Bizi Takip Edin

Avrupa

Bardella’nın siyasi geleceği Le Pen hakkındaki davaya bağlı olabilir

Yayınlanma

The Economist, Fransız aşırı sağının genç lideri Jordan Bardella’nın 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağın en güçlü adayı haline gelebileceğini yazdı. Dergiye göre Bardella’nın siyasi geleceği büyük ölçüde, Marine Le Pen’in seçimlere katılmasını engelleyen mahkeme kararına yaptığı itirazın sonucuna bağlı olacak.

The Economist, Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik’in genç lideri Jordan Bardella’nın sağ siyasetin cumhurbaşkanlığı için öne çıkan adayı haline gelebileceğini yazdı.

Dergiye göre Bardella’nın siyasi geleceği büyük ölçüde, akıl hocası Marine Le Pen’in 2027 seçimlerine katılıp katılamayacağına ilişkin yargı sürecinin sonucuna bağlı.

Fransa’da bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimi 2027 ilkbaharında yapılacak. Mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, anayasal dönem sınırlaması nedeniyle art arda üçüncü kez aday olamıyor.

Bardella’nın siyasi hamisi olarak görülen Marine Le Pen, geçen yıl Avrupa Parlamentosu fonlarının kötüye kullanılması davasında dört yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Cezanın iki yılını elektronik kelepçeyle geçirmesi, kalan iki yılının ise ertelenmesi kararlaştırıldı.

Le Pen ayrıca seçimlere katılmaktan men edildi. Karara itiraz eden Le Pen’in temyiz duruşmasının 7 Temmuz’da görülmesi bekleniyor.

The Economist, bugün 30 yaşında olan Bardella’nın siyasi yükselişini “çarpıcı” olarak nitelendirdi.

Paris’in en yoksul ve en yoğun nüfuslu banliyölerinden Saint-Denis’de büyüyen Bardella, Fransa’nın siyasi elitini yetiştiren okullarda eğitim görmedi. Buna rağmen 16 yaşında Ulusal Birlik’e katıldı, 23 yaşında Avrupa Parlamentosu seçimlerinde partinin liste başı adayı oldu ve 27 yaşında partinin genel başkanlığına seçildi.

Dergiye göre Bardella’nın bu konuma yükselmesinde, onu siyasi varisi olarak seçen Le Pen belirleyici rol oynadı.

Dergi, Bardella’nın hızlı siyasi yükselişinin tek avantajı olmadığını da yazdı.

Bardella’nın TikTok’ta 2 milyondan fazla takipçisi var ve hem gençler hem de emekliler arasında geniş bir popülerliğe sahip olduğu belirtiliyor.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi için tarihler belirlendi

The Economist’e göre Bardella, Le Pen’den farklı olarak partinin “yeni yüzü” olarak öne çıkıyor. Dergi, Bardella’nın aile adının geçmişten gelen yükünü taşımadığını ve “antisemitik bir dışlanmış parti” imajıyla özdeşleşmediğini yazdı.

Ayrıca Bardella’nın, hem “içlerinden biri” görüntüsü verebilen hem de üst sınıf çevrelerde rahat hareket edebilen bir profil çizmesinin seçmen nezdindeki cazibesini artırdığı değerlendirmesinde bulundu.

Dergiye göre Bardella’nın siyasi çizgisi, göç karşıtı politikaları, çevre gündemine yönelik kuşkucu yaklaşımı ve ulusal egemenliği güçlendirme hedefini bir araya getiriyor.

Bardella’nın amacının, Fransa’nın “kendi büyüdüğü mahalleye benzemesini engellemek” olduğu aktarıldı.

The Economist, tüm bu unsurların Bardella’nın siyasi yükseliş ihtimalini güçlendirdiğini yazdı.

Bununla birlikte dergi, Bardella’nın “elit” sayılabilecek yaşam tarzının sistem karşıtı seçmenler nezdinde güven kaybına yol açabileceğini de belirtti.

Dergiye göre siyasetçinin seçkin çevrelerle yakınlaşması, düzen karşıtı seçmen tabanı içindeki desteğini zayıflatma riski taşıyor.

Avrupa

AB, savunma politikaları için yeni grup kuruyor

Yayınlanma

AB’nin baş diplomatı Kaja Kallas, değişen ABD varlığı karşısında bloğun kendini nasıl savunabileceğini değerlendirecek, eski siyasi ve askeri liderlerden oluşan üst düzey bir grubun kurulacağını duyurdu.

İrlanda’da düzenlenen gayri resmi savunma bakanları toplantısının açılışında yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta faaliyete geçecek olan bu yeni yapının, Avrupa Birliği’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Ukrayna’dan da önde gelen isimleri içereceğini belirtti.

Kallas şöyle konuştu:

“Elbette NATO, Avrupa güvenliğimizin temel taşı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda ABD de Avrupalı müttefiklerden kendi savunmamız konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istiyor. Neden bu siyasi ve askeri liderler? Çünkü onlar, kurumlar olarak bizim söyleyemeyeceğimiz şeyleri de söyleyebilirler.”

Kallas’ın sözcüsü, gruba kimlerin katılacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Eski Estonya başbakanı, grubun amacının ABD’nin savunma kapasitesini taklit etmek değil, “benzersiz güçleri” kullanarak Avrupa topraklarını savunmaya odaklanmak ve aynı zamanda “Ukrayna’nın kapsamlı operasyonel deneyimini” kullanarak “geleneksel düşünceye meydan okumak” olduğunu da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Letonya’da 12 bin NATO askerinin katıldığı Namejs tatbikatı başladı

Yayınlanma

Letonya’da 12 bin askerin katıldığı kapsamlı devlet savunma tatbikatı Namejs başladı. NATO müttefiklerinin yer aldığı ve 8 Ekim’e kadar sürecek manevralarda “Ukrayna’daki savaştan çıkarılan dersler” ile insansız hava araçlarına karşı savunma faaliyetleri ön plana çıkıyor.

Letonya’da 2 Eylül itibarıyla başlayan “Namejs” adlı kapsamlı devlet savunma tatbikatı 8 Ekim’e kadar devam edecek.

Delfi portalının haberine göre manevralarda Letonya’nın yanı sıra Kanada, ABD, Estonya ve Litvanya dahil olmak üzere diğer NATO üyesi ülkelerden toplam 12 bin asker görev alıyor.

Tatbikat, NATO’nun Çok Uluslu Kuzey Tümeni Karargahı ile müşterek olarak icra ediliyor. Manevraların planlama aşamasında güncel silahlı çatışmalardan ve Ukrayna’daki muharebelerden elde edilen tecrübeler ile dersler dikkate alındı.

Bu kapsamda özellikle insansız hava aracı sistemlerinin kullanımı ile insansız hava araçlarına karşı savunma kapasitesinin geliştirilmesine ağırlık verilecek.

Letonya’nın sınır bölgelerini de kapsayan doğu kesiminde yoğun insansız hava aracı uçuşları planlanırken, askeri unsurlar bu araçların tespiti, teşhisi ve etkisiz hale getirilmesi üzerine eğitim icra edecek.

Manevralarda Devlet Savunma Hizmeti personeli ve yedek askerler de dahil olmak üzere tüm birliklerden unsurlar görev alıyor. Askeri personel tatbikat boyunca sivil kurumlar, devlet güvenlik organları, yerel yönetimler ve işletmelerle koordinasyon ve işbirliği süreçlerini de uygulayacak.

Letonya Devlet Güvenlik Hizmeti, geçtiğimiz Temmuz ayında Ventspils kentinde yaklaşık 600 kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörle mücadele tatbikatı olan “Vindau 2026″yı düzenlemişti.

Söz konusu tatbikatta, senaryo gereği limana ve bir yolcu feribotuna saldıran silahlı teröristlere müdahale edilmişti.

Letonya’nın Omega ve Sigma birimleri ile Finlandiya Ulusal Ordusu’nun özel harekat taburunun yer aldığı tatbikata Estonya, Letonya, Kanada, Ukrayna ve Polonya’dan temsilciler katılmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Deutsche Bank CEO’sundan “popülizm” uyarısı

Yayınlanma

Deutsche Bank CEO’su Christian Sewing, AfD’nin kazanmaya çok yakın olduğu Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde “popülizm” uyarısında bulundu.

Sewing, Frankfurt’ta Handelsblatt’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansta, Almanya için Alternatif’in (AfD) adını anmadan, “Popülist partiler basit çözümleri varmış gibi davranıyorlar. Gerçekte ise, başarılarımızın temelini oluşturan değerlerle çelişen kavramları yayıyorlar: açıklık, çeşitlilik, güçlü bir Avrupa, güvenilir kurumlar ve uluslararası işbirliği,” dedi.

Almanya’nın en büyük kredi kuruluşunun CEO’su, “aşırıcı” partilerin politika belirleme sürecinde söz sahibi olması halinde ortaya çıkacak olumsuz iktisadi sonuçlar konusunda daha önce de uyarıda bulunan şirket liderleri arasında yer alıyor.

Anketlerde önde giden AfD, ortak para birimi olarak avrodan vazgeçilmesini ve göçün sıkı bir şekilde engellenmesini savunuyor.

Sewing’in yorumları, Infineon Technologies CEO’su Jochen Hanebeck’in birkaç gün önce LinkedIn’de yayınladığı bir gönderide “sahte tartışmalar, sembolik siyaset ve popülizm” konusunda uyarıda bulunmasının ardından geldi.

Bundesbank Başkanı Joachim Nagel de Le Monde’a verdiği röportajda, avronun ortadan kaldırılması çağrısının “sorumsuzca ve son derece tehlikeli” olduğunu söyledi.

Nagel, “Almanya, tıpkı Fransa ve para birliği genelinde olduğu gibi, tek para birimi sayesinde muazzam bir refah elde etti,” dedi.

Kamu yayıncısı ARD tarafından yaptırılan en son Infratest Dimap anketine göre, 6 Eylül’deki seçimler öncesinde AfD, Saksonya-Anhalt eyaletinde %42 civarında oy alıyor.

Bu, Temmuz ayındaki ankete kıyasla bir puanlık artışa karşılık gelirken, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) desteği ise 2 puan düşüşle %22’ye geriledi.

Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşiller, sırasıyla %11, %8 ve %6 oranlarıyla eyalet parlamentosuna girmek için yeterli oy oranına sahip olacak.

Büyük çaplı sınır dışı etmeleri savunan AfD’nin ezici bir zaferi, ülkenin İkinci Dünya Savaşı sonrası siyasi düzeniyle bir kopuşu işaret edecek.

Bu durum, halkın desteğini kazanmak için zorluklar yaşayan Şansölye Friedrich Merz’in Berlin’deki federal hükümetine özellikle ağır bir darbe vuracak.

Sewing Çarşamba günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:

“Böyle bir gidişatın nereye varacağını açıkça ortaya koymalıyız. İzolasyonizm, milliyetçilik ve güvensizliğin körüklenmesi sorunlarımızın hiçbirini çözmeyecek. Aksine, tüm bunlar Almanya’yı bir iş merkezi olarak zayıflatır, yatırımları ve vasıflı işçileri caydırır ve büyümeyi tehlikeye atar.”

Birkaç partinin Saksonya-Anhalt eyalet parlamentosuna girmek için gerekli %5 barajını aşamaması nedeniyle, AfD %50’nin altında bir oy oranıyla bile sandalye çoğunluğunu elde edebilir.

Eğer bu hedefe az da olsa ulaşamazsa, AfD ile işbirliği yapmayı reddeden diğer partilerin oylarına da güvenmeye çalışabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English