Bizi Takip Edin

Amerika

Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Yayınlanma

Nijerya’nın Gine Körfezine bakan kenti Lagos’ta kurulan bir serbest bölge, Silikon Vadisi’nin “şehir devleti” fantezilerine uyacak yatırımlar çekiyor.

2009 yılında, Lagos eyalet hükümeti, Gine Körfezi kıyısı boyunca 150 kilometrekarelik bir araziyi “Lekki Serbest Bölgesi” ilan etti ve buraya yerleşen şirketlere vergi muafiyeti ve diğer avantajlar sundu.

WIRED’a konuşan Michigan Üniversites Afro-Amerikan ve Afrika çalışmaları profesörü Omolade Adunbi, “Bu bölgeye girdiğiniz anda, Nijerya devletinin dışında kalmış olursunuz,” diyor.

Bu bölgenin kurulmasının gerekçeleri şunlardı: Uluslararası şirketleri, gelişen bir sanayi merkezi kurmaya teşvik etmek ve yeni yaratılan sermayenin ekonominin geri kalanına akmasını sağlamak. ​​

Şimdiye kadar, serbest bölgedeki projeler endüstriyel nitelikteydi; petrol rafinerisi, giyim fabrikaları ve diğer üretim tesisleri çalılarla kaplı arazinin üzerinde yükseliyordu. 

Fakat yeni bir projenin hedefleri işleri değiştirecek gibi görünüyor: Bu yılın sonlarında ilk tuğlaları atıldığında fiziksel bir şehre dönüşecek sanal bir “startup şehri.”

Nijerya’nın en bilinen teknoloji girişimcilerinden biri olan Iyinoluwa Aboyeji ve gayrimenkul girişimcisi Luqman Edu tarafından kurulan Itana, ülkedeki internet çalışanlarına ev sahipliği yapmayı ve yeni nesil teknoloji startup’larını yetiştirmeyi vaat eden bir teknoloji merkezi.

Lekki Serbest Bölgesi’nin “gezgin girişimcileri” çekmek için sunduğu mevcut vergi avantajlarından yararlanan kurucular, tamamlandığında bu şehrin, “Dubai’nin ışıltılı kuleleri ile dünyanın dört bir yanından 1,5 milyondan fazla şirketin kayıtlı olduğu küçük ABD eyaleti Delaware arasında bir yer” olmasını öngörüyorlar.

Silikon Vadisi eskatolojisi – 3: Kudretli elimle sizi özgür kılacağım

Projenin yatırımcıları arasında, Silikon Vadisi’nin ünlü milyarderi Peter Thiel tarafından desteklenen bir girişim fonu olan Pronomos Capital da dahil olmak üzere, dünya çapında özel kişilerin elinde olan şehir devletleri kurmak için tartışmalı bir hareketin sadık destekçileri yer alıyor.

Proje ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde yarı bağımsız, iş dünyası dostu bölgeler kurulmasını savunan Charter Cities Institute (CCI) ile de işbirliği yapıyor. Proje, kripto para ticaretini sıkı bir şekilde düzenleyen bir ülkede, yeni şehirde blok zinciri tabanlı bir finansal ekosistem kurulmasına yardımcı olmayı kabul eden, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance ile ilk yüksek profilli ortağını şimdiden buldu.

Itana, Afrika’nın Silikon Vadisi olma hedefini güdüyor. Fakat tarihsel olarak, kıtadaki özel şehir projeleri ve özel ekonomik bölgeler, başlangıçta vaat edilen refahın simgesi haline gelmekte zorlanıyor. Bu tür girişimlern eleştirenler, bunların topluma genel olarak katkıda bulunmadığını, sadece zenginler için sığınaklar yarattığını ve Nijerya’da uzun süredir çatışmalara neden olan ekonomik eşitsizliği daha da kötüleştirme riski taşıdığını söylüyor.

Adunbi, “ulus-devletin çevresinde var olan düşük vergili, iş dünyası yanlısı bölgelerin temelindeki ideoloji”nin Afrika’nın ilerlemesine aykırı olduğunu düşünüyor.

İki unicorn şirketin (yani değeri 1 milyar doları aşan özel şirketler) kurucu ortağı olan Aboyeji’ye göre, Itana’nın (eski adıyla Talent City) arkasındaki itici güç, Nijerya’nın gerçekleşmemiş potansiyelinden kaynaklanıyor. 

Fakat yetenek pazarı Andela ve ödeme şirketi Flutterwave, her ikisi de Nijerya şirketi olarak kabul edilse de, diğer yerel unicorn şirket Paystack ile birlikte, çoğunlukla uluslararası yatırımcılarının beklentileri nedeniyle Delaware’de kayıtlı.

Nijeryalı şirketler 2022 yılında yaklaşık 1 milyar dolarlık risk sermayesi (VC) fonu topladı, fakat teknoloji girişimleri hâlâ temel altyapı eksikliği ve eğitimli profesyonellerin ülkeden sürekli olarak kaçmasıyla mücadele ediyor.

Regülasyonlar öngörülemez ve hükümet zaman zaman sektöre karşı muhalif bir tutum benimsedi, hatta 2021’deki protestoların ardından bir noktada kripto para birimlerini yasakladı ve Twitter’ı engelledi.

Mülk sahipleri için ütopya, mülksüzler için egemenlik kaybı

Edu, “Yatırımcıların Afrika’ya yatırım yaparken daha rahat hissetmelerini ve Afrika’daki teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesini sağlayacak, iyi tasarlanmış bir politika ortamı yaratmak mantıklı,” diyor.

Uygulamada bu, dijital ikamet için kayıt yaptıran şirketlerin vergi, şirket tescili, göçmenlik, hukuk sistemi ve offshore bankacılık ile ilgili özel kurallardan yararlanabilecekleri bir dijital serbest bölge kurulmasıyla başlıyor.

Dijital bölgenin ardından, Lekki Serbest Bölgesi’ndeki Alaro City adlı kentsel gelişim projesinde fiziksel bir şehir kurulacak. Bu proje, Lagos Eyalet Hükümeti ile hissedarları ABD, Yeni Zelanda, Norveç ve Birleşik Krallık’tan olan Afrika odaklı bir geliştirme şirketi olan Rendeavour arasındaki bir kamu-özel sektör ortaklığı.

Itana’nın internet sitesinde, inşaatın başlayacağı bataklık arazinin fotoğrafları, teknoloji merkezinin bir gün nasıl görüneceğine dair sanatsal çizimlerle yan yana sergileniyor: çimlerle kaplı dolambaçlı yürüyüş yolları ve güneş ışığı alan, küçük grupların toplanabileceği terasları olan yemyeşil bir iş parkı.

Edu, inşaatın ilk aşamasının 3.000 ila 5.000 kişiyi barındırmayı hedeflediğini ve maliyetinin 500 milyon dolara ulaşacağını söylüyor.

Itana, dijital serbest bölgeyi inşa etmek için Local Globe, Amplo, Pronomos ve Aboyeji’nin fonu Future Africa gibi risk sermayesi şirketlerinden 2 milyon dolarlık bir ön tohum fonlama turunu kısa süre önce tamamladı.

Kurucular, fiziksel bölge için Alaro City’de 7 hektarlık bir alanın (12,5 milyon dolar değerinde) satın alındığını ve ayrıca daha fazla finansman ve geliştirme için ayrı bir özel amaçlı araç oluşturulmasının da son aşamada olduğunu belirtiyor.

Edu, projenin ilk aşaması için 50 milyon dolarlık yatırım yapmak üzere Afrika Finans Kurumu adlı bir kalkınma finansmanı kuruluşunun ilgisini çektiğini de ekliyor.

Şu anda, Itana’nın yaklaşık 2.000 dijital üyesi ve 200 dijital sakini bulunuyor. Üyeler topluluğun faaliyetlerine katılabilirken, dijital sakinler yıllık 100 dolarlık abonelik ücreti ödeyerek şehirde yer bulma, dijital serbest bölgede işlerini kurma ve fiziksel bölgelere erişim konusunda öncelikli hak kazanıyor.

Quinn Slobodian: Ne ulusa, ne imparatorluğa benzeyen teritoryal örgütlenme biçimleri çoğalacak

Edu, Itana’yı, “Afrika’nın dört bir yanındaki bölgeleri kapsayan, merkezi olmayan bir Silikon Vadisi” oluşturan kıtadaki bir dizi merkezin ilki olarak gördüğünü söylüyor.

Itana, ünlü iktisatçı Paul Romer tarafından ortaya atılan charter city (özgür şehir) konseptini yaymak için kurulan Charter Cities Institute ile işbirliği yapıyor. Romer’in fikri, gelişmiş ülkeler tarafından kontrol edilecek, hazır yasalar ve kurumsal denetim içeren, zor durumdaki ülkelerde özerk yargı bölgeleri kurmaktı.

Özerk bölgenin başarısı, teorik olarak ülkenin geri kalanına olumlu bir örnek teşkil edecek ve iktisadi bir çekicilik etkisi yaratacaktı.

Itana’nın destekçilerinden biri olan Pronomos Capital, charter şehirler kurmaya da adanmış bir girişim şirketi. Şirket, Seasteading Institute’un liberteryen kurucusu Milton Friedman’ın torunu Patri Friedman tarafından yönetiliyor. Thiel’in de desteklediği “seasteading”, deniz ortasında kendi kendine yeter şehirler kurmayı hedefliyor.

Şu ana kadar bu fikri denemeye en yakın olan ülke Honduras. Burada şirketler şehir devletleri olarak tasarlanan araziler satın almış ve kendi yasal çerçevelerini ve yönetim sistemlerini kurmuştu.

Fakat Honduras hükümeti kısa süre önce, charter şehirlerine izin veren yasaları ve anayasa değişikliğini reddetti. Bu da, bu yeni projelerin geleceğinin şu anda belirsiz olduğu anlamına geliyor.

Itana’nın kurucuları, bu kadar radikal bir hedefleri olmadığını ve Nijerya hükümeti dışında değil, hükümetle birlikte çalıştıklarını belirtmiş olsalar da, Itana’nın işletme müdürü Coco Liu, Charter Cities Institute’un “kendilerinin yapmaya çalıştıkları şeyle benzer hedefleri paylaştığını” savunuyor.

Liu, “Onların fikri ideal yönetişim ve yabancı doğrudan yatırımı mümkün kılmanın en iyi yolu olarak özel ekonomik bölgeleri belirlemişler,” dedi.

Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri

Itana, tartışmalı olabilecek “charter city” etiketini kullanmıyor. Eylül 2020’de, Amerikalı Dryden Wilson Tate Brown’un Twitter’da viral olan bir paylaşımında, girişimi Bluebook Cities ile Batı Afrika’da yeni bir şehir kurma niyetini açıkladı ve projeyi görüşmek üzere Nijerya ve Gana’da üst düzey yetkililerle görüştüğünü söyledi.

Eleştirmenler Twitter’da hemen tepki gösterdi ve çoğu bu fikri “beyaz adamın kurtarıcılığı” olarak nitelendirerek, bunun Fyre Festival ile karışık bir yeni-sömürgecilik koktuğunu söyledi. Pronomos Capital’in de artık var olmadığı anlaşılan Bluebook Cities’in destekçilerinden biri olduğu bildirildi.

Nijerya, CCI’nın charter city hedeflerinde ilerleme kaydettiği tek yer değil. Örgüt, charter city projeleri kurmak için Zambiya hükümetiyle de yakın işbirliği içinde çalışıyor ve Ruanda hükümetiyle şehir inşa planları konusunda işbirliği yapmak üzere yakın zamanda bir mutabakat zaptı imzaladı.

Charter şehirleri ve benzeri projeler giderek teknoloji odaklı hale geliyor. Thiel gibi yatırımcılar, büyük hükümetlerin müdahalesinden uzak, “anarko-kapitalist” bir toplum hayaline uzun süredir hayranlık duyuyorlar.

Kripto sektörü, devlet denetimine benzer şekilde düşmanca yaklaşan taraftarlarıyla, El Salvador’un Bitcoin City, Honduras’ın Prospera ve Senegal’in Akon City gibi yeni projelerde yoğun bir şekilde yer alıyor.

Itana’nın Binance ile olan ortaklığının ayrıntıları henüz açıklanmadı, fakat Edu, şehrin sanal serbest bölgede kripto paranın oynayabileceği rol ile ilgili politikalara danışmanlık yapacak, blok zinciri ve kripto para paydaşlarından oluşan bir komite kuracağını söyledi.

Lekki Serbest Bölgesi, projeye yer açmak için yerel toplulukların yerinden edildiği iddiaları nedeniyle tartışmalara konu olmuştu. Yerel sakinler, serbest ticaret bölgesinin kurulduğu Ibeju-Epe bölgesindeki bir düzineden fazla köyün hükümet tarafından tek taraflı olarak geri alındığını, bazılarının ise 2016 yılında inşaatına başlanan ve henüz faaliyete geçmemiş bir petrol rafinerisine yer açmak için geri alındığını söylüyor.

Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası

Amerika

Arizona, Colorado ve Nebraska’da seçmenler, kız sporlarına trans sporcuların katılımını yasakladı

Yayınlanma

Arizona, Colorado ve Nebraska’da okulların spor takımlarında “biyolojik cinsiyet” belirlemesini zorunlu kılan bir referandum önerisi kabul edildi.

Seçmenler, “Girişim Önerisi 442” olarak bilinen anayasa değişikliğini onayladı. Bu değişiklik, K-12 ve kolejler ile üniversiteler dahil olmak üzere tüm devlet okullarının spor takımlarını erkek, kadın veya karma olarak belirlemesini zorunlu kılıyor.

DDHQ tarafından sayılan oyların yüzde 95’inden fazlasına göre, önergenin yaklaşık yüzde 68 destekle kabul edilmesi bekleniyor.

Bu inisiyatif, aynı zamanda trans kız ve kadınların cinsiyet kimliklerine uygun spor takımlarında oynamalarını da engelleyecek.

Nebraska’nın 2025 yılında kabul ettiği yasa, eyaletteki kamu eğitim kurumlarının bu takımları doğumda atanan cinsiyete göre sınıflandırmasını zorunlu kılıyor.

Yasa uyarınca, kadınlar, “söz konusu kadın öğrenci için o spor dalında kadın takımı sunulmamış veya mevcut değilse” erkekler için belirlenmiş spor takımlarında oynayamazlar.

Eyalet yasası ayrıca öğrencilerin cinsiyetlerini bir hekim tarafından doğrulatmalarını şart koşuyor.

Oylanan yasa tasarısı ile aradaki fark, bu şartların büyük ölçüde eyalet Anayasasına dahil edilecek olması.

Cumhuriyetçiler, trans bireylerin, özellikle de trans kadınların veya kızların, cinsiyet kimliklerine uygun özel tesisleri kullanmalarına veya spor takımlarında oynamalarına izin verilip verilmemesi konusuna yoğun bir şekilde odaklandılar. Bu konu, bazı Demokratları da ikiye böldü.

Arizona’da da benzer bir nedenle oy kullanıldı. Eyaletteki seçmenler, trans öğrencilerin kız spor takımlarından ve cinsiyet kimliklerine uygun okul tuvaletleri ile soyunma odalarından dışlanmaları konusunda neredeyse kesin bir kararlılık sergiledi.

“Arizona’da Kız Sporlarını Koruma Yasası” olarak adlandırılan 318 Numaralı Önerge, okulların ve spor derneklerinin trans kızların cinsiyet kimliklerine uygun spor takımlarına katılmalarına izin vermeleri veya bir kişinin biyolojik cinsiyeti ile zıt olan cinsiyete yönelik soyunma odası, duş tesisi ya da tuvaleti kullanmasına izin vermeleri halinde dava açılacağı tehdidinde bulunuyor.

Arizona yasalarına göre, trans kızların kızlar için belirlenmiş okul spor takımlarında oynamasına izin vermek zaten yasadışı ama bu yasa teklifi, bu yasağı Little League gibi özel spor kuruluşlarına da genişletecek.

Salı günü açıklanan ilk seçim sonuçlarına göre, 318 numaralı yasa teklifi lehine verilen oylar, 200.000’den fazla oy farkıyla muhtemelen aşılmaz bir üstünlük elde etti.

Colorado’da da seçmenlerin yüzde 52,2’si okulların spor takımlarında “biyolojik cinsiyet” belirlemesini zorunlu kılan önergeyi destekledi.

Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles Hukuk Fakültesi’ne bağlı Williams Enstitüsü düşünce kuruluşunun verilerine göre 2025 yılında yapılan tahminlere göre, ülkede toplamda 13 ila 17 yaşları arasında transseksüel olarak tanımlanan yaklaşık 300.000 genç bulunuyor.

Ayrı bir veri seti ise ABD’de 18 ila 24 yaşları arasında yaklaşık 400.000 kişinin de transseksüel olarak tanımlandığını gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

“Trump etrafında ördüğümüz ittifak artık yok”

Yayınlanma

ABD ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin yaşadığı ağır yenilgiden sonra, başkanlık seçimlerinde Trump ve çevresinde oluşturulan ittifaklar dağılmış görünüyor.

POLITICO’da yer alan değerlendirmeye göre Trump, iki yıl önce genç seçmenler ve azınlık grupları arasında önemli bir destek kazanarak yeniden göreve gelmişti.

PF Global tarafından yürütülen POLITICO Anketi’nin yeni sonuçlarına göre, popülerliği düşük olan İran savaşı ve düşen destek oranları nedeniyle bu kilit gruplar artık ondan uzaklaşıyor gibi görünüyor.

Geçen yılın sonunda, Hispanik Trump seçmenlerinin %56’sı kendilerini “MAGA Cumhuriyetçisi” olarak tanımlamıştı. Bu Ekim itibarıyla ise bu oran sadece %37’ye geriledi.

Geçen yılın sonunda, 20 ila 29 yaş arası genç Trump seçmenlerinin %50’si oy kullanacaklarından emin olduklarını belirtmişti. Bu Ekim itibarıyla ise bu oranı sadece %38’e düştü.

Seçim kampanyasındaki bu telaş, endişenin boyutunu ortaya koyuyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, salı günü Güney Teksas’ta son bir seçim turu düzenleyerek, Cumhuriyetçilerin bu bölgede, kitlesel sınır dışı etme ve ekonomi konusundaki Hispanik seçmenlerin endişelerini gidermek için çaba sarf etti.

Cumhuriyetçi Parti yetkilileri, süregelen enflasyon ve yüksek fiyatların, her ırktan işçi sınıfı seçmenler üzerinde yaratacağı etkiden endişe duyuyorlar.

Buna, sandığa yeterince güçlü bir şekilde gitmeyeceklerinden çok korktukları genç erkekler de dahil.

Ayrıca, seçmenlerinin rekor sayılarda sandığa akın ettiği görülen, siyah nüfusu yoğun bir dizi güney eyaletine (Mississippi, Güney Karolina ve hatta Louisiana gibi) son dakikada milyonlarca dolarlık kaynak aktardılar.

Cumhuriyetçilerin 2024 koalisyonunun dayanıklılığı, partinin geleceği için hayati bir sınav niteliğinde.

Cumhuriyetçilerin genç, Latin kökenli ve Siyah seçmenler arasında elde ettiği ilerlemeler, partiyi Washington’da üçlü iktidara (Başkanlık, Senato, Temsilciler Meclisi) taşımıştı.

Bu gruplardan gelen desteğin azalması, Cumhuriyetçileri 2028 başkanlık seçimleri için kazanma formülünü oluştururken yeniden başlangıç noktasına döndürebilir.

Üst düzey Cumhuriyetçiler, Teksas’ta yaşanan hezimet, Florida’daki kilit Temsilciler Meclisi koltuklarındaki kayıplar ve daha fazlasını önlemeye çalıştı ama Hispanik seçmenler üzerindeki etkilerini kaybetmelerini engelleyemediler.

Ankete göre, Trump’ın çekirdek tabanının bir parçası olan ve kendilerini MAGA olarak tanımlayan Hispanik Trump seçmenlerinin oranı, geçen Kasım ile bu Ekim arasında 19 puanlık bir düşüş gösterdi.

Bu seçmenlerin üçte ikisi ara seçimlerde hâlâ Cumhuriyetçilere oy verme niyetinde olsa da, Trump’ın gündemine duydukları memnuniyetsizlik açıkça ortada.

Anket, Hispanik Trump seçmenlerinin, Hispanik olmayan Trump seçmenlerine kıyasla son on yılda Demokratlara oy vermiş olma olasılığının daha yüksek olduğunu ve Trump yönetiminin toplu sınır dışı etme uygulamalarının fazla sert olduğunu düşündüklerini ortaya koydu.

Beyaz Saray’ın üst düzey yetkilisi Stephen Miller’ın öncülüğünü yaptığı Trump yönetiminin sert göçmenlik uygulamaları, ismini açıklamak istemeyen dört Kongre Cumhuriyetçisine göre, Hispaniklerin tepkisini tetikledi.

Bu durum, bir zamanlar Demokrat Kongre üyeleri Vicente Gonzalez ve Henry Cuellar’ı koltuklarından etmek için mükemmel fırsatlar gibi görünen fırsatlara zarar verirken, 2024 yılında başkanın 18 puan farkla kazandığı, yeniden çizilen bir seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Kongre üyesi Monica De La Cruz’u da tehlikeye attı.

Bir grup Hispanik Cumhuriyetçi Kongre üyesi, endişelerini doğrudan Johnson’a ve üst düzey Beyaz Saray yetkililerine iletmeye devam ediyor.

Ne var ki, isminin gizli tutulması şartıyla konuşan Teksaslı bir Cumhuriyetçi stratejist şöyle konuşuyor:

“Benzin fiyatı 3,30 dolar yerine 2,50 dolar olsaydı kendimi daha iyi hisseder miydim? Evet. Ama ICE amcasını gözaltına alırken birine durumun düzeldiğine ikna etmeyi denemekte bol şans.”

Uzun süredir Trump’ın müttefiki ve Arizona Cumhuriyetçi Partisi’nin eski başkanı Gina Swoboda, “Trump döneminde kurduğumuz koalisyon artık lanet olsun ki yok,” dedi.

Wisconsin’in eski Cumhuriyetçi valisi ve 2016 başkanlık adayı, şu anda muhafazakâr Young America’s Foundation’ın başkanlığını yürüten Scott Walker ise, “İki yıl önce, Trump ve diğer Cumhuriyetçiler, Biden ve Harris’ten bıkmış olan bu seçmenleri kendi lehlerine kullandılar; iki yıl sonra durum iki yıl öncesine göre daha az kötü olabilir fakat seçmenler hâlâ endişeli,” dedi.

Beyaz Saray sözcüsü Lauren Bis, Trump’ın Cumhuriyetçiler için seçim kampanyası yürütmek ve “radikal solcu Demokratlar” ile aradaki farkı vurgulamak amacıyla “ülkeyi boydan boya dolaştığını” söyledi.

Bis, “Başkan Trump, Cumhuriyetçi Parti için tartışmasız lider, en iyi elçi ve eşsiz bir motivasyon kaynağı,” diye ekledi.

Cumhuriyetçi Ulusal Komitesi sözcüsü Natalie Baldassarre ise yaptığı açıklamada, “Trump yönetiminin Amerikan halkına verdiği sözleri yerine getirdiğini” ve başkanın “bu başarıları duyurmak için ülkeyi baştan başa dolaştığını” belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’li teknoloji devlerinin gizli yapay zeka borcu 3,2 trilyon dolara yükseldi

Yayınlanma

ABD’li teknoloji devlerinin yapay zeka ile ilgili yükümlülüklerinden kaynaklanan bilanço dışı borçları hızla artmaya devam ediyor.

Bu borçlar altı ayda neredeyse iki katına çıkarak yaklaşık 3,2 trilyon dolara ulaştı. Yatırımcılar ise bitmek bilmeyen bu harcamalardan giderek daha fazla endişe duyuyor.

Nikkei Asia, Google’ın sahibi Alphabet, Microsoft, Amazon, Meta ve Oracle’ın en son finansal sonuç açıklamalarından ve tahminlerinden verileri derledi.

Teknoloji şirketleri, yapay zeka veri merkezlerini kurmak için tedarikçilerden çip setleri, sunucular ve elektrik tedarik ediyor.

Arz sıkıntısı nedeniyle erişimi güvence altına almak için genellikle birkaç yıllık sözleşmeler imzalıyorlar.

Bazıları ise kendi tesislerini kurmak yerine, bulut hizmeti sunan girişimlerden ekipman kiralıyor veya bilgi işlem kaynakları ayırıyor.

Henüz yerine getirilmemiş satın alma taahhütleri ve henüz başlamamış kiralama sözleşmeleri genellikle bilanço dışı kalemler olarak değerlendiriliyor.

Muhasebe kurallarına tam olarak uygun olsalar da, bunlar gelecekte muhasebeleştirilmesi muhtemel gizli borçlar olarak görülüyor.

Bu tür gizli borç, beş şirket genelinde yaklaşık 3,2 trilyon dolara ulaştı. Bunun yaklaşık %60’ı satın alma taahhütlerinden, %40’ı ise henüz başlamamış kiralama yükümlülüklerinden oluşuyor.

Toplam tutar şimdiden şirketlerin toplam varlıklarının yaklaşık %80’ine denk geliyor ve bu hız devam ederse yakında toplam varlıkları aşabilir.

30 Eylül itibarıyla en fazla gizli borca sahip olan şirket 1,05 trilyon dolarlık borçla Google. Bu rakam Mart sonuna kıyasla yaklaşık %160 daha yüksek.

Ne var ki, şirketin hesaplama metodolojisinin bir kısmını değiştirmiş olması nedeniyle doğrudan karşılaştırma yapmak zor.

Meta ikinci sırada yer alırken, onu Microsoft, Amazon ve Oracle izliyor.

Google, ana faaliyetlerinden elde ettiği gelirden daha fazla nakit akışını veri merkezlerine ve diğer sermaye harcamalarına yönlendiriyor.

Temmuz-Eylül çeyreğinde sermaye yatırımı kaynaklı nakit çıkışları 71,3 milyar dolara ulaştı.

İşletme nakit akışıyla birleştirildiğinde, bu hamleler yaklaşık 29 milyar dolarlık bir açık verdi ve bu, üst üste üçüncü çeyrekteki açığı işaret ediyor.

Şirket, güçlü talebi karşılamak için 2027’de harcamaları daha da artırmayı planlıyor.

Meta’nın bilanço dışı yükümlülükleri Eylül sonunda yaklaşık 810 milyar dolara ulaştı; bu rakam Mart sonuna göre %90 artış gösterdi.

Şirket, dış yatırımcı sermayesini kullanarak bilgi işlem kapasitesini artırıyor. Temmuz ayında, ABD’li yatırım şirketi BlackRock ile bir ortak girişim kurduğunu duyurdu ve veri merkezlerini kiralamak üzere bir anlaşma imzaladı.

Meta ayrıca Nisan ayında, ABD’li startup CoreWeave’den 2032 yılına kadar yaklaşık 21 milyar dolar değerinde bulut kapasitesi satın almayı kabul etti.

Bu şirketlerin gizli borçlarının bir kısmı, CoreWeave gibi girişimlerin kredi itibarını güçlendirmeye de hizmet etti.

Bilançoları daha zayıf olsa bile, bu şirketler teknoloji devleriyle yaptıkları sözleşmelerle desteklenen gelecekteki satışlara sahip oldukları için bankalardan ve yatırımcılardan finansman çekebiliyorlar.

Gelgelelim bu eşi görülmemiş altyapı yatırımı patlamasında artık değişim sinyalleri ortaya çıkıyor.

CoreWeave’in tahvil fiyatları Ekim ayında düşüş yaşadı ve bu durum, bazen “neocloud sağlayıcıları” olarak da adlandırılan, yapay zeka odaklı bulut girişimlerinin finansal sağlığı konusunda endişeleri artırdı.

Bu tür şirketlerin çoğunun bulut hizmetleri dışındaki gelir kaynakları sınırlı. Bu da, artan faiz oranlarının ek fon toplama sürecini zorlaştırması ve veri merkezlerine yönelik yatırımların devamını tehlikeye atması durumunda, bu şirketleri savunmasız bırakıyor.

Yatırımcıların endişeleri, kredi notu yüksek teknoloji şirketlerinin kendilerinin yapacağı devasa yapay zeka harcamaları konusunda da artıyor.

Geçen hafta açıklanan finansal sonuçların ardından, hem Alphabet hem de Amazon, 2027 ve sonrasında yatırımlarını genişletmeye devam etme planlarını ortaya koyduktan sonra hisseleri keskin bir düşüş yaşadı.

Beş şirket arasında en az gizli borcu olan Oracle, mali durumu konusunda özellikle ciddi endişelerle karşı karşıya. Şirketin hisseleri, yaklaşık bir yıl önceki zirve seviyesine kıyasla %60’ın üzerinde değer kaybetti.

Şirket, yatırımcıları rahatlatmak amacıyla, geçen hafta temel kazançlar ile sermaye harcamaları arasındaki dengeyi yansıtan serbest nakit akışını, Aralık 2027 ile Mayıs 2028 arasındaki dönemde pozitif seviyeye geri getireceğini açıkladı.

Günümüzün yapay zeka sektörü, teknoloji devleri, çip üreticileri, yapay zeka geliştiricileri ve yeni nesil bulut sağlayıcıları arasındaki uzun vadeli satın alma anlaşmaları ağı üzerine kurulu.

Yatırım, finansman ve garantiler birbirini pekiştirerek kredi itibarını artırıyor ve şirketlerin finansal piyasalardan büyük meblağlar toplamasına olanak tanıyor.

Fakat tüm bu kredi itibarı hâlâ birkaç teknoloji devine bağlı durumda. Yapay zeka yatırımları mevcut hızıyla devam ederse ve kârlar beklentileri karşılayamazsa, piyasanın bu şirketlere olan güveni sarsılabilir ve bunun yansımaları hem teknoloji sektörüne hem de daha geniş finansal sisteme yayılabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English