Rusya
Putin’den Afrikalı liderlere: Kiev’in ileride başka mutabakatları reddetmeyeceğinin garantisi nedir?

Ukrayna çatışmasında arabuluculuk turundaki Afrika liderleri, Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, Afrika Birliği Başkanı ve Komor Adaları Devlet Başkanı Azali Assoumani, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, Senegal Devlet Başkanı Macky Sall, Mısır Başbakanı Mustafa Madbuli, Kongo Devlet Bakanı ve Kabine Başkanı Florent Ntsiba, Uganda Başkanı Özel Yetkili Temsilcisi Ruhakana Rugunda, bir önceki gün Kiev’deki görüşmelerin ardından dün de St. Petersburg’da Putin ile görüştüler. Görüşmenin neredeyse tamamı basına açık geçti. Ramaphosa, heyetin pozisyonunu 10 madde halinde özetledi. Buna göre:
1) Barış arayışı içinde geldik; girişimimiz bu yöndeki “büyük oyuncuların” tekliflerine alternatif değildir.
2) Savaşın derhal bitirilmesi, çatışmanın görüşme ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi gerekli. “Savaş ebediyen süremez.” Savaş Afrika kıtasında ve dünyanın başka pek çok ülkesinde olumsuz sonuçlar yaratıyor: enerji fiyatlarından gübre ve gıda mamullerine kadar fiyatların yükselmesi savaşın sonucu.
3) Çatışan her iki tarafın da gerilimi düşürmesi görüşmelere yardım edecek.
4) BM Şartı temelinde ülkelerin egemenliğini tanıyoruz. (Ramaphosa, Ukrayna’nın adını anmadan genelleme yaptı.)
5) “Bütün ülkelerin güvenlik garantisine ihtiyacı vardır. Bu meseleyi bütün taraflar gündeme getirdi. Bütün taraflar belli garantiler istiyorlar, biz de onlarla mutabıkız.”
6) Karadeniz üzerinden hububat nakliyesinin açılması, engellerin kaldırılması.
7) Çatışma yüzünden muhtaç duruma düşmüş olanlara insani yardım.
8) Her iki tarafın savaş esirlerinin serbest bırakılması.
9) Çatışmanın ardından yeniden imar.
10) Afrikalı liderlerin inisiyatifinin savaşın bitirilmesine yönelik belli bir çalışmanın başlangıcı olması.
Putin, Afrikalı liderlere cevap olarak uzun bir konuşma yaptı. En önemli yerleri sayılabilecek bir bölümünü eksiksiz çevirmek gerek, zira bunlar, bir entelektüel-diplomatik üslubu da fazlasıyla yansıtıyor ve bu üslup, Rusya’nın dış ilişkilerinde başarı kazanmasının vasıtalarından biri.
Konuşmada özellikle geçen yıl İstanbul görüşmelerinde tarafların parafe ettiği metne yapılan gönderme, Rusya’nın arabulucular karşısındaki diplomatik elini güçlendiriyor. Putin söz konusu taslak belgeyi gösterirken Afrikalı liderlerin yüz ifadeleri, buna tanıklık ediyor. Ama sorun şu ki Kiev rejiminin diplomatik elini zayıflatıyor değil, çünkü rejim zaten diplomasiyi bütünüyle işlevsiz kılmayı amaç edinmiş durumda. İlk defa sabık Britanya başbakanı Boris Johnson’un formüle ettiği, troykanın Rusya’ya karşı Ukrayna’da “son Ukraynalıya varıncaya kadar” savaşması “konsepti” işlemeye devam ediyor.
Yeri gelmişken, Putin parafe edilmiş taslak anlaşmanın ayrıntılarına girmedi gerçi, ama kameralar karşısına çıkan sayfada Rusya’nın çatışmanın en başındaki hedeflerinden demilitarizasyonun aslında Kiev rejimi tarafından ilkesel olarak kabul edildiğini ve bu çerçevede pazarlık yapıldığını gösteren veriler var. Zor okunuyor gerçi, ama gene de çevirmeye değer.
“Ek 1”. Başlık: “Barış zamanında Ukrayna silahlı kuvvetlerinin askeri yapısında bulunan personel bileşeninin, silahların ve askeri araçların üst sınırı”. Rusya’nın pozisyonu italik, Kiev rejiminin pozisyonu kalın harflerle yazılmış. Ukrayna silahlı kuvvetlerinin sayısı Ukrayna’ya göre 250 bini aşmaz, Rusya’ya göre 85 binin altında. Milli muhafızların sayısı Rusya’ya göre 15 binin altında, Ukrayna tarafı görüş belirtmemiş olmalı ki onların talebi yazılı değil. Tank sayısı: Ukrayna’nın talebi 800, Rusya’nın talebi 342. Zırhlı piyade aracı: Ukrayna’nın talebi 2400, Rusya’nın talebi 1029. Top: Ukrayna’nın talebi 1900, Rusya’nın talebi 519. Çok namlulu roketatar: Ukrayna’nın talebi 600, Rusya’nın talebi 96. PTİ (?): Ukrayna’nın talebi 380, Rusya’nın talebi 96. Havan: Ukrayna’nın talebi 1080, Rusya’nın talebi 147. Tanksavar füze bataryaları: Ukrayna’nın talebi 2000, Rusya’nın talebi 333. Hava savunma bataryaları: Ukrayna’nın talebi 200, Rusya’nın talebi 190.
Liste böyle devam ediyor.
Aynı şekilde, Putin konuşmasında hububat anlaşmasının Afrika ülkelerine yardımcı olduğu iddiasını somut rakamlarla çürütüyor. Burada bizim açımızdan en dikkat çekici veri, Karadeniz koridorundan çıkarılan 38,9 milyon ton Ukrayna hububatından 3,49 milyon tonunu Türkiye’nin aldığı vurgusu. Genel ve teorik açıdan en dikkat çekici veri ise AB ve ABD’nin pandemi dönemindeki krizi para emisyonunu muazzam ölçeklerde artırarak “gelişmekte olan ülkelere” ihraç ettiği vurgusu. Bu, genel marksist emperyalizm analizlerindeki “emperyalizm krizini ihraç eder” yaklaşımının bir tür doğrulaması.
* * *
Birincisi. İyi bildiğinize eminim, Ukrayna’daki bütün problemler 2014’te Ukrayna’da yapılan anayasa dışı silahlı ve kanlı darbeden sonra başladı. Bu darbe batılı sponsorlar tarafından desteklendi. Üstelik bunlar, bu konuda konuşmaktan da sakınmıyorlar ve sakınmadılar. Bu darbenin hazırlanması ve gerçekleştirilmesi için harcadıkları miktarı bile söylediler. Ve bu, darbe, Kiev’de bugün hâkim olanların iktidarının kaynağıdır. Birincisi bu.
İkincisi. Bu darbeden sonra Ukrayna halkının bir kısmı bu darbeyi desteklemedi ve bu bölgelerin halkının bu olay neticesinde iktidara gelen kimselere boyun eğmeyeceğini açıkladı. Rusya bu insanları desteklemeye mecburdu, çünkü bu topraklarla tarihi bağlarımız, bu topraklarda yaşamakta olan insanlarla kültürel-dilsel bağlarımız var.
Uzun zaman Ukrayna’daki durumu barışçıl vasıtalarla düzeltmek hedefini güttük. Eğer duyduysanız, mutlaka duymuşsunuzdur bununla ilgili bir şeyler, Belarus’un başkenti Minsk’te çatışan taraflar arasında mutabakatlar imzalandı. Böylelikle Minsk çözüm süreci başladı.
Anlaşıldı ki batılı ülkeler ve Kiev’de iktidarı almış olan yetkililer bizi boş vaatlerle aldattılar, sonra açıktan açığa, barış mutabakatlarımıza bağlı kalmayacaklarını da açıkladılar ve fiilen bu barış sürecinden ayrıldılar.
Saygıdeğer dostlar, Rusya tam bunun ardından sekiz yıl boyunca tanımamış olduğumuz, Ukrayna topraklarında meydana gelmiş bağımsız devletleri, Lugansk Halk Cumhuriyeti ve Donetsk Halk Cumhuriyeti’ni tanımaya mecbur kaldı.
Şimdi bu meselenin uluslararası hukuk tarafına değineceğim. Soru şu: bu toprakların bağımsızlığını tanımaya hakkımız var mı? BM Şartı’na tamamen uygun olarak buna hakkımız var, çünkü, BM Şartı’nın ilgili maddeleri rehber edinilirse bu toprakların da bağımsızlıklarını ilan etmeye hakkı var. Demek ki tanıma hakkımız doğdu, biz de bunu yaptık.
Sonra, onlarla dostluk ve karşılıklı işbirliği anlaşmasının imzalanmasının ardından, BM Şartı’na tamamen uygun olarak bu desteği onlara verme hakkımız da vardı. Çünkü Kiev rejimi bu problemi silahla çözmek için pek çok girişimde bulunmuştu ve esasen de 2014’te bu barışçıl yurttaşlara karşı hava kuvvetlerini, tankları ve topçuları kullanarak askeri harekâtlara başlamıştı. Bizim de meşru müdafaaya gönderme yapan BM Şartı 51’inci maddesine uygun olarak onlara yardımca bulunma hakkımız vardı.
Bu nedenle, saygıdeğer meslektaşlarım, şu an serimlediğim bu mantık, benim görüşüme göre ve meslektaşlarımın, uzmanların görüşüne göre, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Örgütü Şartı açısından kusursuzdur. Bu, birinci bölüm.
Hepimizi endişelendiren ikinci bölüm ise dünya ekonomisiyle, gıdayla, onunla ilişkili her şeyle, enflasyonla vb. ilgili.
Şuna dikkatinizi çekerim: dünya gıda pazarındaki kriz hiç de Rusya’nın Ukrayna’daki özel askeri harekâtının sonucu değildir. Kriz, Ukrayna’daki durumdan çok önce meydana gelmeye başladı ve batılı ülkelerin, hem Birleşik Devletler’in hem de Avrupa ülkelerinin koronavirüs enfeksiyonu epidemisiyle ilişkili kendi problemlerini çözmek için temelsiz, iktisadi açıdan haklı görülemeyecek emisyonlara girişmeye başlaması sonucunda ortaya çıktı.
Esasen devasa emisyonlar yaparken (bence ABD’de bu 10 trilyon dolar kadar, Avrupa’da ise 5 trilyon avro civarında bir şey) bu ülkeler dünya pazarından bütün gıda mamullerini kendi yararlarına bir elektrikli süpürge gibi çektiler; bunu yaparken kendi tekel pozisyonlarını kötüye kullandılar ve gelişmekte olan ülkeleri dezavantajlı bir duruma soktular. Ayrıntılarına girmeyeceğim, ama bu, bizdeki deyimle, tıbbi bir vakıa, açık bir şey.
Şimdi de hububat anlaşması konusunda. Evet, elbette, her şeye rağmen, Ukrayna topraklarındaki çatışmayla ve Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmayla ilişkili her tür probleme rağmen gelişmekte olan ülkelerin, bu bağlamda gıdaya ihtiyaç duyan Afrika ülkelerinin de bunun acısını çekmemesi gerektiğini anlıyoruz.
Biz, Ukrayna hububatının dünya pazarlarına sunulmasının fakirlik ve açlık problemini çözmekte olduğunu düşünmüyoruz. Hayır, öyle değil. Dahası biz, BM Genel Sekreteri Guterres’in tekliflerini kabul ettik ve, kendisinin o zaman dediği gibi, Ukrayna hububatının öncelikle Afrika’nın en fakir ülkelerine sevkiyatının temin edilmesi için de her şeyi yaptık. Biz bunu kabul ettik.
Peki sonuçlar nedir, saygıdeğer bayanlar ve baylar? İzninizle sayıları dile getireceğim. Sayılar kuru, duygusuz şeylerdir.
15 Haziran itibariyle Ukrayna limanlarından bizim ve Türkiye’nin katkısıyla (Türkiye Cumhurbaşkanı bunun için pek çok şey yaptı) 31,7 milyon ton zirai ürün çıkartıldı. 31, milyon ton, az değil.
Muhtaç Afrika ülkelerine, bunlar Cibuti, Somali, Sudan, Libya, Etiyopya, bu 31,7 milyondan 976 bin ton gönderildi. Bu, saygıdeğer bayanlar ve baylar, değerli dostlar, hepsi topu yüzde 3,1’dir. Bu yeni sömürgeci iktidarlar, Avrupa’dakiler, ama esasen Amerikalılar, uluslararası toplumu ve Afrika’nın muhtaç ülkelerini bir kez daha aldattılar: 31,7 milyon ton çıktı ve bunun sadece yüzde 3’ü muhtaç Afrika ülkelerine taşındı.
Bu bir aldatma değil mi? Yüzyıllardır bütün dünyaya yalan söylemeye alışmışlar, bugün de buna devam ediyorlar. Bu arada AB devletlerine yüzde 38,9, 12,3 milyon ton; Türkiye’ye yüzde 11, geri kalanı da başka ülkelere.
Bu nedenle, buna dikkatinizi çekerim: Ukrayna hububatının dünya pazarına sevkiyatı gıdaya muhtaç Afrika ülkelerinin problemlerini çözmüyor. Buna tekrar döneceğim.
Şimdi görüşmeler konusu.
Saygıdeğer Başkan Ramaphosa! Değerli dostlar!
Rusya asla görüşmeleri geri çevirmedi. Dikkatinizi şuna çekmek isterim: gene Başkan Erdoğan’ın katkısıyla, bildiğiniz gibi, Türkiye’de, Rusya ve Ukrayna arasında, güven artırıcı tedbirler (bunlardan bahsettiniz) ve bizatihi anlaşma metninin hazırlanmasına yönelik bir dizi görüşme yapıldı. Ukrayna tarafıyla bu anlaşmanın gizli bir nitelik taşıyacağına dair anlaşmamız olmadı, ama hiçbir zaman açıkça sunmadık, yorumlamadık da.
Bu anlaşma taslağı Kiev’den gelen görüşme grubunun başkanı tarafından parafe edildi; buraya kendi imzasını koydu. İşte, taslak burada. Adı da şöyle: “Ukrayna’nın devamlı tarafsızlığı ve güvenlik garantileri anlaşması”. Tam da sizin, saygıdeğer dostum Güney Afrika Cumhuriyeti Başkanı, sözünü ettiğiniz garantilerle ilgili. 18 madde.
Dahası, bunun ekleri de var. Bunlar, biliyorsunuz (şu an bile bunun üzerine konuşmayacağım), bunlar silahlı kuvvetlerle ilgili, başka şeylerle ilgili. Her şey yazılı: askeri araçların sayısına ve silahlı kuvvetlerin personel bileşimine kadar. İşte bu belge, bu Kiev heyeti tarafından parafe edildi. İmza da duruyor.
Ama biz, söz verdiğimiz gibi, birliklerimizi Kiev’den çektikten sonra Kiev’deki yetkililer, efendilerinin hep yaptığı gibi bütün bunları tarihin çöplüğüne attılar. Düzgün olsun diye böyle söyleyelim, entelektüel bir şekilde ifade etmeye çalışacağım. Bunu reddettiler. Peki nerede, ileride de başka bir takım mutabakatları reddetmeyeceklerinin garantisi? Ama biz bu şartlarda görüşmeler yürütmeyi hiçbir zaman reddetmedik.
Değerli dostlar!
Hiçbir görüşme yürütmeyeceğini ilan eden biz değiliz, Ukrayna yönetimidir. Dahası, Ukrayna’nın mevcut başkanı, bu görüşmeleri yürütmeyi yasaklayan bir kararname de imzaladı. Bu nedenle, kaygınızı anlıyorum, paylaşıyorum ve hiç kuşkusuz her tür teklifinizi mülahaza etmeye hazırız. Ama görüşmeleri reddeden biz değiliz, Ukrayna tarafı reddetti, kararname bile çıkardı. Bizden ne istiyorlar?
Rusya
Rusya, kırılgan bölgeler için yeni akaryakıt adımları hazırlıyor

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Enerji Bakanlığı ile petrol sektöründeki şirketlere, büyük petrol şirketlerinin faaliyet göstermediği bölgelerde akaryakıt piyasasını istikrara kavuşturacak somut önlemler hazırlama talimatı verdi. Hükümete göre toplantıda yakıt üretimi, mevcut stoklar, lojistik güzergahları ve iç piyasaya yönelik destek mekanizmaları ayrıntılı biçimde ele alındı.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Rusya Enerji Bakanlığı ile ülkedeki petrol şirketlerine, büyük petrol şirketlerinin faaliyet göstermediği bölgelerde akaryakıt piyasasını istikrara kavuşturacak somut önlemler hazırlama talimatı verdi.
Rus hükümeti, kararın Novak’ın başkanlığında düzenlenen toplantının ardından alındığını açıkladı.
Hükümetin açıklamasında, “Enerji Bakanlığı’nın sektör şirketleriyle birlikte bir sonraki toplantıya kadar bu bölgelerdeki durumu istikrara kavuşturmaya yönelik somut önlemleri ve izlenecek adımları hazırlayıp sunması gerekiyor” ifadelerine yer verildi.
Açıklamaya göre çalışma, büyük petrol şirketlerinin bulunmadığı bölgeleri kapsayacak.
Hükümet, toplantıda petrol ürünleri üretimindeki mevcut durumun, yakıt stoklarının, lojistik güzergahlarının ve iç piyasaya yönelik destek tedbirlerinin ayrıntılı biçimde değerlendirildiğini bildirdi.
Novak, bir sonraki toplantının daha kırılgan durumdaki bölgelere odaklanacağını belirtti. Başbakan Yardımcısı, görüşmenin hızla değişen koşullar dikkate alınarak gerçekleştirileceğini ifade etti.
Novak, 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada Rusya’nın iç piyasasında yakıt arzının yeterli olduğunu söylemişti.
Başbakan Yardımcısı, bazı akaryakıt istasyonlarında görülen yerel kesintilerin lojistik nedenlerden kaynaklandığını ve bunların kısa sürede giderildiğini dile getirmişti.
Novak ayrıca, dikey entegre petrol şirketlerinin kendi akaryakıt istasyonlarında fiyatları enflasyon sınırları içinde tutmayı sürdürdüğünü belirtmiş, buna karşın bağımsız akaryakıt istasyonlarındaki fiyatlarla arada “fark” bulunduğunu ifade etmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 28 Haziran’da iç piyasada yakıt sıkıntısı bulunduğunu, ancak bunun kritik düzeyde olmadığını söylemişti.
Putin, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin enerji altyapısına yönelik saldırılarının bazı zorluklar yarattığını, buna rağmen zarar gören tesislerin kısa sürede onarıldığını ifade etmişti.
Aynı gün Putin, iç piyasaya petrol ürünleri tedarikinin güvence altına alınmasına ilişkin bir toplantıya başkanlık etmişti.
Rusya
Nabiullina: Yakıt şokunun enflasyona etkisi geçici

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, Banka’nın Finans Kongresi’ndeki basın toplantısında Ulusal Ödeme Kartı Sistemi’nin (NSPK) bir bölümünün piyasaya satılmasının değerlendirileceğini açıkladı. Nabiullina ayrıca yakıt piyasasındaki gelişmelerin enflasyona etkisi, Visa ve Mastercard kartlarının dolaşımdan çekilmesi, yabancı ülke vatandaşlarının mevduatlarına getirilen kısıtlamalar, bloke edilmiş varlıklar ve borsadaki düşüşe ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, Rusya Merkez Bankası’nın Finans Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında Ulusal Ödeme Kartı Sistemi’nin (NSPK) hisselerinin bir bölümünün piyasaya satılmasına yönelik hazırlıkların başlayacağını duyurdu.
Nabiullina ayrıca yakıt piyasasındaki gelişmelerin enflasyona etkisi, Visa ve Mastercard kartlarının geleceği, yabancı ülke vatandaşlarının Rusya’daki mevduatlarına getirilen kısıtlamalar, bloke edilmiş varlıklar ve hisse senedi piyasasındaki gerilemeye ilişkin soruları yanıtladı.
NSPK hisseleri için piyasa değeri belirlenecek
Nabiullina, Merkez Bankası’nın NSPK’nın piyasa değerini belirlemeye yönelik çalışma yürüteceğini söyledi. Bunun, şirketteki hisselerin bir bölümünün gelecekte piyasaya satılmasına ilişkin olası sürecin değerlendirilmesi amacı taşıdığını ifade etti.
Nabiullina, “Mevzuatta yer alan hükümler bize şu anda hisselerin bir bölümünü piyasaya satma imkânı tanıyor. Ancak elimizde yüzde 50 artı bir hisse kalması gerekiyor. Ayrıca tek bir yatırımcının elinde yüzde 5’ten fazla hisse bulunamıyor. Bu yaklaşım doğru, çünkü NSPK kritik altyapı şirketi. Özel yatırımcıların ortak olması durumunda hisse yoğunlaşmasının oluşmaması önemli. Potansiyel yatırımcıların da bu hisselerin değerini görebilmesi için NSPK’nın piyasa değerini belirlemeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Nabiullina, düzenleyici kurumun yakıt piyasasında yaşanan arz şokunun geçici olacağı varsayımıyla hareket ettiğini belirtti. Bununla birlikte, söz konusu gelişmenin enflasyon beklentileri üzerinden kalıcı etki yaratmamasının önem taşıdığını söyledi.
Nabiullina, “Öncelikle hangi enflasyon riskinin gerçekleştiğini anlamamız gerekiyor. Bunlar geçici nitelikte tek seferlik arz şokları olabilir. Biz bunların geçici olacağını varsayıyoruz. Önemli olan, özellikle enflasyon beklentileri üzerinden çekirdek enflasyon göstergelerini etkileyen ikincil sonuçların ortaya çıkmaması. Haziran ayında yapılan enflasyon beklentisi anketleri bu unsurun beklentiler üzerinde etkili olduğunu göstermedi. Temmuz ayında da durumu izleyeceğiz ve temmuz ayındaki yönetim kurulu toplantısı öncesinde gelişmeleri dikkatle değerlendireceğiz” dedi.
Visa ve Mastercard kartları zamanla dolaşımdan çıkacak
Nabiullina, Visa ve Mastercard markalı kartların zaman içinde dolaşımdan çekileceğini söyleyerek “Bu konuda herhangi bir takvim belirlemiyoruz. Ancak fiilen durum şu ki, kartların üzerinde Visa veya Mastercard yazsa da işlevleri artık Mir kartlarıyla aynı” ifadelerini kullandı.
Nabiullina, Merkez Bankası’nın bankalar için açıklayıcı rehber hazırladığını ve bunun yaptırımlara ilişkin son başkanlık kararnamesinin uygulanmasına açıklık getirmeyi amaçladığını söyledi.
Rusya Devlet Başkanı’nın 95 sayılı kararında yapılan değişikliklerin 1 Haziran’da yürürlüğe girmesinin ardından, Rus bankalarında hesabı bulunan yabancı ülke vatandaşlarının bir bölümü hesaplarındaki ve vadeli mevduatlarındaki paralar üzerinde tasarruf kısıtlamalarıyla karşılaştı.
RBK’nın haberine göre bu durum ağırlıklı olarak Rusya’nın “dost olmayan ülkeler” olarak tanımladığı Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda, İsviçre, Norveç, Ukrayna ve diğer bazı ülke ve bölgelerin vatandaşlarını etkiledi.
İkinci Rus vatandaşlığına ya da oturma iznine sahip olmayan kişilerin mevduat ve birikim hesaplarının dondurulduğu, T-Bank, Sberbank, VTB ve Alfa-Bank müşterilerinin de bu uygulamayla karşılaştığı belirtildi.
Nabiullina, “Son değişikliklerin açık ve tutarlı biçimde yorumlanabilmesi için olası açıklamalar üzerinde çalışıyoruz” dedi.
Bloke edilmiş varlık fonunda “tükenme” yok
Nabiullina, bloke edilmiş varlıklardan oluşturulan takas fonunun tükenmesine ilişkin herhangi bir işaret görmediklerini söyledi.
“Zincirleme mülkiyet yapısı yabancı sistemlerde bulunan menkul kıymetlerin piyasaya çıkmamasını sağlamaya çalışıyoruz. Bütün koşulların yerine getirilmesini izliyoruz ve bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Bana göre bu sistematik sorun oluşturmuyor ve hisse senedi piyasası üzerindeki etkisini de görmüyoruz” diyen Nabiullina, “Tükenme söz konusu değil” ifadelerini kullandı.
Nabiullina ayrıca Merkez Bankası’nın, dondurulan Rus varlıklarının tutulduğu Euroclear ile yaşanan hukuki ihtilafta meşru haklarını korumak için bütün hukuki imkân ve mekanizmaları kullanmaya hazır olduğunu söyledi.
Nabiullina, Rusya hisse senedi piyasasında devam eden düşüş nedeniyle Merkez Bankası’nın olağanüstü müdahalesini gerektiren bir tablo görmediklerini ifade etti.
Yetkili, “Daha önce de söylediğimiz gibi piyasa şu anda zorlu dönemden geçiyor. Bunun arkasında jeopolitik gelişmeler, iç dinamikler ve politika faizine ilişkin beklentiler dahil çok sayıda etken var. Ancak şu aşamada bizim açımızdan acil müdahaleyi gerektiren sorun görmüyoruz” dedi.
Rusya
Rusya, yıl sonunda yüzde 0,5 büyüme bekliyor

Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, şirketlerin mali sonuçlarındaki zayıflamaya rağmen ekonominin durduğuna işaret eden bulgu görmediğini açıkladı. Bakanlık, makroekonomik koşullara bağlı olarak revize edilebilecek tahminine göre Rusya ekonomisinin 2026 sonunda yüzde 0,5 büyümesini bekliyor.
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, şirketlerin mali sonuçlarındaki gerilemeye rağmen Rusya ekonomisinin durduğuna işaret eden bulgular görmediğini açıkladı.
Bakanlık, makroekonomik koşullara bağlı olarak tahminin değişebileceğini belirtmekle birlikte, yıl sonunda ekonominin yüzde 0,5 büyümesini bekliyor.
Bakan Yardımcısı Maksim Kolesnikov, Rusya Merkez Bankası’nın Finans Kongresi’nde yaptığı konuşmada, bakanlığın ekonomiye ilişkin mevcut öngörüsünü paylaştı.
“Bir tahminimiz var. Yıl sonuna kadar ekonomide GSYH’nin yüzde 0,5’i düzeyinde sınırlı bir artış bekliyoruz. Bu tahmin makroekonomik faktörlere bağlı olarak revize edilebilir” diyen Kolesnikov, şirketlerin mali sonuçlarının zayıfladığını ancak mevcut eğilimin ekonomi genelinde ciddi bir bozulmaya işaret etmediğini ifade etti.
Finans Kongresi’nde bir gün önce konuşan Sberbank Başkanı German Gref ise Rusya ekonomisinin halihazırda “aşırı soğuduğunu” söylemişti.
Gref’e göre reel faiz oranları hâlâ fazla yüksek seyrediyor, yatırımlar art arda dört çeyrektir geriliyor ve bankaların kredi komiteleri giderek daha sık sorunlu varlıkları değerlendiriyor.
Gref, ekonomiyi durgunluk sürecinden çıkarmanın, bu sürecin başlamasını önlemekten daha zor ve daha maliyetli olacağı uyarısında bulundu.
Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina ise bu değerlendirmeye katılmadı.
Nabiullina, ekonominin “aşırı soğuduğunu” söylemek için henüz erken olduğunu belirtti. İş gücü kaynaklarının hâlâ neredeyse tam kapasite kullanıldığını ifade eden Nabiullina, yatırım faaliyetlerindeki yavaşlamanın tek başına talep yetersizliğinin göstergesi sayılamayacağını dile getirdi.
Bakanlık büyüme beklentisini koruyor
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın son ekonomik değerlendirmesine göre ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası 2026 yılının mayıs ayında yıllık bazda yüzde 0,3 arttı.
Ocak ile mayıs döneminin tamamında ise büyüme yüzde 0,2 oldu.
Bakanlığın verilerine göre ekonomideki büyüme hızı nisan ayında, mart ayındaki yüzde 1,9 seviyesinden yüzde 1,3’e geriledi. İlk çeyrekte sabit sermaye yatırımları da yıllık bazda yüzde 14,3 azaldı.
Buna karşın bakanlık, yatırım gerilemesinin birkaç yıl süren hızlı büyümenin ardından yaşandığını ve ilk çeyrek verilerinin mevsimsel ve takvim etkilerinden önemli ölçüde etkilendiğini kaydetti.
Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, temel senaryosunda 2026 yılının tamamı için Rusya ekonomisinin yüzde 0,4 büyümesini öngörüyor.
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Rusya4 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını1 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi4 gün önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Dünya Basını1 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi












