Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya’nın altyapı yatırımları için yaptığı borçlanma boşa gidiyor

Yayınlanma

İki önde gelen araştırma enstitüsünün yeni raporlarına göre, Almanya hükümeti başlangıçta altyapı için ayrılan fonların büyük bir kısmını bütçe açıklarını kapatmaya yönlendirdi.

Bu durum, Berlin’in uzun süredir vaat ettiği yatırım hamlesini hayata geçirme kabiliyeti konusunda yeni şüpheler uyandırıyor.

Alman milletvekillerinin, yüz milyarlarca avroluk borçlanmanın önünü açmak için tarihi anayasa reformlarını onaylamasından bir yıl sonra ortaya çıkan bu bulgular, Şansölye Friedrich Merz’i, hükümetinin durgunlaşan Alman ekonomisini canlandırmak için 500 milyar avroluk altyapı ve iklim fonunu kullanamadığı yönünde yeni eleştirilere maruz bırakabilir.

Raporlara göre, kaynakların yanlış tahsis edilme boyutu çarpıcıdır. Köln merkezli Alman Ekonomi Enstitüsü (IW), fonların yüzde 86’sının başka amaçlara yönlendirildiğini hesaplarken, Ifo Enstitüsü bu rakamı daha da çarpıcı bir şekilde yüzde 95 olarak belirlemiştir.

Ifo Başkanı Clemens Fuest, “Politika yapıcıların borçla finanse edilen fonların neredeyse tamamını başka amaçlar, yani bütçe açıklarını kapatmak için kullandıklarını tespit ettik. Bu büyük bir sorun,” dedi.

İki yıl üst üste yaşanan resesyonun ardından, Almanya ekonomisi 2025’te neredeyse hiç büyümedi. Kamu yatırımlarının da desteğiyle 2026’da hız kazanacağı yaygın olarak bekleniyordu. Fakat şu ana kadar bir toparlanma gerçekleşmemiş görünüyor.

Analistler, Orta Doğu’daki çatışmanın yarattığı yeni engellerin, herhangi bir toparlanmayı etkili kamu harcamalarına daha da bağımlı hale getireceği konusunda uyarıyor.

IW raporuna göre, geçen yıl Berlin’deki Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) koalisyonu, başlangıçta ayrılan fonların sadece yüzde 42’sini kullanabildi.

Alman Ekonomi Enstitüsü’nden Tobias Hentze, “Muhafazakârlar ve SPD, yatırım birikimini ortadan kaldırma şansına sahipti. Şu ana kadar bu şansı değerlendirmediler,” dedi.

Ifo’ya göre, 500 milyar avroluk fondan yapılan borçlanma 2025’te 24,3 milyar avro arttı. Ancak, federal hükümetin fiili yatırımları 2024’e kıyasla toplamda sadece 1,3 milyar avro arttı.

Ifo’ya göre bunun nedeni, Berlin’in günlük harcamaları artırmak için yatırım taahhütlerini mevcut bütçeden Altyapı ve İklim Nötrlüğü Özel Fonu (SVIK) olarak bilinen özel fona kaydırmasıdır. Bu nedenle, fiili toplam yatırımdaki net artış çok az olmuştur.

Ifo araştırmacısı Emilie Höslinger şunları söyledi:

“Temel bütçeden borçla finanse edilen [özel fon] SVIK’e, özellikle ulaştırma sektöründeki hibeler olmak üzere, bazı kalemlerde kaymalar oldu; bu da temel bütçeye önceki yıllara göre daha az yatırım yapıldığı anlamına geliyor. Bu nedenle, özel fonun yatırımlarının büyük bir kısmı gerçek anlamda ek bir yatırım değil.”

Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), daha önce hükümeti, SVIK’in borçlanma kapasitesini “daha amaçlı” bir şekilde kullanmaya çağırmıştı. Böylece, borçlanan paranın gelecekte daha hızlı büyüme potansiyeli yaratması ve bunun da üstlenilen borcun geri ödenmesini kolaylaştırması hedefleniyordu.

Fon kurulmadan önce, Alman Sanayiciler Birliği (BDI) de dahil olmak üzere eleştirmenler, paranın doğru şekilde kullanılmadığı takdirde SVIK’in potansiyel olarak yararlı etkilerinin sulandırılma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English