Amerika
Trump: İran’ın tüm askeri gücünü tamamen yok ettim

ABD Başkanı Trump, Axios medya kuruluşuna verdiği özel mülakatta, dış politikadaki askeri operasyonlardan küresel liderlerle ilişkilerine, yapay zeka yarışından Beyaz Saray’da yürüttüğü yenileme çalışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Görev süresinin ilk dönemine kıyasla çok daha güçlü bir yönetim kurduğunu belirten Trump, İran’a yönelik askeri müdahalenin sonuçlarını ve Çin ile teknoloji rekabetini detaylandırdı.
ABD Başkanı Donald Trump, Axios medya kuruluşuna verdiği özel mülakatta, görevindeki ikinci döneminde gücü nasıl kullandığını, küresel liderlerle ikili ilişkilerini, İran ve Venezuela operasyonlarının arka planını ve yapay zeka alanındaki ulusal güvenlik stratejilerini ayrıntılı şekilde anlattı.
Görev süresinin ilk dönemine kıyasla çok daha güçlü bir yönetim sergilediğini ifade eden Trump, deneyim ile yeteneğin birleşmesinin önemine vurgu yaptı.
Kısa süre önce katıldığı G7 Zirvesi’ndeki baskın konumuna değinen ABD Başkanı Trump, “İlk dönemimiz de iyiydi; en iyi ekonomiye sahiptik, orduyu yeniden inşa ettik ve pek çok güzel işe imza attık. Ancak bu dönemin ilkinden çok daha güçlü olduğunu hissediyorum. Bu durum hem deneyimden hem de sizden önce görev yapan kişinin bir felaket olmasından kaynaklanıyor” dedi.
“Patron benim dedim ve bu bir şakaydı”
G7 Zirvesi’nde diğer liderlerle arasında geçen bir diyaloğa açıklık getiren ABD Başkanı Donald Trump, dünya liderlerinin salonda oturduğu esnada içeri girerek “Patron benim” dediğini doğruladı.
Bu ifadenin küresel ölçekte yankı bulmasına şaşırdığını belirten Trump, şu sözleri kaydetti:
“Aslında sadece şaka yapıyordum. Çok uzun bir masa etrafında sadece yedi lider oturuyordu, masa normalde otuz kişilikti. İçeri girdim, liderlerin hepsine baktım ve ‘Ben patronum, bunu unutmayın’ dedim. Bu tamamen espri amaçlı yapılmış sevimli bir şakaydı. Patron olmaya çalışmıyordum.”
Dünya sahnesindeki liderleri değerlendiren ABD Başkanı Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’den övgüyle bahsetti. Hindistan’da geçmişte liderlerin sürekli değiştiğini ancak Modi’nin on iki yılı aşkın süredir görevde kalarak istikrar sağladığını ifade eden Trump, “Modi çok sağlam bir lider. Muazzam bir sakinlikle hareket ediyor ama aslında hiç de sakin biri değil, son derece çetin bir liderdir. Kendisini çok iyi tanıyorum” dedi.
Buna karşılık Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva hakkında olumlu ya da olumsuz bir düşünceye sahip olmadığını belirten Trump, “Açıkçası onun hakkında düşünmüyorum, umrumda bile değil. Ancak çok değişken bir karakter olduğunu söyleyebilirim, yaptığı konuşmada da bu değişken yapıyı gördüm” ifadelerini kullandı.
“Xi Jinping ile çok iyi bir ilişkimiz var”
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i güçlü ve son derece akıllı bir lider olarak tanımlayan ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasındaki ilişkilerde sağlanan uzlaşıya dikkat çekti.
Xi Jinping’in fiziki duruşuna ve karizmasına değinen Trump, “Onun hakkında bir film yapacak olsanız Hollywood’da benzerini bulamazsınız. Boyu bir doksanın üzerinde, harika bir duruşu, büyük bir özgüveni var ve son derece zeki” dedi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile olan ilişkisine dair somut bir örnek paylaşan ABD Başkanı Trump, şu ifadeleri kullandı:
“Xi Jinping ile çok iyi bir ilişkimiz var. İran konusuna müdahil olmadığı için kendisine dün de teşekkür ettim. İsteseydi etrafını on iki savaş gemisiyle çevrelediği bir petrol tankeri gönderip abluka altındaki bölgeden geçmeye çalışabilirdi. Kendisinden bu sürece karışmamasını rica ettim ve o da harika bir duruş sergileyerek müdahil olmadı. Benim dışımda başka hiç kimsenin ondan böyle bir talepte bulunabileceğini dahi sanmıyorum. Xi Jinping oyun oynamayan, tamamen iş odaklı çalışan güçlü bir liderdir.”
Pakistan’daki yönetim yapısına da değinen ABD Başkanı Trump, Kara Kuvvetleri Komutanı Asım Munir ile başbakan arasındaki uyumdan etkilendiğini dile getirdi.
Trump, “Pakistan’da harika bir komutan olan Munir ve başbakan var. Aralarındaki ilişki mükemmel. Askeri liderin başbakana tam saygı gösterdiğini görmek çok güzel. İran ile yapılan anlaşmada bize çok yardımcı oldular, bölge insanını iyi tanıyorlar” dedi.
“İran’ı askeri olarak tamamen mağlup ettik”
İran ile yaşanan askeri gerilimde ABD gücünün sınırları olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, güç kullanımında hiçbir sınır tanımadığını vurguladı.
İran’ın askeri varlığının tamamen ortadan kaldırıldığını savunan Trump, şunları kaydetti:
“İran’ı askeri olarak tamamen mağlup ettik. Pakistan bizden daha fazla ileri gitmememizi rica etti, ben de onları sevdiğim için durdum. Ancak sınır diye bir şey yok. Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz. Bizim uyguladığımız deniz ablukasını başka kim yapabilirdi? Tek bir geminin bile geçmesine izin vermedik. Geçmeye çalışanlar oldu fakat bu girişimleri çok kısa sürdü. Bu baskı, İran’ı masaya oturmaya mecbur bıraktı.”
Yapılan mutabakatın İran için koşulsuz teslimiyet anlamına geldiğini öne süren ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Şu an hiçbir askeri güçleri kalmadı. Sahip oldukları yüz elli dokuz geminin tamamı denizin dibinde. Hava kuvvetlerini, uçaksavar silahlarını tamamen yok ettim. Uçaklarımız o bölgede hiçbir engelle karşılaşmadan uçuyor, gizlilik sistemlerini bile kapattık çünkü bize karşı koyabilecek hiçbir şeyleri kalmadı. Barack Obama döneminde onların askeri güçlerine, donanmalarına veya hava kuvvetlerine dokunulmamıştı. Üstelik lider kadrolarını da hedef aldım. Kasım Süleymani’yi ve Ayetullah’ı ortadan kaldırdım. Diğer Ayetullah ise ağır yaralandı. Ortada iki yüz uçaklık bir hava kuvveti vardı, şimdi hiçbiri yok. İlk kadro liderlerinin hepsi gitti. Yerlerine gelen ikinci grup çok kötüydü, onları da hallettik. Şimdi karşılaştığımız üçüncü grup ise en zeki olanları ve bana göre bu bir rejim değişikliğidir. Çünkü yönetimdeki insanlar artık tamamen değişti ve öncekilere göre çok daha az radikal durumdalar.”
Askeri müdahalede daha sert olunabileceği yönündeki eleştirilere de yanıt veren ABD Başkanı Trump, “Daha sert olmanın tek yolu iki üç hafta daha bombalamaya devam etmek olurdu. Ancak bunun bize bir faydası olmazdı. Hürmüz Boğazı tamamen kapanır, her yer mayınlarla dolar ve milyarlarca dolarlık gemilerin üzerinden füzeler uçardı. Bomba atmaya devam ettiğiniz sürece o boğaz kapalı kalır. Şu an ise borsamız rekor kırıyor, petrol fiyatları geriliyor ve gemiler güvenle bölgeden ayrılıyor. Bazı katı görüşlü kişilerin daha fazla saldırmamız yönündeki taleplerini dinleseydim dünya genelinde bir ekonomik krize yol açabilirdik” dedi.
“Küba görüşmek için can atıyor”
Venezuela’da gerçekleştirilen askeri operasyonun kırk sekiz dakika gibi kısa bir sürede başarıyla tamamlandığını belirten ABD Başkanı Donald Trump, bu başarının ardından sıranın Küba’ya gelip gelmediği sorusuna şu yanıtı verdi:
“Venezuela’yı yüzde yüz mağlup ettim. Venezuela ve Küba operasyonları arasındaki temel fark, Venezuela’nın petrole sahip olması, Küba’nın ise petrolünün bulunmamasıdır. Ancak Küba çok güzel bir konuma ve kıyı şeridine sahip. Küba operasyonu da Venezuela’ya benzer şekilde yürütülebilir. Venezuela askeri olarak güçlü bir devletti, binlerce askerin bulunduğu kaleye sadece iki yüz bir askerle girdik ve pilotumuz çok cesurdu. İran ise kırk yedi yıldır bu işleri yürütüyor ve basını çok iyi kullanıyor.”
Küba konusunu ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yakından takip ettiğini belirten Trump, “Marco’nun ailesi Küba kökenli olduğu için bu konuya çok önem veriyor. Küba yönetimi bizimle görüşmek için can atıyor. Küba kökenli Amerikalıların yüzde doksan beşinden destek aldım ve onları çok seviyorum” dedi.
“Yapay zeka tıp alanındaki çözümleri yirmi beş yıl öne çekecek”
Teknoloji ve yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın internetten daha büyük bir devrim olduğunu ifade etti. Yapay zekanın doğru kullanılması durumunda insanlığa büyük faydalar sağlayacağını kaydeden Trump, “Bu teknoloji sayesinde tıp alanındaki tedaviler ve buluşlar yirmi beş yıl daha erken gerçekleşecek. Tabii ki kötüye kullanım senaryolarına karşı da son derece dikkatli olmalıyız” dedi.
Yapay zeka şirketi Anthropic ve kurucusu Dario Amodei ile ilgili yaşanan gelişmelere değinen ABD Başkanı Trump, şu açıklamayı yaptı:
“Anthropic firmasının faaliyetlerinden memnun değildik ve kendilerine uyarılarda bulunduk. Taleplerimize çok hızlı ve sorumlu bir şekilde yanıt verdiler. Çünkü bu tür konular çok ciddi hukuki sorumluluklar ve hapis cezaları gerektiriyor. Şirketin kurucusu Dario Amodei ile G7 Zirvesi’nde bir araya geldim, kendisi son derece zeki bir insan. Şu an için ulusal güvenlik açısından bir tehdit oluşturmuyorlar. Esasen firmanın ortaklarından biri, yapılan çalışmalardan duyduğu endişe sebebiyle durumu bize ihbar etti ve süreç tatlıya bağlandı.”
Yapay zeka sektörünün ihtiyaç duyduğu yüksek elektrik enerjisi sorununu çözmek için özgün bir fikir geliştirdiğini belirten Trump, “Yapay zeka merkezleri bu ülkenin ürettiği toplam elektriğin iki katına ihtiyaç duyuyor. Ben de yapay zeka fabrikalarını inşa eden şirketlerin kendi elektrik üretim tesislerini de kurmalarına izin verdim. Böylece eski elektrik şebekemizi yormuyorlar ve ürettikleri fazla elektriği şebekeye ucuz fiyattan geri satıyorlar. Bu sayede yapay zeka yarışında Çin’in çok önündeyiz” dedi.
“Beyaz Saray’ın yenileme masraflarını kendi cebimden karşılıyorum”
Görev süresinin bitimine iki buçuk yıldan fazla zaman olduğunu ve bu süreyi en iyi şekilde değerlendireceğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray binasında gerçekleştirdiği restorasyon çalışmalarını anlattı.
Tarihi binanın bakımını bir hobi olarak gördüğünü ifade eden Trump, sözlerini şöyle tamamladı:
“Beyaz Saray’da kırık dökük mermerler, kalitesiz malzemeler vardı. Ben bizzat ilgilenerek buraya çok güzel granit zeminler döşettim. Tüm bu masrafları kendi cebimden ödüyorum, devletten tek bir kuruş talep etmiyorum. Ayrıca Beyaz Saray’a dünyanın en güvenli toplantı salonlarından birini inşa ediyorum. Tamamen kurşun geçirmez camlar ve insansız hava araçlarına karşı korumalı bir çatı yapıyoruz. Çatıda bir insansız hava aracı pisti de yer alacak. Bu projeyi Apple ve Microsoft gibi vatansever şirketlerin ve kendi imkanlarımla finanse ediyorum. Bazı muhalif yargıçlar bu durumdan hoşlanmasa da Washington’ı güvensiz bir yer olmaktan çıkarıp Amerika’nın en güvenli şehirlerinden biri haline getirdik.”
Amerika
Küba’da kapsamlı piyasa reformları parlamentoda

Küba hükümeti, ülkede kapsamlı bir iktisadi dönüşüm sürecini zorlayacak piyasa reformları programını parlamento gündemine getirdi.
Küba Komünist Partisi’nin (PCC) merkezi yayın organı Granma’da yer alan habere göre, ülkenin geleceği açısından hayati önem taşıyan iktisadi ve sosyal dönüşüm önerilerini değerlendirmek üzere, Halk İktidarı Ulusal Meclisi’nin (ANPP) 10. Yasama Dönemi’ndeki Üçüncü Olağanüstü Oturumu toplandı.
Raúl Castro Ruz’un yanı sıra Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez de oturuma katıldı.
Reform paketi hakkındaki raporu hükümet adına PCC Siyasi Büro üyesi ve Başbakan Manuel Marrero Cruz sundu.
Cruz, “sosyalizmden vazgeçmeden Devrim’in kazanımlarını korumak amacıyla” tasarlanan, Küba iktisadi ve sosyal modelindeki stratejik öneme sahip dönüşümleri sundu.
Konuşması sırasında Başbakan, mevcut durumu ABD hükümeti tarafından uygulanan ağır yaptırımlarla ilişkilendirdi.
Ayrıca, ülkenin kendi hatalarını ve eksikliklerini hiçbir zaman inkar etmediğini kabul etmekle birlikte, bu faktörlerin toplamının, 2011’deki Altıncı Parti Kongresi’nden bu yana onaylanan reformların uygulanması üzerinde sürekli bir etki yarattığını vurguladı.
Başbakan Cruz, Fidel Castro’nun düşüncesine dayanan dönüşümleri duyurdu. Castro’nun, 1993 yılında “Özel Dönem”in doruk noktasında, “Hayat, gerçeklik ve dünyanın yaşadığı dramatik durum —bu tek kutuplu dünya— bizi, sermaye ve teknolojiye sahip olsaydık asla yapmayacağımız şeyleri yapmaya zorluyor,” dediğini hatırlattı.
Önerilerin “vazgeçilmez olanı korumak için gerekli olanı yapmak” ilkesinden yola çıktığını savunan Başbakan, önlemler arasında, tüm iktisadi aktörlerin eşit şartlarda katılımının genişletilmesi, yabancı yatırımın teşvik edilmesi ve kaynak tahsisi aracı olarak piyasa mekanizmalarının benimsenmesinin yer aldığını vurguladı.
aşbakan, bu adımların bir teslimiyet değil, kalkınma araçlarının ülkenin kendine özgü koşullarına uyarlanması olduğunu savundu.
Başbakan, iktisadi ve sosyal modelin güncellenmesine öncülük eden Raúl Castro’nun ortaya koyduğu kılavuz ilkeleri de hatırlattı: “dogmatik olmamak veya değişime direnmemek, sosyalizm ile eşitlikçilik arasındaki mekanik bağı ortadan kaldırmak ve sosyalist planlamanın piyasa kurallarını dışlamadığını, aksine bunları bünyesine katması ve düzenlemesi gerektiğini kabul etmek.”
Cruz’a göre parlamentoda tartışılacak reform önerileri, “sosyalist inşadan asla vazgeçmeden, aksine onu korumak için bir koşul olarak, iktisadi canlandırma ve çarpıklıkları düzeltme yönündeki ortak çabanın bir parçası” olarak görülmeli.
Marrero Cruz, 390 öneri alındığını ve bunların %66,7’sinin kabul edildiğini belirtti; geri kalanlar ise uygulama süreci, diğer olumlu değerlendirmeler ve dönüşüm niteliği taşımayan hususlarla ilgiliydi.
Siyasi Büro tarafından yürütülen dönüşüm önerilerinin analizi sonucunda, belgeye 69 tavsiye dahil edildi.
Reform paketinde, devlet işletmelerinin de diğer iktisadi aktörlerin kurallarına tabi olması öneriliyor. Bundan böyle, diğer iktisadi aktörler için onaylanan her şey sosyalist devlet işletmeleri için de geçerli olacak
Bu kapsamda, işletme sistemi içindeki toptan ve perakende fiyatları onaylama yetkisi “ademi merkeziyetçi” hale getirilecek. Fiyatlandırmada maliyetler, giderler, piyasa eğilimleri, değer zincirleri ve iktisadi aktörler arasındaki dikey ve yatay ilişkiler dikkate alınacak.
Üst Düzey İşletme Yönetim Kuruluşları (OSDE) ayrıca devlet şirketleri ile küçük ve orta ölçekli işletmeleri kurma yetkisine olacak. OSDE’lere kendi yapılarını tanımlama, idari pozisyonları birleştirme veya hizmetleri dış kaynaklara devretme yetkisi verilecek.
Ayrıca il ve belediye yönetimleri ise yerel devlet şirketlerini kurma, birleştirme veya tasfiye etme yetkisine sahip olacak.
Devlet işletmeleri sistemindeki maaş skalası kaldırılacak ve enflasyon seviyelerini dikkate alan bir asgari ücret belirlenecek.
İşçilerle müzakere edilerek ve sendikanın katılımıyla belirlenen ücret düzeyleri, işletmelerin iktisadi ve mali kapasitesine bağlı olacak.
Devlet bütçesi ile işletme sistemi arasındaki ilişki değişecek. Bu, mali yükün gözden geçirilmesini ve işletmelere verilen sübvansiyonların kaldırılmasını da içeriyor.
Bir başka kritik öneri, sosyalist devlet işletmesinin hukuki yapısının bir anonim şirket veya ortaklık yapısına dönüştürülmesi.
Reform paketi, devlet sektörünün ötesine uzanıyor. Ek reformlar arasında on yıllardır ilk kez özel bankacılığa izin verilmesi, yurtdışında yaşayan Kübalıların yatırımlarına kapıların açılması, genel fiyat tavanlarının kaldırılması ve bakanlık sayısının 27’den 20 ile 21 arasına indirilmesi yer alıyor.
Gayrimenkul işletmelerinin konut birimlerini içeren satış işlemleri gerçekleştirmesine izin de verilecek. “Durum bazında” onaylanmak kaydıyla, ülkenin farklı bölgelerinde mevcut varlıkları bulunan veya geliştirilmekte olan alanlar için imtiyazlar ve gayrimenkul satışı da mümkün hale gelecek.
Bir maddede gayrimenkul satışı ile ilgili şunlar yazıyor:
“Bu tür bir işin gerekli olduğu ülkenin tüm turistik bölgelerinde gayrimenkul geliştirme faaliyetlerine izin verilmesi. Havana şehri ve ülkenin turizmle bağlantılı diğer kentsel alanlarında gayrimenkul işlerinin geliştirilmesine olanak sağlanması.”
Bunun yanı sıra, özel işletmelere veya kooperatiflere, üretim veya hizmet faaliyetlerini geliştirmek amacıyla yatırım yapmaları için gayrimenkul hakları (intifa hakkı ve yüzey hakkı) tanınacak.
Öneriler arasında, tarım sektörünün üretim tabanının kurumsal yapısını, mülkiyet ve yönetim biçimlerini dönüştürmek, özel şirketlerin tarım sektöründe faaliyet göstermesine izin vermek de var.
Öte yandan Başbakan, mülkiyet ilişkilerindeki dönüşümler ve mülkiyet ile yönetim arasındaki farklar konusunda, temel üretim araçlarının toplumsal mülkiyetinin yeniden teyit edildiğini ve bu araçların devlet dışı yönetimine doğru ilerleme kaydedileceğini belirtti.
Ayrıca, yeni tedbirler arasında, fonların yasal kaynağının kanıtlanması şartıyla, hem yerli hem de yabancı devlet ve devlet dışı tüzel kişiliklerin yanı sıra bireylerin de devlet Başbakan, hem ülkede hem de yurtdışında ikamet eden Kübalıların Küba işletmelerine katılımını teşvik etmek amacıyla tasarlanmış bir Yatırım Programının oluşturulduğunu vurguladı.
Ayrıca tüzel kişiliklerin ve bireylerin mali ve maddi varlıklarının meşru büyümesini tanıyan ve bir kişinin diğerini ayrım gözetmeksizin sömürmesine izin vermeden işçi ve sosyal hakların korunmasını garanti eden bir program olduğunu belirtti.
İktisadi planlama sistemindeki dönüşüme de vurgu yapan Cruz, “kalkınma tasarımına odaklanan, makroekonomik dengelere öncelik veren, yapısal sorunları azaltan ve tüm iktisadi aktörlere politika sinyalleri veren” orta ve uzun vadeli planlamayı iyileştirmenin önemine işaret etti.
Bu kapsamda, devletin kaynakların fiziki tahsisi uygulamasından kademeli olarak uzaklaşarak “piyasa sinyallerine” daha fazla ağırlık verdiği bir mali planlama modeline geçiş yapılacak.
Devlet işletmeleri, piyasa mekanizmaları aracılığıyla üretimleri için girdi, döviz ve diğer kaynaklara merkezi olmayan bir şekilde erişebilecekler.
Devletin görevlendirdiği işler, tedarikçiler ve talep edenler arasındaki sözleşmeye dayalı bir çerçeve aracılığıyla yürütülecek.
Karar verme yetkisi, “mali kapasitelerine ve kaynaklara erişimlerine” göre devlet işletmelerine, ticari şirketlere veya yabancı yatırım firmalarına devredilerek yatırım onayı kapsamı genişletilecek.
Díaz-Canel’in Cumhuriyet Başkanlığı basın ekibiyle paylaştığı açıklamada ise, Fidel’e atıfla, “Karmaşık zamanlarda, kalkınma tutkusundan vazgeçilemez,” denildi.
Ülkenin yaşadığı zorlu dönemlere ve adadan ilerleme kaydetmek, hatta büyüme sağlamak için neler yapılabileceğine işaret eden bir soruyu çıkış noktası olarak alan Devlet Başkanı, mevcut durumu aşmak üzere tasarlanmış çeşitli önlemler hakkında düşüncelerini paylaştı.
Öncelikle, “ABD hükümetinin Küba’ya yönelik, tam bir saldırganlık içeren, tam bir hor görme ve müdahaleci bir nitelik taşıyan politikasının parçası olan çok boyutlu saldırıdan” bahseden Devlet Başkanı, bu politikanın “Kübalıların günlük yaşamlarını zorlaştıran bir etki yarattığını” belirtti ve şunları vurguladı:
“Kübalı erkek ve kadınların yaşamlarının her ayrıntısında, her aile meselesinde, ekonomimizin her alanında, yalnızca bizimki kadar kahramanca bir halkın göğüsleyebileceği son derece karmaşık durumlar var [ve bu halk] hayatta kalabilir ve bunları aşma iradesine sahip olabilir.”
Díaz-Canel, tam da bu konuda, Kübalıların “bunları nasıl aşacakları” hakkında; “bizim bunları nasıl aştığımız” hakkında “konuşmamız gerektiğini” ifade etti.
Ardından, “ABD, bu noktada uyguladıkları tüm bu azami baskıya rağmen Devrimin varlığını sürdürdüğünü ve ülkenin işleyişini devam ettirdiğini kendine affedemiyor ve kendileri de, başarısız bir devlet hakkında bu kadar çok konuştukları ve tekrarladıkları şeylere inanmıyorlar,” dedi.
Öte yandan Küba lideri, Komünist Parti Merkez Komitesi Olağanüstü Plenumu’nun kapanış konuşmasında, “İşe yarayan uygulamalar genişletilecek. İşe yaramayanlar ise gecikmeden düzeltilecek. Sorumluluğu olan herkes bu sorumluluğun hesabını vermek zorunda kalacak ve bir kişi bu dönemin gerekliliklerini yerine getiremediğinde, bunu daha iyi yapabilecek birine sorumlu bir şekilde yerini bırakmalı,” dedi.
Küba’yı direnişe borçlu olduklarını ama bugün direnişin tek başına yeterli olmadığını savunan Díaz-Canel, bu dönemin “dönüşüm geçirmeyi, daha fazla üretim yapmayı, daha fazla engeli ortadan kaldırmayı, daha fazla dinlemeyi, daha iyi kararlar almayı ve hesap verebilir olmayı gerektirdiğini” söyledi.
Küba lider, bu senaryoda, en az beş alanda eşzamanlı olarak ilerleme sağlanmasının gerektiği savundu:
- Makroekonomik istikrar ve dış gelirlerin yeniden canlandırılması.
- İktisadi ve Sosyal Modelin dönüştürülmesi.
- Tarım sektörünün canlandırılması ve yeniden ayağa kaldırılması.
- Muhasebe ve maliyet yönetiminin güçlendirilmesi.
- İktisadi ve Sosyal Modelde gerçekleştirilmesi gereken dönüşümlerle ilişkili sosyal maliyetlerin öngörülmesi ve hafifletilmesi.
Buna ek olarak, Çin ve Vietnam gibi diğer ülkelerdeki sosyalist inşanın deneyimleri üzerine bir çalışma yürütüldüğünü belirten Küba lideri, “Referans arayışını derinleştirmek ve önerileri mevcut yasa ve yönetmeliklerimizle karşılaştırarak değerlendirmek amacıyla yapay zeka da kullanılmıştır,” dedi.
Küba lideri reformları şöyle savundu:
“Önerdiğimiz dönüşümlerin amacı, sosyalizmi savunmayı ilerletmek, sosyal adaleti desteklemek ve genişletmek, iktisadi zenginlik yaratmak ve bunu adil bir şekilde dağıtmaktır. Zenginlik olmadan dağıtılacak bir şey olmaz; sosyal adaletten sadece soyut bir kavram olarak söz ederiz. Devrim’in tasarladığı sosyal adalet —genel olarak ücretsiz sosyal yardım programları ve projeler yoluyla en dezavantajlı kesimlere yardım etme insancıl misyonuyla— halka hiçbir maliyeti yoktur, fakat devlete bir maliyeti vardır. Ve bunu hayata geçirmek, derinleştirmek, sürdürmek ve korumak için devletin servete ihtiyacı vardır — ve bu serveti kendimiz üretmeliyiz. Servet yoksa sosyal adalet de yoktur ve geri kalan her şey bir masaldır — geri kalan her şey bir masaldır! Ya bu koşullar altında üretim yapar, servet yaratır ve ardından bunu sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle dağıtırız — eşitlikçilikle değil. İşte asıl zorluk budur!”
Díaz-Canel bu nedenle “üretici güçleri serbest bırakmak” gerektiğini; “daha fazla kısıtlama” yerine “daha fazla üretime” yönelmeyi savundu. Küba lideri, “Çünkü arz olmadan uygulanan denetimin faaliyetleri yalnızca kayıt dışı pazara ittiği kanıtlanmıştır,” dedi.
Küba lideri, “Sorunları inkar etmeyeceğiz; bürokrasiyi savunmayacağız; yetenekli kişilere kapımızı kapatmayacağız; savunmasızları yüzüstü bırakmayacağız; ve bu halkın —sapkın emperyalist abluka nedeniyle çektiği— acının, vatanımızın egemenliğine karşı kullanılmasına asla izin vermeyeceğiz,” dedi.
Amerika
SpaceX, piyasa değerinde zirveden sert düşüş yaşadı

SpaceX piyasa değeri, ulaştığı tarihi zirvenin ardından yaklaşık 550 milyar dolarlık düşüş kaydetti. Cursor adlı yapay zeka girişimini satın alacağını duyuran şirketin hisselerindeki gerilemeye rağmen, ilk halka arz sonrasındaki haftalık görünüm güçlü kalmaya devam ediyor.
SpaceX (SPCX) hisseleri, 18 Haziran Perşembe günü yüzde 3,56 değer kaybederek 185 dolara geriledi ve bir önceki gün yaşanan yaklaşık yüzde 5’lik düşüş eğilimini sürdürdü.
Şirket hisseleri, 16 Haziran Salı günü 225,64 doların üzerine çıkarak tarihi zirvesini görmüştü. Bu zirveden itibaren yaşanan yüzde 18’lik kayıpla birlikte şirketin piyasa kapitalizasyonu 2,99 trilyon dolardan 2,44 trilyon dolara geriledi.
Bu düşüş, SpaceX’i dünyanın en büyük halka açık şirketleri sıralamasında dördüncü sıradan altıncı sıraya taşıdı. Ancak tüm bu düşüşe rağmen, hisseler ilk haftasında halka arz (IPO) fiyatına göre yüzde 37 oranında bir artış göstermiş durumda.
Yapay zeka yatırımı hisseleri baskıladı
Forbes dergisinin aktardığına göre, hisselerdeki satış dalgası SpaceX’in yapay zeka girişimi Cursor’ı 60 milyar dolara satın alacağını duyurmasının ardından başladı.
Analistler, bu satın alma işleminin mevcut hissedarların paylarını, şirketin halka arz değerlemesi olan 1,77 trilyon dolar üzerinden yaklaşık yüzde 3,4 oranında azaltacağını ifade ediyor.
Morningstar ise, SpaceX hisseleri için adil değer tahminini 63 dolardan 62 dolara düşürürken; analistler, yapay zeka gelirlerinin artması durumunda hisselerin en iyi senaryoda 169 dolar seviyesine ulaşabileceğini öngörüyor.
Diğer yandan Bloomberg’in haberine göre, SpaceX’in finansörleri gelecek hafta yatırımcılarla en az 20 billion dolar tutarında bir tahvil ihracını görüşmeye hazırlanıyor.
İlk kez yüksek getirili dolar tahvili ihraç etmeyi planlayan şirket, üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun tamamından BBB kategorisinde not aldı.
Tahvil satışından elde edilecek kaynak, vadesi Eylül 2027’de dolacak olan 20 milyar dolarlık geçici köprü kredinin yeniden finansmanında kullanılacak.
Bu kredi, şirketin 31 Mart itibarıyla 29,1 milyar dolar olan uzun vadeli borcunun büyük kısmını oluşturuyor.
Yatırımcıların yoğun alım sürecinin ardından yorulduğunu belirten Roundhill Financial Genel Müdürü Dave Mazza, halka arz fiyatı olan 135 doların kritik bir seviye olduğunu ve fiyatın halen bu seviyenin oldukça üzerinde bulunması nedeniyle mevcut durumu bir endişe kaynağı olarak değil, önemli bir haftanın hazmedilmesi olarak gördüğünü ifade etti.
Buna karşın Oppenheimer analistleri satın alma anlaşmasını olumlu değerlendirerek yıl sonu hisse fiyatı hedefini 190 dolardan 250 dolara yükseltti.
Analist Timothy Horan, bu işlemin her iki taraf için de avantajlı olduğunu belirterek Cursor’ın SpaceX’in bilgi işlem gücüne, SpaceX’in ise yapay zeka teknolojilerine, mühendislik kadrosuna, verilere ve kullanıcı tabanına erişim sağlayacağını kaydetti.
Musk’ın serveti azaldı
Hisselerdeki düşüş, Elon Musk’ın servetinin Forbes tahminlerine göre 67,8 milyar dolar azalarak yaklaşık 1,2 trilyon dolara gerilemesine yol açtı.
Musk, bu düşüşe rağmen Google kurucu ortağı Larry Page’in (300,8 milyar dolar) önünde dünyanın en zengin insanı unvanını koruyor.
Yaşanan dalgalanmaya rağmen ilk haftalık işlem sonuçları olumlu bir görünüm sunuyor. Bloomberg’in aktardığına göre, 18 Haziran Perşembe günü kapanışında SpaceX hisseleri, 135 dolarlık halka arz fiyatının yüzde 48 üzerinde işlem gördü ve şirket 2,4 trilyon dolarlık değeriyle dünyada altıncı sırada yer aldı.
Truist Advisory Services verilerine göre, SpaceX’in haftalık performansı, ABD’de son 15 yılda gerçekleşen 30 büyük teknoloji halka arzının ilk hafta getiri ortalamasını geride bıraktı.
Founder Funds ortağı ve portföy yöneticisi Michael Monaghan, 2030 yılına kadar 200 milyar dolar gelir bekledikleri için hisseleri ellerinde tutmaya devam ettiklerini belirtirken, bu gelirlere ulaşmak için kelimenin tam anlamıyla bir rokete ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Arete Research analisti Andrew Beal ise hisse senedini “al” tavsiyesi ve 401 dolarlık hedef fiyatla analiz etmeye başladı. Beal, şirketin 2030 yılına kadar 200 milyar dolardan fazla gelir elde edeceğini öngörürken bu sürecin pürüzsüz olmayacağı uyarısında bulundu.
İngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Endekse dahil edilme beklentisi
Hisseler için bir diğer destekleyici unsur ise yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen endeks katılımları olarak öne çıkıyor. SpaceX, halka arzından 15 gün sonra Nasdaq 100 endeksine dahil edilme hakkı kazanacak, ayrıca FTSE Russell ve MSCI endekslerine de eklenecek.
Intropic verilerine göre, şirketin halka açık hisselerinin yaklaşık yüzde 30’u halka arzdan iki hafta sonra pasif yatırımcıların eline geçebilir. Bu durum, piyasadaki düşük fiili dolaşım oranıyla birleştiğinde yeni bir yükseliş potansiyeli barındırıyor.
SLC Management Yönetici Direktörü Dec Mullarkey, hisse senedi etrafında yoğun bir hareketlilik olduğunu ve başlangıçtan itibaren taktiksel bir talebin beklendiğini ifade etti.
Mullarkey, piyasanın dengelenmesinin birkaç hafta süreceğini ve şu anda SpaceX hisseleri için adil bir işlem aralığı arayışının henüz erken aşamasında olunduğunu belirtti.
Elon Musk’ın tarihin en büyük halka arzını bu dönemde gerçekleştirme kararının stratejik olduğu ifade ediliyor. Musk’ın, ABD’deki ara seçimler öncesinde, kendisini destekleyen Başkan Donald Trump görevdeyken şirketi halka açmayı hedeflediği belirtiliyor.
Ayrıca yapay zeka odaklı halka arzlar arasında pazar lideri olmak amacıyla OpenAI’dan önce davranmayı planladığı aktarılıyor.
Daha önce SpaceX yönetimi halka arzın ancak Mars’a düzenli uçuşlar başladıktan sonra yapılacağını açıklamış olsa da planlar değişiklik gösterdi.
Şirket, 26,5 trilyon dolar değerinde potansiyel bir pazar olduğunu belirterek yatırımcıları yapay zeka projesine katılmaya davet etti. SpaceX, Musk’ın xAI şirketiyle ortaklık kurarak yapay zeka alanında kısa sürede büyük bir adım attı.
Bloomberg Intelligence Küresel Teknoloji Araştırmaları Başkanı Mandeep Singh konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, şirketin beklenmedik bir şekilde bulut yapay zeka altyapısı pazarında yeni bir oyuncu haline geldiğini ifade etti.
SpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir
Amerika
Kaliforniya, zenginlerden tek seferlik vergi almaya hazırlanıyor

Kaliforniya eyaletinde varlığı 1 milyar doları aşan sakinler ve tröstler için tek seferlik yüzde 5 vergi öngören yasa tasarısı, genel seçimlerde oylamaya sunulmaya hak kazandı. Gerekli imza sınırını aşan girişim, 3 Kasım 2026 tarihindeki seçim pusulalarında yer alacak. Elde edilecek gelirlerin büyük bölümünün sağlık harcamalarına aktarılması planlanıyor.
ABD’nin Kaliforniya eyaleti Sekreteri Shirley Weber, varlıkları 1 milyar doların üzerinde olan sakinler ve tröstler için tek seferlik vergi getirilmesini öngören halk girişiminin, 3 Kasım 2026 tarihinde yapılacak genel seçim pusulasında yer almaya hak kazandığını açıkladı.
Weber’in ofisinden yapılan açıklamaya göre, girişimin oylamaya sunulabilmesi için Kaliforniya’da 2022 yılında yapılan valilik seçimlerinde kullanılan oyların yüzde 8’ine denk gelen 874 bin 641 geçerli imzanın toplanması gerekiyordu.
Rastgele örnekleme yöntemiyle yapılan incelemede, geçerli imza sayısının gerekli barajı aştığı bildirildi.
Eyalet makamları, başvuru sahibi tarafından geri çekilmediği takdirde girişimin resmi onay sürecinin 25 Haziran tarihinde tamamlanacağını belirtti.
Gelirlerin büyük bölümü sağlık sektörüne aktarılacak
Söz konusu girişim, varlık değeri 1 milyar doları aşan mükelleflerin ve tröstlerin varlıklarına tek seferlik yüzde 5’e kadar vergi uygulanmasını içeriyor.
Vergi kapsamına işletmeler, menkul kıymetler, sanat eserleri, koleksiyon parçaları ve fikri mülkiyet hakları dahil edilirken, gayrimenkuller ile belirli emeklilik hesapları ve birikimleri hesaplama dışında tutuluyor.
Önerinin seçmenler tarafından kabul edilmesi halinde, elde edilecek gelirlerin yüzde 90’ı sağlık hizmetlerine, kalan yüzde 10’luk kısım ise gıda yardımlarına veya eğitim programlarına yönlendirilecek.
Eyalet bütçe analistleri ve mali yönetim departmanının tahminlerine göre, bu vergi birkaç yıl içinde on milyarlarca dolar gelir sağlayabilir.
Ancak düzenlemenin uzun vadede, eyaletin gelir vergisi tahsilatında yılda yüz milyonlarca dolar veya daha fazla kayba yol açabileceği öngörülüyor.
Milyarderlerin eyaletten ayrılma eğilimi sürüyor
Tek seferlik yüzde 5 oranındaki ek vergi girişimi, eyaletteki yüksek servet sahiplerinin yer değiştirme kararlarında rol oynuyor.
Google’ın kurucu ortakları Sergey Brin ve Larry Page, ocak ayında bazı iş yapılarını Kaliforniya’dan Nevada eyaletine taşımaya başladı. Uzmanlar bu adımı, 1 milyar doların üzerinde serveti olan milyarderleri hedefleyen vergi girişimiyle ilişkilendiriyor.
Benzer şekilde, ABD’li milyarder Mark Zuckerberg de şubat ayında Miami’nin prestijli bir bölgesinden gayrimenkul satın alma planıyla gündeme geldi.
The Wall Street Journal ve Bloomberg’in haberlerine göre Zuckerberg, kişisel gelir vergisi uygulamayan Florida eyaletine taşınan yüksek servet sahibi kişilerin arasına katılıyor.
Amerika3 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş1 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya4 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş6 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu5 gün önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı








