Bizi Takip Edin

Avrupa

Ursula von der Leyen: Sınır dışı edilen göçmenlerin sayısı artacak

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, göç konusuna odaklanacak AB liderler zirvesi öncesinde, birliğin İtalya-Arnavutluk göçmen geri kabul anlaşmasından “dersler çıkarabileceğini” söyledi.

Perşembe ve cuma günü Brüksel’de yapılacak toplantı öncesinde üye ülkelere bir mektup gönderen Leyen, Avrupa Komisyonu’nun göçmenlerin sınır dışı edilmesini artıracak yeni bir mevzuat önerisi sunacağını söyledi.

Üye ülkelere gönderdiği mektupta, AB ülkelerinden düzensiz göçmenlerin geri dönüş oranının şu anda sadece %20 civarında olduğunu söyledi.

Yani bir AB üye ülkesini terk etmesi emredilen kişilerin büyük çoğunluğu bunu yapmıyor. Leyen bunların birçoğunun yerinde kaldığını ya da blok içinde başka bir ülkeye gittiğini söyledi.

Başkan, “bir ülkede haklarında iade kararı olan göçmenlerin başka bir ülkeye geri dönmekten kaçınmak için sistemdeki çatlaklardan yararlanamamalarını” sağlamak için üye devletlerin diğer AB ülkeleri tarafından alınan kararları tanımaları gerektiğini yazdı.

AB’den “göçle mücadele” manzaraları

AB liderler zirvesinin. gündemi “göçle mücadele”

İki gün sürece AB liderler zirvesinde en hassas konulardan ikisi, düzensiz göçmenlerin sınır dışı edilmesindeki artış ve AB iltica ve göç anlaşmasının halihazırda kabul edilmiş olan revizyonunun planlanandan daha önce uygulanıp uygulanmayacağı sorusu.

AB diplomatları, bugün gece geç saatlere kadar sürmesi beklenen zirvede önemli bir anlaşmaya varılabileceğinden şüphe duyuyor. Yine de bazıları görüşmelerin aralık ayında yapılacak bir sonraki zirvede bir anlaşmaya varılmasının yolunu açabileceğini umuyor.

Almanya, Fransa ve İspanya gibi üye devletler, AB’nin göç ve iltica anlaşmasının en azından bazı bölümlerinin uygulanmasını hızlandırmak istiyor. Pakt, diğer hususların yanı sıra, sığınma başvurularının işleme konulması ve üye devletler arasında yük paylaşımına ilişkin kapsamlı yasal reformlar içeriyor.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel tarafından hazırlanan ve Euractiv tarafından görülen 16 Ekim Çarşamba günkü Avrupa Konseyi sonuçlarına ilişkin son uzlaşma taslağında pakttan açıkça bahsedilmiyor. Fakat belgede “kabul edilen AB mevzuatının uygulanmasının önemi” vurgulanarak pakta dolaylı bir atıf var.

Bir diplomat, liderlerin erken uygulama konusunda anlaşıp anlaşmamaları gerektiği konusunda tartışmaktan kaçınmaları halinde perşembe günkü göç görüşmelerinin uzun vadede daha verimli olacağını savundu.

Bir başka diplomat ise Michel’in son sonuç taslağında yer alsa da almasa da liderlerin bu konuyu tartışacaklarını söyledi.

Meloni: AB göç politikası İtalya-Arnavutluk anlaşmasına dayanmalı

“Arnavutluk modeli” AB’nin odağında

Leyen’in yorumları, İtalya’nın Akdeniz’de kurtarılan göçmenlerin bir kısmının işlemlerinin yapılması için Arnavutluk’a gönderilmesini öngören ve uzun süredir beklenen programını başlattığı sırada geldi.

Bu haftanın başlarında Bangladeş ve Mısır kökenli 16 erkek, Sicilya açıklarındaki göçmenlerin yoğun olarak bulunduğu Lampedusa’dan, sığınma taleplerinin inceleneceği Arnavutluk kıyılarında özel olarak inşa edilmiş iki merkezden birine nakledildi.

Yaklaşık 650 milyon avroya mal olan ve geçtiğimiz ilkbaharda açılması planlanan ama uzun gecikmelerle karşılaşan merkezlerin masrafları İtalyan hükümeti tarafından karşılandı ve İtalyan yasalarına göre işletilecekler.

Polonya’da PiS, AB göç anlaşması için referandum istiyor

Meloni, Tiran ile göçmen anlaşmasını savundu: Avrupa ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtıyor

Salı günü milletvekillerine hitap eden Giorgia Meloni, planın “Avrupa ruhunu mükemmel bir şekilde yansıtan” “yeni, cesur ve benzeri görülmemiş bir yol” olduğunu savundu.

Arnavutluk anlaşmasının uygulanması ve sonuçları, söylemlerini ve göç konusundaki yaklaşımlarını sertleştirerek yanıt vermeye çalışan birçok AB üyesi ülke tarafından yakından izlenecek.

Son zamanlarda Almanya kara sınırı kontrollerini yeniden uygulamaya koydu, Fransız hükümeti göç mevzuatını sıkılaştırmayı inceleyeceğini söyledi ve Polonya sınırı geçen kişilerin sığınma hakkını geçici olarak askıya alma planını açıkladı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ise, tartışmalı hamlenin Belarus’un çok sayıda göçmeni ülkeye sokarak Polonya’nın “istikrarını bozmasını” engellemeyi amaçladığını söyledi.

Geçtiğimiz ay 15 üye ülke, Avusturya ve Hollanda’nın sınır dışı sisteminin “verimliliğini” artırmaya yönelik bir önerisini imzaladı.

Almanya AB göç anlaşması üzerindeki engelini kaldıracak

Borrell: Orta Doğu’daki savaşın göç üzerindeki etkisi liderlerin gündeminde

AB’nin diplomasi şefi Josep Borrell, Orta Doğu’daki çatışmanın Avrupa’ya getirebileceği “şok dalgası” nedeniyle bugünkü zirvede liderler arasında göçün “sıcak bir konu” olacağını söyledi.

Borrell, “Yüz binlerce insanın evlerini terk ettiğini ve belki de yıkıldıkları için artık geri dönecek evleri olmadığını düşünün. Dolayısıyla üye devletlerin bu konuda endişeli oldukları açık. Bakalım Komisyon’dan yeni düzenlemeler talep edecekler mi?” diye sordu.

Konsey zirvesi öncesinde İtalya, Danimarka ve Hollanda; Avusturya, Kıbrıs, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Malta, Slovakya liderleri ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile göç konusunu görüşmek üzere bir ön toplantı düzenledi.

Görüşme Europa binasında İtalyan delegasyonunun odasında gerçekleşti. İtalyan hükümetinden yapılan açıklamada Başbakan Giorgia Meloni’nin Roma ve Tiran arasında göçün yönetilmesine ilişkin anlaşmayı sunduğu belirtildi.

Meloni’nin ofisinden yapılan açıklamada, “yeni Göç ve İltica Paktı kurallarının uygulanması ışığında güvenli üçüncü ülke konsepti, UNHCR ve IOM ile göç yolları boyunca destekli gönüllü geri dönüşler ve ‘geri dönüş merkezleri’ konusunda işbirliği üzerinde duruldu,” denildi ve liderlerin bir sonraki Avrupa Konseyi toplantısı öncesinde tekrar bir araya gelme konusunda mutabık kaldıkları belirtildi.

Frontex: AB’ye yasadışı göç yüzde 36 azaldı

Hollanda Başbakanı Schoof göç konusunda ‘farklı bir atmosfer’ görüyor

Hollanda Başbakanı Dick Schoof, Avrupa Konseyi toplantısında göç konusunda somut bir anlaşmaya varılmasını beklemediğini söyledi fakat göç tartışmalarında “Avrupa’da farklı bir atmosfer” olduğunu kaydetti.

Schoof, Avrupa Komisyonu’nun İtalya’nın Arnavutluk’u da içeren çözümüne “olumlu baktığını” söyledi. Ayrıca Uganda’da konuşlandırma sahaları kurmanın ciddi bir fikir olduğunu söyledi.

Hollandalı lider Polonya’nın karşı karşıya olduğu göç sorununun “normal bir göç sorunu olmadığını” söyledi.

“Göç akımları Rusya ve Belarus tarafından hibrit bir savaşta kasıtlı olarak kullanılıyor” diyen Schoof, Konsey’in Polonya’ya yardım edebileceğini umuyor.

Birleşik Krallık ile AB arasında ‘göçmenleri geri gönderme’ gerilimi

Scholz ‘herkesin’ Avrupa’ya gelemeyeceğini söyledi

Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Avrupa iltica sisteminin reforme edilmesi konusunda, geri göndermelerin etkinliğinin artırılması gerektiğine inandığını söyledi.

Scholz, “Suçlular geri gönderilmeli. Göçü mümkün kılmalı, ihtiyacı olanlara koruma sağlamalıyız ama herkes gelemez,” dedi.

Özellikle sanayi ve istihdam söz konusu olduğunda Avrupa’nın rekabet gücü açısından yapması gereken çok şey olduğunu söyleyen Scholz, “tarife anlaşmazlıkları bizi bir yere götürmez” dedi.

Scholz, AB’nin Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik yeni gümrük vergilerine atıf yaptı.

Öte yandan Scholz, AB dışında göçmen geri kabul merkezleri kurulması karşısında şüpheci olduğunu ifade etti. Alman Şansölyesi gelişinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlara bakarsanız, [bu tür konseptler] Almanya gibi büyük bir ülke için gerçekten çözüm değil,” dedi.

Scholz, geçen yıl Almanya’ya düzensiz yollardan gelen 300,000 sığınmacıyla karşılaştırıldığında, gözaltı merkezlerinin sadece “birkaç küçük damlayı” emebileceğini savundu.

Scholz, AB’nin “Avrupa hukukuna uygun olarak sınır dışı edilmeye” ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Tusk: Polonya, yeniden yerleştirme kapsamında tek bir göçmen kabul etmeyecek

Sınır dışı etmeler ve geri göndermeler tartışılıyor

Zirvede “düzensiz göçmenlerin” sınır dışı edilmesi ve AB dışındaki tartışmalı “geri dönüş merkezleri” fikri de ele alınacak.

Leyen’in bir AB diplomatı tarafından “kutsal kitap” olarak nitelendirilen ayrıntılı mektubu, Kuzey Afrika, Batı Balkanlar ve diğer bölgelerdeki ülkelerle anlaşmalar yapılması çağrısında bulunuyor. Amaç düzensiz göçmenlerin sayısını azaltmak ve geldikleri ülkelere geri dönüşlerini artırmak.

Leyen ayrıca AB devlet ve hükümet başkanlarına, “özellikle geri dönüşle ilgili yeni bir yasa teklifi amacıyla, AB dışında geri dönüş merkezleri kurmanın olası yollarını araştırma” çağrısında bulundu.

Düzensiz göçmenlerin geri dönüşü yeni anlaşmada ele alınmadı. Bu konudaki AB kurallarının gözden geçirilmesine yönelik son girişim 2018 yılında Avrupa Parlamentosu’nda (AP) başarısızlıkla sonuçlanmış ve milletvekilleri bir anlaşmaya varamamıştı.

AB diplomatları geri gönderme merkezlerinin nasıl çalışacağı ya da nerede bulunacağı konusunda yorum yapmaktan kaçınıyor.

Almanya göç ve sınır dışı etme kurallarını sıkılaştıracak

Kuzey ve Güney Avrupa arasındaki uçurum

Almanya ve Hollanda, başta Dublin III Yönetmeliği olmak üzere mevcut kuralların uygulanması için bastırıyor. Bu yönetmelik, iltica başvurularının göçmenlerin vardığı AB ülkesi tarafından işleme konulmasını öngörüyor. Bu düzenleme esas olarak Yunanistan ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerine yük getiriyor.

Fakat, “ikincil göç” olarak bilinen bir olgu olarak, bu ülkelere ulaşan pek çok göçmenin daha sonra başka ülkelere geçerek orada sığınma başvurusunda bulunmasından endişe duyuluyor.

Bu konu kuzey ve güney AB ülkeleri arasında gerilime neden oluyor. Almanya ve Hollanda net bir sonuca varılması için bastırırken, bazı Akdeniz ülkeleri şimdilik bağlayıcı olmayan görüşmelerden yana. Diplomatlar, aralık ayındaki bir sonraki zirvede yazılı anlaşmalara varmaya hazır olabileceklerine inanıyor.

Michel’in son uzlaşma taslağı “mevcut mevzuatın uygulanmasının” önemini vurguluyor. Bunun Dublin III anlaşmazlığına açık bir gönderme olduğuna işaret ediliyor.

Avrupa

Alman hükümeti savunma startup’larına doğrudan sermaye yatırımı yapacak

Yayınlanma

Alman hükümeti, devletin savunma sektöründeki girişimlere doğrudan sermaye katılımı yapmasına olanak tanıyan bir yatırım fonu kuracağını açıkladı.

Ukrayna savaşı ve Donald Trump döneminde ABD’nin güvenlik garantilerinin güvenilirliğine dair şüpheler nedeniyle harekete geçen Almanya ve diğer Avrupa hükümetleri, on yıllardır süren yetersiz yatırımların ardından savunma kapasitesini yeniden inşa etmek için adımlar atıyor.

Bu fon, Ekonomi Bakanlığı’nın öncülüğünde yürütülen ve yeni kurulan şirketlerin finansmana erişimini iyileştirmeyi, vasıflı işgücünü çekmeyi ve bürokrasiyi azaltmayı amaçlayan daha geniş kapsamlı bir startup stratejisinin bir parçası.

Reuters’ın elde ettiği bir hükümet belgesine göre, güvenlik ve savunma sektöründeki startup’lar ve büyümekte olan şirketler, Almanya’nın güvenlik ve savunma hazırlığını güçlendirmede giderek daha önemli bir rol oynuyor.

Alman yapay zeka savunma şirketi Helsing ve otonom kara sistemleri girişimi ARX Robotics, savaşın hızlı konuşlandırılabilir teknolojiler için bir test alanı haline geldiği Ukrayna’da savaş alanında kullanılmak üzere sistemler tedarik etti.

Bu durum, genç Avrupalı şirketlerin geleneksel tedarik kanallarından daha hızlı bir şekilde yetenekler sunabileceğini göstermeye yardımcı oluyor.

Sermayeye erişimi iyileştirmek amacıyla hükümet, açık askeri uygulamaları olan ürün ve hizmetler geliştiren “girişimlere ve büyüme aşamasındaki şirketlere yönelik doğrudan federal yatırımlar için yeni bir araç” kuracağını açıkladı.

Fonun değeri henüz açıklanmadı.

2026 yılının ilk yarısında Almanya’da 3.053 girişim kuruldu. Bu rakam, 2025 yılının ikinci yarısına göre %52 artışa işaret ediyor.

Bu girişimler, 2024 yılında 2020’ye kıyasla %26 daha fazla kişiyi istihdam etti.

Ekonomi Bakanı Katherina Reiche ntv kanalına yaptığı açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri’ne baktığımızda, [Almanya’daki] startup’lara akan özel sermayenin çok yetersiz olduğunu görüyoruz,” dedi.

Almanya, başarılı startup’ları büyüme şirketlerine dönüştürme konusunda hâlâ zorluklar yaşıyor. 

Rapora göre, risk sermayesi yatırımları 2025 yılında 7,2 milyar avroya (8,21 milyar dolar) ulaştı. Bu rakam, ABD ve İngiltere’deki seviyelerin çok altında.

Almanya’nın özel sermaye ve risk sermayesi birliği BVK, bu stratejinin Almanya’nın bir startup merkezi olarak konumunu güçlendirmede önemli bir adım olduğunu ve “özellikle finansman konusunda doğru kaldıraçlara odaklandığını” belirtti.

Strateji ayrıca teknoloji ve biyoteknoloji gibi sektörler için daha fazla özel sermaye harekete geçirmeyi hedefliyor.

2021 yılında başlatılan ve Alman hükümeti tarafından desteklenen bir risk sermayesi programı olan Future Fund, 2030’un ötesine uzatılacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırskiy görevden ayrılışı sonrası ilk açıklamayı yaptı

Yayınlanma

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı görevinden ayrılan Aleksandr Sırskiy, kararın ardından yayımladığı ilk mesajda hangi makamda bulunursa bulunsun Ukrayna’ya hizmet etmeyi sürdüreceğini bildirdi. Eski Başkomutan, görev süresi boyunca ordunun yapısında gerçekleştirilen reformları ve İnsansız Sistemler Kuvvetleri gibi yenilikleri sıraladı.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığı görevinden ayrılan Aleksandr Sırskiy, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, üstlendiği makam ne olursa olsun Ukrayna’ya hizmet etmeye devam edeceğini belirtti.

Geniş çaplı bir çatışma sırasında orduya liderlik etmenin her subay için en yüksek sorumluluk olduğunu vurgulayan Sırskiy, 2014 yılından bu yana sürecin içinde yer aldığını kaydetti.

Komuta dönemindeki gelişmeleri değerlendiren Sırskiy, yapılan değişikliklerin yalnızca muharebe sahasını değil, ordunun temel yapısını da kapsadığını ifade etti.

Dünyada ilk kez ayrı bir askeri birlik olarak İnsansız Sistemler Kuvvetlerinin kurulduğunu ve bu yapının münferit birimlerden tam teşekküllü bir sisteme dönüştürüldüğünü bildirdi.

Eski Başkomutan ayrıca İnsansız Hava Savunma Sistemleri Komutanlığının, dron önleme müfrezelerinin ve kademeli hava savunma ağının oluşturulduğunu hatırlattı.

Ukrayna’da Genelkurmay Başkanı Sırskiy’nin görevden alınması protestoları durduracak mı?

Sırskiy, Ukrayna ordusunun kolordu yapısına geçirildiğini, karargâhlara muharebe tecrübesi olan subayların atandığını ve komuta kademesine getirilme şartı olarak cephe hizmetinin zorunlu kılındığını aktardı.

Son yıllarda yürütülen tüm operasyonların detaylarını paylaşamayacağını belirten Sırskiy, bu süreçleri tarihin anlatacağını ifade etti. Temel ilkesinin savaşmak olduğunu vurgulayan Sırskiy, bu anlayışın taşıdığı unvandan bağımsız olduğunu ekledi.

Sırskiy’nin görevi bırakması, eski Ukrayna Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile yaşadığı gerilimin ve Fedorov’un istifasının ardından düzenlenen protestoların arkasından geldi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin yeni başkomutanı Müşterek Kuvvetler Komutanı Mihail Drapati olacak. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, kadro değişikliklerinin 22 Temmuz tarihinde resmiyete kavuşacağını duyurdu.

Ocak 2026’dan bu yana Savunma Bakanlığını yürüten Fedorov, hükümet değişikliğinin ardından temmuz ayı ortasında görevinden ayrılmıştı.

Altı aylık çalışma süresince bakanlığın NATO standartlarına uyarlanmasını tamamlayamadığını, tüm tedarik süreçlerini ihalelere devredemediğini ve karar alma mekanizmalarında sorumluluk sistemini kuramadığını açıklamıştı.

Görevi bırakmasının ardından Fedorov, Sırskiy’nin görevden alınması yönünde açık çağrıda bulundu. Başkomutanı, orduyu değişen çatışma koşullarına hızla adapte edememekle suçlayan Fedorov, mevcut yönetim altında Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin esneklik kazanamadığını öne sürdü.

Eski Bakan, askeri yönetimin kendi ekibinin girişimlerini engellediğini ve Sırskiy’nin sunduğu ultimatoyumun süreçte belirleyici olduğunu iddia etti.

Devlet Başkanı Zelenskiy, Fedorov ile Sırskiy arasındaki iletişim kopukluğunu doğrulayarak, iki ismin kendisinin aracılığı olmadan neredeyse hiç temas kurmadığını belirtti.

Ukrayna basınında yer alan bilgilere göre Zelenskiy, iktidar partisinin milletvekilleriyle yaptığı basına kapalı toplantıda normal şartlarda her iki ismin de aynı anda değiştirilmesi gerektiğini, ancak mevcut koşullarda bunu eş zamanlı yapamadığını dile getirdi.

Fedorov’un istifasının ardından Kiev, Lviv, Odessa, Harkov ve Dnipro gibi kentlerde gösteriler düzenlendi. Göstericiler eski bakanın hükümete dönmesini ve Sırskiy’nin görevden alınmasını talep etti.

Ukrayna Parlamentosunun internet sitesinde de Fedorov’un görevde kalmasını isteyen bir imza kampanyası başlatıldı.

Ayrılık kararından birkaç gün önce açıklama yapan Sırskiy, Fedorov ile olan ilişkilerini kriz olarak nitelendirmediğini ve görüş ayrılıklarını çalışma sürecinin parçası olarak gördüğünü kaydetmişti.

Sert bir tutum sergilemiş olabileceğini kabul eden Sırskiy, kişisel çekişmeler yerine ordunun faaliyetlerine odaklanılması gerektiğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Viktor Orban sonrası AB’de Rusya yaptırımlarında fikir tıkanıklığı

Yayınlanma

Avrupa Birliği ülkelerinin ulusal çıkarları, Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketinin onaylanmasını zorlaştırıyor. Politico’ya konuşan yedi kaynak, üye devletlerin direnci sebebiyle taslaktaki kısıtlama maddelerinin zayıflatıldığını bildirdi. Yunanistan, Bulgaristan ve Avusturya’nın itirazları sebebiyle uzlaşma sağlanamazken nihai görüşmeler 22 Temmuz tarihine ertelendi.

Politico’nun yedi farklı kaynağa dayandırdığı habere göre, Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Rusya’ya uygulanması planlanan 21’inci yaptırım paketi üzerinde uzlaşma sağlamakta zorluk çekiyor.

Budapeşte’de Viktor Orban’ın başbakanlık görevinden ayrılmasının ardından Macaristan’ın diğer üye ülkeler için yaptırımları reddetme hususunda bir “siper” olma niteliğini kaybetmesi, kısıtlama kararlarının kabulünü daha karmaşık bir sürece sürükledi.

Görüşmelere katılan bir AB diplomatı, daha önce hazırlanan 20 yaptırım paketinin ardından kolay çözümlerin kalmadığını belirterek, “Artık üye devletlerin doğrudan ulusal çıkarlarıyla daha sık karşı karşıya geliyorsunuz, bu nedenle bir denge kurulması gerekiyor” değerlendirmesini yaptı.

Kaynaklar, yeni pakette yer alan birden fazla maddesinin üye ülkelerin müdahaleleri sonucu zayıflatıldığını veya metinden tamamen çıkarıldığını aktardı.

Dünyanın en büyük ticaret filosuna sahip olan Yunanistan, AB şirketlerinin üçüncü ülkelere Rus sıvılaştırılmış doğal gazı (LNG) taşımasının yasaklanmasına karşı çıkıyor.

Atina yönetimi, bu kısıtlamanın tankerleri bayrak değiştirmeye ve yaptırım denetiminin imkansız olduğu hukuki alanlara kaymaya zorlayacağından endişe ediyor.

Yunan hükümeti ayrıca Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat mekanizmasının süresinin uzatılması hususunda da kaygılarını dile getirdi.

Bir Yunan diplomat, durumdan çıkış yolu aradıklarını fakat yaşananların Avrupa Komisyonu ile temel ekonomik çıkarların karşı karşıya geldiğini gösterdiğini ifade etti.

Diğer üye ülkeler de kendi ekonomik ve siyasi öncelikleri doğrultusunda kısıtlama taslağına itiraz ediyor. Bulgaristan, Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’in yaptırım listesine dahil edilmesini engelledi.

Avusturya ise Raiffeisen Bank’ın çıkarlarını korumak amacıyla Rusya’da kalan varlıkları için tazminat talep ediyor ve bu talebi dondurulan Rus fonlarının kullanımıyla şartlandırıyor.

Tüketici fiyatlarındaki olası artış kaygısı sebebiyle, Rus balık ithalatının aşamalı olarak azaltılmasına yönelik maddeler de bazı üye ülkelerin baskısı üzerine taslaktan çıkarıldı.

Avrupa Komisyonu, 21’inci yaptırım paketinin hazırlıklarına mayıs ayı sonunda başladı. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kallas, 13 Temmuz tarihinde yaptığı açıklamada üye ülkelerin henüz ortak bir karara varamadığını duyurdu.

Kallas, uygulanan kısıtlamaların Avrupa ekonomisine de zarar verdiğini kabul etti. Yeni kısıtlama paketini onaylama girişimlerinin 22 Temmuz tarihinde yeniden yapılması planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English