kapatılacağı vurgulandı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’de teknoloji sektörü altı ayda yüzde 30 küçülebilir

Yayınlanma

İsrail Merkez Bankası eski Bankacılık Denetçisi Hedva Ber, güçlü şekelin teknoloji faaliyetlerini yurt dışına itmesi nedeniyle yüksek teknoloji sektörünün altı ay içinde yüzde 25 ila yüzde 30 oranında küçülebileceği uyarısında bulundu. Kudüs’teki Eli Hurvitz Konferansı’nda konuşan Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron ise enflasyon beklentilerindeki düşüşle birlikte daha hızlı faiz indirimlerine açık olduklarının sinyalini verdi.

İsrail Merkez Bankası Başkanı Amir Yaron, Kudüs’te düzenlenen Eli Hurvitz Ekonomi ve Toplum Konferansı’nda yaptığı açıklamada, “Enflasyon beklentileri gerileyip hedef aralığın alt sınırına yaklaştıkça, bu durum daha genişleyici bir para politikasının daha hızlı bir tempoda uygulanmasını haklı kılmaktadır” dedi.

Yaron’un salı günü gerçekleştirdiği bu konuşma, Merkez Bankası Başkanı’nın para politikasını gevşetmeye ve faiz oranlarını önceden tahmin edilenden daha erken düşürmeye yönelik daha açık bir tutum benimsediğinin işareti olarak değerlendirildi.

Yaron’un verdiği bilgilere göre, ekonomik görünümdeki bu değişim son birkaç gün içinde meydana geldi.

İsrail’de yayın yapan ekonomi gazetesi Calcalist’in aktardığına göre Yaron, “Son faiz kararından bu yana, İran ile bir anlaşmaya varılması yönündeki beklentiler arttı. Bu beklentiler enerji fiyatlarında sert bir düşüşe yol açtı. Aynı zamanda İsrail’in risk primi düşmeye devam etti, şekel daha da güçlendi ve bu gelişmeler enflasyon beklentilerini geriletti” ifadelerini kullandı.

İsrail Merkez Bankası Başkanı, perakende sektöründeki rekabetin hâlâ yetersiz olmasına rağmen, yaşanan bu gelişmelerin kümülatif etkisinin enflasyonun düşmesine kesinlikle katkıda bulunabileceğini ve bu durumun gerileyen enflasyon beklentilerine de yansıdığını sözlerine ekledi.

Konuşmasında yüksek faiz oranlarının mevcut durumda ekonomik büyümenin önündeki temel engel olmadığını yineleyen Yaron, İsrail ekonomisinde bir kredi sıkışıklığı yaşandığına dair hiçbir işaret bulunmadığını savundu.

Yaron, büyümenin önündeki birincil kısıtlayıcı unsur olarak iş gücü açığına işaret etti.

Şekelin değer kazanmasına da değinen Yaron, bu değer artışının büyük bir kısmının İsrail Merkez Bankası’nın kontrolü dışında olduğunu ileri sürdü.

Yaron, “Şekelin güçlenmesi üç faktörden kaynaklanıyor: İsrail’in risk primindeki düşüş, ABD hisse senedi piyasalarının performansı ile bunun kurumsal yatırımcılar üzerindeki etkisi ve ABD dolarının küresel ölçekte zayıflaması. Bunlar öncelikle finansal faktörlerdir” dedi.

Yaron ayrıca ithalat engelleri, İsrail’deki yüksek emeklilik tasarruf oranları ve İsrail devlet tahvillerine yatırımı teşvik eden vergi avantajları dahil olmak üzere para birimini destekleyen bazı yapısal faktörlere de değindi.

Aynı zamanda ihracatçılar üzerindeki baskıyı da kabul eden Yaron, “İhracatçılar üzerindeki etkiyi anlıyoruz. Bunu hafife almıyoruz. Bu konu üzerinde önemle duruyoruz” şeklinde konuştu.

Yaron’un selefi Profesör Karnit Flug da döviz kuru konusuna değinerek Merkez Bankası’nın pozisyonunu savundu.

Flug, “Döviz kuru, faiz oranlarına karşı özellikle hassas değil. Geçmişte İsrail Merkez Bankası, değer artışının keskin ve hızlı olduğu dönemlerde müdahale ediyordu ancak bugünkü uluslararası atmosfer bu tür müdahaleleri çok daha az destekler nitelikte. Temel çözüm, ithalat engellerinin kaldırılması ve ithalatın artırılmasıdır; bu durum şekelin zayıflamasına yardımcı olacaktır” dedi.

Teknoloji sektöründe küçülme uyarısı

Konferans boyunca öne çıkan temel temalardan biri, İsrail para biriminin gücü ve bunun ekonomi üzerindeki etkileri oldu.

İsrail Merkez Bankası eski Bankacılık Denetçisi ve şu anda fintech şirketi eToro’nun Genel Müdür Yardımcısı olan Dr. Hedva Ber, teknoloji sektörü için ciddi sonuçlar doğabileceği konusunda uyardı.

Ber, “Altı ay içinde, İsrail’in yüksek teknoloji sektörü yüzde 25 ila yüzde 30 oranında küçülebilir. Tüm parasal ve mali politika seçeneklerini inceleyecek acil bir görev gücü kurulmazsa, sektörün daha fazlasının İsrail’den ayrıldığını göreceğiz. Bir kısmı zaten bugün ayrılıyor. Yüksek teknoloji şirketlerinin alternatifleri var ve İsrail ekonomisinin lokomotifi başka yerlere doğru hareket etmeye başlıyor” dedi.

Konferanstaki diğer konuşmacılar da doğrudan Merkez Bankası Başkanı’na faiz indirimlerini hızlandırma çağrısında bulundu.

Yatırım Kuruluşları Birliği Başkanı Avukat Nimrod Sapir, “Ekonomik koşullar bir faiz indirimini haklı çıkarıyor. Bu adım atıldıktan sonra ek önlemleri inceleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Yaron’un yaptığı açıklamalar, önceki aylara kıyasla daha yumuşak bir tona işaret ederken, İsrail Merkez Bankası’nın faiz indirimi için koşulların giderek olgunlaştığına inandığını gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English