Bizi Takip Edin

Diplomasi

İngiltere’nin en büyük bankasından Rusya ve Belarus’a ödeme engeli

Yayınlanma

İngiltere’nin varlık bakımından lider bankası HSBC, Rusya ve Belarus’tan gelen ödemeleri kabul etmeme kararı aldı.

Reuters‘in aktardığına göre banka, müşterilerine gönderdiği bildiride söz konusu yasağın bireysel müşterileri kapsayacağını ve her iki ülkeden gelecek tüm işlemlere uygulanacağını duyurdu.

HSBC, geçtiğimiz yaz döneminden bu yana Asya ile gerçekleştirilen işlemler için bankanın Hong Kong şubesini kullanan Rus şirketlerine hizmet vermeyi sonlandırmıştı.

Bu kısıtlamalar, Amerikalı yetkililerin Hong Kong’u ziyaret ederek Rusya’ya yaptırıma tabi malların tedarikinin durdurulmasını talep etmelerinin ardından uygulamaya konulmuştu.

Bankanın yeni ödeme yasağının gerekçeleri açıklanmazken, bu kararın, ABD’nin aralarında devlet bankası Gazprombank’ın da bulunduğu 50 Rus bankasını kara listeye alarak Rusya’ya yönelik mali yaptırımları sıkılaştırmasından bir gün sonra gelmesi dikkat çekti.

ABD Hazine Bakanlığı, yaptırımlarla ilgili açıklamasında, global ölçekteki finans kuruluşlarını, Rusya’nın “SWIFT benzeri” sistemi olan Rusya Merkez Bankası Finansal Haberleşme Sistemi (FMS) ile işbirliği yapmaları durumunda karşılaşabilecekleri olası yaptırımlar konusunda uyardı.

Bu yılın yaz aylarından bu yana Avrupa yaptırımları kapsamında bulunan bu sistem hakkında ABD Hazine Bakanlığı, Rusya Merkez Bankası’nın 20 ülkeden bankaların katılım gösterdiğini belirttiği sistemin yaptırım kısıtlamalarını aşmak amacıyla kullanıldığının altını çizdi.

Savaş öncesinde Rusya’da bankacılık alanında faaliyet gösteren bir iştiraki bulunan HSBC’nin ABD makamlarıyla olan ilişkisi oldukça çalkantılı bir geçmişe sahip.

Banka, daha önce Meksika’daki yan kuruluşu üzerinden kara para aklama suçlamasıyla 2 milyar dolar tutarında para cezasına çarptırılmıştı.

HSBC, Mayıs 2022’de Rusya’daki faaliyetlerini sonlandırdığını açıklamış, iki yıl sonra ise Rusya’daki iştirakini Expobank’a devretmişti.

Putin, Avrupa’nın en büyük bankası HSBC’nin Rusya biriminin Rus Expobank’a satılmasına onay verdi

Diplomasi

AB, Ermenistan’a yeni ticaret ve mali destek paketi açıkladı

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Ermenistan ihracatının yaklaşık yüzde 80’i için gümrük vergilerini kaldırmayı planladığını açıkladı. Plan kapsamında Ermenistan’a 52 milyon avroluk mali destek sağlanacak ve ihracatın Avrupa pazarına yönelmesini kolaylaştırmak için uzman ekipler görevlendirilecek.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yaptığı görüşmenin ardından Avrupa Birliği’nin (AB), Ermenistan ihracatının yaklaşık yüzde 80’i için gümrük vergilerini kaldırmayı planladığını açıkladı.

Bloomberg’in aktardığına göre von der Leyen, yeni ticaret tedbirlerinin Ermeni ürünlerinin büyük bölümüne AB pazarına gümrüksüz erişim sağlayacağını söyledi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu ile AB üyesi ülkelerin onayı gerekiyor.

Yeni düzenleme kapsamında taze meyve ve sebzeler, bitkiler, içecekler ve sert alkollü ürünler gümrüksüz erişimden yararlanacak.

AB ayrıca Ermenistan’a 52 milyon avro mali destek sağlayacak ve yerel üreticilerin AB ülkelerine ihracatını artırmalarına yardımcı olmak amacıyla uzman ekipler görevlendirecek.

Von der Leyen, bu tedbirlerin Ermenistan’ın ihracatının önemli bölümünü Rusya pazarından Avrupa pazarına yönlendirmesine yardımcı olacağını ve Moskova’nın uyguladığı ticaret kısıtlamalarının etkilerini azaltmayı amaçladığını ifade etti.

Von der Leyen ile 2 Temmuz’da düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Paşinyan ise Ermenistan’ın 2029 yılına kadar AB ile vize serbestisi anlaşmasına ulaşmayı umduğunu söyledi.

Avrupa Komisyonu Başkanı da Erivan’ın kaydettiği ilerlemeye işaret ederek, AB’nin yeni değerlendirme misyonunun sonbaharda Ermenistan’a gideceğini açıkladı.

Ermenistan son yıllarda AB ile ilişkilerini kademeli olarak güçlendiriyor. Ülke parlamentosu 2025’te Avrupa bütünleşme sürecinin başlatılmasına ilişkin yasayı kabul etti.

Bununla birlikte Ermeni yetkililer, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) ayrılmayı bu aşamada planlamadıklarını, çünkü AEB üyeliğinin ülke ekonomisi açısından önemini koruduğunu birçok kez dile getirdi. Paşinyan ise AB üyeliğini ülkesinin stratejik hedefi olarak tanımlıyor.

Ermenistan’ın AB ile bütünleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte Rus yetkililer, ülkenin AEB üyeliği konusunda soru işaretleri dile getirmeye başladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan’a AB ile AEB arasında mümkün olan en kısa sürede tercih yapması çağrısında bulundu. Putin, böyle bir durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini söyledi.

Mayıs ayında AEB üyesi dört ülkenin, Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan’ın liderleri de Ermenistan’a, AB ile AEB arasında tercih yapılmasına ilişkin referandumu en kısa sürede düzenleme çağrısı yaptı.

Rusya son aylarda Ermenistan’dan ithal edilen çeşitli ürünlere de kısıtlamalar getirdi. Bu önlemler taze sebze ve meyveler, çiçekler, balık, alkollü içkiler ve diğer bazı ürünleri kapsıyor.

Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi’nin (Rosselhoznadzor) Başkanı Sergey Dankvert, bunun nedeninin “siyasi değil”, üretim sistemindeki yapısal aksaklıklar olduğunu söyledi.

Dankvert, ülkede çok sayıda küçük çiftçinin faaliyet gösterdiğini ancak etkili bir kooperatif yapısı ile yeterli iç denetim mekanizmalarının bulunmadığını belirtti.

Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın bu uygulamalarını “ekonomik baskı” olarak nitelendirdi ve Ermenistan’a yönelik destek paketi ile Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini genişletecek tedbirler hazırladığını açıkladı.

Reuters’ın aktardığı resmi Ermenistan istatistiklerine göre 2025 yılında ülkenin dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile yapılırken, Avrupa Birliği’nin payı yaklaşık yüzde 11 oldu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Sırbistan’ın Çin’den HQ-9 ve başka sistemler almayı planladığı bildirildi

Yayınlanma

Medyada bu hafta, Sırbistan’ın Çin yapımı HQ-9 uzun menzilli hava savunma füze sistemi tedarik etmeyi planladığına dair haberler yer aldı. Sırp basını ayrıca, Sırbistan’ın gelecekte Çin yapımı savaş uçakları da alabileceğini yazdı.

Çinli bir askeri uzman, perşembe günü Global Times’a yaptığı açıklamada, Sırbistan’ın Çin yapımı sistemleri omurga kabul eden bir hava savunma mimarisi kuruyor gibi göründüğünü söyledi. Uzmana göre işbirliğinin artması, hem Çin teçhizatının avantajlarını hem de iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin yükselen seviyesini yansıtıyor.

Sırp medya kuruluşu Tango Six’in haberine göre Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, pazar günü yerel saatle “Pukovnik-pilot Milenko Pavlović” hava üssünü ziyaret etti. Vucic, ziyaret sırasında birkaç kez Çin menşeli yeni askeri teçhizat alımlarından söz etti. Sırbistan’ın Çin’in HQ-9 uzun menzilli hava savunma sistemini alacağını doğruladı.

Defense Security Asia ise salı günü, bu adımın Sırbistan’ı Avrupa’da hava savunması en yoğun biçimde Çin teçhizatıyla donatılmış ülke haline getireceğini iddia etti.

People.cn’ye göre HQ-9 sistemi, Çin’in üçüncü nesil orta-uzun menzilli hava savunma füze sistemi. Sistem, yoğun hava saldırıları ve ağır elektronik karıştırma koşullarında her hava şartında hava savunma operasyonları icra edebiliyor. Çeşitli uçakları, insansız hava araçlarını ve hassas güdümlü mühimmatları önleyebilen sistemin, doygunluk saldırılarına ve çok dalgalı taarruzlara karşı güçlü kapasiteye sahip olduğu, uluslararası ileri standartları karşıladığı belirtiliyor.

Çinli askeri uzman Zhang Junshe, perşembe günü Global Times’a yaptığı açıklamada, Sırbistan’ın halihazırda Çin’in bağımsız olarak geliştirdiği HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi ile FK-3 hava savunma füze sistemini envanterine kattığını söyledi. Zhang’a göre HQ-9’un planlanan tedariki, ülkenin uzun menzilli hava savunma kabiliyetini daha da artıracak. Bu da Sırbistan’ın Çin yapımı sistemleri omurga kabul eden bir hava savunma mimarisi inşa ediyor gibi göründüğüne işaret ediyor.

Zhang, teknik açıdan bunun tasarım felsefesi, bakım ve lojistik destek bakımından uyumluluk sağlayacağını belirtti.

Tango Six ayrıca Vucic’in Hava Kuvvetleri ve Hava Savunma Kuvvetleri subaylarına iki kez Çin’den yapılan alımlardan söz ettiğini; yalnızca HQ-9 sisteminin değil, “başka bir şeyin de satın alındığını” söylediğini aktardı. Vucic’in belirttiğine göre Rafale uçaklarının ardından kısa süre içinde hem savaş uçakları hem de eğitim uçakları dahil yeni hava araçları gelecek.

Tango Six’e göre bu açıklama, Sırp devleti ve askeri liderliğinin daha önce duyurduğu, büyük olasılıkla Çin menşeli bir başka savaş uçağı filosu tedarikine ilişkin planları daha da teyit etti.

Zhang, hava savunma sistemlerinin ötesinde, Sırbistan’ın gelecekte Çin yapımı havadan havaya füzelerle donatılmış Çin savaş uçakları satın alması halinde, hava savunma füze sistemleri ile savaş uçaklarını birleştiren entegre bir muharebe sistemi oluşacağını kaydetti.

Uzmana göre modern savaş, sistemler arası muharebe kabiliyetini öne çıkarıyor. Hava savunma sistemleri, komuta-kontrol sistemleri ve savaş uçaklarının tamamının Çin yapımı olması, entegre operasyonları kolaylaştırır ve Sırbistan’ın hava savunması ile ülke savunması kabiliyetlerini büyük ölçüde artırır.

Zhang, Sırbistan’ın Çin yapımı CM-400AKG havadan yere hipersonik füzesini halihazırda sergilediğini, ancak bu füzenin şu anda Rus yapımı MiG-29’lar tarafından taşındığını söyledi. Ona göre Sırbistan, birden fazla ülkeden teçhizat tedarik ederek askeri bağımsızlığını sürdürmeye çalışıyor, ancak Çin’le işbirliği giderek artıyor.

Zhang’a göre bu durum, Çin teçhizatının güvenilirliğini ve maliyet-etkinliğini yansıtıyor: “Buna karşılık bazı Batılı ülkeler, pahalı ancak performansı vasat ekipmanlar sunuyor. Daha da önemlisi, Çin dost ülkelere siyasi koşullar dayatmadan silah ve teçhizat satıyor. Bazı Batılı ülkeler ise satışları başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmek için kullanıyor, hatta kontrol amacıyla teçhizata arka kapılar yerleştirebiliyor.”

Temmuz 2025’te Sırbistan’ın 250. Hava Savunma Füze Tugayı’na bağlı 2. Hava Savunma Taburu Komutanı Yarbay Dalibor Aleksic, Global Times’a verdiği özel röportajda, FK-3 ve HQ-17AE hava savunma sistemlerinin kullanımına ilişkin deneyimlerin “şu ana kadar çok olumlu” olduğunu söyledi. Aleksic, bu iki hava savunma sisteminin tedarikinin Sırbistan ile Çin arasındaki dostluk ve işbirliğinin daha da güçlenmesine katkı sağladığını belirtti.

Zhang, artan işbirliğinin Sırbistan’ın Çin’e duyduğu yüksek güveni yansıtıyor gibi göründüğünü, satış sonrası hizmetlerin de burada kilit bir faktör olduğunu söyledi. Bunun iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin derinleşen seviyesini gösterdiğini ekledi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

IISS: Rusya, gölge filoyu İHA üssü olarak kullanıyor

Yayınlanma

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından hazırlanan rapor, Rusya’nın Avrupa’daki NATO askeri altyapısını ve hava savunma zafiyetlerini izlemek amacıyla gölge filosuna ait tankerleri denizden İHA fırlatma platformu olarak kullandığına işaret ediyor. Raporda, Ağustos 2024 ile Şubat 2026 döneminde Avrupa semalarında stratejik öneme sahip askeri noktalar üzerinde tespit edilen 144 İHA vakası ele alındı.

Rusya’nın, Avrupa ülkelerindeki NATO askeri altyapısını gözetlemek ve hava savunma sistemlerindeki zafiyetleri tespit etmek amacıyla gölge filosuna ait tankerleri deniz platformu olarak kullandığı ihtimali üzerinde duruluyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) analistleri tarafından hazırlanan ve Bloomberg tarafından aktarılan rapora göre, Moskova yönetiminin bu adımları geniş kapsamlı bir istihbarat faaliyetinin parçası olarak değerlendiriliyor.

Perşembe günü yayımlanan raporda yer alan verilere göre, Ağustos 2024 ile Şubat 2026 arasındaki dönemde, aralarında İrlanda’nın da yer aldığı 11 Avrupa ülkesinin hava sahasında toplam 144 İHA uçuşu kayda geçirildi.

Bu uçuşlar sebebiyle bazı bölgelerde büyük havalimanlarının geçici olarak kapatılması gibi ciddi aksaklıklar yaşandığı belirtiliyor. Tespit edilen İHA vakalarının yaklaşık yarısının doğrudan askeri tesislerin üzerinde gerçekleştiği aktarılıyor.

İnsansız hava araçlarının, ABD’ye ait B61-12 taktik nükleer bombalarının depolandığı üsler ile Fransa’nın balistik füze taşıyan denizaltılarına ev sahipliği yapan askeri liman gibi son derece hassas ve stratejik bölgelerin üzerinde uçtuğu bildiriliyor.

Raporda, söz konusu uçuşların Rusya’nın Avrupa semalarındaki koordineli gözetleme faaliyetlerinin bir parçası olduğu, temel amacın ise kıtadaki hava savunma ağını haritalandırmak ve test etmek olduğu ifade ediliyor.

Avrupa’daki mevcut hava savunma sistemlerinin füze, bombardıman uçakları ve savaş jetleri gibi daha büyük tehditlere karşı tasarlandığı, bu sebeple alçaktan uçan, yavaş ve küçük boyutlu İHA’ları tespit etmekte ve izlemekte zorlandığı kaydediliyor.

Çalışmanın eş yazarlarından Charlie Edwards, konuya dair yaptığı açıklamada, “Rusya ile bağlantılı gemilerin ve bu ülkeye hizmet eden gölge filonun, İHA’ları fırlatmak, sinyallerini yakalamak ya da bu sinyalleri aktarmak amacıyla deniz platformu olarak kullanılmış olmasını muhtemel görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Patruşev: NATO gemilerini beklemeden düşmanın burnunun dibinde olmalıyız

Avrupa’nın yanıtı yetersiz kaldı

İHA ihlallerine maruz kalan Almanya, Danimarka, Belçika ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinin, bağlantılar belirgin olmasına rağmen bu eylemlerden dolayı doğrudan Rusya’yı suçlamaktan kaçındığı belirtiliyor.

Raporda, Avrupa devletlerinin bu duruma yönelik kurumsal reaksiyonu “parçalı” ve “uyumsuz” olarak nitelendirilirken, sorumluların tespit edilme sürecinin çok yavaş işlediği ve verilen yanıtların çoğunlukla orantısız kaldığı vurgulanıyor.

Edwards, Akdeniz bölgesinde benzer İHA faaliyetlerinin görülmemesini, bu havzadaki deniz gözetleme kapasitesinin gelişmiş olmasına ve ABD denizaltılarının bölgedeki yoğun varlığına bağlıyor.

Analist, Akdeniz’de fark edilmeden hareket etmenin ve bu tip platformlardan hava aracı yönlendirmenin çok daha güç olduğunu ekliyor.

Denetimler başlayınca uçuşlar kesildi

Araştırmanın diğer yazarı Louis Byrne ise bazı hükümetlerin bu olayları kendi içlerinde aktif olarak soruşturduğunu ifade etti.

Byrne, 2026 yılının başlarında Avrupa ülkelerinin gölge filoya ait tankerleri denizlerde durdurmaya ve üzerlerinde arama yapmaya başlamasıyla birlikte, şüpheli İHA uçuşlarının neredeyse tamamen bıçak gibi kesildiğine dikkat çekti.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Avrupa Birliği (AB), Akdeniz’de gölge filoya ait tankerlerin durdurulması ve aranması için askeri gemilerin görevlendirilmesine izin veren bir düzenlemeyi yakın dönemde onaylamıştı.

Bugüne kadar bu sınıftaki yaklaşık on gemiye yönelik operasyonlar gerçekleştiren Ukrayna ise Birleşmiş Milletler’e (BM) başvuruda bulunarak gölge filo tankerlerinin meşru askeri hedef olarak tanınmasını talep etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English