Bizi Takip Edin

Amerika

Trump: İran’ın tüm askeri gücünü tamamen yok ettim

Yayınlanma

ABD Başkanı Trump, Axios medya kuruluşuna verdiği özel mülakatta, dış politikadaki askeri operasyonlardan küresel liderlerle ilişkilerine, yapay zeka yarışından Beyaz Saray’da yürüttüğü yenileme çalışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Görev süresinin ilk dönemine kıyasla çok daha güçlü bir yönetim kurduğunu belirten Trump, İran’a yönelik askeri müdahalenin sonuçlarını ve Çin ile teknoloji rekabetini detaylandırdı.

ABD Başkanı Donald Trump, Axios medya kuruluşuna verdiği özel mülakatta, görevindeki ikinci döneminde gücü nasıl kullandığını, küresel liderlerle ikili ilişkilerini, İran ve Venezuela operasyonlarının arka planını ve yapay zeka alanındaki ulusal güvenlik stratejilerini ayrıntılı şekilde anlattı.

Görev süresinin ilk dönemine kıyasla çok daha güçlü bir yönetim sergilediğini ifade eden Trump, deneyim ile yeteneğin birleşmesinin önemine vurgu yaptı.

Kısa süre önce katıldığı G7 Zirvesi’ndeki baskın konumuna değinen ABD Başkanı Trump, “İlk dönemimiz de iyiydi; en iyi ekonomiye sahiptik, orduyu yeniden inşa ettik ve pek çok güzel işe imza attık. Ancak bu dönemin ilkinden çok daha güçlü olduğunu hissediyorum. Bu durum hem deneyimden hem de sizden önce görev yapan kişinin bir felaket olmasından kaynaklanıyor” dedi.

“Patron benim dedim ve bu bir şakaydı”

G7 Zirvesi’nde diğer liderlerle arasında geçen bir diyaloğa açıklık getiren ABD Başkanı Donald Trump, dünya liderlerinin salonda oturduğu esnada içeri girerek “Patron benim” dediğini doğruladı.

Bu ifadenin küresel ölçekte yankı bulmasına şaşırdığını belirten Trump, şu sözleri kaydetti:

“Aslında sadece şaka yapıyordum. Çok uzun bir masa etrafında sadece yedi lider oturuyordu, masa normalde otuz kişilikti. İçeri girdim, liderlerin hepsine baktım ve ‘Ben patronum, bunu unutmayın’ dedim. Bu tamamen espri amaçlı yapılmış sevimli bir şakaydı. Patron olmaya çalışmıyordum.”

Dünya sahnesindeki liderleri değerlendiren ABD Başkanı Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’den övgüyle bahsetti. Hindistan’da geçmişte liderlerin sürekli değiştiğini ancak Modi’nin on iki yılı aşkın süredir görevde kalarak istikrar sağladığını ifade eden Trump, “Modi çok sağlam bir lider. Muazzam bir sakinlikle hareket ediyor ama aslında hiç de sakin biri değil, son derece çetin bir liderdir. Kendisini çok iyi tanıyorum” dedi.

Buna karşılık Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva hakkında olumlu ya da olumsuz bir düşünceye sahip olmadığını belirten Trump, “Açıkçası onun hakkında düşünmüyorum, umrumda bile değil. Ancak çok değişken bir karakter olduğunu söyleyebilirim, yaptığı konuşmada da bu değişken yapıyı gördüm” ifadelerini kullandı.

“Xi Jinping ile çok iyi bir ilişkimiz var”

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i güçlü ve son derece akıllı bir lider olarak tanımlayan ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasındaki ilişkilerde sağlanan uzlaşıya dikkat çekti.

Xi Jinping’in fiziki duruşuna ve karizmasına değinen Trump, “Onun hakkında bir film yapacak olsanız Hollywood’da benzerini bulamazsınız. Boyu bir doksanın üzerinde, harika bir duruşu, büyük bir özgüveni var ve son derece zeki” dedi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile olan ilişkisine dair somut bir örnek paylaşan ABD Başkanı Trump, şu ifadeleri kullandı:

“Xi Jinping ile çok iyi bir ilişkimiz var. İran konusuna müdahil olmadığı için kendisine dün de teşekkür ettim. İsteseydi etrafını on iki savaş gemisiyle çevrelediği bir petrol tankeri gönderip abluka altındaki bölgeden geçmeye çalışabilirdi. Kendisinden bu sürece karışmamasını rica ettim ve o da harika bir duruş sergileyerek müdahil olmadı. Benim dışımda başka hiç kimsenin ondan böyle bir talepte bulunabileceğini dahi sanmıyorum. Xi Jinping oyun oynamayan, tamamen iş odaklı çalışan güçlü bir liderdir.”

Pakistan’daki yönetim yapısına da değinen ABD Başkanı Trump, Kara Kuvvetleri Komutanı Asım Munir ile başbakan arasındaki uyumdan etkilendiğini dile getirdi.

Trump, “Pakistan’da harika bir komutan olan Munir ve başbakan var. Aralarındaki ilişki mükemmel. Askeri liderin başbakana tam saygı gösterdiğini görmek çok güzel. İran ile yapılan anlaşmada bize çok yardımcı oldular, bölge insanını iyi tanıyorlar” dedi.

“İran’ı askeri olarak tamamen mağlup ettik”

İran ile yaşanan askeri gerilimde ABD gücünün sınırları olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, güç kullanımında hiçbir sınır tanımadığını vurguladı.

İran’ın askeri varlığının tamamen ortadan kaldırıldığını savunan Trump, şunları kaydetti:

“İran’ı askeri olarak tamamen mağlup ettik. Pakistan bizden daha fazla ileri gitmememizi rica etti, ben de onları sevdiğim için durdum. Ancak sınır diye bir şey yok. Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz. Bizim uyguladığımız deniz ablukasını başka kim yapabilirdi? Tek bir geminin bile geçmesine izin vermedik. Geçmeye çalışanlar oldu fakat bu girişimleri çok kısa sürdü. Bu baskı, İran’ı masaya oturmaya mecbur bıraktı.”

Yapılan mutabakatın İran için koşulsuz teslimiyet anlamına geldiğini öne süren ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Şu an hiçbir askeri güçleri kalmadı. Sahip oldukları yüz elli dokuz geminin tamamı denizin dibinde. Hava kuvvetlerini, uçaksavar silahlarını tamamen yok ettim. Uçaklarımız o bölgede hiçbir engelle karşılaşmadan uçuyor, gizlilik sistemlerini bile kapattık çünkü bize karşı koyabilecek hiçbir şeyleri kalmadı. Barack Obama döneminde onların askeri güçlerine, donanmalarına veya hava kuvvetlerine dokunulmamıştı. Üstelik lider kadrolarını da hedef aldım. Kasım Süleymani’yi ve Ayetullah’ı ortadan kaldırdım. Diğer Ayetullah ise ağır yaralandı. Ortada iki yüz uçaklık bir hava kuvveti vardı, şimdi hiçbiri yok. İlk kadro liderlerinin hepsi gitti. Yerlerine gelen ikinci grup çok kötüydü, onları da hallettik. Şimdi karşılaştığımız üçüncü grup ise en zeki olanları ve bana göre bu bir rejim değişikliğidir. Çünkü yönetimdeki insanlar artık tamamen değişti ve öncekilere göre çok daha az radikal durumdalar.”

Askeri müdahalede daha sert olunabileceği yönündeki eleştirilere de yanıt veren ABD Başkanı Trump, “Daha sert olmanın tek yolu iki üç hafta daha bombalamaya devam etmek olurdu. Ancak bunun bize bir faydası olmazdı. Hürmüz Boğazı tamamen kapanır, her yer mayınlarla dolar ve milyarlarca dolarlık gemilerin üzerinden füzeler uçardı. Bomba atmaya devam ettiğiniz sürece o boğaz kapalı kalır. Şu an ise borsamız rekor kırıyor, petrol fiyatları geriliyor ve gemiler güvenle bölgeden ayrılıyor. Bazı katı görüşlü kişilerin daha fazla saldırmamız yönündeki taleplerini dinleseydim dünya genelinde bir ekonomik krize yol açabilirdik” dedi.

“Küba görüşmek için can atıyor”

Venezuela’da gerçekleştirilen askeri operasyonun kırk sekiz dakika gibi kısa bir sürede başarıyla tamamlandığını belirten ABD Başkanı Donald Trump, bu başarının ardından sıranın Küba’ya gelip gelmediği sorusuna şu yanıtı verdi:

“Venezuela’yı yüzde yüz mağlup ettim. Venezuela ve Küba operasyonları arasındaki temel fark, Venezuela’nın petrole sahip olması, Küba’nın ise petrolünün bulunmamasıdır. Ancak Küba çok güzel bir konuma ve kıyı şeridine sahip. Küba operasyonu da Venezuela’ya benzer şekilde yürütülebilir. Venezuela askeri olarak güçlü bir devletti, binlerce askerin bulunduğu kaleye sadece iki yüz bir askerle girdik ve pilotumuz çok cesurdu. İran ise kırk yedi yıldır bu işleri yürütüyor ve basını çok iyi kullanıyor.”

Küba konusunu ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yakından takip ettiğini belirten Trump, “Marco’nun ailesi Küba kökenli olduğu için bu konuya çok önem veriyor. Küba yönetimi bizimle görüşmek için can atıyor. Küba kökenli Amerikalıların yüzde doksan beşinden destek aldım ve onları çok seviyorum” dedi.

“Yapay zeka tıp alanındaki çözümleri yirmi beş yıl öne çekecek”

Teknoloji ve yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın internetten daha büyük bir devrim olduğunu ifade etti. Yapay zekanın doğru kullanılması durumunda insanlığa büyük faydalar sağlayacağını kaydeden Trump, “Bu teknoloji sayesinde tıp alanındaki tedaviler ve buluşlar yirmi beş yıl daha erken gerçekleşecek. Tabii ki kötüye kullanım senaryolarına karşı da son derece dikkatli olmalıyız” dedi.

Yapay zeka şirketi Anthropic ve kurucusu Dario Amodei ile ilgili yaşanan gelişmelere değinen ABD Başkanı Trump, şu açıklamayı yaptı:

“Anthropic firmasının faaliyetlerinden memnun değildik ve kendilerine uyarılarda bulunduk. Taleplerimize çok hızlı ve sorumlu bir şekilde yanıt verdiler. Çünkü bu tür konular çok ciddi hukuki sorumluluklar ve hapis cezaları gerektiriyor. Şirketin kurucusu Dario Amodei ile G7 Zirvesi’nde bir araya geldim, kendisi son derece zeki bir insan. Şu an için ulusal güvenlik açısından bir tehdit oluşturmuyorlar. Esasen firmanın ortaklarından biri, yapılan çalışmalardan duyduğu endişe sebebiyle durumu bize ihbar etti ve süreç tatlıya bağlandı.”

Yapay zeka sektörünün ihtiyaç duyduğu yüksek elektrik enerjisi sorununu çözmek için özgün bir fikir geliştirdiğini belirten Trump, “Yapay zeka merkezleri bu ülkenin ürettiği toplam elektriğin iki katına ihtiyaç duyuyor. Ben de yapay zeka fabrikalarını inşa eden şirketlerin kendi elektrik üretim tesislerini de kurmalarına izin verdim. Böylece eski elektrik şebekemizi yormuyorlar ve ürettikleri fazla elektriği şebekeye ucuz fiyattan geri satıyorlar. Bu sayede yapay zeka yarışında Çin’in çok önündeyiz” dedi.

“Beyaz Saray’ın yenileme masraflarını kendi cebimden karşılıyorum”

Görev süresinin bitimine iki buçuk yıldan fazla zaman olduğunu ve bu süreyi en iyi şekilde değerlendireceğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray binasında gerçekleştirdiği restorasyon çalışmalarını anlattı.

Tarihi binanın bakımını bir hobi olarak gördüğünü ifade eden Trump, sözlerini şöyle tamamladı:

“Beyaz Saray’da kırık dökük mermerler, kalitesiz malzemeler vardı. Ben bizzat ilgilenerek buraya çok güzel granit zeminler döşettim. Tüm bu masrafları kendi cebimden ödüyorum, devletten tek bir kuruş talep etmiyorum. Ayrıca Beyaz Saray’a dünyanın en güvenli toplantı salonlarından birini inşa ediyorum. Tamamen kurşun geçirmez camlar ve insansız hava araçlarına karşı korumalı bir çatı yapıyoruz. Çatıda bir insansız hava aracı pisti de yer alacak. Bu projeyi Apple ve Microsoft gibi vatansever şirketlerin ve kendi imkanlarımla finanse ediyorum. Bazı muhalif yargıçlar bu durumdan hoşlanmasa da Washington’ı güvensiz bir yer olmaktan çıkarıp Amerika’nın en güvenli şehirlerinden biri haline getirdik.”

Amerika

Sözleşmesini uzatan ABD askerlerine dört günlük GTA 6 izni verilecek

Yayınlanma

ABD ordusu, Georgia eyaletindeki bir taburda görev yapan askerlere sözleşmelerini iki ila altı yıl uzatmaları şartıyla dört günlük özel GTA 6 izni teklif etti. Oyunun kasım ayı ortasındaki çıkışına denk getirilen teşvikten Fort Stewart’taki birlikte şu ana kadar 20 asker yararlandı.

ABD ordusu, Georgia eyaletinde görev yapan 100’den fazla askere “Grand Theft Auto VI” video oyununu oynamaları için tek bir şartla dört günlük izin teklif ediyor: Askerlik sözleşmelerini yenilemek.

Fort Stewart üssünde konuşlu 3. Piyade Tümeni Sözcüsü Yarbay Angel Tomko’nun NBC News’a doğruladığı bilgilere göre bu imkan, oyunun kasım ayı ortasında piyasaya sürülmesi öncesinde birlikteki 130 askere sunuldu.

Tomko yaptığı açıklamada, askerlerin iki ila altı yıl arasında yeniden sözleşme imzalamasını gerektiren bu teklifi şu ana kadar 20 askerin kabul ettiğini söyledi.

Ordu tarafından yayımlanan resmi bilgi notunda şu ifadeler yer aldı:

“1 Ağustos 2026 ile 14 Kasım 2026 tarihleri arasında yeniden sözleşme imzalayan her askere dört günlük özel izin hakkı tanınacaktır. Bu özel izin, büyük bir merakla beklenen Grand Theft Auto VI (GTA 6) video oyununun çıkış tarihiyle örtüşecek şekilde özel olarak belirlenmiştir.”

Sözleşme yenileme teşvikinin ayrıntılarını ilk olarak askeri haber sitesi Task & Purpose duyurdu.

Yarbay Tomko, uygulamanın amacına ilişkin olarak “Hedefimiz, askerlerin ilgi duyduğu alanlarla bağ kuran benzersiz bir teşvik programı oluşturmaktı” dedi.

Tomko, taburun komuta kademesinin askerleri sözleşme yenileme konusunda heyecanlandırmak istediğini de sözlerine ekledi.

Bu teklif, ABD ordusunun asker alımını ve mevcut personeli elde tutmayı teşvik etmek amacıyla yürüttüğü çok yıllı “ezber bozan” yöntemler arama çabasının bir parçası olarak öne çıkıyor.

Ordu hedeflerini tutturamadığı dönemler de dahil olmak üzere video oyunlarını daha önce de bu tür girişimlerin merkezine almıştı.

Askeri personel temininde karşılaşılan bazı engeller toplumsal eğilimlerden kaynaklanıyor.

Örneğin 2008 yılındaki Büyük Durgunluk sonrasında ABD’de doğum sayısının belirgin biçimde düşmesi, potansiyel aday havuzundaki genç yetişkin sayısını azalttı.

Bunun yanı sıra fazla kilolu Amerikalıların sayısındaki artış ve antidepresan gibi orduya kabule engel olan belirli ilaçları kullanan kişilerin çoğalması da asker alım havuzunu daralttı.

Ordu, 2005 yılından sonra ilk kez asker alım hedefini tutturamadığı 2018 yılında, askerleri gençlere daha yakın ve erişilebilir kılmak amacıyla muvazzaf ve yedek personelden oluşan bir e-spor takımı kurdu. Bu takım espor müsabakalarını dolaşarak etkinliklere katılıyor.

Ayrıca USA Today’in şubat ayındaki haberine göre askerler, drone operatörü olabilmek için video oyunlarına benzer ekipmanlarla yarışmıştı.

“Grand Theft Auto VI”, bu yılın en çok beklenen video oyunu çıkışları arasında.

Yapımcı Rockstar Games, 2021 yılında yenilenmiş üç “Grand Theft Auto” oyunundan oluşan bir derleme sunmuş olsa da 2013 yılından bu yana seride yeni bir ana oyun yayımlamadı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de ulusal borç 40 trilyon dolara ulaştı, Kongre bölündü

Yayınlanma

ABD’de ulusal borcun 40 trilyon dolarlık tarihi eşiği aşması, Kongre’de bütçe disiplini ve harcama politikalarına ilişkin sert tartışmaları yeniden alevlendirdi. Cumhuriyetçiler harcama kesintilerini ve bütçe denkliğini savunurken, Demokratlar faturayı vergi indirimlerine ve askeri harcamalara kesti. Hazine Bakanı Scott Bessent ile Başkan Yardımcısı JD Vance ise borç yükünün ekonomik büyümeyle aşılacağını öne sürdü.

ABD’de federal borcun çarşamba günü resmi olarak 40 trilyon dolarlık kritik eşiği aşması, Kongre üyeleri arasında alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

Yıllardır giderek büyüyen ve görmezden gelinmesi imkansız hale gelen borç yükü karşısında Kongre’nin somut adımlar atamaması, iki partinin temsilcileri tarafından da tepkiyle karşılandı.

Pandemi sürecinde hız kazanan ve Kongre’nin onayladığı dev harcama paketleri ile vergi düzenlemeleri nedeniyle yüksek kalmayı sürdüren borçlanma, tarafları sosyal medya üzerinden çözüm önerilerini tartışmaya yöneltti.

Yıllardır artan borçla mücadele etmeye çalışan iki partiden Cumhuriyetçiler temel etken olarak federal harcamaları ve sosyal yardım programlarını gösterirken; Demokratlar harcama reformlarının yanı sıra zengin Amerikalılar ile şirketlere yönelik vergilerin artırılması gerektiğini vurguluyor.

Ancak ülkeyi sürdürülebilir bir mali yola sokmak için gereken siyasi bedellerin büyüklüğü, kapsamlı bir uzlaşıya varılmasını engelliyor.

Mali muhafazakar kimlikleriyle tanınan isimlerden Cumhuriyetçi Florida Senatörü Rick Scott, X platformunda yaptığı paylaşımda durumun vahametine dikkat çekerek “Bu çok kötü. Kongre harcamaları kontrol altına almalı ve bütçeyi dengelemeli” dedi.

Cumhuriyetçi Kentucky Senatörü Rand Paul da federal bütçenin dengelenmemesinden politikacıları sorumlu tutarak “Washington harcamaları anında karşılamak yerine sürekli harcıyor. Siz ve aileniz bir bütçe yapıp ona göre yaşıyorsunuz, Washington da aynısını yapmalı” ifadelerini kullandı.

The Hill gazetesinin haberine göre Temsilciler Meclisi’ndeki aşırı sağcı Özgürlük Grubu (House Freedom Caucus) üyeleri de federal harcamalardaki israf, yolsuzluk ve suiistimale karşı derhal harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

Grubun üyesi Güney Carolina Temsilcisi Ralph Norman, borcun her Amerikalıyı alarma geçirmesi gereken bir sınırı aştığını belirterek bunun Washington’ın pervasız ve kontrolsüz harcamalarının ülkenin geleceğini tehlikeye attığına dair bir uyarı işareti olduğunu kaydetti.

Norman, “Bu krizden sadece vergi koyarak veya borçlanarak çıkamayız. Kongre zor kararları alma, harcamaları dizginleme ve mali yapımızı düzene sokma cesaretini göstermeli” değerlendirmesinde bulundu.

Utah Senatörü Cumhuriyetçi John Curtis ise borç sorununu “ahlak dışı” olarak niteledi ve federal hükümette mali sorumluluk ile reform komisyonu kurulmasını öngören Mali Komisyon Yasası gibi düzenlemelerin “iyi bir başlangıç” olacağını belirtti.

Curtis, pervasız harcamaların faturasının çocuklara ve torunlara bırakılmasının haksızlık olduğunu, borç arttıkça ekonomik şoklar karşısında felaket riskinin de büyüdüğünü ifade etti.

Cumhuriyetçiler, borcun geleceğine dair endişeleri artırması beklenen 95 milyar dolarlık üçüncü bir bütçe uzlaştırma paketini gündemlerinde tutuyor.

Başkan Donald Trump ve parti liderlerinin geçirmeyi hedeflediği bu paket; savunma ve istihbarat için 73 milyar dolar, tarım yardımları için 12 milyar dolar ve Trump destekli oy kullanma kısıtlamalarını benimseyen eyaletleri teşvik etmek amacıyla 10 milyar dolarlık fon içeriyor.

Senato’da çerçevesi henüz kabul edilmeyen taslakta, maliyetleri dengeleyecek gelir kalemlerinin bulunmaması mali disiplin yanlılarının tepkisini çekiyor.

Demokratlar ise geçen yıl Cumhuriyetçilerin Kongre’den geçirdiği “Tek Büyük Güzel Yasa” (One Big Beautiful Bill Act) adlı uzlaştırma düzenlemesini hedef aldı.

Demokrat Colorado Temsilcisi Joe Neguse, “Geçen yıl çoğumuz Trump’ın pervasız bütçe tasarısının açığı trilyonlarca dolar artıracağı ve önümüzdeki 10 yılda borç faizi maliyetlerini 687 milyar dolar yükselteceği konusunda uyardık. Bu uyarılar dikkate alınmadı ve ulusal borç 40 trilyon dolara ulaştı” dedi.

Yakın zamanda ön seçimleri kaybeden Kentucky Temsilcisi Cumhuriyetçi Thomas Massie de benzer bir eleştiride bulunarak yasaya oy verenlerin borçtan şikayet etmeye hakkı olmadığını ve vergi indirimleri ile harcama artışlarının bütçe açığını büyüteceğinin aşikar olduğunu belirtti.

Demokratlar ayrıca Trump’ın İran’a yönelik devam eden askeri harekatını da mali tablonun sorumlusu olarak gösterdi.

Demokrat Illinois Senatörü Dick Durbin, yıllardır borçtan şikayet eden bir partinin liderliğinde borcun rekor kırmasını çelişkili bulduğunu ifade ederek “Trump’ın milyarderlere yönelik vergi indirimlerinden İran’la savaşına kadar, mali sorumluluğun aklındaki en son şey olduğu açık” dedi.

Demokrat Michigan Temsilcisi Shri Thanedar ise 250 yıl ve 47 başkan döneminde biriken 40 trilyon dolarlık borcun yüzde 30’una yakınının (11,52 trilyon dolar) yalnızca birkaç yıl içinde bizzat Trump tarafından eklendiğini hatırlattı.

Eleştirilere yanıt veren ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, CNBC kanalında katıldığı “Squawk on the Street” programında Sara Eisen’a yaptığı açıklamada, 40 trilyon dolarlık rakamın büyütülecek bir tarafı olmadığını ve ABD’nin bu borcu ekonomik büyümeyle aşabileceğini savundu.

Bütçe açığı ve açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranına dair yanlış bilgilendirmeler yapıldığını belirten Bessent, Yüksek Mahkeme’nin şubat ayında Trump’ın acil durum gümrük tarifelerine karşı aldığı kararın ardından yapılan tarife iadelerinin borçta geçici bir etki yarattığını kaydetti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın aynı seviyede tarifeler uygulayacağını söyleyen Bessent, 2026 yılı tarife gelirlerinin 2025 ile hemen hemen aynı olmasını beklediğini ifade etti.

Bakan Bessent daha sonra Beyaz Saray önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, 301. Madde kapsamındaki tarifelerle birlikte geçen yılın tarife gelirlerine yeniden ulaşılacağına, hatta üzerine çıkılacağına inandığını dile getirdi.

Bessent, 40 trilyon dolarlık eşiğe rağmen piyasada işlem gören borç miktarına bakıldığında tablonun daha küçük olduğunu öne sürdü.

Başkan Yardımcısı JD Vance de perşembe gecesi Newsmax kanalındaki “Carl Higbie Frontline” programında yaptığı konuşmada, Hazine Bakanı Bessent’in ulusal borcu küçültmek için “oldukça gizli ve ihtiyatlı bir planı” olduğunu açıkladı.

Vance, Başkan Trump tarafından da desteklenen bu planın ekonomiyi borçtan daha hızlı büyütmeyi hedeflediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Doğru yolda ilerliyoruz. Borç çok yüksek olsa ve biz bu borç bombasını Biden yönetiminden devralmış olsak da ekonomiyi borçtan daha hızlı büyütecek bir planımız var ve en önemli şey de bu.”

ABD kamu borcu 40 trilyon dolara ulaştı

Okumaya Devam Et

Amerika

OpenAI’dan kurumsal müşterilere veri güvencesi

Yayınlanma

OpenAI, yapay zeka modellerini kullanan kurumsal müşterilerin verilerini saklamama taahhüdünde bulundu. Şirket, bu adımla Claude modelinin geliştiricisi olan rakibi Anthropic’in veri saklama politikasından rahatsızlık duyan şirketleri bünyesine katmayı ve ürün güvenliğini artırmayı hedefliyor.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, yapay zeka modellerini kullanan kurumsal şirketlerin verilerini saklamama taahhüdünde bulunurken ürünlerinin güvenliğini artırmaya yönelik yeni bir adım attı.

Şirket bu hamleyle, Claude modelinin geliştiricisi olan rakibi Anthropic’in kurumsal bilgileri saklama politikasından rahatsızlık duyan müşterileri kendi tarafına çekmeyi hedefliyor.

OpenAI çarşamba günü yaptığı açıklamada, modelleriyle gerçekleştirilen birden fazla etkileşimdeki örüntüleri ve güvenlik risklerini tespit etmeye olanak tanıyan yeni bir teknolojiyi bazı müşterilerinin ön izlemesine açtığını bildirdi.

Şirket bu adımla, etkileşimleri tek tek izleyen ve müşteri verilerinin bir kısmını saklamadan araçların doğru kullanıldığından emin olmayı zorlaştıran önceki yapay zeka güvenlik sistemlerinin ötesine geçmeyi amaçlıyor.

Bu taahhüt, en yeni modellerinin güvenliğini sağlamak gerekçesiyle müşteri verilerini 30 gün boyunca saklayan Anthropic’in politikasıyla tezat oluşturuyor.

Anthropic’in veri saklama uygulaması, Beyaz Saray Yapay Zeka Danışmanı ve girişim sermayedarı David Sacks, Microsoft Üst Yöneticisi Satya Nadella ve Palantir yöneticisi Alex Karp gibi teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinin tepkisini çekmişti.

Söz konusu isimler, özellikle sağlık ve finans gibi düzenlemeye tabi sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, yapay zeka firmalarının verilerini saklamadığına dair kesin bir güvenceye ihtiyaç duyduğunu savunmuştu.

OpenAI Ürün Politikası Başkanı Aleah Houze konuya ilişkin olarak, “Şirketlerden bunun ne kadar önemli olduğunu çok net ve yüksek sesle duyduk. Başka kurumlara hizmet veren ve son derece hassas veriler konusunda kendilerine güvenilen kuruluşları düşündüğünüzde, bu şirketlerin kendi müşterilerine verdikleri taahhütler bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu hamle, OpenAI’ın yapay zeka yarışında Anthropic’i yakalama çabasını yansıtırken, araçların siber saldırıları ya da modellerin kontrolden çıkmasından kaynaklanabilecek diğer zararları önleyecek yeterli korumaya sahip olmadığından endişe eden kesimleri yatıştırma amacını da taşıyor.

The Wall Street Journal’ın haberine göre OpenAI, yakın zamanda yatırımcılarına ikinci çeyrek gelir artışının Anthropic’in gerisinde kaldığını bildirmiş ve bu durum bazı hissedarlarda hayal kırıklığına yol açmıştı.

OpenAI, müşteri verilerinin müşterinin denetimindeki altyapıda kalacağını açıkladı.

Şirket ayrıca, verilerin mülkiyeti müşteriye ait şifreli anahtarlarla OpenAI tarafından saklanabileceği bir sistem üzerinde de çalışıyor. Bu sistem sayesinde şirket çalışanları model istemlerini, yanıtları veya diğer hassas bilgileri göremeyecek.

Yeni sistem, model etkinliğine dayanarak bir siber saldırı veya biyolojik silah gibi bir risk tespit ettiğinde OpenAI’a bir sinyal gönderiyor.

Gönderilen bu sinyal, şirket tarafından bir müdahalede bulunulması gerekip gerekmediğini belirlemeye yardımcı oluyor.

Müşteriler alınan kararlara itiraz edebiliyor veya dilerlerse OpenAI ile daha fazla bilgi paylaşabiliyor. OpenAI ise yalnızca riskin ciddiyetini ve kategorisini ayrıntılandıran üst düzey sinyal verisini saklıyor.

Anthropic’in kodlama araçlarını ve gelişmiş modellerini ücret karşılığı kullanan işletmeler nezdindeki popülaritesi şirketi yapay zeka yarışında öne geçirdi. Ancak şirketin bazı politikaları Silikon Vadisi’nde ve Trump yönetiminde tepkiye yol açtı.

David Sacks, haziran ayında yaptığı açıklamada müşteri verilerinin saklanmasının “yapay zekada yeni bir imtiyazlılar ve imtiyazsızlar sınıfı yarattığını” ve araçları kullanan yazılım geliştiricileri arasında öfkeye neden olduğunu söylemişti.

Bu konu, kullanıcıların modellerin davranışını belirleyen sayısal parametreleri indirmesine izin veren açık ağırlıklı modeller hakkındaki tartışmalarla da bağlantılı.

Çin menşeli olanlar da dahil olmak üzere birçok teknoloji şirketi bu tür modelleri destekledi ve Trump yönetiminden bunlara kısıtlama getirmemesini istedi.

Anthropic ise bu araçların, en güçlü kapalı modellerle aynı güvenlik önlemlerine genellikle sahip olmaması nedeniyle güvenlik riskleri barındırdığı uyarısında bulundu.

En güçlü araçları kapalı model niteliği taşıyan OpenAI, yakın zamanda açık ağırlıklı modelleri destekleyen bir sektör mektubuna imza attı ve bu tür modellerden bazılarını kendisi de geliştiriyor.

Şirket öte yandan, ABD’li şirketlerin kaydettiği ilerlemeleri “damıtma” (distillation) adı verilen bir süreçle haksız biçimde kullanmakla suçlanan Çinli açık ağırlıklı model sağlayıcılarına yönelik olası kısıtlamalar konusunda hükümet yetkilileriyle görüşmeler yürüttü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English