Bizi Takip Edin

Diplomasi

Zelenskiy’nin kasası yargılanıyor: Ukrayna’daki yeni dalga yolsuzluk operasyonlarına bakış

Yayınlanma

10 Kasım akşamı, 2014-2019 yılları arasında Ukrayna Devlet Başkanı olan Pyotr Poroşenko’nun liderliğindeki Avrupa Dayanışması partisi, Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından Timur Mindıç’le bağlantılı yolsuzluk skandalı nedeniyle hükümete güven oylaması sürecini başlattığını açıkladı.

Avrupa Dayanışması’nın açıklamasında, “Bu yetersiz ve yozlaşmış hükümetin istifası sürecini başlatıyoruz. Amacımız, devlet yönetiminde etkinliği, toplumda birliği ve uluslararası ortakların güvenini yeniden tesis etmek. Devlet için tehdit oluşturan durumu gören tüm milletvekili arkadaşlarımızı, ulusal kurtuluş hükümetinin kurulması için kabinenin istifasına destek vermeye çağırıyoruz” ifadesi yer aldı.

İki gün önce Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) Mindıç’in evinde arama yapmış ve kendisinin ülkeyi terk ettiği ortaya çıkmıştı. Aynı gün, Adalet Bakanı ile 2021-2025 yılları arasında Enerji Bakanı olarak görev yapan German Galuşçenko’nun da adreslerinde arama yapıldığı bildirildi.

Poroşenko’nun partisi şu soruyu gündeme getirdi: “Muhalefet milletvekilleri, Ukrayna’nın enerji sisteminin onarımı için uluslararası destek talep ettiğimiz toplantılara bile gönderilmezken, Mindıç ülkeyi nasıl bu kadar rahat terk edebildi?” Parti, yaşananlara “açık ve etkili bir yanıt” verilmesini talep etti. Aksi halde, grup temsilcilerine göre, Ukrayna uluslararası ortaklarının güvenini ve desteğini kaybedecek.

Avrupa Dayanışması’nın parlamentoda konunun görüşülmesini sağlayabilmesi için en az 150 milletvekilinin imzasını toplaması gerekiyor. Parti, Ukrayna Yüksek Rada’sında 26 sandalyeye sahip. Hükümetin düşürülmesi için ise çoğunluk oyu gerekiyor; Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin partisi Halkın Hizmetkârı’nın parlamentoda 229 sandalyesi bulunuyor.

Ukrayna’da nükleer enerji yolsuzluğu Zelenskiy hükümetini sarstı

Timur Mindıç kimdir ve hangi skandala karıştı?

Mindıç hakkında yürütülen soruşturma, enerji sektöründeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili. NABU ve Özel SAP’ın beyanlarına göre, soruşturma 15 ay sürdü ve bu süre içinde bin saatlik ses kaydı toplandı. Emniyet birimlerinin açıklamasına göre, üst düzey bir suç örgütünün üyeleri, devlet şirketi Energoatom’da (Ukrayna’nın üç nükleer santralini işleten şirket) geniş çaplı bir yolsuzluk şebekesi kurdu. Büro ve savcılığın tespitine göre, grup üyeleri, şirketle sözleşme yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila 15’i oranında komisyon alıyordu. Söz konusu yükleniciler, özellikle banka sisteminde ödemelerinin engellenmemesi veya tedarikçi statülerini koruyabilmek için bu parayı ödemek zorunda kalıyordu. Bu uygulama, “geçiş bariyeri” olarak adlandırıldı.

NABU ve SAP, soruşturmada isimleri açıklamadı ancak görev unvanlarını paylaştı. Rollerin dağılımına göre, suç örgütünün lideri Timur Mindıç, Varlık Fonunun eski başkan yardımcısı ve daha sonra Enerji Bakanı’nın danışmanı olan İgor Mironyuk’u, ayrıca Energoatom’un güvenlik müdürü Dmitriy Basov’u şemaya dahil etti. Bakanlık ve şirket içindeki bağlantılarını kullanarak, kadro atamaları, ihaleler ve mali akışlar üzerinde kontrol sağladılar.

NABU ve SAP açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yıllık geliri 200 milyar grivnayı aşan stratejik bir kamu işletmesinin fiili yönetimi, resmi makamlar tarafından değil, herhangi bir yetkisi bulunmayan dışarıdaki şahıslarca yürütülüyordu. Bu şahıslar, kendilerine ‘gözetmen’ rolü biçmişti.”

Elde edilen paranın aklanması için Kiev’in merkezinde özel bir büro kurulmuştu. Bu büro, para akışını yönetti, gizli muhasebe tuttu ve paraları yurt dışındaki çok sayıda paravan şirket üzerinden akladı. Büro ve savcılığın açıklamasına göre, bu “çamaşırhaneden” yaklaşık 100 milyon dolar geçti.

Ukraynalı sermayedar ve yapımcı Timur Mindıç, 19 Eylül 1979’da Dnipropetrovsk’ta (bugünkü adıyla Dnipro) doğdu. Mindıç, Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından biri. Ukrayna basınına göre, Eylül 2023’ten bu yana cezaevinde bulunan ve çeşitli suçlardan yargılanan iş insanı İgor Kolomoyskiy’le yakın ilişkileri vardı.

Kvartal 95 stüdyosu ise Zelenskiy’in esk işyeri. Zelenskiy’yi Kolomoyskiy’le tanıştıran kişinin de Mindıç olduğu belirtiliyor. Zelenskiy, devlet başkanı olduktan sonra Kolomoyskiy’le arasına mesafe koydu ancak Mindıç’le ilişkisini sürdürdü. Strana haber sitesine göre, Mindıç “devlet başkanının kasası” olarak anılıyordu; iddialara göre, Zelenskiy’nin ekibindeki çıkar çevreleri, para akışını onun üzerinden yürütüyordu.

Midas Operasyonu

Mindıç’ın adı bu yıl boyunca sık sık NABU ve SAP’nin yürüttüğü yolsuzluk soruşturmaları bağlamında gündeme geldi. Temmuz ayında Ukrainska Pravda gazetesi, Mindıç’la bağlantılı bir yapının NABU soruşturmasında yer alabileceğini ve kendisinin de FBI’ın kara para aklama dosyasında şüpheli konuma düşebileceğini yazmıştı.

Aynı dönemde NABU ve SAP’nin gerçekleştirdiği Midas Operasyonu kapsamında Mindıç’ın evine dinleme cihazları yerleştirdiği ortaya çıktı. 10 Kasım’da yolsuzlukla mücadele kurumlarının açıkladığı ve bir kısmı kamuoyuna sunulan ses kayıtlarının da bu cihazlar sayesinde elde edildiği bildirildi. Ukrayna basınında yer alan bilgilere göre, beş yıl önce Zelenskiy doğum gününü bu dairede kutlamıştı; dolayısıyla onun da bu kayıtlarda geçme ihtimali bulunuyor.

Zelenskiy ise Mindıç hakkındaki soruşturmaya desteğini açıkladı. Telegram hesabından yaptığı paylaşımda Zelenskiy, “Cezasızlık sona ermeli. Energoatom bugün Ukrayna’da enerji üretiminin en büyük payını sağlıyor. Enerji sektöründe temizlik önceliğimizdir” dedi.

Zelenskiy ayrıca şu ifadeleri kullandı: “Mahkumiyet kararları çıkmalı. Bürokratlar NABU’yla ve kolluk kuvvetleriyle birlikte çalışmalı ve sonuç alınmasını sağlayacak şekilde çalışmalı.”

NABU özel statüye sahip bir kurum olarak yolsuzlukları soruşturuyor. NABU’nun yetki alanına giren şahıslar arasında devlet başkanı, başbakan, milletvekilleri, başsavcı, yargıçlar ve bölge meclisi üyeleri dahil devletin en üst kademelerindeki isimler bulunuyor. NABU’nun kurulmasına ilişkin yasa 2014 yılında kabul edilmişti.

SAP’a gelince Ukrayna Başsavcılığına bağlı bağımsız birim olarak faaliyet gösteriyor. Görevi, NABU tarafından yürütülen operasyonel ve istihbari faaliyetlerde yasalara uyulmasını denetlemek. SAP’ın yetki ve sorumlulukları, savcılıkla ilgili yasa tarafından açıkça tanımlanmış durumda.

Her iki teşkilatlanma da Avrupa Birliği’nin Ukrayna için vize rejimini yumuşatmasının ön koşulları dahilinde kurulmuştu.

Skandal Zelenskiy açısından ne anlama geliyor?

Mindıç’a yönelik yolsuzluk davası, ülkede öteden beri var olan ve genelde çetin geçen güç mücadelelerinin bir yenisi.

Strana haber sitesi, bu yılın bahar aylarında Ukrayna’da geçici nitelikteki bir “Zelenskiy’nin düşmanları koalisyonu”nun şekillendiğini öne sürüyor. Bu koalisyonun içinde bazı muhalefet liderleri (Pyotr Poroşenko, Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko), geçmişte ABD Demokrat Partisi’yle bağlantılı bazı çevreler (özellikle NABU ve SAP’deki önde gelen makam sahipleri) ve çeşitli hibe kuruluşlarının yer aldığı belirtiliyor. Habere göre, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte bu yapılar sahipsiz kaldı.

NABU ve SAP, bu süreçte Zelenskiy’ye yakın çevrelere yönelik soruşturmalarını yoğunlaştırdı. Mindıç’ın yanı sıra, dönemin Başbakan Yardımcısı Aleksey Çernișov da soruşturmaya dahil edildi. Çernișov’un adı yasa dışı arazi tahsisleriyle alakalı bir dosyada geçiyor; bu işlemlerle kamu bütçesinin 1 milyar grivna (yaklaşık 23,8 milyon dolar) zarara uğratıldığı iddia ediliyor. Çernișov hâlen Ukrayna’da bulunuyor, ancak geçen temmuz ayında kurulan yeni hükümete alınmadı.

Bu dönemde iktidar, NABU ve SAP’nin bağımsızlığını sınırlamaya çalıştı. Temmuz ayında Yüksek Rada, bu yöndeki yasayı kabul etti. Fakat Avrupa Birliği Ukrayna’ya yönelik desteği azaltma tehdidinde bulununca Zelenskiy geri adım attı ve “yolsuzlukla mücadele” kurumlarının bağımsızlığını yeniden güvenceye alan yeni bir yasa tasarısı sundu; Rada bu tasarıyı da mecburen kabul etti.

Bu dönemde yaşananları şu linkteki yazıda işlemiştik.

Strana‘nın aktardığına göre iktidar, NABU ve SAP’ye başka bir yönden karşı hamle hazırlıyordu. Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı Başkanı Aleksandr Klimenko hakkında dava açılabileceği iddia edilmişti. Ancak bu adım atılmadı.

Habere göre, Devlet Başkanlığı İdaresi Avrupa’dan yeni bir tepki doğmasından çekiniyordu; bu kaygıyı Batı medyasında çıkan olumsuz haberlerin artması da güçlendirdi. Bu ortamda “Zelenskiy’nin düşmanları koalisyonu” karşı atağa geçti.

Bu karşı hamle Ukrainska Pravda gazetesinde Mindıç, Çernișov ve Zelenskiy’yi konu alan bir dizi haberin yer bulması, Mindıç’ın evinde yapılan aramalar ve enerji sektöründeki yolsuzluk iddialarının gündeme getirilmesiyle somutlaştı.

Koalisyonun amacı Zelenskiy’nin parlamentoyu ve kabineyi kontrol etme gücünü zayıflatmak. Nihai hedef ise Devlet Başkanını bir tür “milli mutabakat hükümeti” kurmaya zorlamak ya da mevcut Başbakan Yuliya Sviridenko’nun yerine, koalisyona daha yakın duran Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov’u getirmek.

Ukrayna parlamentosundaki güç dengesi

Ukrayna anayasasının 76. maddesine göre Yüksek Rada 450 sandalyeden oluşuyor. Ancak 2019 seçimlerinin ardından 9. dönem parlamentosunda yalnızca 424 milletvekili yer aldı.

Bunun nedeni, o tarihte Kırım ve Sivastopol’un Rusya’ya katılmış olması nedeniyle, dar bölge sisteminde seçilen milletvekili sayısının 225’ten 199’a düşmesiydi.

Bu ay itibarıyla Rada’da 395 milletvekili görev yapıyor. Bu düşüşün sebebi, 2022’ye kadar ana muhalefetteki Yaşam İçin Muhalefet Platformu partisinin yasaklanmasıyla milletvekillerinin büyük bölümünün görevden alınması. Parti, Nisan 2022’de yasaklandı.

Partinin bir kısmı, lideri Yuriy Boyko dahil olmak üzere, aynı yıl kurulan Yaşam ve Barış Platformu adlı yeni hizbe geçti; bu grubun şu anda 21 milletvekili bulunuyor.

Bu ay itibarıyla Yüksek Rada’da sekiz parti ve 22 bağımsız milletvekili yer alıyor:

-Devlet Başkanı’nın partisi Halkın Hizmetkârı: 229 sandalye

-Avrupa Dayanışması: 26 sandalye

-Eski başbakan (2007-2010) Yuliya Timoşenko’nun partisi Batkivşçina: 25 sandalye

-Yaşam ve Barış Platformu: 21 sandalye

-Golos ve Doveriye: 19’ar sandalye

-Za Buduşçe ve “Ukrayna’nın Yeniden İnşası: 17’şer sandalye

Bir sonraki parlamento seçimlerinin Mart 2024’te yapılması planlanmıştı, ancak Ukrayna’daki sıkıyönetim nedeniyle iptal edildi.

Diplomasi

Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Yayınlanma

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.

Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.

Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.

Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.

Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.

Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.

Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.

Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.

Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.

Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.

Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.

Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.

Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.

Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.

Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.

Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.

Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Yayınlanma

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.

Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.

Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.

Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.

Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.

Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.

Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.

Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.

Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.

Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Protestolar 16 şehre yayıldı

Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.

FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.

Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.

Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.

Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.

Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.

Kiev’deki bakan değişimi Berlin ve Brüksel’i sarstı

Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı

Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.

İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.

FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.

Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English